GÜNDEM
  • 16-07-2024

    Trakya Müzik Festivali, 1-4 Ağustos tarihleri arasında Saros Körfezi’nde gerçekleşecek.

    Farklı müzik türlerinden isimlerin sahne alacağı Trakya Müzik Festivali, sahne performansları ve eşsiz doğasıyla müzikseverlere farklı bir deneyim sunuyor. Festivalde; Duman, Cem Adrian, Manga, Hayko Cepkin, Taladro, Fatma Turgut, Güneş, Motive, Istanbul Arabesque Project, Mavi Gri, Madrigal, Skapova, Yeni Türkü ve daha pek çok sanatçı konser verecek.

    ​EDN Organizasyon ve Aziz Gül Organizasyon iştirakleri ile 1-4 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek Trakya Müzik Festivali’nin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1951
  • 16-07-2024

    Arik Levy’nin “The Beauty of the Other” başlıklı kişisel sergisi, 8 Eylül tarihine kadar PİLEVNELİ Yalıkavak’ta sanatseverlerle buluşacak.

    Arik Levy, daha önce “The Other” (2007) ve “Dependence / Independence” (2020) başlıklı sergilerinde mekân ve varoluş üzerine yaptığı araştırmaları “The Beauty of the Other” sergisinde de geliştirmeye devam ediyor. Yaratımın kontrol dışı bir süreç olduğunu vurgulayan multidisipliner sanatçı, yeni eserleriyle izleyicileri yüzeyin altını araştırmaya, “öteki /diğeri” kavramlarını estetik, sosyolojik ve bireysel açılardan yeniden düşünmeye davet ediyor. Sergideki 25 eserin yanı sıra galeri duvarlarında da Levy’nin duvar resimleri yer alıyor.

    Levy, “The Beauty of the Other” sergisiyle izleyicinin hem görsel açıdan etkileyici hem de entelektüel açıdan düşündürücü eserler yaratma yeteneğini yeniden keşfetmesini sağlıyor. Üretiminde yenilikçi malzeme ve formları kullanarak doğal dünyayla tasarımı, insan duygularıyla estetik algıyı birlikte harekete geçiren sanatçı, zengin biçimsel çeşitlemeleri kavramlarla buluşturuyor. Sanatsal ifadenin sonsuz olasılığını, bilinenle bilinmeyenin arasındaki etkileşimde bulunabilecek derin güzelliği ve hazzı yeniden hatırlatan Levy, bu hisleri kutlayarak doğaya, formlara ve çevremize kendi dönüştürücü merceğinden bakmamıza aracı oluyor. Sanatçı, olumlu, destekleyici ve büyüleyici bakış açılarıyla hem kendimizi hem de ötekini keşfetmemiz için geçitler ve kapılar açıyor. Malzemenin ham, doğal özünden yararlanırken, içsel enerjisini ve canlılığını ortaya çıkarmak için onu yontuyor, şekillendiriyor, kimi zaman parlatıyor, kimi zaman da kendi doğasına yakın şekilde bırakıyor. Tüm çekiciliğiyle bu evrim izleyiciyi, ötekinin kalıcı güzelliği ve gizeminin bir kanıtı olan yeni bir sanatsal yorumlama ve metafor yolculuğuna davet ediyor.

    Künye:
    1. Arik Levy, MicroRockFormationWood & Glass 55.1, 2023 Doğal meşe ağacından ahşap, sanatsal üfleme cam / Natural oakwood, mouth-blown artistic glass L43 x W30 x H55 cm (AL185)
    ​2. Arik Levy, MicroRockFormationSkinWood & Plaster, 2023, Ahşap, alçı sargıları / Wood, plaster bands, L45 x W22 x H65 cm (AL363)

    0
    0
    1389
  • 16-07-2024

    Japon folklor araştırmalarının öncü ismi Kunio Yanagita’nın Japonya’nın dört bir yanından topladığı halk masallarını bir araya getirdiği kitabı Japon Masalları: Ejder Sarayı’nın Çanı, Peren Ercan’ın çevirisiyle Ketebe Yayınları’ndan çıktı.

    Japon Masalları, okura her zaman umut vadetmez, karşısına ne çıkaracağı belli değildir ve bir anda ruhlar ya da şeytanlar sarar etrafını. Bu masallar aracılığıyla Yanagita; duyguların, psikolojinin, inancın, ritüellerin, mitolojinin Japon kültür ve edebiyatındaki yansımasını gösteriyor.

    Japon Masalları: Ejder Sarayı’nın Çanı, canavarlar, şekil değiştiren tilkiler, cadılar, keşişler, kılıç ustaları, prensesler ve hayaletlerle dolu cümbüşlü bir dünyanın kapısını aralıyor.

    0
    0
    1372
  • 15-07-2024

    Bilsart, Kıymet Daştan’ın “Moleküler: Asbest ve Ateş” başlıklı sergisini 17-27 Temmuz tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    Küratörlüğünü Uras Kızıl’ın yaptığı “Moleküler: Asbest ve Ateş” sergisi, ilk gösterimini Ozan Atalan’ın asbest temasıyla gerçekleştirmesinin ardından, ikinci gösterimini Kıymet Daştan’ın ateş teması ile ziyaretçilere sunuyor.

    “Kıymet Daştan’ın The Pleasure of Memory Burn adlı video yerleştirmesi 2020’de Pera Müzesi’nde Elana Sorokina küratörlüğünde gerçekleşen Kristal Berraklığı sergisinde gösterilen Yanık Bellek [Memory Burn] video çalışmasına dayanır. The Pleasure of Memory Burn, Yanık Bellek’in Bilsart’ın sergi mekânına özgü olarak yeniden ele alınmış bir versiyonu. Yanık Bellek’te görülen, optik disklerin ısıyla birlikte gerçekleşen mevcut formundaki deformasyonlara bağlı süreçsel değişimler, The Pleasure of Memory Burn için de geçerlidir. Fakat, Yanık Bellek’ten farklı olarak, burada imge aktarmak için projeksiyon makinesi ekranların yerini alır. Projeksiyon, 9 ayrı optik diskin ısıya maruz kalması sonucu geçirdiği dönüşümün tanıklığını mekânın ortasına yerleştirilen optik disk şeklindeki yuvarlak formlara yansıtır. Mekanik bir göz olan projeksiyon makinesinin yansıtma neliğini optik diskten alması aralarında gerçekleşen konumsal yer değiştirmeye delalettir.

    Optik disklerin malzeme olarak kullanımı Daştan’ın 2019 yılında Beriut Ashkal Alwan’da katıldığı sanatçı konuk programına uzanır. Daştan, günümüzde kullanım değerini yitiren optik disklerin araçsallık dışında geriye kalan değer bağlamını sorgular. Daştan’ın maddenin canlılığına yaptığı gönderme, petrolden sanal bilgi taşıyan optik disklere oradan da taşlara evrilen süreçte şeylerin yapıntı nesneler hâlini alarak günümüzde edindiği yeni anlamına işaret eder.

    Optik disklerin araçsallık değerini yitirmesi, yani bozulması ona insan ölçeğinde görünürlük kazandırır. Şeyler, ancak araçsallık neliğini yitirmesi koşuluyla –paradoksal bir tavırla- ilgi alanımıza girmeye başlar.

    Optik diskler, pürüzsüz ve aynavari formu itibariyle ses, video, fotoğraf, belge ve benzeri verileri depolama ve saklama gibi araçsal faaliyetlerinin dışına çıkması durumunda alternatif kullanım amaçlarına hizmet etmeye başlar. Bu durum, kimi zaman, tarlayı kuşlardan korumakla yükümlü bir korkuluğa evrilerek, kimi zaman arabaların aynasına dekoratif amaçlar için asılması, kimi zaman ise ısı yalıtımı sağlamak veya radar sinyallerinden kurtulmak için kullanılması şeklinde gerçekleşir. Optik disklerin güneş ışınlarını yansıtan parlak yüzeyleri potansiyel materyalitesini imler. Optik disk ilksel amacını kaybetse de değer bağlamını yitirmez.”
    Uras Kızıl

    0
    0
    1293
  • 15-07-2024

    Bella Habip’in 2018-2023 yılları arasında seminer, konferans, makale, panel vb. vesilelerle kaleme aldığı metinlerden oluşan bir derleme olan “Psikanalitik İncelemeler” – Resim Sanatı, Edebiyat, Sinema Analizi ve Toplumsalın Klinikteki İzdüşümleri, Yapı Kredi Yayınları’nın “Cogito” başlığı altında çıktı.

    Kitap; psikanalizin klinik bakış açısından yaklaşan 14 makale, “Sanat ve Edebiyat” ve “Toplumsalın Klinikteki İzdüşümleri” adlı iki bölümde toplandı. Habip bu kitaptaki makalelerde Freud’un ve Freud sonrası psikanalistlerin psikanaliz kavramlarını çalıştırarak onları klinikte nasıl canlı tuttuğunu gözler önüne seriyor.

    ​Bilinçdışının işleyişini ve yaşamın farklı alanlarındaki çeşitli tezahürlerini ele alan bu metinler klinik bakış açısının sadece hasta başında ya da bir psikanaliz seansında geçerli olmadığını, sanatta, edebiyatta, gündelik hayatta ve toplumsal hayatta da anlam kazandığını göstermeyi hedefliyor.

    0
    0
    1284
  • 14-07-2024

    The Batman serisinin anti-kahramanlarından biri olan The Penguin’in hikâyesini anlatan HBO orijinal yapımı The Penguin dizisi, eylül ayında BluTV’de izleyicilerle buluşacak.

    The Batman evreninde geçen spin-off dizisi The Penguin’in başrolünde Colin Ferrall yer alıyor. Ferrall’ın filmde canlandırdığı ikonik karaktere farklı bir bakış açısı getirdiği dizi, Oz Cobb’un yani nam-ı diğer The Penguin’in yeraltı suç dünyasındaki yükselişini anlatıyor. Sekiz bölümden oluşan dizinin yürütücü yapımcılığını Matt Reeves, Dylan Clark, Colin Farrell, yazar ve showrunner olarak görev yapan Lauren LeFranc, ilk üç bölümü yöneten Craig Zobel ve Bill Carraro üstleniyor.

    ​Warner Bros. Television ve DC Studios tarafından hazırlanan dizinin oyuncu kadrosunda; Colin Farrell (Oz Cobb), Cristin Milioti (Sofia Falcone), Rhenzy Feliz (Victor Aguilar), Michael Kelly (Johnny Viti), Shohreh Aghdashloo (Nadia Maroni), Deirdre O'Connell (Francis Cobb), Clancy Brown (Salvatore Maroni), James Madio (Milos Grapa), Scott Cohen (Luca Falcone), Michael Zegen (Alberto Falcone), Carmen Ejogo (Eve Karlo) ve Theo Rossi (Dr. Julian Rush) yer alıyor.

    0
    0
    3477
  • 14-07-2024

    Venedik Bienali Uluslararası Mimarlık Sergisi’nin 19’uncu edisyonu 10 Mayıs-23 Kasım 2025 tarihleri arasında gerçekleşecek. Bienaldeki Türkiye Pavyonu’nun koordinasyonunu üstlenen İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), sergide yer alacak projeyi belirlemek amacıyla iki aşamalı bir açık çağrı yapıyor.

    Venedik Bienali Uluslararası Mimarlık Sergisi’ndeki Türkiye Pavyonu, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla ve T.C. Dışişleri Bakanlığı himayesinde, Schüco Türkiye ve VitrA’nın eş sponsorluğunda gerçekleştiriliyor. Türkiye Pavyonu için yapılacak başvurularda ilk aşama için sunulacak önerilerin mimarlık alanındaki güncel sorunları yeni fikir ve kavramlar üzerinden yerel, bölgesel ve küresel boyutlarda tartışmaya açabilen, mimarlık kavramlarını disiplinlerarası ve/veya disiplinlerüstü yaklaşımlarla irdeleyen, alışılagelen anlatıların dışına çıkabilen, tutarlı bir küratoryal anlatı sunması bekleniyor. Ayrıca projenin güçlü bir görsel anlatımı olmasının yanı sıra temanın anlaşılır ve erişilebilir olması da önem taşıyor. İçinde Türkiye’den bir ekip liderinin yer aldığı çokuluslu ekipler de başvuru yapabiliyor. Serginin kavramsal çerçevesinin 19. Uluslararası Mimarlık Sergisi’nin teması ile uyumlu olması bekleniyor.

    Venedik Bienali Uluslararası Mimarlık Sergisi’nde altıncı kez yer alacak Türkiye Pavyonu için yapılan çağrının ilk aşamasında, başvuracak adayların sergi teması ve proje önerileri, sergi tasarımı ve mekânsal kurgu, ekip yapısı ve çalışma prensiplerini açıklayan belgelerin yanı sıra başvuru sahibi ya da sahiplerinin özgeçmişlerini ve portfolyolarını sunması gerekiyor. Seçici kurulun ikinci aşamaya geçmek üzere belirleyeceği üç projenin ekiplerinden ise takvim, çalışma yöntemi, basılı malzeme ve bütçe gibi konularla ilgili ayrıntılı bilgi sunmaları istenecek. İki aşamalı süreç sonunda seçilecek başvuru sahiplerinin sergiyle ilişkili tüm küratoryal sorumlulukları üstlenmesi ve sergiyi seçici kurul ve İKSV ekibi ile koordinasyon hâlinde geliştirmesi bekleniyor. Başvurular için çevrim içi forma ek olarak küratoryal öneriyi açık şekilde ifade eden bir metnin (en çok 5.000 karakter) ve gerekli diğer tüm belgelerin 11 Eylül 2024, 18.00’e kadar İngilizce olarak ve PDF formatında yüklenmesi gerekiyor.

    ​Başvuru ve seçim süreci hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    Fotoğraf: Andrea Avezzù

    0
    0
    1592
  • 14-07-2024

    Rebecca Solnit’in George Orwell’in 1936’da diktiği güllerin hikâyesinden yola çıkarak onun hayatının gözden kaçan yönlerini irdelediği kitabı Orwell’in Gülleri, S. Melis Baysal’ın çevirisiyle Minotor Kitap’tan çıktı.

    Solnit; Orwell'in yeryüzünden, havadan, nergislerden, kirpilerden, güllerden ve bahçıvanlıktan büyük keyif alabildiğini ve bu keyfin onun siyasi vizyonuna içkin olduğunu göstermeye çalışıyor. Orwell’i anlatırken, İngiltere’nin kömür madenlerinden İspanya İç Savaşı’na, Kolombiya’nın gül fabrikalarından yalanlar ve otoriteryanizm arasındaki ilişkileri analiz etmeye uzanan bir yolculuğa çıkarıyor okuru bu kitap.

    “Yazarın biri 1936 baharında gül dikmişti … Bu güllerle ilgili yazıyı okuyalı otuz yıldan fazla olmuştu ama üzerine pek düşünmemiştim. Hepsi birer güldü, o kadar. Halbuki şimdi, uzun süre önce kabullendiğim, o bilinen Orwell ile ilgili yargılarımı ortadan kaldırıyor, daha derine ineyim diye aklımı çeliyorlardı. Orwell kimdi, biz kimdik, ölçülebilir somut bir sonucu olmayan keyif, güzellik ve zaman kavramları; adalet, hakikat, insan hakları ve dünyayı değiştirmek gibi meseleleri önemseyen birinin veya belki de herkesin hayatında nasıl da aynı şekilde yer ediyordu, bunları sorgulatıyorlardı.”

    0
    0
    1226
  • 13-07-2024

    Garanti BBVA tarafından kurulan Salt, 1950’lerden günümüze Türkiye’de sanat tarihi araştırmaları kapsamında küratör ve yazar Fulya Erdemci’nin (1962-2022) arşivinin dijitalleştirme ve kataloglama çalışmalarına başladı.

    Fulya Erdemci’nin ailesiyle başlatılan iş birliği sonucu Salt’a devredilen arşiv, Erdemci’nin 1990’lardan 2022’deki vefatına kadarki süreçte gerçekleştirdiği sergilere dair belge ve fotoğraflar ile yazılarını bir araya getiriyor. Arşiv ve araştırma projesi, 13. İstanbul Bienali ile Cappadox Festivali’ndeki sergilerde Erdemci’yle birlikte çalışan Kevser Güler’in danışmanlığında yürütülüyor. Arşiv, önümüzdeki yıl çevrim içi erişime açılacak.

    Fulya Erdemci, yürüttüğü proje ve araştırmalarda kamusal alanda sanat konusuna odaklandı. Küratörlüğünü yaptığı pek çok uluslararası sergi ve programda, farklı toplulukların bir arada var olma biçimlerini, ortak hareket imkânlarını ve hayal gücünün toplumsal olanaklarını irdeledi. Kamuya açık kentsel ve kırsal alanlarda mekân ile güncel bağlama duyarlı sergiler kurgularken, güçlü ve eleştirel bir perspektifin yanı sıra hassas ve şiirsel bir anlayışı koruma prensibini benimsedi.

    Salt, Fulya Erdemci Arşivi’nin tasnif sürecinin ardından araştırma çerçevesini Erdemci’nin projelerinde odaklandığı kamusal alanda sanat etrafında genişletmeyi planlıyor. Kamu programları aracılığıyla tartışmaya açılacak araştırma kapsamında Erdemci’nin yazılarını bir araya getiren bir yayın da hazırlanacak. Salt Araştırma Sanat Arşivi, Yazıcı Ailesi, Refik Anadol, Hande Bozdoğan ve Murat Çağlar tarafından destekleniyor.

    2002 ve 2005 yıllarında kentin sokaklarına yayılan “İstanbul Yaya Sergileri”ni düzenleyen Erdemci, aralarında “Modern ve Ötesi” (Semra Germaner, Orhan Koçak ve Zeynep Rona ile birlikte, Santralistanbul, 2007), SCAPE Kamusal Alanda Sanat Bienali (Danae Mossman ile birlikte, Yeni Zelanda, 2008), 54. Uluslararası Venedik Bienali Türkiye Pavyonu (2011) ile 13. İstanbul Bienali’nin (2013) de bulunduğu sergi ve bienallerin küratörlüğünü yaptı. 2015-2018 yıllarında Kapadokya’da düzenlenen Cappadox Festivali Çağdaş Sanat Programı’nın küratörlüğünü yürüttü. Program kapsamında “Kapadokya Çarpması”, “Gelin Bahçemizi Ekelim”, “Dünyadan Çıkış Yolları” ve “Sessizlik” sergilerini gerçekleştirdi. Direktörlüğünü yaptığı KØS Museum of Art in Public Spaces’da “Hummings” (Ulrikke Neergaard ile birlikte, Danimarka, 2021) sergisini düzenledi. Erdemci, küratörlüğünün yanı sıra Türkiye’de ve yurt dışında pek çok kurumda yöneticilik ve danışmanlık yaptı. 1993-2000 yıllarında İstanbul Bienali’nin; 2003-2004’te Proje4L Güncel Sanat Müzesi’nin direktörlüğünü üstlendi. 2004-2005’te İstanbul Modern’de geçici sergilerin küratörlüğünü yürüttü. 2008-2012 yıllarında Amsterdam'daki SKOR Foundation for Art and Public Domain’in direktörlüğünü yapan Erdemci, 2020’de Danimarka’daki KØS Museum of Art in Public Spaces’da küratör olarak göreve başladı. Aralarında Urbane Künste Ruhr (Almanya) ile MAXXI’nin (İtalya) de bulunduğu birçok uluslararası sanat kurumunda danışmanlık yaptı. Berlin Bienali, Sonsbeek International, “The International Award for Excellence in Public Art” [Uluslararası Kamusal Sanatta Mükemmellik Ödülü] gibi etkinliklerin seçici kurulunda yer aldı. Bilkent Üniversitesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi ve İstanbul Kadir Has Üniversitesi’nde dersler verdi. Yerel ve uluslararası pek çok dergi ve yayına yazılarıyla katkıda bulunan Erdemci, çeşitli kitapların editörlüğünü yaptı.

    Künye:
    1. Fulya Erdemci, 2012 Fotoğraf: Manuel Çıtak
    2. Fulya Erdemci, Cappadox Festivali, Kapadokya, 2015
    ​3. Fulya Erdemci, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde ders verdiği dönemden, takribî 2001-2007

    0
    0
    1277
  • 12-07-2024

    Geçtiğimiz günlerde (10 Temmuz) prömiyerini yapan, ENKA Sanat’ın yapım sponsorluğunu üstlendiği Işıl Kasapoğlu belgeseli Anlatmadan Yapamam, ikinci gösterimini 4 Eylül Çarşamba akşamı saat 21.15’te ENKA Açık Hava Tiyatrosu’nda yapacak.

    ENKA Sanat’ın yapım sponsoru olduğu, yapımcılığını Porte Film’in, yönetmenliğini Selçuk Metin’in, proje danışmanlığını Serkan Keskin’in, görüntü yönetmenliğini Emre Okur’un üstlendiği Anlatmadan Yapamam, tiyatromuzun en önemli rejisörlerinden Işıl Kasapoğlu’nun sanat hayatını mercek altına alıyor. Işıl Kasapoğlu’nun tiyatroyla tanıştığı ilk günden bugüne dopdolu geçen sanat hayatını ve özel hayatından kesitleri içeren, ENKA Sanat’ın girişimi ve yapım sponsorluğunda hazırlanan Anlatmadan Yapamam, 10 Temmuz akşamı ENKA Açık Hava Tiyatrosu’nda gerçekleşen ilk gösterimiyle izleyicilerle buluştu. Kasapoğlu’nun hayatında önemli yer tutan İstanbul, İzmit, Ankara, Diyarbakır, İzmir ve Marmaris’te çekilen belgeselde, Bülent Emin Yarar, Burhanettin Ünlü, Hakan Dündar, İzzettin Biçer, Sarp Aydınoğlu, Selçuk Yöntem, Serkan Keskin, Tansu Biçer, Tilbe Saran, Tülay Günal, Uğur Çınar, Zeynep Avcı ile yapılmış röportajlar da yer alıyor.

    ENKA Sanat Direktörü Gül Mimaroğlu gösterim öncesinde şunları söyledi: “41. yıldır kendi mekânlarımızda farklı disiplinlerden pek çok etkinlik ağırladık; gençlere alan açtık, burslarımız ile fırsat tanıdık; sponsorluklarla iş birliklerimizi kuvvetlendirdik. Belgeseller ile de eğitici ve kalıcı eser bırakmak istedik.”

    ENKA Sanat Koordinatörü Murat Ovalı ise şunları söyledi: “Galatasaray Lisesi’nden bugüne, tiyatrolar kuran, yönetmenlik yapan, oyuncular yetiştiren, yüzlerce yazar, oyuncu, müzisyen, tasarımcı ile birlikte öyküler anlatan Işıl Kasapoğlu’nu kendisinden dinleyelim.”

    Yönetmen Selçuk Metin, belgesel hakkında şunları dile getirdi: “Belgesel ile ilgili çalışmalarımızın ilk anından itibaren Işıl Hoca ‘Bu yapımda beni anlatmanızı istemiyorum. Bu belgeseli izleyen genç bir oyuncunun, belgeseli izledikten sonra tiyatro hakkında bir fikri olsun’ demişti. Biz de bunu yapmaya çalıştık.”

    ​4 Eylül Çarşamba akşamı saat 21.15’te ENKA Açık Hava Tiyatrosu’nda gösterilecek Anlatmadan Yapamam belgeselinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1413
DAHA FAZLA
Geldanlage