
Sabancı Vakfı’nın ana destekçisi olduğu MÜZEDE SAHNE, bu yıl “Gözler Duyar Kulaklar Görür” temasıyla 22-25 Ağustos 2024 tarihleri arasında Sakıp Sabancı Müzesi’nde gerçekleştirilecek.
Ayşe Draz’ın sanat yönetmenliğinde, MÜZEDE SAHNE bu sene özellikle işitsel algıyı ön plana çıkaran işlerden oluşan programında farklı disiplinleri bir araya getirerek, seyircilerin çeşitli duyularına hitap edecek.
MÜZEDE SAHNE bu yıl da birbirinden özel yapımları sahnesine taşıyacak. Bana Kimse Ne Olduğunu Anlatmadı oyununda bir müzede güvenlik görevlisini canlandırdığı Dave rolüyle 2016 yılında Afife Tiyatro Ödülleri'nde “Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu” ödülünü kazanan İbrahim Selim, sanatın erişilmezliği ve modern hayatla olan ironik ilişkisini işleyen ve yıllardır kapalı gişe oynayan bu oyunu sahneleyecek. Başrollerinde Şerif Erol ve Özlem Zeynep Dinsel’in yer aldığı, son dönemin dünya çapında en önemli oyunu olarak görülen, doğru ve yanlışın, gerçekte olan veya olmayanın, anıların ve travmaların karıştığı kaygan bir zeminde, gerçekliğin doğasına dair soruları ele alan Baba; Rumlar ve Türklerin bir arada yaşadığı bir adada geçen Mahallemiz Eşrafından; birbirleriyle sürekli karşılaşan, geçişen, çarpışan, ama birbirlerini gerçek anlamda hiçbir zaman görmeyen iki kişinin kâh rahatsız edici bir kakofoni, kâh büyüleyici bir sükunet, kâh bir gürültü yumağı, kâh bir müzik olarak algılanan performansı Geçen Gün, hakikati savunmanın hem zorlaştığı hem de elzem olduğu bir çağda insan olmanın gerekliliklerinin sorgulandığı Parrhesia 2 ve İstanbul'da yaşayan sanatçıların profesyonel ve özel hayatlarının kesişimine mizahi bir dille odaklanan AMA oyunları yer alıyor. Sessiz Disko dans etkinliği, Serkan Aka’nın etkileşimli ses yerleştirmesi, ATTA’nın bebeklere ve çocuklara yönelik zengin ve katılımcı oyunları, çocuklar ve yetişkinler için sound painting atölyeleri ses tasarımcısı ve araştırmacı Dr. Oğuz Öner’in mekâna özgü ses meditasyonu, ses yürüyüşü ve ses haritalama egzersizleri de MÜZEDE SAHNE’de izleyicilerle buluşacak.
22-25 Ağustos‘ta Sakıp Sabancı Müzesi’nde gerçekleşecek MÜZEDE SAHNE’nin biletleri, biletinial üzerinden temin edilebilir.
Amerikalı şarkıcı ve söz yazarı Nika Roza Danilova’nın art pop projesi Zola Jesus, Garanti BBVA Konserleri kapsamında 25 Eylül Çarşamba gecesi Blind’da müzikseverlerle buluşacak.
2009’dan beri Zola Jesus adıyla müzik yapan şarkıcı, söz yazarı ve yapımcı Nika Roza Danilova, 10 yaşında operalarda sahneye çıkmaya başladı. 20’li yaşlarına girerken kendini rock tınılarına daha yakın bulmaya başlayan sanatçı, Jesus Christ ve Emile Zola’nın isimlerini birleştirerek mahlasını seçti. Zola Jesus; endüstriyel, klasik müzik, elektronik müzik, gotik ve deneysel rock temalarını birleştirdiği farklı müziği ve duruşuyla büyük bir dinleyici kitlesine ulaştı.
Danilova, dünyanın dört bir yanındaki festival sahnelerinde düzenli olarak yer almaya ve New York’taki Solomon R. Guggenheim Müzesi’nde özel bir performans sergilemeye başladı. Son olarak 2022 yılında Arkhon albümünü yayımlayan Zola Jesus; Kate Bush, Lisa Gerrard, Elizabeth Fraser gibi isimlerin varisi olarak anılıyor.
25 Eylül Çarşamba saat 23.00’te Blind’da gerçekleşecek Zola Jesus konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Barış Göktürk ve Nazlı Gürlek Hodder’in üretimlerinden oluşan “NE BİR TÖZ NE BİR YÜZEY: Beden’e dair İki Pozisyon” başlıklı sergi, 12 Eylül-25 Ekim tarihleri arasında Kasa Galeri’de sanatseverlerle buluşacak.
Küratörlüğünü Derya Yücel’in üstlendiği “NE BİR TÖZ NE BİR YÜZEY: Beden’e dair İki Pozisyon” başlıklı sergi, zihin ve bedeni birbiriyle etkileşimli iki farklı öze/işleve indirgemeden, bedeni çok katmanlı bir ifade ve deneyim alanı olarak iki ayrı perspektiften ele alan Barış Göktürk ve Nazlı Gürlek Hodder’in üretimleri ile bedenin mevcudiyetine ve bilgisine odaklanıyor. Kasa Galeri, sergide Barış Göktürk ve Nazlı Gürlek Hodder’in birbirleriyle kimi yerde ayrılan kimi yerde sarmalanan, kimi zaman uzlaşan kimi zaman çarpışan bağlar kuran üretimleri için birleştirici bir gövde hâline geliyor. Sergide ideolojik, politik, ekolojik ve spiritüel bağlamlarda radikal bir arada varoluşun, iş birliğinin ve iç içe geçmenin şimdi ve gelecekte ne anlama gelebileceğini sorgulayan küratör Derya Yücel, bunun ancak melezleşmiş bir bilinçle/bedenle tahayyül edilebileceğinin altını çiziyor.
Kolektif bilinçdışının evrensel ögelerini içeren, insanlığın bilgi ve deneyimlerini barındıran arketiplerle çalışan Nazlı Gürlek Hodder, kaynağını doğa ile bedenin birliği üzerinden alan ritüelistik kurgular üretiyor. Sanatçı, kadim bedensel bilgiyi, fiziksel beden üzerinde gerçekleştirdiği farkındalık içeren ve sinir sistemini rahatlatıcı çalışmalar ile bir araya getirerek oluşturduğu çalışma metoduyla, sanatsal üretimi yaşamın bütünleyici, düzenleyici, şifa verici bir parçası olarak kurguluyor. İktidarın belirlediği ve biçimlediği beden ile bireyin bedeni arasındaki çok katmanlı ilişkiye odaklanan Barış Göktürk’ün üretimleri, insanın varlığının ve bedeninin otorite tarafından maksimumda zorlandığı bir dünyada güncel ve tarihsel olaylara dair politik bir tetikleyici olarak ortaya çıkıyor. Bedenimizin politika, coğrafya, ekoloji ve teknolojiye uyum sağlamakla ona başkaldırmak arasında kaldığı, hatta paralize olduğuna vurgu yapan sanatçının bu sergi için ürettiği site-spesific yerleştirmesi, yaşam ve ölüm döngüsünü mekânın hafızası ile ilişkilendiriyor, yalnızca bedenimize değil bilincimizin derinliklerine nüfuz eden kökenlerimizle olan hareketli ve göçebe bağlara işaret ediyor.
Künye:
1. Barış Göktürk
2. Nazlı Gürlek Hodder
“Yeni Arjantin Anlatısı” akımının temsilcilerinden Mariana Enriquez’in ölümcül bir estetiği halk söylenceleriyle, pop kültürünü şehir sapkınlıklarıyla kaynaştırdığı on iki öyküsünden oluşan kitabı Yatakta Sigara İçmenin Zararları, Züleyha Yılmaz’ın çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.
Nick Cave, Patti Smith gibi müzisyenlerden etkilenen sıkı bir punk olan Enriquez; Cortázar, Borges ve Silvino Campo gibi Arjantinli yazarların geleneğinden geliyor. Gotik ve ürpertici yapıtlarıyla tanınan yazar, terör yılları ve kayıplarıyla Arjantin toplumunun sıkıntılarına da duyarlı bir anlatıcı.
İlk öykü kitabı Yatakta Sigara İçmenin Zararları’nda isyankâr gençler, doyumsuz kadınlar, tanıdık cadılar, sessiz hayaletlerle dolu hikâyelerindeki gerçekçi büyülü atmosferleriyle okuru içine çekiyor.
“Mariana Enriquez’in o güzel, ürpertici dünyası, Yatakta Sigara İçmenin Zararları’nda görüldüğü kadarıyla, bütün o rahatsız edici ergenleri, hayaletleri, çürüyen hortlakları, günümüz Arjantin’inin o hüzünlü ve öfkeli evsizleriyle, uzun zamandan beri kurgu alanında yaptığım en heyecan verici keşif.”- Kazuo Ishiguro
23-29 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek 31. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin Onur Ödülleri Demet Akbağ’a ve Uğur Polat’a verilecek.
Adana Büyükşehir Belediyesi ve Festival Onursal Başkanı Zeydan Karalar’ın ve Festival Yürütme Kurulu’nun kararıyla belirlenen Onur Ödülleri bu yıl, 26 Eylül Perşembe akşamı düzenlenecek özel bir gecede sahiplerine takdim edilecek. Sinemaya verdikleri emeğin yanı sıra başarılarını onurlandırmak adına sunulan ödüller, 40 yılı aşkın süren oyunculuk kariyerinde sinemamızın unutulmaz güçlü kadın karakterlerine hayat vermiş oyuncu Demet Akbağ’a ve klasikleşmiş birçok filmdeki oyunculuğuyla hafızalara kazınmış aktör Uğur Polat’a verilecek.
Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin yarışma başvuruları ise 16 Ağustos Cuma gününe dek devam ediyor. Festivalin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması bu yıl da merakla beklenen filmleri Adana’da ilk kez seyirciyle buluştururken, yılın en iyi belgesellerini bir araya getirecek Ulusal Belgesel Film Yarışması da başvurularını bekliyor. Uluslararası Kısa Film Yarışması’nda ise Adana Kısa Film Yarışması ve Öğrenci Kısa Film Yarışması kategorilerinde başvurular devam ediyor.
Festivalin bu yıl ilkini düzenlediği Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarışması için başvurular 20 Ağustos Salı gününe kadar devam ediyor. Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Muzaffer İzgü gibi usta yazarların doğduğu topraklara saygı duruşunda bulunacak yarışma, edebiyatımızın önemli eserlerinin sinemaya uyarlanmasını teşvik ederek, yapımcı ve yaratıcıların yeni filmler üretmesine maddi ve manevi katkı sunmayı amaçlıyor.
23-29 Eylül 2024 tarihleri arasında Adana Büyükşehir Belediyesi ve Festival Onursal Başkanı Zeydan Karalar’ın başkanlığında düzenlenecek 31. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin Menderes Samancılar’ın başkanlığındaki Yürütme Kurulu Üyeleri Nebil Özgentürk, İsmail Timuçin, Hüseyin Orhan, Gökhan Mutlay ve Mahmut Göğebakan’dan oluşuyor. Festival Yürütme Kurulu kararı ile bu yıl sanat yönetmenliğini Mehmet Açar üstlenirken, program direktörlüğünü de Esin Küçüktepepınar yürütecek.
31. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin ile ilgili ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Heykel sanatçısı Gözde Aylis Çiçek’in “Ege’ye Dair” başlıklı kişisel sergisi, ağustos sonuna kadar Bodrum 184 Dereköy’de sanatseverlerle buluşuyor.
Gözde Aylis Çiçek’in deniz temalı seramik heykelleri Ege’nin hikâyelerinden ilham alıyor. Sanatçının bir balıkçının çocuklarını, yüzme konusunda temkinli bir çocuğu, yüzerken gösterişinden taviz vermeyen bir kızı ve bir su topu sporcusunu hayal ederek hayat verdiği heykeller, tevazu ve alçak gönüllüğü temsil ediyor.
Gözde Aylis Çiçek eserleri hakkında şunları söylüyor: “İnsan ve doğa ilişkisi beni derinden besliyor. Eserlerimde genellikle utangaç, mahcup, duygusal, huzur dolu, tevekkül bir duruşla, göz teması kurmayan ifadelere yer veriyorum.”
Adres: Dereköy, No:184 Bodrum/Muğla
Dino Buzzati’nin masalsı ve gizemli dünyasına bir bakış niteliği taşıyan, 1958’de derlediği öykü kitabı Altmış Öykü, Esma Fethiye Güçlü’nün İtalyanca aslından çevirisiyle Timaş Yayınları’ndan çıktı.
Italo Calvino’nun “zamana en iyi dayanmış yazarlarımızdan biri” olarak nitelendirdiği, yirminci yüzyıl edebiyatının en iyi isimlerinden olan Dino Buzzati’nin bu öyküleri okura yaşamın manasını düşündürüyor.
Gündelik hayatın birer yansıması olan bu öykülerde olay örgüsü aniden canlanır, atmosfer gerçeküstü bir hal alır ve şaşırtıcı olaylar gerçekleşir. Bu şiirsel anlatımın ardında yazar her öyküde farklı bir insanlık haline odaklanır; varoluşun gizemi, insanın kader karşısındaki huzursuzluğu, ölüm, yalnızlık, hastalık gibi motifleri karanlık ormanlarla, ıssız dağlarla, bilinmez şehirlerle buluşturur.
Kanadalı müzisyen Charlotte Cardin, “99 Nights Tour” kapsamında Charm Music Türkiye organizasyonuyla 21 Kasım Perşembe akşamı Volkswagen Arena’da, 22 Kasım Cuma akşamı ise Jolly Joker Ankara’da sahne alacak.
Şarkılarının çoğunda kendi imzası bulunan Charlotte Cardin, soul-pop, indie electronica, R&B, caz türlerini harmanlıyor. İlk albümü Phoenix ile dinleyicilerden övgü toplayan Cardin, 2022 JUNO Ödülleri’nde Yılın Albümü ve Yılın Pop Albümü gibi ödülleri kazandı. Şimdi ise yeni albümü 99 Nights ile dünyayı dolaşarak hayranlarıyla buluşuyor. Müzisyenin, kendini keşfin, büyümenin ve güçlenmenin bir kanıtı olarak tanımladığı 99 Nights albümü Cardin’in hayatındaki yeni bir dönemi temsil ediyor.
Charlotte Cardin konserlerinin biletlerine Biletino ve Passo üzerinden ulaşabilirsiniz.
Zilberman, bu sene 13. edisyonu gerçekleştirdiği “Genç Yeni Farklı” sergisini 30 Ağustos tarihine kadar Zilberman Selected’da sanatseverlerle buluşturuyor.
Zilberman, ana sergilerinin yanında yürüttüğü projelerden biri olan “Genç Yeni Farklı”yı açık çağrı yoluyla genç sanatçılara yönelik olarak düzenliyor. Her yıl farklı ve bağımsız bir jüri tarafından değerlendirilen “Genç Yeni Farklı”nın bu yılki seçici kurulunda; Kulturakademie Tarabya sanat direktörü Lena Alpozan, küratör Melike Bayık, koleksiyoner Latife Bayraktar, sanatçı Neriman Polat ve galeriyi temsilen Gizem Demirçelik yer aldı.
“Genç Yeni Farklı 2024”te Nazif Can Akçalı, Ece Bal, Zeynep Baloğlu, Fatmanur Bostancı, Ekin Kemal Düz, Sude Erkoyuncu, Ramazan Ertuğrul, Yekateryna Grygorenko, Abdullah Güler, Ece Haskan, Emre Keskin, Ahmet Kıran, İmelda Kuyumcu ve Lale Yılmaz’ın çalışmaları izleyicinin karşısına çıkıyor.
Adres: İstiklal Mah. Piyalepaşa Bulvarı No: 32C Beyoğlu / Istanbul
Künye: "Genç Yeni Farklı" İstanbul 2024, © Kayhan Kaygusuz, Zilberman'ın izniyle
Varoluşçular Kahvesi ve Nasıl Yaşanır kitaplarının yazarı Sarah Bakewell’in okurunu 700 yıllık bir yolculuğa çıkardığı ve dünyamızı şekillendiren hümanistlerin yaşamları ve fikirleriyle tanıştırdığı Hümanistler: Özgür Düşünme, Sorgulama ve Umudun 700 Yıllık Tarihi, Gökçe Çakmak’ın çevirisiyle Domingo Yayınları’ndan çıktı.
Bakewell; Rönesans âlimlerinden insan hakları savunucularına, Erasmus’tan Zora Neale Hurston’a, hümanizmin en karanlık zamanlarda bile umut aşılama gücünü gözler önüne serenleri kitabına konuk ediyor. Karmaşa ve düzeni bir arada barındırmayı başaran hümanizmin fanatiklerden, mistik ve tiranlardan gelen tüm karşı çıkışlara rağmen nasıl bu kadar güçlü ve dayanıklı kalabildiğini sorguluyor.
Hümanistler: Özgür Düşünme, Sorgulama ve Umudun 700 Yıllık Tarihi, kurumlar ya da fikirler etrafında kutuplaşmanın ayyuka çıktığı günümüzde, insanı yeniden merkeze alan ve birbirimize özen göstermemizin kıymetini hatırlatan bir inceleme.