
Ören Adramytteion Derneği’nin yürütücülüğünde ilk olarak Ağustos 2023’te gerçekleştirilen ADRA’FEST, bu yıl 9-17 Ağustos tarihleri arasında müzikseverlerle buluşacak.
Keman sanatçısı Cihat Aşkın sanat yönetiminde düzenlenen ADRA’FEST, 20 konserden oluşan programıyla dinleyicilerle bir araya gelecek. Dünyanın ve ülkemizin önemli sanatçılarını, Burhaniye Ören, Akçay, Altınoluk, Edremit, Ayvalık, Gömeç, Havran ve Balıkesir AVLU salonunda yapılacak konserlerle Balıkesir ve Körfez Bölgesiyle buluşturacak. Adramytteion Antik Kenti’nin Burhaniye Ören’e bıraktığı kültürel mirasını geleceğe taşıyan ADRA’FEST, 80 genç sanatçıyı da usta müzisyenlerle aynı sahnelerde bir araya getirecek. Yeni konser alanları yaratarak, büyük bir kültürel ve sosyal dönüşümü amaçlayan ADRA’FEST, 9 Ağustos akşamı 20.30’da Ören Adramytteion Kazı Evi’nde yapılacak oda müziği konseriyle başlayacak, 17 Ağustos’ta Burhaniye Meydan’da yapılacak festival orkestrasının Gala Konseri ile sona erecek.
Cihat Aşkın’ın uzun soluklu eğitim projesi CAKA’yı (Cihat Aşkın ve Küçük Arkadaşları) da bünyesinde barındıran ADRA’FEST, atölye çalışmaları, yerel koro ve çalgı topluluklarının konserleri, spor ve görsel sanatlara ilişkin atölyeler ve konserlerle Körfez Bölgesi’ndeki sanatseverlerle bir araya gelecek. ADRA’FEST bu yıl başta Balıkesir Büyükşehir Belediyesi olmak üzere Balıkesir Üniversitesi, Burhaniye Belediyesi, Edremit Belediyesi, Ayvalık Belediyesi ve Gömeç Belediyesi yanında Ayvalık, Burhaniye ve Edremit Ticaret Odaları’nın desteği ile birlikte çok sayıda zeytinyağı ve turizm işletmesinin de değerli katkılarıyla gerçekleşecek.
ADRA’FEST’te sahne alacak sanatçılar arasında; Ahmet Hamdi Zafer, Aleksander Mekaev, Ani Schnarch, Anton Niculescu, Barış Kerem Bahar, Burcu Hancı, Cem Babacan, Cihat Aşkın, Çağdaş Özkan, Davide Alogna, Dilbağ Tokay, Gonca Bilget, Hande Küden, Itzhak Rashkovsky, Melisa Uzunarslan, Sela Can Dökmeci, Teyfik Rodos, Zeynep Acunaz Eytemiz bulunuyor.
Bu yıl “dönüşüm” temasını ile düzenlenen ADRA’FEST, Adramytteion antik alanında, bölgenin değeri olan zeytinyağı işletmelerinde, fabrikalarda, müzelerde gerçekleşecek konserlerle farklı mekânları yeni kültür alanlarına dönüştürmeyi hedefliyor. Yerel müzik topluluklarının da sahne alacağı ADRA’FEST, “dönüşüm” teması altında çok sayıda paydaşın katılımıyla kurumların arasındaki ilişkileri sanatsal ve kültürel bir ağa dönüştürüyor. Festival kapsamında konserlerin yanı sıra arkeolog Prof. Dr. Mehmet Özdoğan’ın da yer alacağı bir panel ve çok sayıda atölye çalışması katılımcılarla buluşacak.
9-17 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek ADRA’FEST hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Can Öktemer’in genç bir adamın hikâyesini kült şarkılar eşliğinde, kült mekânlarla dolu bir Ankara kartpostalı içerisinde anlattığı ve ilk romanı olan Hayat, Evren ve Sezen Hakkında, Everest Yayınları’ndan çıktı.
Öktemer, romanında özgürlük ve aidiyet arasındaki sonsuz gerilime bir şerh koyuyor: “İçinde bizim hikâyemizin de yer aldığı tarih silinince bizden geriye ne kalır?” Bu roman, Bülent Ortaçgil’den David Bowie’ye, Adorno’dan Hegel’e müzik, kültür ve düşünce dünyasından isimleri Ankara sokaklarında bir araya getiriyor.
Romanın kahramanı otuzlarının ortasına yaklaşırken seçimlerinin sonuçları konusunda esaslı sorularla baş başa kalan genç bir adamdır. Kendini beklenmedik bir anda, bir hastane koridorunda cevaplara dair bir ipucu yakalar. Bu ışığın onu hayatın en temel sorusuyla sınayacağından habersizdir.
“Bu hayatta birini sevmek, âşık olmak ama gerçekten âşık olmak bazen nasıl tesadüflere bağlı olabiliyorsa yalnız kalmak da öyledir. Her şey ihtimaller dahilinde… Bana kalırsa geçmiş gök gürültülü sağanak yağışlı havalara benziyor. Böyle havalarda geleceğin üzerini kara bulutlar örter. O yüzden bazen gökyüzündeki bulutları olabildiğince ileri itmek gerekiyor ki hikâye devam etsin.”
Bu sene 28 Eylül-13 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek 34. Akbank Caz Festivali’nde sahne alacak 14 yeni isim daha açıklandı.
Türkiye’nin en uzun soluklu ve Avrupa’nın en prestijli caz festivallerinden Akbank Caz Festivali, bu yıl da caz dünyasının 30’dan fazla özgün ismini, özel performanslarıyla müzikseverlerle buluşturacak. Akbank Sanat’ın organizasyonunu ve içerik programlamasını Pozitif iş birliğiyle gerçekleştirdiği festivalin programında yer alacak yeni müzisyenler açıklanmaya devam ediyor. Festival kapsamında; çağdaş caz piyanosunun en lirik ve içten seslerinden biri olan Brad Mehldau, günümüzün heyecan yaratan virtüözlerinden biri olan Meksikalı davulcu Antonio Sánchez ve dörtlüsü Antonio Sánchez Quartet featuring Seamus Blake, Aydın Esen, Orlando le Fleming, Kanadalı caz trompetçisi, besteci, eğitmen ve orkestra lideri Daniel Hersog, Portico Quartet’in kurucusu, basçı Milo Fitzpatrick ile Mammal Hands grubuyla tanınan saksafoncu Jordan Smart’ın güç birliğinden oluşan Vega Trails, Tamer Temel, Ercüment Orkut ve Cem Aksel’in kolektif üretimi önceliklendirerek yola çıktığı trio TÖZ ile çağdaş müziğin üretken topluluğu Hezarfen Ensemble’ı bir araya getiren TÖZ & Hezarfen Ensemble "Töz II”, Amerikalı çok yönlü müzik insanı Kahil El’Zabar’ın 1974’te kurduğu ve kuruluşunun 50. Yılına denk gelen 2024’ü, Open Me, A Higher Consciousness of Sound and Spirit albümüyle taçlandıran Kahil El’Zabar’s Ethnic Heritage Ensemble, repertuarıyla zamansal ve tarz olarak geniş bir yelpazeye yayılan “Şarkı Projesi” ile Ayşe Tütüncü, Tophane ve şehirlerin atıklarından ilham alarak gürültü ve sessizlik arasında özgün bir performans sergileyen Tophane Noise Band’e bu konserinde eşlik edecek iki etkileyici davulcu Berke Can Özcan ve Rana Uludağ, 2010’larda The Invisible grubuyla spot ışıklarını üzerine çeken Dave Okumu’nun müzikal soy ağacından farklı nesilleri anlatan son projesiyle Dave Okumu & 7 Generations, caz, funk, post-bop, füzyon ve hip hop unsurlarını harmanlayarak benzersiz bir melez sound geliştiren trompetçi Takuya Kuroda, soul, funk ve R&B tınılarıyla dinleyiciyi ayağa kaldıran Adi Oasis, prodüktör NK-OK ve multi-enstrümanist Mr DM’in ortaklığıyla caz, hip-hop, Afrobeat, soul ve electronica’yı harmanlayarak dinleyicisini dansa davet eden Blue Lab Beats ve etkileyici duo performanslarıyla vokalist Aydın Kahya ile orkestra şefi, piyanist, besteci Rustam Rahmedov’un “The Best Movie Songs of All Time” projesi dinleyicilerle bir araya gelecek.
34. Akbank Caz Festivali’nin programına buradan, biletlerine ise Biletix üzerinden ulaşabilirsiniz.
Salt Beyoğlu’ndaki Kış Bahçesi için hazırlanan “Bitkiler ve Bitkileri Sevenler için Sıcak Toprak Sesleri” kapsamında, Passepartout Duo’nun ses enstalasyonu 13 Ağustos-6 Ekim tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak.
Salt Beyoğlu’ndaki Kış Bahçesi’nde art arda sunulan bir dizi ses enstalasyonundan oluşan “Bitkiler ve Bitkileri Sevenler için Sıcak Toprak Sesleri” programı, adını elektronik müziğin öncülerinden Mort Garson’ın bitkilere ithaf ettiği Mother Earth’s Plantasia (1976) albümünden alıyor. Garson’ın sentezleyici ile elektronik sesleri yenilikçi biçimlerde kullanarak “bitkilerin dinlemesi için” yaptığı kayıtlardan esinlenen seri, Kış Bahçesi’ndeki bitkiler ile ses ve müzik üzerinden ilişki kuran üretimleri bir araya getiriyor.
Passepartout Duo’nun Kış Bahçesi’ndeki sıkıştırılmış toprak zeminden hareketle mekâna özgü olarak kurguladığı Toprak ve Su; köklenmiş bitkileri taşıyan toprak ile bitkilerin içinden akan su olmak üzere bitkilerin dünyasını oluşturan iki ana unsuru merkeze alıyor. Kuru kil ve çeşitli minerallerin suyla etkileşime girerken çıkardığı sesleri dinleyip kayda alan ikili, enstalasyonda tıkırtı, cızırtı, patırtı, hışırtı ve ıslık seslerinden bir kompozisyon oluşturuyor. Farklı enstrümanlarla özgün ekosistemler yaratan ikilinin enstalasyonu, 13 Ağustos-6 Ekim tarihleri arasında Kış Bahçesi’nde sanatseverlerle buluşacak. Program kapsamında 17 Eylül Salı günü saat 17.30’da bir sunum ve performans gerçekleştirilecek.
Özcan Ertek, Passepartout Duo, Zeynep Ayşe Hatipoğlu, Ömer Sarıgedik ve Fulya Uçanok’un üretimlerini bir araya getiren serideki enstalasyonlar, Nisan 2025’e dek beş ayrı programda sunulacak. “Bitkiler ve Bitkileri Sevenler için Sıcak Toprak Sesleri” programı, L’Internationale’nin Museum of the Commons [Müşterekler Müzesi] projesi kapsamında ve EK BİÇ YE İÇ desteğiyle gerçekleştiriliyor.
Künye:
1-2. Kış Bahçesi, Salt Beyoğlu Fotoğraf: Mustafa Hazneci
3-4. Toprak ve Su Passepartout Duo’nun izniyle
Amazon’un sevilen kült serisi The Boys’un, Garth Ennis tarafından yazılan ve Darick Robertson tarafından çizilen çizgi romanının ilk kitabı The Boys 1 - Oyunun Adı, Athica Yayınları tarafından dilimizde yayımlandı.
“Kostümlü kahramanların göklerde süzüldüğü ve maskeli kanun koruyucuların geceleri kol gezdiği bir dünyada birileri “süpoların” yoldan çıkmayacağına emin olmak zorunda. Öyle birileri var.
Billy Butcher, Küçük Hughie, Mother’s Milk, Fransız ve Female’den oluşan The Boys, çok tehlikeli insanlardan oluşan, CIA’in desteklediği bir ekip. Her biri kendini dünyanın en tehlikeli kuvvetiyle mücadele etmeye adamış durumda: Süper güç. Bazı süper kahramanlar gözlenmelidir. Bazıları kontrol edilmelidir. Ve bazılarının da –bazen– denklemden çıkarılması gerekir.
İşte o noktada The Boys devreye giriyor.”
Elektronik müzik sahnesinin önemli isimlerinden Ben Böhmer, Charm Music Türkiye organizasyonuyla 4 Ekim’de Maximum UNIQ Açıkhava Sahnesi’nde konser verecek.
Berlin merkezli yapımcı ve sahne performans sanatçısı Ben Böhmer, duygusal melodiler ve derin baslar kullanarak hayat verdiği müziği ve kendine özgü sahne prodüksiyonu ve oluşturduğu görsel atmosfer ile her sahnesinde dinleyicilerine yoğun ve etkileyici bir deneyim sunuyor. “Promise You” isimli ilk EP’sini 2015 yılında yayımlayarak müzik dünyasında dikkatleri üzerine çeken Böhmer, ardından Anjunadeep etiketiyle çıkardığı parçalar ve remikslerle uluslararası alanda büyük bir hayran kitlesi edindi. İlk stüdyo albümü Breathing’i 2019 yılında, şimdiye kadar 135 milyonun üzerinde dinlenme sayısına ulaşan ikinci albümü Begin Again’i ise Eylül 2021’de dinleyicilerle buluşturdu.
2022 yılında albüm turu kapsamında Brixton Academy ve The Roundhouse, Londra, UFO, Berlin, Reunion Park, Melbourne, The Fonda Theatre, LA ve Brooklyn Steel, New York gibi önemli yerlerde performanslara imza atan Böhmer, albüm turuna Glastonbury, Primavera, Sziget, Lost Village, EDC ve Life Is Beautiful gibi yüksek profilli festival performanslarıyla devam etti. Begin Again albümünden bu yana ilk orijinal şarkısı olan “One Last Call”u ekim ayında çıkaran Böhmer, bu tekli ile aynı zamanda artık Bonobo ve Odesza gibi diğer ünlü elektronik yapımcıların da arasında yer aldığı Ninja Tune sanatçıları arasına adını yazdırdı.
Ben Böhmer’in 4 Ekim Cuma akşamı Maximum UNIQ Açıkhava’da gerçekleştireceği “Begin Again Live Experience” performansının biletlerine Biletino, BUGECE ve Passo üzerinden ulaşabilirsiniz.
OMM - Odunpazarı Modern Müze, İdil Tabanca’nın küratörlüğünü üstlendiği, çağdaş eserleri ve fantastik tasarımları bir araya getiren “Ehlikeyif” sergisi ile 5. yılını kutluyor.
Resim, heykel, yerleştirme ve mobilya tasarımı disiplinlerinde geleneksel sınırları ustalıkla aşan bir yaratıcılıkla üretim yapan uluslararası sanatçı ve tasarımcıları bir araya getirirken form ve işlev arasındaki ilişkiyi de yeniden tanımlayan “Ehlikeyif” sergisi 8 Eylül Pazar gününden itibaren kapılarını açacak. Doğanın kentsel hayatlarımıza tekrar girmesi için alan açan yapıtlara odaklanan sergide eserleri bulunan sanatçılar, yapıtlarına doğadan unsurlar ve insani nitelikler katarak işlevsel nesnelere ruh kazandırıyor. Seçkide yer alan sanatçılar ve tasarımcılar arasında Ahmet Doğu İpek, Andrea Branzi, Audrey Large, Barbora Žilinskaitė, Batten and Kamp, Bertrand Fompeyrine, Charlotte Kingsnorth, Chris Wolston, Elissa Lacoste, Eric Klarenbeek, Faye Hadfield, Gaetano Pesce, Guido Casaretto, Guillermo Santomà, Hannah Levy, Karl Monies, Linde Freya Tangelder, Mamali Shafahi, Marc Quinn, Max Lamb, Melih Çebi, Mesut Öztürk, Misha Kahn, Odd Matter, Roman Babakhanian, Saelia Aparicio, Schimmel & Schweikle, Serban Ionescu, Sigve Knutson, Slavs & Tatars, Studio EO, Studio Yellowdot, Süper Normal, Thomas Barger, touche—touche, VAUST, Wang & Söderström, Willem Van Hoff yer alıyor.
Farklı kuşakları temsil eden sanatçıların üretimleri, doğadan ve bedenden ilham alarak tasarlanıp, gündelik nesnelere yeni bir ruh kazandırıyor. Ham ahşap, pürüzlü kaya ve toprak gibi doğal unsurları kullanarak Tabiat Ana ile iş birliğinde olan sanatçıların yanı sıra karadaki hayatın özünü oluşturan çeşitli unsurları bir araya getiren sanatçıların eserleri OMM’da sanatseverlerle buluşuyor. Teknolojinin yol açtığı hasar, nüfus yoğunluğu, iklim değişikliği ve salgınlar, sade zamanlara duyulan kolektif bir açlık yaratırken, postmodern çağda doğaya ve doğanın içindeki karmaşık yaratıklara duyulan özlem bu serginin temel temasını oluşturuyor. Bauhaus ve türevlerinin modern mobilya üzerindeki baskın etkisine rağmen, “Ehlikeyif” doğanın unsurlarıyla aşılanmış, alışılmadık ve eğlenceli mobilya tasarımlarını bir araya getiriyor.
Ev eşyaları, belirli bir mekân ve zamanı deneyimleyen insanları anlamamızı sağlayan kültürel pencereler olarak sergide önemli bir yer tutuyor. Bu domestik objeler, insanların ihtiyaçlarına, inançlarına, teknolojik gelişimlerine, ideallerine ve fantezilerine ışık tutarak insan olma durumunun ve formunun evrimini gözler önüne seriyor. Tabiatta rüzgâr, yağmur, ısı ve zamanın birer heykeltıraş olduğunu vurgulayan sergi, çağdaş yaşam tarzlarına uyumlu hâle getirilmiş doğanın cevherlerinin insan dünyasının inşasında oynadığı önderlik rolüne bir övgü niteliği taşıyor.
Künye:
1. Mamali Shafahi Sandalye, 2021 Epoksi ve reçine 210 × 160 × 170 cm Mamali Shafani ve Everyday Gallery’nin izniyle Fotoğraf Seppe Elewaut-Michaël Smits
2. Misha Kahn Yok Olmadan Önce, 2021 Plastik ve araba boyası 80 × 315 × 114 cm İdil Tabanca Koleksiyonu Sanatçı ve Friedman Benda'nın izniyle Fotoğraf Sean Davidson
3. Elissa Lacoste Gully Sehpa, 2019 Silikon, polikarbonat, ahşap, boya, epoksi, pigment, katı köpük, poliüretan köpük, kumaş ve alçı sıva 144,5 × 190 × 163 cm İdil Tabanca Koleksiyonu Fotoğraf Kayhan Kaygusuz
4. Andrea Branzi Animali Domestici Bank, 1985 Huş ağacı ve ahşap lake 83 × 140 × 65 cm 9 Edisyon İdil Tabanca Koleksiyonu Fotoğraf Kayhan Kaygusuz
5. Studio Yellowdot Ova Pembe, 2023 Kontrplak, ipek ve pamuklu kumaş, ahşap 175 × 60 × 60 cm Studio Yellowdot’ın izniyle Fotoğraf Ali Gülşener
6. Chris Wolston Magdalena Bitki Sandalyesi, 2019 Terakota 112 × 61 × 63,5 cm Edisyon 1/3 İdil Tabanca Koleksiyonu Fotoğraf Kayhan Kaygusuz
7. Karl Monies CLXXXII, 2020 Sırlı çömlek işi, şişe mantarı ve ip 56 × 44 × 36 cm İdil Tabanca Koleksiyonu Fotoğraf Kayhan Kaygusuz
8. Audrey Large MetaVase #5.1, 2019 3B Baskı 96 × 46 × 46 cm 7 + 2 AP İdil Tabanca Koleksiyonu Fotoğraf Kayhan Kaygusuz
Sürdürülebilir, paylaşan ve dönüşen bir festival olmayı amaçlayan, 9-11 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek 5. Bergama Tiyatro Festivali’nin program belli oldu.
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Bergama Belediyesi’nin katkıları, Bergama Ticaret Odası (BERTO) ve Bergama Kültür Sanat Vakfı (BERKSAV) ile Ne Yerde Ne Gökte Derneği’nin destekleriyle Bergama Tiyatro Festivali beşinci kez perde açmaya hazırlanıyor. Festival, ilgi çekici performans programının yanında bu yıl ilk kez hayata geçirilen bölgesel showcase programı KİOSK seçkisi, her yaştan katılımcıya yönelik disiplinler arası atölye çalışmaları, paneller ve yürüyüşlerden oluşan çok yönlü bir seçkiyle Bergama’nın tarihi mekânlarında katılımcılarla buluşacak. Fibabank ve Ateş Çelik sponsorluğunda BERaBER tarafından düzenlenen festival, Bergama’nın tarihi ve özel mekânları Asklepion Antik Tiyatro; BerKM, Odeon Pergamon, Arasta, Çınarlı Kahve ve Arasta başta olmak üzere farklı yerlerde gerçekleşecek. Bu yıl Bergama Tiyatro Festivali kapsamında ilk kez düzenlenecek ve Ege Bölgesi’nde tiyatro ve performans üreten yerel üreticileri Türkiye’deki sahne sanatları profesyonelleri ile buluşturmayı hedefleyen KİOSK, performatif showcase katılımcılara yeni ifade alanları sunarak, finansal, idari ve operasyonel becerilerini geliştirme fırsatı tanıyacak.
Ahmet Sami Özbudak’ın reji yorumu ve DasDas yapımı ile yeniden canlanarak geçmişten bugüne bir köprü kuran ve oyuncu kadrosunda Bülent Emin Yarar, Mert Fırat, Caner Erdem, Ece Çeşmioğlu Ölmez, Elif Mandan, Erol Babaoğlu, Ertuğrul Gümrükçüoğlu, Fatin Elcim, Ömer Faruk Tezgel olmak üzere birçok deneyimli ve genç isim bir araya getiren Edmond Rostand’ın unutulmaz eseri Cyrano, Tatbikat Sahnesi yapımıyla distopya edebiyatının kült eseri, Ray Bradbury imzalı Fahrenheit 451, Erika Batdorf ve Gülce Oral’ın 2023 Bergama Tiyatro Festivali sırasında Bergama’da kadınlarla gerçekleştirdikleri sohbetlerden ilham alarak tasarladıkları Türkiye-Kanada ortak yapımı Eski Köye Yeni Hayal, Henrik Ibsen’in klasikleşen oyununun devamı olarak Amerikalı oyun yazarı Lucas Hnath tarafından kaleme alınan ve Nihal Geyran Koldaş, Tülin Özen, Tansu Biçer ve Zeynep Çötelioğlu’nun performanslarıyla hayat bulan Bahçe Galata yapımı Nora 2, komedi oyunlarının dahi yazarı Ray Cooney'in ustalık eserleri arasında gösterilen ve rektörlüğe giden yolda çok önemli bir konuşma yapmaya çalışan Dr. David Morgan’ın başına gelen olayları anlatan BERKSAV Oda Tiyatrosu yapımı Kaç Baba Kaç, Kozak Yaylası’nın “fıstık” zengini olan Yukarıbey Köyü’nün kadınları tarafından kurulan ve definecilerin altın hırsı sebebiyle yaşadıklarını anlattıkları Doğa’nın Gözyaşı, içinde alabildiğine yorgun ama dışında komik, hınzır, neşe saçan bir kadının hikâyesini anlatan Gökay Genç’in kaleme aldığı, Murat Ersan’ın yönettiği ve Özlem Aktaş’ın tek kişilik performansıyla hayat verdiği Fabrika Sanat yapımı İnsan Müsveddesi ve hayatını anlamlandırmak, amacını bulmak isteyen Zürafa’nın çıktığı yolculuğu konu alan TiyatroCa yapımı çocuk oyunu Kendini Arayan Zürafa festival süresince izleyicilerle buluşacak.
Ege Bölgesi’nin tiyatro ve performans üreten yeteneklerini, Türkiye’deki sahne sanatları profesyonelleriyle buluşturmak hedefiyle bu yıl ilki düzenlenen KİOSK programı dahilinde Bergama Tiyatro Festivali’nde sergilenecek oyunlar belli oldu. Açık çağrı ile belirlenen Gong Sahne & Defne Prodüksiyon’un Gong, Mudhik Tiyatro’nun Bir Mudhik Oyun, Boyoz Akademi Sanat Merkezi’nin Cani ve Tiyatro Kök35’in Hiç Kimsenin Öyküsü oyunları program seçkisinde yer alacak.
Bu sene beşinci kez katılımcılarını ağırlamaya hazırlanan Bergama Tiyatro Festivali kapsamında deneyim paylaşımı sunan paneller, atölyeler, yürüyüşler ve çok daha fazlası katılımcılarla buluşacak.
5. Bergama Tiyatro Festivali hakkında detaylı bilgiye ve programa buradan ulaşabilirsiniz. Festivalin biletlerini ise Mobilet üzerinden satın alabilirsiniz.
Tiyatromuzun öncü isimlerinden Afife Jale’nin hayatını, kurmaca bir hikâyeyle, Demet Evgar’ın performansı ve güçlü oyuncu kadrosuyla tiyatro sahnesine taşıyacak Afife oyununun provaları başladı.
Proje tasarımı Serdar Biliş ve Demet Evgar tarafından yapılan oyun, Afife Jale’nin hayatından ilham alarak kadının sahnedeki yerini, arayışını ve mücadelesini anlatıyor. Kadının sahneye çıkmasına, göz önünde olmasına yasak koyan düzene başkaldırının çağdaş bir yorumu olan Afife, 14 Eylül akşamı Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde prömiyerini gerçekleştirdikten sonra 15 Eylül, 20 ve 21 Ekim’de de sahnelenecek.
Selin Cankı Ceylan’ın kaleme aldığı ve Demet Evgar’ın Afife’ye hayat verdiği oyunun kadrosunda Tilbe Saran, Necip Memili, Bora Akkaş, İdil Sivritepe, Bedir Bedir, Orkuncan İzan, Bilge Çınar, Öyküsu Okur, Basma Seiba, Ekremcan Arslandağ gibi isimler yer alıyor. Afife Tiyatro ve Zorlu PSM’nin yapımını, Kia’nın ise ana sponsorluğunu üstlendiği oyunun sahne ve kostüm tasarımını Gamze Kuş yaparken, ışık tasarımında da Cem Yılmazer’in imzası bulunuyor.
Afife oyununun biletlerine Passo üzerinden ulaşabilirsiniz.
Aynur Tıkıroğlu'nun "Yeni Kötü Günler" başlıklı kişisel sergisi 6-31 Ağustos tarihleri arasında, Görkem Kılavuz ve Serhat Erdem’in “Olgunun İzdüşümü” başlıklı sergisi ise 9-31 Ağustos tarihleri arasında Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkez Alt Kat Galeri’de sanatseverlerle buluşacak.
Aynur Tıkıroğlu'nun Hal Foster’ın aynı isimli kitabından esinlenerek kurguladığı "Yeni Kötü Günler" başlıklı kişisel sergisi, tamamı kolaj ve karışık teknikten oluşan 25-30 adet eseri izleyicinin beğenisine sunuyor.
“İlk kişisel sergim olan ‘Yeni Kötü Günler’i Hal Foster’ın aynı isimli kitabından esinlenerek kurguladım. Yıllardır üzerinde çalıştığım meşrulaştırma kavramını, Foster’ın arşivsel dürtü olarak tanımladığı bellek ve tarih çerçevesinde diyalektik bir perspektiften ele aldım ve kendime özgü görsel dilimle kendi hikayemi inşa ettim.
Çalışmalarımda kolaj ve dekolaj tekniklerini kullanıyorum. Anlamın ve anlatının katmanlı bir yapısı olduğuna inandığım için çalışma alanımda da benzer bir bakış açısı geliştirdim ve bu katmanları bir araya getirirken çalıştığım yüzeylere zarar vererek (kazıma, zımparalama vb.) eserlerimi oluşturdum.
Hal Foster’ın, 20. yüzyılın sonlarından itibaren sanatın politik ve toplumsal bağlamları içindeki rolünü ele aldığı ‘Yeni Kötü Günler’ isimli kitabından esinlenerek bir araya getirilen bu çalışmalar, verdiğimiz kararların tamamının aslında politik olduğunu vurgulamayı amaçlamaktadır. Aldığımız her karar, faaliyete geçtiğimiz her eylem aslında politik olma halinin tam karşılığıdır. Bu noktada politika kavramının temeline de dönüp bakmak yararlı olacaktır; Politika, Antik Yunan’da şehir devleti anlamına gelen "polis" kelimesinden türemiştir. Gündelik hayatta işlerini bitiren vatandaşların şehrin yönetimine katılmak için meclise gidip verilecek olan kararlara katkıda bulunmasına politika denir. Politika, seçim yapma eyleminin kendisidir. Günümüz devletlerinde bu ‘seçme eylemi’ 4 ile 5 yıla indirgenmiştir. Artık vatandaş, belirli aralıklarla katıldığı seçimlerde mutlak gücü bir “hükümet” tekeline devreder ve sorumluluklarının da bununla birlikte bittiğini düşünür. Bir nevi yanılsama yaratır bu durum, sorumluluğu devretmek hissi gibi bir etki bırakır.”
"Yeni Kötü Günler" sergi metninden alıntı.
Aynur Tıkıroğlu’nun küratörlüğünü üstlendiği “Olgunun İzdüşümü” sergisi, Foucault’nun teorilerinden yola çıkarak Görkem Kılavuz ve Serhat Erdem’in iktidar ve delilik temalarındaki derin yolculuklarını sunuyor. Her iki sanatçı da kendi yollarıyla bu kavramları yeniden inşa ediyor ve bakmak istemediğimiz yerleri işaret ederek varoluş hikâyelerini tamamlıyor. Sanatçıların kendi karanlıklarına bakarak oluşturdukları eserler, aynı zamanda bir uyanışın temsilinde başat rol oynuyor.
“‘Olgunun İzdüşümü’ sergisi, Michel Foucault’nun iktidar kuramını merkeze alarak bilinçdışı ve ölüm kavramları üzerinden bir sanat yolculuğu sunar. Foucault, iktidarın yalnızca baskı ve kontrol mekanizmaları yoluyla değil, aynı zamanda bilgi ve hakikat üretimi yoluyla da işlediğini belirtir. Bu sergi, bireyin iç dünyasındaki iktidar dinamiklerini ve bu dinamiklerin sanat aracılığıyla nasıl açığa çıktığını araştırmayı amaçlar.
İktidar, yalnızca özgür nesneler üzerine uygulanabilir; bu nedenle özgürce eylemde bulunamayan ‘şeylerin’ olmadığı yerde iktidardan söz etmek anlamsızdır. Michel Foucault, bilginin başkalarına yüklenen bir iktidar olduğunu ve bu nedenle başkalarını tanımladığını belirtir. Ona göre bilgi, özgürleşmenin önünü keser; gözetler, düzene sokar ve disipline eder.
Foucault’nun düşüncelerinde bilinçdışı, bireysel ve toplumsal iktidar ilişkilerinin şekillendiği ve yeniden üretildiği bir alan olarak ele alınabilir. Sergideki eserler, bilinçdışının karmaşık ve rahatsız edici doğasını yansıtırken, bireyin kendisi üzerindeki iktidarını da gözler önüne serer. Bu bağlamda, bilinçdışı, Foucault'nun ‘özne’ ve ‘güç ilişkileri’ kavramlarının iç içe geçtiği bir alan olarak değerlendirilebilir. Sanat eserleri, izleyiciyi kendi bilinçdışıyla yüzleşmeye ve iktidarın görünmeyen bağlarını sorgulamaya teşvik eder.”
“Olgunun İzdüşümü” sergi metninden alıntı.
Künye:
1. Aynur Tıkıroğlu_ Beden Dili, Dinliyorum(!), 2018, Mukavva Üzerine Karışık Teknik, 25x25 cm
2. Serhat Erdem, isimsiz, tüyb, 2019, 80x110cm
3. Serhat Erdem, isimsiz, tüyb, 2019
4. Görkem Kılavuz, Kayıp 3
5. Aynur Tıkıroğlu, Beden Dili, Tek Boynuzlu At, 2019, Mukavva Üzerine Karışık Teknik, 24x29 cm
6. Aynur Tıkıroğlu, Şehir, Olağan Şeyler, 2021, Karışık Teknik, 25x25cm