
Dünyanın en prestijli bale toplulukları arasında yer alan Bolşoy ve Mariinsky Tiyatroları’nın baş balerinleri ve önde gelen solistlerinin yer alacağı gala gösterisi, 24 ve 25 Ağustos’ta Bodrum Kale Kuzey Hendeği sahnesinde izleyicilerle buluşacak.
“Ballet Stars Gala” gösterisinde, Bolşoy Bale’den Ekaterina Krysanova, Kristina Kretova, Margarita Schrainer ve Anastasia Stashkevich gibi prima balerinler ve baş dansçılar Vladislav Lantratov, Igor Tsvirko ve Dmitry Smilevsky, Mariinsky Bale’den ise baş balerinler Ekaterina Kondaurova ve Nadezhda Batoeva ile Konstantin Zverev ve Philipp Stepin yer alıyor. Etkinlikte izleyiciler Rus balesinin önemli isimlerini klasik ve çağdaş eserlerden oluşan bir programda izleme fırsatı bulacaklar.
24 ve 25 Ağustos’ta Bodrum Kale Kuzey Hendeği sahnesinde gerçekleşecek “Ballet Stars Gala” etkinliğinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Fotoğraf: Charles A.Y. Thompson
Salt Beyoğlu ve Salt Galata’da iki yeni sergi ile kamu programlarının yanı sıra Kış Bahçesi’nde bir dizi ses enstalasyonu sanatseverlerle buluşacak.
Salt’ın Beyoğlu ve Galata yapılarındaki yeni programları eylül itibariyle başlayacak. Türkiye’de grafik tasarımın gelişimini kitap ve kültür yayıncılığı üzerinden ele alan “Tasarımcının Notu” 11 Eylül’den itibaren Salt Beyoğlu’nda; 1945-1991 yıllarında Sosyalist Yugoslavya’da Türkçe konuşan toplulukların kimlik inşası sürecini irdeleyen “Sosyalizme Tercüme” ise 23 Ekim’den itibaren Salt Galata’da izleyiciye sunulacak. Ayrıca Salt Beyoğlu’ndaki Kış Bahçesi’nde Passepartout Duo, Zeynep Ayşe Hatipoğlu, Ömer Sarıgedik ve Fulya Uçanok’un art arda sunulacak ses enstalasyonları yer alacak.
11 Eylül 2024-2 Şubat 2025 tarihlerinde Salt Beyoğlu’nda sergilenecek “Tasarımcının Notu”, 20. yüzyılın son çeyreğinde Türkiye’de grafik tasarım alanında yaşanan hızlı değişimi kitap üzerinden ele alıyor. Kültür yayıncılığının yükselişe geçip grafik tasarımcının bir aktör olarak öne çıktığı dönemi odağına alan sergi, kitabın yaygın tasarım unsurunun kapak olduğu 1970’li yılların sonlarından bütüncül bir tasarım nesnesi hâline geldiği 1990’lara uzanıyor. Sergi, söz konusu dönemde cereyan eden dönüşümler izleğinde tasarımcının bir kitabın oluşumundaki karar süreçlerini, yayıncıdan matbaacıya farklı aktörlerle ilişkisini ve kültür ortamındaki konumunu ortaya koyuyor. Salt Beyoğlu’nun katlarına yayılan sergi, tasarımcının, belirleyici bir aktörü olduğu “kitap”taki eksik anlatısını kurmayı amaçlıyor. Kitabın “basılı” ve “elektronik” olarak yeniden tanımlandığı 2000’lerin tasarım kültürüne zemin hazırlayan döneme kitaplar, arşiv belgeleri ve mülakatlar eşliğinde çok yönlü bir bakış sunuyor. Yazar ve editör Eda Sezgin tarafından programlanan “Tasarımcının Notu” sergisine bir dizi kamu programı da eşlik edecek.
Uzun soluklu bir araştırmanın çıktısı olan “Sosyalizme Tercüme”, 23 Ekim 2024-23 Şubat 2025 tarihlerinde Salt Galata’da sanatseverlerle buluşacak. Sezgin Boynik, Tevfik Rada ile Merve Elveren tarafından programlanan ve Lumbardhi Vakfı (Kosova) iş birliğinde gerçekleştirilen sergi, Yugoslavya’da Türkçe konuşan toplulukların sosyalist ideoloji çerçevesinde kimliklerini nasıl inşa ettiklerini irdeliyor. Türkçe’nin Makedonya (şimdiki Kuzey Makedonya) ve Kosova’da resmî dil olarak kabul edildiği 1945 ile 1991 yılları arasına odaklanıyor. Söz konusu dönemde Yugoslavya’da farklı milliyetlere yönelik ilerici politikalara bağlı olarak çoğalan siyasi ve kültürel girişimlerin birbiriyle ilişkisine vurgu yapan sergi, özel arşivler ile halk kütüphanelerinde bulunan ve birçoğu ilk kez gün yüzüne çıkarılan tarihî belgeleri içeriyor. Bu malzemeleri güncel sanat işleriyle yan yana getirerek, ulusal kimlik icadının ve bu kimliğin çok uluslu sosyalist bir bağlama tercüme edilmesinin karmaşık dinamiklerini ortaya koyuyor. Sergiye eşlik eden kamu programları önümüzdeki aylarda duyurulacak.
Salt Beyoğlu’ndaki Kış Bahçesi’nde art arda sunulacak bir dizi ses enstalasyonundan oluşan “Bitkiler ve Bitkileri Sevenler için Sıcak Toprak Sesleri”, elektronik müziğin öncülerinden Mort Garson’ın “bitkilerin dinlemesi için” yaptığı kayıtlardan ilham alıyor. Özcan Ertek’in sunumuyla başlayan seri, Passepartout Duo’nun enstalasyonuyla devam ediyor. Nisan 2025’e dek sürecek programda, Zeynep Ayşe Hatipoğlu, Ömer Sarıgedik ve Fulya Uçanok’un Kış Bahçesi’ndeki bitkiler ile ses ve müzik üzerinden ilişki kuran üretimleri yer alacak.
Künye:
1. Tibet Sanlıman, “İyi Şeyler” şiir dizisi için kitap tasarımı, İyi Şeyler Yayınları, 1991-1992
2. Sadık Karamustafa, “Yeryüzü Şairleri” dizisi için kapak tasarımı, Kavram Yayınları, 1995
3-4. Alfabe, 2. Baskı, Hazırlayan: Ferit Bayram, Makedonya Devlet Kitab Yayımevi, Üsküp, 1947
5. Kış Bahçesi, Salt Beyoğlu Fotoğraf: Mustafa Hazneci
Swapna Haddow ve Dr. Diplo’nun çocukların duygusal farkındalığını artırmayı amaçlayan 10 farkındalık hikâyesi anlattıkları Küçük Dinozorların Büyük Duyguları adlı kitap, Yiting Lee’nin resimleri, Kübra Nur Ocak’ın çevirisiyle Timaş Çocuk’tan çıktı.
Amber Owen tarafından hazırlanan bu kitap, 10 farklı duygu üzerine yazılmış hikâyeler sayesinde çocuklar, duygularını tanımayı ve ifade etmeyi öğrenirler. Sevimli dinozor karakterler, çocukların ilgisini çekerek okuma alışkanlıklarını desteklerken, ebeveynler ve terapistler de bu hikâyeler aracılığıyla çocuklarla duygular üzerine anlamlı ve derinlemesine konuşmalar yapabilirler. Ayrıca, kitaptaki zihin farkındalığı (mindfullness) egzersizleri, çocukların duygusal zekalarını geliştirmelerine yardımcı olur.
Klinik Psikolog, Yazar İrem OTURAKLIOĞLU KAYA;
“İyi ki varsın Dr. Diplo!
Ve tüm duygularımız, iyi ki varsınız...
Dr. Diplo’nun hikâyesi kendi endişesiyle başlıyor, endişesini yönetmeyi başaran Diplo, kendisini diğer dinozorların duygularını anlamaya adıyor. Kitabın sayfaları âdeta “Yalnız değilsin!” şeklinde, terapi odası tadında ruhsal dünyamıza fısıldıyor.
Zorlandığımız duygulardan kaçmak, bastırmak kolay olandır ama doğru değildir. Bu kitap çocukların yaygın olarak hissettiği 10 farklı duyguya ve beden duyumlarına yer veriyor. Kitapta hem farkındalık pratikleri hem beden çalışmaları hem de terapilerde de kullandığımız bazı teknikler mevcut. Duyguları yönetebilmenin gücünü hissetmek size çok iyi gelecek...”
23-25 Ağustos tarihleri arasında Kaş Marina’da gerçekleşecek 6. Kaş Caz Festivali’nin programı belli oldu.
Festival boyunca açılışları, gün batımında Joy Fm ve Joy Jazz’den tanınan Dj Barthez yapacak. Festivalin ilk gününde; 70’li yılların saykodelik, funk ve soul şarkılarını güncel alt yapı ile tekrar düzenleyen Hey! Douglas ve kendine has tarzı, sesi ve şarkılarıyla ülkemizin en önemli kadın yorumcularından biri olan Kalben sahne alacak.
Festivalin ikinci gününde; gelenekselden klasiğe, cazdan modern ve elektroya kadar farklı müzik türlerine adanmış çok çeşitli projeler üzerinde çalışan multi-enstrümantalist Deniz Mahir Kartal’ın solo performansı dinleyicilerle buluşacak. Ardından sahneye başta Gürol Ağırbaş olmak üzere, önemli müzisyenlerden oluşan ekibi ile derinlikli vokaliyle Türkiye müzik sahnesinin en etkileyici vokallerinden Birsen Tezer çıkacak.
Festivalin kapanışında sahne ilk olarak farklı kültür ve coğrafyalardan gelen müzisyenlerin yer aldığı İstanbul merkezli grup No Land çıkacak. Daha sonra Türkiye’nin güçlü seslerinden biri olan Fatih Erkoç sahnede olacak. Fatih Erkoç Quartet Jazz Project ile festival tamamlanacak.
6. Kaş Caz Festivali’nin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Kültür için Alan’ın desteklediği “Yeryüzüne Övgü: İki Bahçe Arasında” projesi kapsamında düzenlenen, Eskişehir merkezli sanatçı-akademisyen Sanem Odabaşı ve Stockholm merkezli görsel sanatçı Andreas Ribbung’un “İki Bahçe Arasında” başlıklı sergisi 8 Eylül’e kadar Eldem Sanat Alanı | Fırın’da sanatseverlerle buluşuyor.
Sanem Odabaşı ve Andreas Ribbung, “İki Bahçe Arasında” sergisi ile bahçeler, topografyalar ve ortak hayaller arasındaki yakınlığı kurmanın peşine düşüyor. Resim, tekstil kolajı ve el dikişlerinden oluşan sergi, terk ettiğimiz doğayı hem düşsel hem de eylemsel bir şekilde ele alarak, birbirinin bahçesi olmanın ne anlama gelebileceğini araştıran ortaklaşma eylemini izleyiciye sunuyor.
Bahçeler, fiziksel olduğu kadar şiirsel sığınaklar olarak da varlıklarını korurken, yeryüzü kendi canlılığını ve enerjisini ortaya koyuyor. Doğadaki bu cüretkarlığa hayranlık duyan Ribbung ve Odabaşı, bu kendiliği sanat yoluyla anlatmanın yollarını araştırıyor. İki sanatçı, gördüklerinin birebir aynısını sunmak yerine, belleklerinde bıraktığı izleri aktarmak ve doğaya daha yakından bakmakla işe başlıyor. Andreas Ribbung, “İki Bahçe Arasında” için konuk sanatçı olarak Eldem Sanat Alanı’nda kaldığı süre boyunca yeni üretimler gerçekleştirirken, Sanem Odabaşı projenin yürütücüsü ve sanatçısı olarak sergi özelinde oluşturdukları eserlerini ilk kez sergiliyor.
Sergideki bahçe, doğanın yeşerdiği ve var olduğu bir alan olmanın ötesinde, dünyanın iki farklı noktasında, çeşitli coğrafi, iklim ve topografik koşullarda yaşayan iki sanatçının ortak bahçesi olarak tasarlanıyor. Ribbung ve Odabaşı, fiziksel ve düşünsel bahçelerine bakım yaparken, yetiştirdikleri ortak zeminde fikir alışverişi yaparak, çeşitli teknikleri paylaşarak ve birbirinin yaratıcılığından güç alarak ilerledikleri bir bahçeyi arıyor ve oluşturuyor. İki sanatçının sanatsal pratiklerindeki kavramsallaştırma süreçlerindeki benzer bakış açıları, ortak bir düşünsel bahçede buluşabilmenin önünü açıyor. Eserlerde bahçelerin izleri, çiçeklerin özleriyle boyanan kumaşlarda ve kâğıtlarda yavaş dikiş metoduyla takip ediliyor. Çeşitli formların birbirinin içine geçerek görünenin dışında bir düş dünyasını sunması, yalnızca fiziksel manzarayı değil, aynı zamanda bireysel yolculuğun duygusal rezonansını da yansıtan ortak deneyimin bir aktarımı hâline geliyor.
Sanem Odabaşı ve Andreas Ribbung’un “İki Bahçe Arasında” başlıklı sergisini 8 Eylül’e kadar çarşambadan pazara 12.00-18.30 saatleri arasında Eldem Sanat Alanı | Fırın’da ziyaret edebilirsiniz.
Fotoğraf: Elif Çakırlar, Barış Aras (flufoto)
Astronomi ve fizik profesörü Greg Van Eekhout’un uzaydan gelen ama evi Dünya olan Jake’in gizemli macerasını anlattığı romanı Tuhaf, Nihal Tokinan Gökçe’nin çevirisiyle XLibris’ten çıktı.
Yeni okuluna uyum sağlamaya ve beladan uzak durmaya çalışsa da Jake, sıradan bir ortaokul öğrencisi değil. Onun sırrı uzak bir gezegenden gelen ve normal bir insan gibi yaşamaya çalışan bir uzaylı olması. Vücudu garip tepkiler vermeye başladığında gerçek kimliğini gizlemek Jake için zorlaşır. Okulda tuhaf olaylar yaşandığında arkadaşı Agnes ile gerçeği ortaya çıkarmaya çalışırlar. İşleri hiç kolay değildir çünkü insanları garip davranışlara iten ve kaybolmalarına sebep olan bir gizemi çözmeleri gerekir. Obruklar, kaynağı belirsiz bir uğultu ve tuhaf davranan insanlar. Tüm bunlar Jake ile ilgili olabilir mi?
“Yarın insan içine çıkacağım için bu akşam gülümseme provası yapıyordum. Gülümsemekte ne var? Dudaklarının uçlarını yukarı doğru kıvırırsın, belki biraz dişlerini gösterirsin, istemezsen de göstermezsin, işte bu kadar, gülümsedin gitti. Ya da, eğer bensen, biraz eğlence olsun diye yılan gibi bir çatal dil çıkarabilirsin. Ama yalnızca kimse bakmadığında. Yalnızca istediğin zaman. En azından, eskiden öyleydi.”
Geçtiğimiz haftalarda yeni EP’sinin ilk parçalarını yayımlayan Batu Şallıel, albümünden “Constellation” isimli yeni teklisini Doğulu Music etiketiyle müzikseverlerle buluşturdu.
Yapımcılığını Kenan Doğulu’nun üstlendiği “Constellation” yıldızların armonik düzenini müzikal bir yolculukla dinleyiciye sunuyor. Değişken ritmik ögeler ve asimetrik zaman imzalarıyla, farklı yıldız ve gezegenlerin karakterlerini temsil eden enstrümanları bir araya getiren “Constellation”, uzayın gizemli yönünü müzikle hissettiriyor. Eserin güçlü melodileri evrenin enerjik doğasını gözler önüne seriyor.
Batu Şallıel’in “Constellation” isimli yeni teklisini buradan dinleyebilirsiniz.
Künye:
Beste & Düzenleme: Batu Şallıel
Alto & Tenor Saksafon & Flüt: Batu Şallıel
Piyano: Uraz Kıvaner
Bas Gitar: Buğra Kılıçak
Davul: Ferit Odman
Trompet: Şenova Ülker
Trombon: Burak Dursun
Kayıt Stüdyosu: Bahadır Sağbaş
Miks & Dolby Atmos Miks & Mastering: Erkan Adlin
Fotoğraf: Tomas Hetmanek
Yapımcı: Kenan Doğulu
Yapım: Doğulu Music
İBB Kültür AŞ, “Açık Stüdyo Günleri” ile genç sanatçıların canlı performanslarını 12-25 Ağustos tarihleri arasında Taksim Sanat’ta sanatseverlerle buluşturacak.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Kültür AŞ, kamusal sergi alanı Taksim Sanat’ta genç sanatçıların canlı performanslarına ev sahipliği yapacak. Hem sanatçılara yeteneklerini gözler önüne serme fırsatı sunan hem de İstanbulluları farklı disiplinlerde sanat yolculuğuyla buluşturan Açık Stüdyo Günleri’nde, sanat alanında öğrenim gören öğrenciler, profesyonel sanat hayatlarına ilk adımlarını atarken ziyaretçilere ilham kaynağı olma fırsatı bulacak.
Taksim Sanat’ta gerçekleştirilecek bu etkinlikte, Gamze Çankaya kumaş baskı atölyesinde, Gizem Şanlı ve Emine Büyükbaş resim atölyesinde, Irmak Döndüren heykel atölyesine, Dilşad Ergün ve Berfin Sude Çevik dokuma atölyesinde olmak üzere sanatçılar özel olarak tasarlanmış kendi atölye alanlarında performans sergileyecek. Ziyaretçiler, sanatçıların canlı performanslarını izleyerek sanat üretiminin arka planına tanıklık edecekler. Enstitü İstanbul İsmek’in katkı sağladığı bu atölye çalışmaları, sanatseverlerin aktif katılımını sağlayarak, onları sanatın yaratıcı sürecine de dahil edecek. Açık Stüdyo Günleri kapsamında üretilen eserler ise Contemporary Istanbul ve Artweeks gibi sanat etkinliklerinde sergilenecek.
Katılımcı Sanatçılar:
Gamze Çankaya – Kumaş Baskı Atölyesi
Gizem Şanlı & Emine Büyükbaş – Resim Atölyesi
Irmak Döndüren – Heykel Atölyesi
Dilşad Ergün & Berfin Sude Çevik – Dokuma Atölyesi
Ömer Açık’ın diledikleri kitapları okumak isteyen bir grup öğrencinin çabasını anlattığı, kitap seçimlerimizi ve okuma eğilimlerini tartışmaya açtığı kitabı Hikâyenin Kalbi, Günışığı Kitaplığı’ndan çıktı.
Açık, çocuklar üzerindeki okuma baskısını farklı bakış açılarından sorgularken, “inatçı eski” ile “cesur yeni”nin tatlı çekişmesi etrafında bir okul hikâyesi anlatıyor. Roman, her yaştan okura yeniliklere ve değişime şans vermenin önemini hatırlatıyor.
“Anneannesi, mahalledeki "Çocukluğunu Yaşayamamış Yetişkinler Derneği"ne üye olan İlginç, kendi sınıfında "Kitap Sevmeyenler Derneği"ni kurmak ister. Yeter Öğretmen'in sıkıcı kitap listesi yüzünden, derneğine kolayca üye bulacağından emindir. Ancak, yeni Türkçe öğretmeni Bahar'la birlikte kitap okumak, zorunluluk olmaktan çıkar, özet defterleri rafa kaldırılır. Bahar Öğretmen'in önerdiği değişik birçok kitap sınıfı heyecanlandırmış, çok sevilmiştir. Bu sefer de veliler yeni önerileri sorgulamaya kalkışınca ortalık karışır…”
Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği (AICA) Türkiye şubesinin, AICA International ve İstanbul Bilgi Üniversitesi iş birliğiyle düzenlediği, ünlü felsefeci Judith Butler ve Filistinli ödüllü yazar Adania Shibli’nin konuşmacı olarak katılacağı “Harabelerde: Yıkım Zamanlarında Sanatsal Yaratımı ve Özgürlüğü Yeniden Düşünmek” başlıklı etkinlik, 16 Ağustos Cuma günü çevrim içi olarak gerçekleştirilecek.
Moderatörlüğünü İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi ve AICA Türkiye Başkanı Esra Yıldız’ın üstleneceği etkinlikte, konuşmacılar yıkım zamanlarında sanatın, sanatçıların ve entelektüellerin rolü, sanatsal özgürlüğün işlevi ve eksikliği, iktidara karşı gerçeği konuşmanın önemi ve böyle bir atmosferde destek ağları oluşturma olasılığı hakkında düşüncelerini paylaşacaklar. Ayrıca Filistin’e karşı on yıllardır süren savaşın bir parçası olarak Filistin kültürel kurumlarının yıkılması, sanatçıların hedef alınması ve Filistin konusunda taraf tutanların kurumlardan dışlanması konularına odaklanarak yıkım ve devam eden savaş koşulları altında sanatsal etkileşim ve ifade biçimlerini tartışacaklar. AICA International tarafından desteklenen “Birbirimizden Öğrenmek: Felaket Zamanlarında Sanat ve Kültür Alanında Dayanışma Ağı Oluşturmak” konuşma serisinin bir parçası olarak düzenlenen etkinlikte, sanatın ve sanatsal özgürlüğün, zorluklara ve yıkıma rağmen nasıl sürdürülebileceği ve destek ağlarının nasıl oluşturulabileceği konuşulacak.
“Harabelerde: Yıkım Zamanlarında Sanatsal Yaratımı ve Özgürlüğü Yeniden Düşünmek”
Tarih: 16 Ağustos 2024, Cuma
Saat: 20.00-21.30 (Türkiye saati)
Webinar ID: 836 5653 9687 / Zoom