
Kiran Millwood Hargrave’in farklılık, kız kardeşlik ve romantizm temalarıyla Drakula’nın gelinlerinin ortaya çıkış hikâyesini feminist bir bakış açısıyla anlattığı romanı Ölümsüz Kızlar, Kübra Öznur Tekneci’nin çevirisiyle Yabancı Yayınları’ndan çıktı.
“On yedi yaşındaki Lil ve ikiz kız kardeşi Kizzy, bir Gezgin topluluğunda doğmuş ve büyümüşlerdi. Dünyaları ailelerinin ve arkadaşlarının sıcaklığıyla çevriliydi. Ta ki kaderlerini öğrenecekleri kehanet gününde Lord Valcar tarafından kaçırılana ve çok sevdikleri topluluklarından uzaklaştırılana kadar.
Kızlar kendilerini Lord Valcar’ın kalesinde bulmuş, kalenin karanlık ve korkutucu mutfaklarında köle olarak çalışmaya zorlanmıştı. Özgürlüklerine kavuşmanın yollarını aradıkları sırada, kalenin karanlık koridorlarında gezinen vampirlerle karşı karşıya kalacaklarından habersizlerdi.
Hayatta kalmak için verdikleri mücadele sırasında birbirlerine duydukları sevgi ve bağ daha da güçlenen Lil ve Kizzy, kaderin onlar için çizdiği yolları yürümekten kaçamayacaklardı.”
Garanti BBVA’nın geleneksel Güz Konserleri serisi, Los Angeles’lı müzisyen Mehro’nun 12 Eylül’de Zorlu PSM %100 Studio’da vereceği konserle başlayacak.
Güz Konserleri kapsamında Mehro, Billie Marten, Zola Jesus, Mattiel, Barış Doğukan Yazıcı Quartet: “Tribute to Freddie Hubbard”, Monsieur Minimal, Charlie Cunningham, Jonathan Kreisberg Trio, John Maus, Eleonara Strino Band, Okay Kaya ve RY X müzikseverlerle buluşacak.
Garanti BBVA Güz Konserleri’nin açılışını, genç ruhu ve ilham veren şarkılarıyla tanınan Mehro 12 Eylül’de yapacak. Minimalist akustik folk tarzıyla bilinen Billie Marten, 21 Eylül’de Zorlu PSM %100 Studio’da sahne alacak. 2009’dan beri “Zola Jesus” adıyla müzik yapan şarkıcı, söz yazarı ve yapımcı Nika Roza Danilova, endüstriyel, klasik müzik, elektronik müzik, gotik ve deneysel rock temalarını harmanladığı farklı müziği ve duruşuyla fenomene dönüştü. Zola Jesus, 25 Eylül’de Blind’da müzikseverlerle buluşacak. Farklı ses tonuyla müzikseverin ilgisini çeken ve üç albümü bulunan Atlantalı söz yazarı ve müzisyen Mattiel, Türkiye’deki ilk konserini 9 Ekim’de Blind’da verecek. Trompet sanatçısı Barış Doğukan Yazıcı, “Tribute to Freddie Hubbard” ile 10 Ekim’de Nardis Jazz Club’ta sahne alacak. Yunanistan’ın güncel indie-pop öncüsü unvanıyla tanınan Monsieur Minimal, 19 Ekim’de Salon İKSV’de konser verecek. İngiliz şarkıcı ve gitarist Charlie Cunningham, Garanti BBVA Güz Konserleri kapsamında 25 Ekim’de IF Performance Hall Beşiktaş’ta sahneye çıkacak.
Amerikalı besteci ve gitarist Jonathan Kreisberg, küçük yaşlarda caz müziğin içinde kendisini geliştirdi ve caz festivallerinin en önemli katılımcılarından biri oldu. Uzun zamandır eğitimci olarak da görev yapan Kreisberg, 29 ve 30 Ekim’de Nardis Jazz Club’ta dinleyiciyle buluşacak. ABD’li şarkıcı John Maus; lo-fi, synth pop ve deneysel pop karması parçalarını 6 Kasım’da Blind’da seslendirecek. Sanatçı bir aileden gelen, uluslararası yarışmalara katılıp ödüller alan Eleonora Strino, Garanti BBVA Güz Konserleri için 7-8 Kasım’da Nardis Jazz Club’ta sahneye çıkacak. Dijital müzik platformunda 40 milyonu aşan dinlenmesiyle “Mother Nature's Bitch” şarkısıyla dikkatleri üzerine çeken Okay Kaya, dördüncü albümünü hazırlarken 22 Kasım gecesi Blind’da müzikseverlerle buluşacak. Bir milyardan fazla dinlenmenin yanı sıra, platin ve altın plak ödülleriyle, müziği dünyanın dört bir yanındaki ikonik mekânlardan ve prestijli etkinliklerde dinleyicilerle buluşan RY X, 30 Kasım’da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde konser verecek.
Garanti BBVA Güz Konserleri’nin biletlerine Biletix üzerinden ulaşabilirsiniz.
Zorlu PSM, dünyaca ünlü isimleri konuk ettiği PSM Loves Summer by %100 Müzik konser serisinin üçüncü edisyonunda 10 binden fazla müzikseveri ağırladı.
Dünya müzik sahnesinin önemli isimlerinin yaz aylarında sahne alarak Zorlu PSM’yi festival alanına dönüştürdüğü konser serisi kapsamında; ünlü Fransız synth pop grubu L’Impératrice, yetiştikleri Londra şehrinin karakteristiğini müziklerine yansıtıp elektronik müziği geleneksel müzikle harmanlayarak yepyeni bir boyuta taşıyan, “Nevada”, “The Chain”, “Medea” gibi ikonikleşmiş şarkıların sahibi Kerala Dust, müziğin türler arası bir doğaçlama alanı olduğunu savunarak türlerin sınırlarını aşan, hip hop’u caz’a, rock’ı sinematik bir evrene taşıyan Kanadalı topluluk BADBADNOTGOOD, geçtiğimiz Eylül ayında çıkardıkları Sit Down for Dinner’in dünya turnesine çıkan ve albümde yer alan “Snowman” ile kısa sürede geniş bir hayran kitlesi edinen Kazu Makino, İtalyan ikiz kardeşler Simone ve Amedeo Pace’den oluşan sevilen rock üçlüsü Blonde Redhead, 2017’de hızlı bir çıkış yakalayarak psikedelik soul ve R&B’nin simgesi hâline gelen, “Colors”, “Black Moon Rising”, “Fire” şarkılarıyla milyonlarca dinlenmeye ulaşan Black Pumas müzikseverlerle buluştu. PSM Loves Summer by %100 Müzik serisi dördüncü edisyonunda da dünyaca ünlü müzisyenleri sahnesinde ağırlamaya devam edecek.
Çocuk-gençlik kitapları yazarı Ali Standish’in yeni romanı Tuhaf Hikâyeler Akademisi Baskerville, Müge Canan Özçelik çevirisiyle Domingo Yayınevi’nden çıktı.
Arthur Conan Doyle Vakfı onayıyla kaleme alınan serinin ilk kitabı olan Tuhaf Hikâyeler Akademisi Baskerville, genç Arthur’un sadece olağanüstü yeteneklere sahip çocukların davet edildiği Baskerville Akademisi’ne girişini ve sınıf arkadaşları Jimmie Moriarty ve Irene Eagle ile tanışmasını anlatıyor. Seri, yakında dizi olarak da yayımlanacak.
“Genç Arthur Conan Doyle, sadece olağanüstü yeteneklere sahip çocukların davet edildiği Baskerville Akademisi’ne kabul edildiğinde, seçildiği ve ailesinin talihini tersine çevirme şansı verildiği için çok sevinir. Okula adım atar atmaz, gözü pek Irene Eagle ve dehasıyla Arthur’a rakip Jimmie Moriarty ile arkadaş olur. Birlikte, yeni okullarının eğik kulelere, açıklanamayan patlamalara, sinsi kurtlara ve nesli tükenmiş kuşlara ev sahipliği yapan tuhaf bir yer olduğunu keşfederler. Ancak Arthur sadece dost değil, düşmanlar da edinmiştir; onu okuldan attırmaya hatta daha kötüsünü yapmaya hevesli düşmanlar...
O ve arkadaşları çok geçmeden okulun gizli topluluğu Yonca’dan davet alır. Kabul edilmek için üç zorlu testi geçmeleri gerekmektedir. Arthur testi geçeyim derken, çok daha büyük bir maceranın ve ondan da büyük bir tehlikenin kapılarını aralayacak bir gizemi ortaya çıkaracaktır. Sadece iki şeye güvenebilir: Arkadaşları ve zekâsı.”
Türkiye’nin ilk ve tek kokteyl festivali İstanbul Cocktail Festival, Wonder Wheel Creative Agency ve URU organizasyonuyla 28 ve 29 Eylül’de KüçükÇiftlik Park’ta gerçekleşecek.
İstanbul Cocktail Festival kapsamında Türkiye’nin farklı şehirlerinden popüler kokteyl barları, uzman miksolojistlerden atölyeler, aktiviteler, oyunlar, farklı lezzetler katılımcılarla buluşacak. İstanbulluları kokteyllerin rengârenk dünyasını birlikte keşfetmeye davet eden İstanbul Cocktail Festival, yaratıcı görünümleri ve farklı sunumlarıyla kokteylleri şehrin merkezine taşıyacak.
Festivalde farklı şehirlerin en popüler kokteyl mekânları pop-up barlar açacak, katılımcılar uzman miksolojistlerin elinden çıkan karışımları tatma fırsatı bulacak. Uzman miksolojistlerden atölyelerinin, farklı yemek alanının, çeşitli aktivite ve oyunların da yer aldığı programıyla İstanbul Cocktail Festival, çok yönlü bir festival deneyimi sunacak. Festivalde ayrıca popüler isimler de sahne alacak.
İstanbul Cocktail Festival biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
EArt Galeri, güncel sanatın derinliklerine dair ilgi çekici bir perspektif sunan “Summer Edition Vol. III” başlıklı sergiyi 15 Eylül’e kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
“Summer Edition Vol. III” sergisi, sanatın soyut kavramlarla nasıl iç içe geçtiğini gözler önüne sererken, sanatçılarının eserlerinde kullandıkları renk paletleri, dokusal yüzeyler ve biçimsel kompozisyonlarla, doğanın ve insanın temel varoluşsal bağlarını sorguluyor. Her bir eser hem estetik hem de kavramsal bir deneyim sunarak izleyiciyi düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor. Sanatçıların farklı disiplinlerdeki çalışmalarının bir araya geldiği bu sergi, renklerin ve formların soyut bir anlatıma dönüşmesini ve doğayla insan arasındaki ilişkilerin yenilikçi bir şekilde ele alınmasını sağlıyor. Sergi izleyicileri insan, doğa ve soyutlama kavramlarını doku, renk ve form üzerinden yeniden keşfetmeye davet ediyor. Sanatın farklı boyutlarını ve derinliklerini deneyimleme fırsatı sunan sergide; Beyza Çaylak, Cenk Akaltun, Duygu Aydoğan, Ege Subaşı, Sesil Beatris Kalaycıyan, Sevde Turan, Sinan Dağ, Uğur Bişirici, Umut Toros ve Yusuf Ağım’ın eserleri yer alıyor.
Margo Linn’in bir uçak yolculuğunun nasıl gerçekleştiğini anlatırken karşıt kavramları da tanıttığı, Brian Fitzgerald’ın resimlediği Her İnişin Bir Kalkışı Vardır kitabı Tuğçe Özdeniz’in çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.
3 yaş ve üzeri okurlara havaalanı ve uçuşa dair eğlenceli bilgiler veren kitaba dair tadımlık okumaya buradan ulaşabilirsiniz.
“Uçağımız kalkışa hazırdır!
Gelin hep birlikte havalimanına gidelim, güvenlikten geçip biniş kartlarımızı uçuş görevlisine gösterelim, uçakta koltuklarımıza geçelim, emniyet kemerlerimizi bağlayalım!”
Bu sene 11’incisi düzenlenecek Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED), 9-13 Ekim tarihleri arasında Bozcaada’da izleyicilerle buluşacak.
11. BIFED Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali gösterimleri her sene olduğu gibi bu sene de ücretsiz olarak gerçekleştirilecek. Festival kapsamında yerli-yabancı birçok yönetmen gösterimler sonrasında izleyicilerin sorularını yanıtlayacak, çeşitli söyleşi ve atölyeler düzenlenecek. 2021 yılından beri gündeme alınan “Savunanları Savunun” temasıyla, çevre haklarını savunurken, iklim aktivistlerinin hikâyelerine ses olmaya önem veren festival bu sene de “Savunanları Savunun” sloganı ile yoluna devam ediyor.
Festivale her yıl 100’den fazla ülkeden film başvuruları geliyor. Seçimler, 700’ü aşkın film arasından yapılıyor. Ana Yarışma kategorisinde yaklaşık 20, Panorama kategorisinde 10 ve Özel gösterim kategorisinde de 10 kadar film izleyiciyle buluşuyor. Ayrıca, yine başvurular arasından seçilen 10 film öğrenci filmlerini desteklemek için ayrı bir kategori olarak düşünülen Gaia Öğrenci Ödülü kapsamında gösteriliyor ve değerlendiriliyor. Festivalde yarışacak filmlerin konuları, iklim felaketlerinden dijital kirliliğe, yerel halk mücadelelerinden yoksulluğa terk edilmiş bölgelere kadar uzanıyor.
BIFED büyük ödülü olan 1500 Euro, ülkenin en önemli gravür sanatçılarından Bozcaadalı Fethi Kayaalp adına, ikincilik ödülü olan 1250 Euro adanın ilk müzik öğretmenlerinden Madam Melpo adına, Gaia kategorisinde 1000 Euro’luk ödül ise yalnızca öğrencilerin eserlerine veriliyor. 2023 yılından sonra Gaia kategorisindeki ödülün adı, geçen yıl bir trafik kazasında hayatını kaybeden BIFED Naci Güçhan adına veriliyor. 2024 yılından itibaren en iyi belgesel müziği dalında verilecek 1000 Euro değerinde İdil Schneider ödülü de BIFED ödüllerine bu sene eklendi. Bu ödül belgesellerde çoğunlukla ihmal edilen ses ve müzik konusuna dikkat çekmek için verilecek. Bu ödül kategorisinin jürileri de Alper Maral, Bruno Schneider ve Can Azbazdar’dan oluşuyor.
Festival, pek çok etkinliğe imza atıyor. “BIFED Gökçeada Uluslararası Ekolojik Film Günleri” başlıklı etkinlik, Bozcaada Belediyesi, Gökçeada Belediyesi ve KIA Türkiye tarafından destekleriyle 18-21 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek. Yine bu yıl içinde BIFED Berlin ve Lübnan gösterimleri de düzenlenecek.
Green Film Network (GFN) üyesi olan ve Bozcaada Belediyesi tarafından düzenlenen BIFED; KIA Türkiye (ana sponsor), Demirer Holding (kurucu sponsor), TAKK, Mey Diageo, Avusturya Kültür Forumu, İstanbul Bilgi Üniversitesi gibi kurumların destekleri ve yerel işletmeler ve yerel halkın dayanışmasıyla düzenleniyor.
11. BIFED Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Çiğdem Aky, Memu Essing’de yer alan “Wasserstoff” başlıklı grup sergisi kapsamında sanatseverlerle buluşuyor.
Harry Meyer’in küratörlüğünü üstlendiği sergi, Çiğdem Aky dışında İsviçre’de ve Almanya’da ikamet eden 19 sanatçıyı ağırlıyor. Küresel ısınmayla bağlantılı olarak su temasına odaklanan sergi, sanatçıların suyla ilişkili deneyimlerini ve duygularını, hatta suya olan sevgilerini yansıtan bir derleme sunuyor.
“Wasserstoff” sergisini 8 Eylül tarihine kadar Memu Essing’de ziyaret edilebilirsiniz.
Fotoğraf: Memu Essing
Chuck Palahniuk’in toplumdaki saçmalıkları sarkastik bir yaklaşımla kaleme aldığı distopik romanı Yargı Günü, S. Emre Yavuz’un çevirisiyle Düşbaz Kitaplar’dan çıktı.
Yargı Günü’nde Amerikan ruhunda gizlenen her ayrılıkçı fantezinin, alternatif gerçeğin ve komplo teorisinin mantıksal sonucunu korkusuzca gerçeğe dönüştürüyor.
“Kendini beğenmiş, bunak siyasetçiler, artan genç erkek nüfus için kötü bir kader planlıyor. İşçi sınıfı erkekleri, soyluları gömmenin hayalini kuruyor. Üniversitelerdeki profesörler öğrencilere yalnızca kasvet ve buhran dolu bir gelecek vadeden teoriler öne sürüyor. Aylardır ülkenin dört bir yanında hareketlenmeye başlayan öfkeli adamlar, bu kişilere ve daha fazlasına karşı örgütleniyor, plan yapıyor ve başa geçmek için benzer düşüncelere sahip yoldaşlarla işe koyuluyor.
Bu adamlar sadece çok güvendikleri kişilere Yargı Günü’nün yaklaştığını haber veriyor. Yabancılarla konuşmuyorlar. Bir de bu uğurda hazırlanan, kılavuz niteliğindeki Yargı Günü adlı kitapta yer alan emirleri ezberliyorlar. Hesaplaşma günü için hazırlanıyorlar. Bir yandan da ölmeyi hak den kişilerin (profesörler, politikacılar, gazeteciler, akademisyenler vs.) bir listesini yapıyorlar.”