
Nick Cave & The Bad Seeds, on parçadan oluşan yeni albümü Wild God’ı müzikseverlerle buluşturdu.
Wild God’da yer alan şarkılarda grup, geleneksellik ve deneysellik arasında dans ederken, Cave’in ruha dokunan anlatılarındaki zengin imgeleri ve duyguyu artıran dolambaçlı yolları dinleyicilere sunuyor. Cave’in 2023’te yazmaya başladığı albümün yapımcılığını Cave ve Warren Ellis üstlenirken mix’leri ise David Fridmann’a ait.
Grup, daha önce albümden “Wild God”, “Frogs” ve “Long Dark Night” isimli üç parçayı paylaştı. Rough Trade ve Londra’daki Kings Place’de albümün yayın arifesinde Cave ile özel bir soru-cevap etkinliği düzenlenirken bu etkinliğe katılanlar albümün tamamını dinleme şansı yakaladı.
Wild God
1. “Song of the Lake”
2. “Wild God”
3. “Frogs”
4. “Joy”
5. “Final Rescue Attempt”
6. “Conversion”
7. “Cinnamon Horses”
8. “Long Dark Night”
9. “O Wow O Wow (How Wonderful She Is)”
10. “As the Waters Cover the Sea”
Nick Cave & The Bad Seeds’in yeni albümü Wild God’ı buradan dinleyebilirsiniz.
Fotoğraf: Megan Cullen
Barın Han, yer değiştirme kavramını yeniden yorumlayan “Critical Shifts” başlıklı sergiyi 3 Ekim - 30 Kasım tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
Maria Korolkova, Margarita Osepyan ve Kate Umnova’nın eş-küratörlüğünde gerçekleşen “Critical Shifts” sergisi, Türkiye başta olmak üzere farklı coğrafyalardan gelen yirmi iki sanatçıyı bir araya getiriyor. Çin, Avrupa, Rusya, Türkiye, Birleşik Krallık, ABD ve Özbekistan gibi çeşitli ülkelerden sanatçıların perspektiflerini bir araya getiren sergi, yer değiştirme pratikleri ve felsefesine dair alışılmış söylemlerin ötesine geçerek, farklı deneyim ve yaklaşımlar sunuyor. Sergide yer alan sanatçılar arasında; Greta Alfaro, Rong Bao, Burçak Bingöl, Gülizar Çepoğlu, Marjolijn Dijkman, Sinem Dişli, FRAUD, Jim Hobbs, Merve İşeri, Saodat Ismailova, Ege Kanar, Jiabao Li, Marie-Luce Nadal, Kerem Ozan Bayraktar, Yağız Özgen, Julien Prévieux, Sümer Sayın, Pip Thornton, Dimitri Venkov, Emma Waltraud Howes, Cansu Yıldıran bulunuyor.
“Critical Shifts”, yer değiştirmenin ve dönüşümün yalnızca büyük jeososyal ve jeopolitik göçlerle oluşmadığını, günlük yaşamda neredeyse fark edilmeyen küçük değişimlerin de dönüşümde önemli bir rol oynadığını vurguluyor. Bu küçük hareketler, dönüşümün, açıklığın ve yeni başlangıçların temel taşlarını oluşturuyor. “Critical Shifts”, bu küçük madde, form ve anlam hareketlerini araştırarak, sürekli değişimin belirsiz etmenlerini, gözle görülmesi zor farklılıkları ve yanıltıcı zamansallıkları takip etmek için çeşitli yöntemler sunuyor. İstanbul ve Barın Han’ı, yer değiştirme ve çarpışmaları barındıran tarih ve coğrafi çeşitliliğe sahip olduğu için seçti. İnsanlar ve manzaralar, kara ve su, eski ve yeni, tarihsel ve çağdaş arasındaki bu derin geçişler, “Critical Shifts” sergisinde Barın Han’ın dört katında izleyiciyle buluşacak. Sergi, kaosu ölçen eserlerden, eskiyi yeniden yorumlayan eserlere kadar uzanan bir anlatı sunarak, izleyiciyi yer değiştirmenin yeni bir sabit olduğu fikrini vurgulayan bir yolculuğa davet ediyor.
Künye:
1. "European Dark Room", 2010. Artist Greta Alfaro
2. "Where Is My (Deep) Mind?", 2019. Artist Julien Prévieux
3. "Island(s) of Escape", installation fragment, 2022. Artist Sümer Sayin. Photo courtesy of the artist
4. "My Immigration Papers". Artist Merve İşeri, 2016. Image courtesy of the artist
GalataPerform, 2006’dan beri devam eden Yeni Metin Yeni Tiyatro Projesi kapsamında Portekiz’in Porto şehrindeki A Turma Tiyatrosu ile geliştirdiği ortak projesi “Yeni Gerçeklikler” ile yeni sezona başlıyor.
2023 Yeni Metin Festivali 12’den beri devam eden süreçte her iki tiyatrodan yazarlar “Yeni Gerçeklikler” üzerine oyunlar yazdı. A Turma’dan Tiago Correia ve Antonio Parra’nın yazdıkları metinler Türkçeye çevrilecek ve Kasım 2024’te İstanbul’da oyun okuması olarak seyirciyle buluşacak. Okumaların DasDas Tiyatronun düzenlediği IO Uluslararası Tiyatro Festivali kapsamında yer alması planlanıyor. GalataPerform kurucu sanat yönetmeni Yeşim Özsoy ve dramaturg, çevirmen, yazar Ferdi Çetin’in yazdığı metinler ise Portekizceye çevrilecek. Aralık ayı içerisinde Porto şehrinde A Turma tiyatrosu ev sahipliğinde Porto Devlet Tiyatrosu’nda (Teatro Nacional Sao Joao) oyun okumaları yapılacak.
GalataPerform, ayrıca sezonda Yüz Yılın Evi ve Medea’ya Göre Ahlak oyunlarının turne ve sahnelemelerine de devam etmeyi planlıyor.
Hollandalı oluşum Snowapple Collective’in Cyborg Cabaret başlıklı performansı, 3 Eylül Salı saat 20.30’da Atlas 1948 Sahnesi’nde izleyicilerle buluşacak.
Çok disiplinli ve uluslararası bir sanatçı kolektifi olan Snowapple Collective tarafından sahnelenen, şiirsel bir söyleşi ile post-apokaliptik bir kabare arasında yer alan cüretkâr gösteri Cyborg Cabaret, bir bilim insanının, potansiyel bir gelecekten dört karakteri sahneye taşımasını anlatıyor. Eva Schumacher’ın yazdığı gösteride; Laurien Schreuder, Caro Martin, Matteo Cerboncini, Gunga Alan Purves, Cynthia Martinez ve Samantha Montagna Portejoie rol alıyor. Gösteri boyunca bu dört karakter, zihin ve beden arasındaki kontrolü sergileyen performanslarıyla izleyiciye unutulmaz bir deneyim sunuyor. Cyborg Cabaret, ileride kavramların nasıl kaybolabileceğini, antroposentrik bir tarih anlayışının nasıl yok olabileceğini ve hatta gelecek nesiller için umut kavramının tamamen silinmesini konu alıyor. Karanlık mizah, çağdaş melodiler ve dünyamızı anlamlandırmaya çalışan dokunaklı karakterlerin buluştuğu bu gösteri; tiyatro, şiir, dans ve bolca müziğin devrim niteliğinde bir sentezini sunuyor.
3 Eylül Salı saat 20.30’da Atlas 1948 Sahnesi’nde gerçekleşecek Cyborg Cabaret performansının biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Hara, Cansu Yıldıran’ın “Vargit Çiçekleri” başlıklı ilk kişisel sergisini 7 Eylül - 18 Aralık tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
Cansu Yıldıran, “Vargit Çiçekleri” sergisinde 2015’te başladığı Mülksüzler serisinin farklı dönemlerinde çektiği iki yüze yakın fotoğrafı kullanıyor. Küratörlüğünü Onur Hamilton Karaoğlu ve Serkan Kaptan’ın üstlendiği sergi, sanatçı Karadeniz’in yaylaları, köyleri ve zorlu coğrafyasındaki kadınları ve doğayı merkeze alarak kimlik, aidiyet gibi kavramların olmadığı bir dünyada, bu öznelerin bir araya gelerek kurguladığı hayatta kalma biçimlerini araştırıyor. Aynı zamanda, “ev” fikri, ilişkiler, anılar ve psikolojik perspektifler yoluyla mekânda fiziksel bir boyuta dönüşüyor.
Haravan Misafir Sanatçı Programı’nın ilk katılımcısı olan Yıldıran, üç ay boyunca Hara’da kalarak bu sergi kapsamında mekâna özgü pek çok fotoğraf-heykel yerleştirmesi üretti. Hara’nın farklı katlarında fotoğraflar şekil değiştiriyor ve yeni formlar kazanıyor, böylece mekânda fotoğraf yoluyla alternatif bir anlatı ortaya çıkıyor. Sergi, geçmişi, kurmaca ve gerçekliğin kesiştiği bir bakış açısı ile yeniden düşünmeye davet ediyor.
“Bu fotoğraflar ailesinin dikili bir ağacının dahi bulunmadığı Kuşmer’de çektiği fotoğraflar, kadınların, hayvanların ve coğrafyanın ataerki ve özel mülkiyet kurumuna sırtını yaslayan mülksüzleştirme güçleriyle nasıl başa çıktığını anlatır. Yıldıran’ın gözü yaylayı huzursuz bir peyzaja; burada yaşayan insan ve insandan ibaret olmayan varlıkları da grotesk bedenlere çevirir. Kapkaranlık gecenin içerisinde patlayan flaşla bir an parlayan çehreler ve engebeli manzara içerisinde eğilip bükülerek biçimsizleşen bedenler Yıldıran’ın kişisel konar-göçer tarihine bakışımızı yönlendirir.”
Begüm Fırat Özden ve Ayça Yüksel’in sergi yazısından.
“Mülksüzler serisi için yıllar süren çaba ve fotoğrafların geçtiği dünya ile ilgili söz söyleme tutkusu, Yıldıran’ın pratiği hakkında pek çok ipucu da veriyor. Yıldıran, fotoğrafı bir kimlik talebine dönüştürüyor. Bu talebi yerine getirmek ise, başka türlü bakmak ve anlamak mümkün. Gündelik hayatın içinde görmek zorunda kaldığımız şey değil hakiki olan. Hakikat, fotoğrafın işaretlediği anda asılı kalan tanımadığımız, yabancı bir ışık, neden veya varoluş. Bu yüzden, Yıldıran’ın gördüğü dünyaya baktığımızda, kendine yer edinmek için uğraşan özneler ile karşılaşıyoruz. Kimliğini, kökeni arayan azınlıklar; evini, ailesini bulmaya çalışan kuirler; hakları uğruna mücadele eden insanlar, onlar için özenle düşünülmüş güvenli alanlarını kuruyorlar fotoğraf dilinde.”
Onur Hamilton Karaoğlu’nun sergi yazısından.
Tufan Göbekçin’in Carl Gustav Jung’un Kara Kitaplar adlı ve ölümünden yıllar sonra yayımlanan günlüklerine dayanan çalışması Ruhum Neredesin?, Destek Yayınları’ndan çıktı.
Ruhum Neredesin?, Carl Gustav Jung’un psikoloji dünyasında devrim yaratan fikirlerinin ve zihinsel süreçlerinin izini süren bir çalışma sunuyor. Bu kitap Jung’un psikolojiye kazandırdığı kavramların nasıl şekillendiğini ve bu süreçteki içsel yolculuğunu gözler önüne seriyor.
Jung’un Kara Kitaplar’a başlarken sorduğu soru da olan Ruhum Neredesin?’de şu konular öne çıkıyor:
-Jung’un Zihinsel Süreçlerinin İzini Sürmek: Yazar, Jung’un kendi döneminin hâkim psikoloji anlayışından nasıl ayrıldığını ve bugün Jung dendiğinde aklımıza gelen kavramların ortaya çıkış sürecini derinlemesine inceliyor.
-Kolektif Bilinçdışı Kavramı: Kitap, Jung’un en önemli katkılarından biri olan "kolektif bilinçdışı" kavramını ele alıyor ve bu kavramın Jung’un kendi ruhsal yolculuğu ve Kara Kitaplar'daki notlarıyla nasıl şekillendiğini gösteriyor.
-Bilinçdışının Dili: Jung’un bilinçdışının kendini rüyalar, mitler ve arketipler aracılığıyla nasıl ifade ettiğini ve bu sembolik dili anlamanın önemini vurguluyor.
-Bireyleşme ve Doğa ile Bağlantı: Jung’un bireyleşme süreci ve doğayla olan kopuk bağlarımızın ruhsal sorunlarımız üzerindeki etkisi kitapta detaylı bir şekilde ele alınıyor.
Taff Pictures, Türk sinema tarihinin mihenk taşlarından sayılan iki önemli filmi, Eşkıya ve Her Şey Çok Güzel Olacak’ı yenilenen 4K formatıyla 6 Eylül’de sinemaseverlerle buluşturacak.
Türk sinema tarihinin mihenk taşlarından sayılan 1996 yapımı Eşkıya ve 1998 yapımı Her Şey Çok Güzel Olacak vizyona girişlerinden yaklaşık çeyrek asır sonra, yeniden sinema salonlarında izleyicilerin karşısına çıkacak. Filmler, Ömer Vargı tarafından orijinal nitelikleri korunarak ve iyileştirerek restore edilip yeniden sinema perdesine hazır hâle getirildi. Taff Pictures da filmleri 4K formatında 6 Eylül’de izleyicilerle bir araya getirecek.
Yavuz Turgul’un yazıp yönettiği Eşkıya, Şener Şen ve Uğur Yücel ile geniş bir kadroyu bir araya getirdi. Filmin müziklerini ise Erkan Oğur yaptı. Cem Yılmaz ve Mazhar Alanson’u buluşturan 1998 yapımı Her Şey Çok Güzel Olacak, Yılmaz’ın ilk sinema filmi olma niteliği de taşıyor. Ömer Vargı’nın yönettiği filmin senaryosunu da Vargı ile birlikte Hakan Aksun ile Cem Yılmaz yazdı. Filmin müzikleri Mazhar Alanson imzası taşıyor.
Dağıtımını CJ ENM’in üstlendiği filmler Taff Pictures tarafından 6 Eylül’den yeniden vizyona girecek.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, algoritma ve bilgisayar sanatının en büyük isimlerinden Vera Molnár’a saygı duruşu niteliğindeki “Vera Molnár’ın İzinde” sergisini, 19 Eylül 2024 - 26 Ocak 2025 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
Stiftung für Kunst und Kultur e.V. ve Broich Digital Art Foundation iş birliğiyle gerçekleşen “Vera Molnár’ın İzinde” sergisinde, sanatçıdan ve onun çığır açan çalışmalarından ilham alan 15 sanatçının eserleri bir araya geliyor. Eylül ayında algoritma sanatının üç öncü ismi Dóra Maurer, Vera Molnár, Gizella Rákóczy’nin eserlerinden oluşan “Hesaplar ve Tesadüfler: Macaristan Ulusal Bankası Koleksiyonu’ndan Algoritma Sanatı” başlıklı sergiyi açmaya hazırlanan Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, bilgisayar sanatının öncü isimlerinden Vera Molnár’ın sanatsal pratiğine odaklanan yeni bir sergiye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Aralarında Antoine Schmitt, Refik Anadol, Erwin Steller, Mark Wilson ve Casey Reas’ın bulunduğu sanatçıların, Molnár’ın çalışma yöntemlerini kullanarak veya görsel dünyasına atıfta bulunarak video ve artırılmış gerçeklik gibi modern medya araçlarıyla ürettikleri eserler, Vera Molnar’ın eserleriyle birlikte sanatseverlerin karşısına çıkacak. Arno Beck, Aurèce Vettier, Iskra Velitchkova, Mario Klingemann, Nake Frieder, Patrick Lichty, Samuel Yan, Snow Yunxue Fu, Tamiko Thiel ve U2P050 gibi isimlerin eserleri de sergide yer alıyor.
1960’larda basit algoritmalarla deneysel çalışmalar yaparak sistematik görsel serilerinin çizimlerini yapan Vera Molnár, Sorbonne Üniversitesi’nin bilgisayar merkezinde yaptığı çalışmalarla, dijital işler üreten ilk sanatçılardan biri oldu. 1970’lerden itibaren delikli kâğıtlar üzerine plotter çizimleri yaptı, sanatçı olan eşiyle beraber Fortran programlama dilinde yazılan benzersiz bir sistem olan ve algoritmada “%1 düzensizliğe” izin veren “Molnárt sistemi”ni geliştirdi. Molnár bu sistemi plotter çizimlerine ve daha sonra grafik ve resim serilerine de uyguladı. Molnár’ın seçtiği ustaların çalışmalarından esinlenen Hommage serileri ise Cézanne’ın Mont Sainte-Victoire adlı eseri, Dürer’in Melancolia I’inden alıntılanmış sihirli kare çeşitlemeleri ve Klee, Monet, Mondrian ve Malevich eserlerinin yeniden yorumlamalarından oluşuyor.
Geçtiğimiz yıl 99 yaşında hayata veda eden Vera Molnár’a bir saygı duruşu niteliğindeki “Vera Molnár’ın İzinde”, Pera Müzesi’nin bir diğer yeni sergisi “Hesaplar ve Tesadüfler”le eş zamanlı olarak, 19 Eylül 2024 - 26 Ocak 2025 tarihleri arasında izleyicilerle buluşacak.
Künye:
1. Antoine Schmitt 100 Kare Toplulugu
2. Mario Klingemann Vera Molnara Saygi(Zamansal Ekran)
3. Mark Wilson Molnara Saygı
4. Iskra Velitchkova Kare
David JP Phillips’in vücut kimyasının insanları ve insanların onu nasıl etkileyebileceğini öğrettiği kitabı Bedenin Gizli Gücü - Hayatınızı Değiştirecek Altı Madde, Mustafa Güdük’ün çevirisiyle Diyojen Yayınevi’nden çıktı.
İsveç kökenli uluslararası bir konuşmacı, koç ve yazar olan Phillips’in yaptığı üç TEDx konuşması, toplam 10 milyondan fazla izlenme sayısına ulaştı. 30 dile çevrilen bu kitabında da Phillips, hayatı boyunca mücadele ettiği depresyonunu aşmasına yardımcı olan teknikleri anlatıyor.
“Konfor alanınızdan çıkmak, küçük şeylerden keyif almak, ruh halinizdeki dalgalanmaları kontrol etmek, stresinizi azaltıp öz güveninizi artırmak istiyorsanız, bu kitapta zihninizin gücüyle vücudunuzdaki altı nörokimyasalı yöneterek bunları nasıl yapacağınızı öğreneceksiniz. Örneğin sıkıldığınızda gülerek veya ter atarak endorfinlerinizi harekete geçirip daha neşeli bir ruh haline geçebilirsiniz. Önemli bir toplantıya girmeden önce testosteron seviyenizi yükselterek çok daha öz güvenli hissedebilirsiniz. Veya ders çalışmak için motive olamıyorsanız, dopamininizi dengelemeyi öğrenerek gerektiğinde odaklanabilirsiniz.
David JP Phillips, bu kitapta tam olarak bunları ve daha fazlasını nasıl yapacağınızı açıklıyor. Vücut kimyanızın sizi ve sizin de onu nasıl etkileyebileceğinizi öğretiyor. Her biri başka şekilde fayda sunan bu altı maddenin derinlerine iniyor ve arzu ettiğiniz ruh halini yaratmak için bunları doğal olarak nasıl harekete geçirebileceğinizi gösteriyor. Bu kolay tekniklerle hayatınızı baştan sona dönüştürebileceksiniz.” (Tanıtım metninden)
Metal müziğin önemli üç grubu Pentagram, Radical Noise ve Razor Inc., Yüzdeyüz Metal katkıları ve URU organizasyonuyla 13 Ekim’de KüçükÇiftlik Bahçe’de sahne alacak.
Türk metal müziğinin öncüsü Pentagram, konserde son albümü Makina Elektrika’nın yanı sıra Unspoken, MMXII, Akustik, Popçular Dışarı, 1987 gibi unutulmaz albümlerinden hit şarkılarını seslendirecek. Yıllar içinde bünyesinde birçok müzisyeni ağırlayan Pentagram, 13 Ekim Pazar akşamı KüçükÇiftlik Bahçe’de gerçekleşecek konserde sahneye Cenk Ünnü, Gökalp Ergen, Hakan Utangaç, Metin Türkcan, Murat İlkan, Ogün Sanlısoy, Ozan Tügen, Tarkan Gözübüyük ve Demir Demirkan ile çıkacak.
Türkiye’nin en köklü ve öncü hardcore punk ve metal gruplarından biri olan Radical Noise, agresif müziği ve toplumsal adaletsizliklere, baskılara ve sistem karşıtlığına odaklanan sözleriyle tanınıyor. Kurulduğu 1992 yılından bu yana sert ve hızlı riff’leri, güçlü davul ritimleri ve çarpıcı vokalleriyle dikkat çeken grup, müziği ve mesajlarıyla, dinleyicilerine ilham vermeye ve onları harekete geçirmeye devam ediyor.
Önemli cover gruplarından biri olarak, geniş repertuvarıyla Türk metal sahnesinde dikkat çeken Razor Inc., kendi bestelerine yer vereceği performansıyla sahne alacak. 2019’dan bu yana çıkardığı albüm ve teklilerle dikkat çeken, yüksek enerjisi ve etkileyici canlı performansıyla geniş bir hayran kitlesi oluşturan grup konserin açılışını yapacak.
Yüzdeyüz Metal katkıları ve URU organizasyonuyla 13 Ekim’de KüçükÇiftlik Bahçe’de gerçekleşecek konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.