GÜNDEM
  • 18-09-2024

    ga kolektif’in prömiyerini geçen sezon yapan ilk oyunu Köprüden Önce Son Çıkış, yeni sezonun ilk temsilini İstanbul Fringe Festival kapsamında 20 Eylül akşamı gerçekleştirecek.

    Geçtiğimiz yıl Kadir Has Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nden mezun olan Yaren Özkoca, Mine Yıldız ve Yağmur Güçlü tarafından kurulan ga kolektif, ilk oyunları Köprüden Önce Son Çıkış ile “Toplumsal yargılardan ve bu yargıların getirdiği korkularımızdan arınmamız mümkün mü?” sorusunun yanıtını arıyorlar.

    Oyun, yaptıkları meslek ne olursa olsun herkesin yaşadığı o karanlık sabahları, hayata devam edebilmenin yollarını arayan ev arkadaşı üç genç kadının mücadelesini anlatıyor.

    Köprüden Önce Son Çıkış’ı 20 Eylül akşamı saat 20.30’da Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi'nde, 5 Ekim akşamı saat 20.30’da Bahçe Galata’da ve 24 Ekim akşamı 20.30 Ara Sahne’de izleyebilirsiniz.

    Künye:
    Yazar/Yönetmen/Oyuncu: Yaren Özkoca, Mine Yıldız, Yağmur Güçlü
    Proje Danışmanı: Barış Arman
    Dekor Tasarım: Semih Başarı
    Reji Asistanı: Efe Çapar, Yunus Emre Yeşil, Tan Topaloğlu
    Afiş Tasarım: Tuana Olcay

    0
    0
    1582
  • 17-09-2024

    İstanbul Modern Sinema, “Chiharu Shiota: Dünyalar Arasında” sergisinden ilham alarak hazırladığı “Çok Kırmızı” seçkisini 19-29 Eylül tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşturacak.

    İstanbul Modern Sinema’nın Türk Tuborg A.Ş.'nin katkılarıyla düzenlediği “Çok Kırmızı” seçkisinde hikâyelerinde veya duygu evrenlerinde kırmızı rengin başrolde olduğu filmler yer alıyor. Korku türünden Japonya tarihine uzanan bu panoramik seçki, 1939 yapımı Oz Büyücüsü’ndeki büyülü diyara götüren kırmızı pabuçlarda yola çıkıyor. Bir filmin sinematografisinde ışıkla ya da bir objeyle karakter görevi gören kırmızı, bazen kan ve ölümü bazen de tutku ve yaşamı çağrıştırıyor.

    İstanbul Modern Sinema’nın “Çok Kırmızı” başlıklı seçkisi hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    “Çok Kırmızı” Seçkisi:

    Üç Renk: Kırmızı
    19 Eylül 2024, Perşembe Saat: 13.00
    22 Eylül 2024, Pazar Saat: 17.30
    Yönetmen: Krzysztof Kieslowski

    Oz Büyücüsü
    19 Eylül 2024, Perşembe Saat: 15.00
    Yönetmenler: Victor Fleming, King Vidor

    Kırmızı Fenerler
    19 Eylül 2024, Perşembe Saat: 17.00
    29 Eylül 2024, Pazar Saat: 15.00
    Yönetmen: Yimou Zhang

    Arka Sokaklar
    21 Eylül 2024, Cumartesi Saat: 17.30
    26 Eylül 2024, Perşembe Saat: 15.00
    Yönetmen: Martin Scorsese

    Mâcon Bebeği
    21 Eylül 2024, Cumartesi Saat: 13.00
    29 Eylül 2024, Pazar Saat: 13.00
    Yönetmen: Peter Greenaway

    Akira
    21 Eylül 2024, Cumartesi Saat:15.00
    26 Eylül 2024, Perşembe Saat:17.00
    Yönetmen: Katsuhiro Ôtomo

    Konuş Onunla
    22 Eylül 2024, Pazar Saat: 13.00
    28 Eylül 2024, Cumartesi Saat:13.00
    Yönetmen: Pedro Almodóvar

    Derin Kırmızı
    22 Eylül 2024, Pazar Saat: 15.00
    28 Eylül 2024, Cumartesi Saat:17.30
    Yönetmen: Dario Argento

    Çinli Kız
    26 Eylül 2024, Perşembe Saat:13.00
    Yönetmen: Jean-Luc Godard

    Maxxxine
    28 Eylül 2024, Cumartesi Saat:15.00
    29 Eylül 2024, Pazar Saat:17.30
    Yönetmen: Ti West

    0
    0
    1251
  • 17-09-2024

    2008 yılından bu yana CABININ – Çanakkale Bienali İnisiyatifi tarafından düzenlenen Çanakkale Bienali, bu sene 9. edisyonu ile 4 Ekim-11 Kasım tarihleri arasında Çanakkale’de farklı mekânlarda sanatseverlerle buluşacak.

    50’nin üzerinde sanatçının katılımıyla gençlerin günümüz sanatının zengin ekosisteminin deneyimlenebileceği, güncel konulara odaklanan canlı bir platform oluşturmak üzere kurgulanan Çanakkale Bienali, bu yıl “Zamana Bırakmak” başlığıyla düzenleniyor. CABININ – Çanakkale Bienali İnisiyatifi kurucusu Seyhan Boztepe’nin Genel Sanat Yönetmenliği’ni üstlendiği 9. Çanakkale Bienali; Alper Akyüz, Burak Topçakıl, Deniz Erbaş, Didem Çapa, Ebru Nalan Sülün, Hakan Yılmaz, Rüstem Aslan, Thouli Misirloglou, Ulrika Flink ve Zihni Tümer’in dahil olduğu kurulunun önerileri doğrultusunda şekillenen sanatçı ve sergi projeleriyle sanatseverlerle bir araya gelecek. Dardanel’in ana destekçiliğiyle hayata geçirilen Çanakkale Bienali, altı hafta sürecek ana sergileri öncesi, sırası ve sonrasına yayılan bir takvimde, iş birlikleri üzerinden şekillenen kültür-sanat etkinlikleri ve projelerden oluşan bir deneyim alanı olarak işleyecek. Bienal bu etkinliklerle kent merkezindeki tarihi ve kültürel mekânlara, Troya Müzesi ve çevresine, bienal tarihinde ilk kez Assos, Küçükkuyu gibi alanlardaki sanat ve kültür yapılanmalarına yayılacak.

    9. Çanakkale Bienali, “Zamana Bırakmak” kavramı çevresinde üç eksen üzerinden gençlere odaklanıyor: Dijital teknolojiler, oyun kültürü ve iletişim araçlarından menkul gençliğin görsel kültürü ilk ekseni oluştururken, mesleklerin geleceği, çevresel sürdürülebilirlik ve hareketlilik gibi gençleri etkileyen acil gündemlere dair sanatsal yaklaşımlar bienalin yoğunlaşacağı bir diğer bağlam oluyor. Üçüncü eksen ise kültürel mirasın, geleneklerin ve kolektif hafızanın aktarımında ve yorumlanmasında sanatın merkezi işlevine vurgu yapıyor. Çanakkale Bienali’nin farklı kurumsal, küratöryel ve sanatsal iş birlikleriyle örülü yapısını yansıtan “Zamana Bırakmak” başlıklı 9. edisyonu, biriktirdiği sanata dair üretimleri, geliştirdiği kurumsal model ve stratejileri, yirmi yıla yaklaşan hafızasını “zamana emanet ederek geleceğe aktarma” arzusunun da gözler önüne seriyor. Bienalin bu yılki sloganı ise “Çanakkale’de yeni nesil bir çağdaş sanat müzesine doğru!”

    9. Çanakkale Bienali ana sergileri 4-5 Ekim’deki ön gösterimlerin ardından ziyarete açılacak ve 11 Kasım’a kadar devam edecek. Bienal etkinlik programı ise 20 Eylül Cuma StudioMAHAL’de gerçekleşecek “Klasik Keyifler – Besteciler Kazanı” konseriyle başlayacak.

    ​9. Çanakkale Bienali’nin programına ve detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1448
  • 17-09-2024

    Can Yayınları’nın kurucusu Erdal Öz'ün anısını yaşatmak için ailesi tarafından 2008 yılından bu yana düzenlenen Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nün bu yılki sahibi Necati Tosuner oldu.

    Erdal Öz Edebiyat Ödülü seçici kurulunda bu yıl; Metin Celal, Nilüfer Kuyaş, Murat Yalçın, Behçet Çelik, Jale Özata Dirlikyapan, Ayşe Sarısayın ve Faruk Duman yer aldı. Kurulun birinci üyesi, her yıl toplantıya başkanlık yaptıktan sonra ayrılıyor ve yerine yeni bir üye seçiliyor. Bu yıl Metin Celal başkanlık yaparak ayrıldı. Yerine seçici kurulun davetiyle Yalçın Armağan katıldı.

    Ödülün gerekçesinde şu ifadeler yer alıyor: “İlk öykü kitabı Özgürlük Masalı’ndan bu yana 60 yıldır, edebiyatın farklı türlerindeki yapıtlarında, toplumsal hayatın açık ve saklı baskıları karşısında bireyin yaşadığı zorunlu ve seçilmiş yalnızlıkları, sancıları, Türkçenin ve yazının olanaklarını her yeni kitabında daha ileri taşıyarak kaleme alan Necati Tosuner’e…”

    0
    0
    1696
  • 17-09-2024

    Aret Gıcır’ın “İmgeden Sonra” başlıklı kişisel sergisi, 25 Eylül - 9 Kasım tarihleri arasında Öktem Aykut’ta sanatseverlerle buluşacak.

    “İmgeden Sonra” sergisi, sıradan bir günün yankılarından, sıra dışı bir manzaradan, uçucu bir karşılaşmadan, zamanı aşan bir dostluktan, beklenmedik bir kayıptan, bir kördüğümden geriye kalanların izini sürüyor. Güneşe veya parlak bir ışık kaynağına baktığımızda gözün retinasında uçuşan, bir belirip bir kaybolan “ardıl görüntüler” gibi, “İmgeden Sonra”daki soyut formlar da hem aşikâr hem de kaçamaklı ve tesadüfi bir şekilde yer alıyor.

    Gıcır’ın resimlerindeki, karmaşık siyahlar ve onları sarmalamaya çalışan odaklanılmış renkler, kuyuları çağrıştıran derinliklerle uçarı gölgeler arasında daimî tezatlar yaratıyor. Değişip dönüşen vücut parçalarını andıran akışkan formlar, beklenmedik ihtimalleri, bazen hayaletleri imleyen görsel bir anlatı oluşturuyor. “İmgeden Sonra”, deneyimlerin ve ilişkilerin bıraktığı geçici ama silinmeyen izler üzerine bir denemeyi izleyiciye sunuyor. Süreklilik ve değişim arasındaki gerilimin sınırlarında dolanan tuvaller kendi başlarına bağımsız olmakla birlikte, birbiriyle kurdukları ilişki aracılığıyla dönüşerek yeni anlamlar kazanıyor.

    Başrolde büyük ebatlı 14 yeni tuvalden oluşan serinin yer aldığı sergi ile beraber yayımlanacak ve Gıcır’ın küratör Anlam Arslanoğlu de Coster ile gerçekleştirdiği uzun söyleşinin yer aldığı monografi, sanatçının sergiden önceki üretimine de değinen kapsamlı bir bakış sunuyor.

    ​Künye: Aret Gıcır, After Image 7 / İmgeden Sonra 7, 2022 Tuval üzerine yağlı boya / Oil on canvas 200x150 cm

    0
    0
    2021
  • 17-09-2024

    Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nin Atlas Publishing Lab iş birliğiyle düzenlediği “Yazar-Editör Sohbetleri”nin yeni sezonunun ilk konukları yazar Sona Ertekin ve editör Oğuz Tecimen olacak.

    Ertekin ve Tecimen, yaşamaktan yazmaya giden yolları, kurmaca bir eserin oluşum sürecini ve hikâyelerle yeni dünyalar kurma imkânlarını masaya yatıracak. Konuşmacılar, edebiyatımızda gelenekselleşmiş türlerin dışına çıkma cesaretini, yüksek edebiyat kodlarının dışında yeni duyarlılıklar keşfetme arayışını, gerçekçilik ve hayalperestlik kavramlarını günümüzün koşulları bağlamında sorgulayacaklar.

    Kariyeri boyunca birçok gazete ve dergiye yazan, aralarında Barbarları Beklerken, Yaşama Sanatı ve Kovboy Kızlar da Hüzünlenir’in de bulunduğu birçok büyük kitabın çevirmenliğini üstlenen Sona Ertekin’in aynı zamanda Arızanın Merkezine Seyahat ile Her Şey Dans Ediyor adlı iki de romanı var. Çeşitli mecralarda yazıları yayımlanan, birçok dergi ve kitapta editörlük de yapan Oğuz Tecimen’in de okurla buluşmuş Anakronik – Zamansız Bir Adamın Günlüğü ile Âdem Ademoğlu’nun Boşluğu adlı romanları, Varlıkölçer adlı bir de şiir kitabı yayımlandı.

    ​Sona Ertekin ve Oğuz Tecimen’in konuk olacağı “Yazar-Editör Sohbetleri” 26 Eylül’de saat 18.00'de Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleşecek. Etkinlik ücretsiz olacak ve herkesin katılımına açık olacak.

    0
    0
    1574
  • 16-09-2024

    Mert Diner’in “Burada Bulacağımı Bilmiyordum Seni” başlıklı kişisel sergisi 9 Kasım’a kadar Ka’da sanatseverlerle buluşuyor.

    Oğuz Karakütük’ün küratörlüğünü üstlendiği “Burada Bulacağımı Bilmiyordum Seni” sergisi, Mert Diner’in 2007-2024 yılları arasındaki üretimlerinden kapsayıcı bir seçkiyi izleyiciye sunuyor.

    “İnsan ne kadar uzağa bakabilir? Ve ne kadar yakına? Bu bakışın sınırı nerede bitiyorsa Mert’in bakışı orada başlıyor sanırım. Bu duyumsamayı bakışla sınırlıyorum çünkü gözün kavrayışı sarılmak gibi değil de ayrılmak gibi daha çok. Uzun uzun herhangi bir şeyi izlediğinizi düşünün; nehrin denize döküldüğü bir yer olsun burası, sönmesini beklediğiniz bir kırmızı ışık ya da her şeyi bırakıp, sırtınızı yere yaslayıp ağaç dallarının arasından gökyüzüne bakın uzun uzun. Çok uzaklara bakarken insan kendine bakarken bulabiliyor kendini; ya da gözlerimizi kapadığımızda, kendi içimize bakmaya çalıştığımızda çok uzaklara gidiyor zihin. Mert Diner son yirmi yıldır hepimizin bakışının sınırında, bu çok uzak ve çok yakın arasındaki mesafeyi her gün resimle kat etmiş. ‘Burada Bulacağımı Bilmiyordum Seni’ tüm bu mesafeler kat edilirken karşılaşılan, göz ardı edilen, uzak durulan, içinde olmak istenen, heveslenilen, korkulan, tutunulan, kaybolunan, unutulan, hatırlanılan, öfkelenilen, cezalandırılan, üstü kapatılan ve öngörülemeyen hislerin toplamı. ‘Burada Bulacağımı Bilmiyordum Seni’ aramanın, bulmanın değil, daha çok bir karşılaşmanın büyüsünü taşıyor.

    Mert Diner’in altı ayı aşan Ankara günlerindeki diğer bir karşılaşma da Aykan Alemdaroğlu ile. Uzun ve sık atölye ziyaretlerinin sonucunda olgunlaşmaya başlayan yazının Mert’in resim pratiğini anlatan kısmından heyecan verici bir alıntıyla bitirelim: ‘Mert Diner imgeye esinlendiğinde rastlantısal gelişime bırakıyor resim alanını. Yüzeyden şaşmayacak, kesin kes iki boyutta kuracak imgeyi, burada her zaman kararlı. Gözün taradığı imge alanı birbirleriyle ilişkilendirilmiş bölgelere ayrılıyor. Boşluk doluluk birbirine giriyor. Örte örte bölgeleri yeni alanların önünü, olanağını açıyor. Sile sile, kapata kapata yüzeyi, beklenmedik uzam-dokular oluşturuyor. İç içe geçmiş uzamlar çokluğunun ortasında buluyoruz kendimizi; bize uzamların türediği sonsuz kaynak, çevrelendiğimiz büyük-sınırsız gösteriliyor.’”
    Oğuz Karakütük

    Künye:
    1. untitled (uncanny states series), 2021_52x45 cm_acrylic on canvas (tuval üzerine akrilik)
    2. untitled (a glimpse of the otherside series), 2013_100x90 cm_oil on canvas (tuval üzerine yağlı boya)
    3. unt.us.p3 (uncanny states series), 2022_35x31 cm_acrylic and spray on paper (kağıt üzerine akrilik ve sprey)

    0
    0
    1546
  • 16-09-2024

    Şebnem İşigüzel’in Hanene Ay Doğacak adlı eserindeki üç hikâyeden Büke Erkoç ile Ersin Yaşar'ın sahneye uyarladığı The Future Looks Bright (Hanene Ay Doğacak) adlı oyun 25 ve 29 Eylül’de İstanbul’da izleyici karşısına çıkacak.

    Büke Erkoç’un tek kişilik performansıyla sahneye taşınan The Future Looks Bright prömiyerini temmuz ayında Londra’da yaptı. Oyun ilk kez İstanbul’da 25 Eylül’de Ara Sahne’de, 29 Eylül’de Asmalı Sahne’de oynanacak. Oyunun dili İngilizce olduğu için Türkiye’de Türkçe üst yazı ile oynanacak. The Future Looks Bright’ın biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    “Eğer intihar etmeyi düşünmüşseniz yalnız değilsiniz!
    Ölümün kıyısında olan bir kadın.
    Ve şehrin en yüksek binası.
    Annesinden miras kalan bir düşünce.
    Bir koltuk, bir ayna ve annesinin gözleri.
    Aşk, cenaze, düğün ve göç ile geride bırakılamayan geçmiş.
    Travmalar, sosyo-ekonomik ve kültürel kodlar.
    Ve yas.
    İçinden çıkılamaz bir tekrarı kesintiye uğratmak
    Hanene ay doğacak.”

    Künye:
    yazar: şebnem işigüzel
    uyarlayanlar: büke erkoç & ersin yaşar
    oyuncu/ yönetmen: büke erkoç
    yardımcı yönetmenler: berfin ertan & öykü eraslan
    dramaturji: beril çelik & tamar çıtak
    ışık tasarımı: ersin yaşar
    ses tasarımı: ahmet sipahi
    ışık tasarım yardımcısı: anıl akbey
    afiş tasarımı: öykü eraslan
    oyun fotoğrafları: derin küpeli
    yapımcı: NOK NOK!

    0
    0
    1323
  • 16-09-2024

    Arter, yeni sezona iki yeni sergiyle başlıyor. Maaria Wirkkala’nın Karaya Çıkmak Yasaktır başlıklı yerleştirmesi Arter’in 1. kat galerisinde, Yasemin Özcan’ın “Islak Zemin” başlıklı sergisi ise Arter’in giriş kat galerisinde 19 Eylül’den itibaren sanatseverlerle buluşacak.

    Maaria Wirkkala’nın 2007 yılında 52. Venedik Bienali’nde sergilenen ve aynı yıl Arter Koleksiyonu’na dahil edilen Karaya Çıkmak Yasaktır başlıklı yerleştirmesi, İstanbul’da ilk kez 19 Eylül 2024 -23 Şubat 2025 tarihleri arasında Arter’de izleyici karşısına çıkacak. Küratörlüğünü Nilüfer Şaşmazer’in üstlendiği ve yerleştirmeyle aynı adı taşıyan sergi, kendisine eşlik eden Arter Yakın Plan yayını aracılığıyla, çocukluğunu anavatanı Finlandiya’nın güneyindeki Helsinki ve kuzeyindeki Laponya ile İtalya'nın Venedik kenti arasında geçiren ve bu coğrafyaların daimî bir değişkenlik içinde olan su, hava ve ışık gibi unsurlarını üretiminin merkezinde konumlandıran sanatçının pratiğine derinlikli bir bakış sunuyor.

    Yasemin Özcan’ın “Islak Zemin” başlıklı sergisi 19 Eylül 2024 - 6 Nisan 2025 tarihleri arasında Arter’in giriş kat galerisinde izleyicilerle buluşacak. Sergi, pratiğinde seramik, fotoğraf, metin, video, ses ve performans gibi farklı mecra ve malzemelere yer veren Yasemin Özcan’ın daha erken tarihli yapıtlarıyla bu sergi için ürettiği yeni eserlerini Eda Berkmen küratörlüğünde bir araya getiriyor. İnsanın toprakla, hatırlamanın dille, otobiyografinin kurguyla ilişkisi üzerinden nesiller arası aktarım, göç ve kimlik inşası gibi konulara odaklanan sergiye, Berkmen’in sanatçıyla gerçekleştirdiği kapsamlı söyleşinin yanı sıra Kaya Genç, Evrim Kaya ve Işın Önol’un kaleme aldıkları metinlere yer veren bir de kitap eşlik edecek.

    Künye: 
    1. Maaria Wirkkala Karaya Çıkmak Yasaktır Aalto Pavyonu, Venedik Bienali’nden sergi görünümü, 2007 Fotoğraf: Tinni Torikka
    2. Maaria Wirkkala Karaya Çıkmak Yasaktır, 2024 Yerleştirme görüntüsü: Maaria Wirkkala: Karaya Çıkmak Yasaktır, Arter, 2024 Küratör: Nilüfer Şaşmazer Fotoğraf: Orhan Cem Çetin
    3. Yasemin Özcan: Islak Zemin, 2024 Fotoğraf: Hadiye Cangökçe
    ​4. Yasemin Özcan: Islak Zemin Küratör: Eda Berkmen Sergiden görünüm Arter, 2024 Fotoğraf: flufoto (Barış Aras & Elif Çakırlar)

    0
    0
    3058
  • 16-09-2024

    Nusret Polat’ın sanatçı İrfan Önürmen’in imge ile ilişkisi üzerine kaleme aldığı çalışması İrfan Önürmen’in Sanatı Belirsizliğin İmgeleri, Beyoğlu Kitabevi’nden çıktı.

    ​“Önürmen’de imge hiçbir zaman tam bir soyutlamaya varmadığı gibi bazı pentürleri ve kolajlarında karşımıza tümüyle mimetik olmasa da gerçekliğe yakın figüratif imge çıkar. Bu, onun arada olduğunu; tam olarak soyut ya da tümüyle figüratif formla, anladığı ve hissettiği ‘gerçeği’ veremeyeceği kaygısından kaynaklanır. Parçalanmış belirsizliklerle dolu bir hayatı, bir tür ‘güvenlik’ kaygısı arayışı içinde bilinçdışı olarak birleştirme gayreti de söz konusu olabilir. Durum ne olursa olsun, Önürmen’in imgeleri daha belirli veya tanımlı formlardan daha belirsiz veya akışkan formlara kararlı bir geçişlilik gösterir. Bu geçişlilik artzamanlı ve eşzamanlıdır. Elinizdeki kitap bu durumun ileri ve geri sıçramalarla işleyen belli bir kronolojik hat üzerinde ve de tematik ayrıntılı bir okumasıdır.”

    0
    0
    1537
DAHA FAZLA
Geldanlage