
Xtopia Immersive Journey, yeni sezonda, sanatçı ve araştırmacı Memo Akten’in sunduğu Dağıtılmış Bilinç, Somutlaştırılmış Simülasyon ve Derin Meditasyonlar deneyimleri ile Hope Alkazar’da devam ediyor.
Görsel iletişim ve performans sanatçısı Selçuk Artut’un etkileşimli deneyimi Sonsuza Uzanan Motifler: Yeniden Yorumlar ile başlayan Xtopia Immersive Journey, Memo Akten’in Dağıtılmış Bilinç, Somutlaştırılmış Simülasyon ve Derin Meditasyonlar başlıklı deneyimleriyle kaldığı yerden devam ediyor. Memo Akten Dağıtılmış Bilinç adını verdiği eseriyle, sanatseverleri doğa ve teknoloji arasındaki bağlantıları keşfetmeye davet ediyor. Dijital araçların sınırlarını zorlayan ve izleyicilere yenilikçi deneyimler sunan Ahmet Rüstem & Hakan Sorar’ın “Theatrum Mundi - The Pond: Dijital Bir Sahneyi Yeniden Yaratmak” adını verdiği deneyimleri ve “Gölge Oyunu / Shadow Play” paralel etkinlikleri ile Xtopia Immersive Journey programında, Mart 2025’ten itibaren yer alacak.
İnsan ve makine arasındaki sınırları bulanıklaştıran, duyularınızı harekete geçiren ve algınızı yeniden şekillendiren Dağıtılmış Bilinç, Somutlaştırılmış Simülasyon ve Derin Meditasyonlar, Memo Akten’in yapay zekâ ve derin öğrenme algoritmalarını yenilikçi kullanımı, teknolojinin geleceği ve toplum üzerindeki etkilerini derinlemesine sorgulayan bir deneyim yaratıyor. Bu deneyimlerde doğanın bilişsel süreçlerinden esinlenen ve yapay zekâ yazılımlarıyla oluşturulan görsellerle insan-makine ilişkisi üzerine düşünmeye davet ediliyor.
Dağıtılmış Bilinç (Distributed Consciousness) 15 Aralık’a kadar Hope Alkazar’da katılımcılarla buluşuyor. Bu deneyim, Memo Akten’in Tezos blokzinciri üzerinde oluşturduğu bir NFT koleksiyonuna dayanmaktadır. “Dağıtılmış Bilinç (Distributed Consciousness)” insanın merkezde olmadığı spekülatif bir mitolojiyi yeniden yorumlayarak, insan ve doğa arasındaki sınırları sorgulayan bir dünya sunuyor. Yeni sezon boyunca programda yer alacak Derin Meditasyonlar (Deep Meditations) deneyimi içerisinde gerçekleştirilecek Yoga, Ses Meditasyonu, Koro Performansı ve benzer etkinlikler de Hope Alkazar takviminde takip edilebilecek.
Derin Meditasyonlar’da Memo Akten, yapay zekayı ruhani deneyimler ve makine bilinci konularıyla buluşturarak benzersiz bir keşfe çıkıyor. Bu yaratıcı çalışma, dini ve manevi görüntülerden oluşan kapsamlı veri setlerini derin öğrenme algoritmalarıyla işleyerek sürekli değişen, etkileyici görsel meditasyonlar üretiyor. Ana programa paralel olarak takip edilebilecek Derin Meditasyonlar, paralel etkinlikler boyunca, Xtopia Immersive Journey programlaması kapsamında yer alacak özel deneyimler olarak katılımcılara sunulacak.
Memo Akten ve Katie Peyton Hofstadter tarafından tasarlanan Somutlaştırılmış Simülasyon ise 15 Aralık – 24 Şubat tarihleri arasında Hope Alkazar’da katılımcılarla buluşacak. Somutlaştırılmış Simülasyon, küresel ekosistemlerle güçlü bağlar kurmayı ve bu bağları derinleştirmeyi hedefleyen çok ekranlı bir video ve ses enstalasyonu olarak sanatseverler ile buluşuyor. Proje, yapay zekâ, dans ve sinirbilim araştırmalarını bir araya getirerek izleyicinin bedensel algısını cildin ötesine taşıyarak, çevreyle bütünleşmiş bir deneyime davet ediyor.
Programlar hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Sanatçı Elifko’nun son dönem çalışmalarını bir araya getiren “Mise en place” başlıklı sergi, Erkan Doğanay’ın küratörlüğünde 12 Ocak 2025 tarihine kadar Fethiye’de yer alan Roome Art Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor.
Elifko’nun son dönem işlerinin yer aldığı kişisel sergisi “Mise en place”, özellikle son yıllarda gastronomi başlığının salt beslenme eyleminin çok ötesine geçen pornografik bir olguya dönüşmesine ciddi bir eleştirisi.
“Sanatçı Elifko’nun uzun zamandır yoğunlaştığı son dönem çalışmalarından bir araya gelen Mise en place ya da gastronomi dünyasında daha yaygın kullanımı ile ‘mizanplas’ Fransızca bir terimdir ve ‘her şey yerli yerinde hazır bir şekilde’ olması gerektiği anlamına gelir. Buna göre bir şef eğer verimli ve organize bir şekilde yemeğini hazırlayıp, servis etmek istiyorsa her şeyin elinin altında olması gerekir diyebiliriz. Aslında bu terimden yola çıkılarak bu sistematiğin başarılı bir sonuca ulaşması düşünülen her iş için geçerli olacağını da söyleyebiliriz. Bir film yönetmeninin teknik imkanları, senaryosu, oyuncusu vs. hazırlığı olmadan istediğini üretemeyeceği gibi, bir ressamın da kendi sanatıyla ilgili malzemeleri, fikri, yeteneği olmadan üretemeyeceği çoğaltımlarını yapabiliriz.
Elifko’nun son dönem işlerinin yer aldığı sergisi, özellikle son yıllarda gastronomi başlığının salt beslenme eyleminin çok ötesine geçen pornografik bir olguya dönüşmesine ciddi bir eleştiri gibidir. Çeşitli şef ve sunum şovları, gastronomi ile ilgili sosyal medya paylaşımları, kişisel önermeler bir bakıma çağın kapitalist yönlendirmeleri olarak gerçeklik ve sanalın iç içe geçtiği alanı hızlıca bir tüketim toplumuna dönüştürmektedir. Bu dönüşüm hâliyle imkân ve kaynakları zorladığı gibi her şeyi bir metaya dönüştürerek sıradanlaştırmakta ve değersizleştirmektedir. Sanatçının 2017 yılından beri ürettiği eserlerin devamı niteliğindeki bu çalışmalar artık av olmuş insanların kaçış, kurtuluş, savaş verme gibi hâllerin aktarıldığı kuş bakışı sofra görüntülerinin karmaşıklığı arasında insan izlerinin olacağı bir seriye dönüşmektedir. Sanatçı günümüz toplumlarında öne çıkan bireysellik ayrıcalığının aksine birleşmenin nedenlerini sorgulamaktadır.”
Travma uzmanı Christine Babinec’in, Vivian Mineker’in resimlediği, çocuklara onay ve sınır kavramlarını öğrenmelerinde yardımcı olacak kitabı Sarılmak İster misin?, Zeynep Tür’ün çevirisiyle Mundi Çocuk’tan çıktı.
4 yaş ve üzeri okurlar için hazırlanan, “Çocuklar İçin Onay ve Sınır Kavramları” alt başlığına sahip bu resimli kitap, sevgi ve şefkatin saygılı ve güvenli bir şekilde nasıl paylaşılacağını öğretmeyi amaçlıyor.
“Evet, Evet demektir, Hayır ise Hayır,
Arkadaşlarına anlat, çünkü bu önemli bir mesajdır.
Hep birlikte oyun oynayabilir, eğlenebilir ve arkadaş olabiliriz;
Ama dokunmak için her zaman izin almalıyız.”
Alternatif rock sahnesinin önemli gruplarından Adamlar, müzikal yolculuğunun 10. yılında Kahırlı Merdiven isimli yeni albümünü müzikseverlerle buluşturdu.
Adamlar’ın dokuz yeni şarkıdan oluşan albümü Kahırlı Merdiven hem derin hem de mizahi sözleriyle dikkat çekiyor ve dinleyicileri yine kendi iç dünyalarına yolculuğa davet ediyor. Tolga Akdoğan (vokal ve elektrik gitar), Gürhan Öğütücü (elektrik gitar), Berat İşçioğlu (bas gitar) ve Berkan Tilavel (davul)’den oluşan grup üyelerinin ortak yaratım sürecinden geçen bu albüm, Adamlar’ın on yıllık birikimini ve müzikal olgunluğunu gözler önüne seriyor. Albümde grubun enerjik ve kendine özgü rock tarzı hissedilirken, ironik anlatımları ve yoğun duygusal yansımaları da göze çarpıyor. Grup, albüm lansmanı da 1 Aralık’ta İstanbul Volkswagen Arena’da gerçekleştirecek.
Adamlar’ın Kahırlı Merdiven isimli yeni albümünü buradan dinleyebilirsiniz.
Sanatta 15. yılını kutlamaya hazırlanan CerModern, Ercan Arslan’ın “İkilem ve Denge” başlıklı kişisel sergisi ile Astim Kolektifi’nin sergisini sanatseverlerle buluşturuyor.
Burak Fidan’ın küratörlüğünü üstlendiği “Ambiguous Polarities / İkilem ve Denge” sergisinde Ercan Arslan, insan ruhunun derinliklerine inerek varoluşsal soruları ve duygusal çelişkileri sanat aracılığıyla keşfe çıkıyor. Arslan’ın eserleri, figüratif biçimleri parçalayarak dekonstrüktif bir estetik sunarken, izleyiciye sıradanın ötesinde bir bakış açısı sunuyor. Onun resimlerinde yalnızca figürler değil, insan doğasının karmaşıklığı, belirsizlikler ve zıtlıklar da güçlü bir biçimde hissediliyor. Serginin küratörü Burak Fidan, Arslan’ın eserlerinde ki bu çok katmanlı yapıyı ön plana çıkararak, izleyicinin eserler ile derin bir bağ kurmasını hedefliyor. Ercan Arslan, çalışmalarında yalnızca bir görsel anlatım sunmakla kalmıyor, aynı zamanda insanın kimlik arayışını, varoluşsal çıkmazlarını ve ruhsal karmaşasını ortaya koyuyor. Sanatçının eserlerinde, figürlerin gözlerinin sabit bakışları, izleyiciyi adeta hipnotize edercesine kendisine çekiyor. Bu gözler aracılığıyla izleyici hem kendi varoluşunu sorgulama fırsatı buluyor, hem de dış dünyayla olan ilişkisini yeniden değerlendirme sürecine giriyor. Arslan’ın eserlerinde sıklıkla kullanılan mavi arka plan, dinginliği simgelerken, figürlerin içsel çalkantılarını yansıtan turuncu ve kırmızı tonlar, sanatçının insan doğasındaki ikilemleri nasıl ustalıkla ele aldığını gösteriyor.
CerModern, Çanakkale Bienali’nde dikkat çeken Astim Kolektifi’nin sergisine 16 Kasım-15 Aralık tarihleri arasında ev sahipliği yapacak. Son yıllarda Çanakkale’ye göç eden Hakan Yılmaz, Süleyman Yılmaz, Kerem Meriç ve Volkan Babaotu tarafından kurulan Astim Kolektifi’nin sergisi sanayi ve çevresel etkilerle biçimlenen bir çağdaş sanat anlayışını dijital medya, immersive teknolojiler ve ileri dönüşümle harmanlayarak ziyaretçilere sunmayı amaçlıyor. Kolektifin yaratıcı bir dalga olarak yükselmesinin temelinde, sanayinin göbeğinde şekillenen hem çevresel hem de toplumsal etkilere yönelik duyarlı bir yaklaşım yer alıyor. Astim, çağdaş sanatın dinamik unsurlarına, özellikle dijital medya ve immersive teknolojilere odaklanarak, endüstriyel üretimin çevresel ve toplumsal izlerini sanatsal bir deneyime dönüştürüyor. Bu sanat anlayışı, izleyiciyi sadece gözlemci değil, aynı zamanda aktif bir katılımcı olmaya davet ediyor. Astim Kolektifi’nin eserleri, dijital ortamlar ve teknolojilerin sunduğu etkileşimli olanakları kullanarak, bireylerin yaşadığı çevreyle ilişkisini sorgulayan, kamusal alanda anlam bulan sanatsal projeler üretiyor. Bu projeler, hem izleyiciyi sanatla daha doğrudan bir deneyime yönlendiriyor hem de toplumsal ve çevresel sorumlulukları yeniden tartışmaya açıyor. Kamusal sanat anlayışını bu bağlamda dönüştüren Astim, sanatın toplumla kurduğu ilişkiyi sadece görsel bir biçim değil, aynı zamanda duyusal ve entelektüel bir etkileşim olarak sunuyor.
Ayrıca CerModern’de 1 Ekim’de açılan “Mayalar” sergisi de sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor. “Gizemli Dünyalar” serisinin ilk sergisi olan “Mayalar”ı pazartesi hariç haftanın her günü 14.00’ten 19.00’a kadar her saat başı görebilirsiniz.
Ercan Arslan’ın “İkilem ve Denge” başlıklı kişisel sergisini 8 Aralık’a kadar, Astim Kolektifi’nin sergisini ise 15 Aralık’a kadar CerModern’de ziyaret edilebilirsiniz.
Künye:
1. Ercan Arslan, 108x130 Tuval Üzeri akrilik 2022
2. Ercan Arslan, 76x100, Kağıt üzeri hibrit kalem, 2022
3. Sanatçılar: Mustafa Akkaya, Berkin Günsay, Hakan Yılmaz, Süleyman Yılmaz Eser adı: Yarınsızlar Korosu / Chorus of the Tomorrowless Malzeme: Heykel üzerine projeksiyon haritalama / Projection mapping Boyut:140x41x27
4. Sanatçı: Berkin Günsay Eser adı: Rota / Route Teknik: Karışık teknik / Mixed media Ölçü: 65X57X35 2022
Çanakkale Bienal İnisiyatifi (CABİNİN) tarafından düzenlenen 9. Çanakkale Bienali sona erdi.
“Zamana Bırakmak” başlığıyla gençler, teknoloji, gelenek ve gelecek kavramları odağında sanatın farklı disiplinlerini Çanakkale’nin özgün kültürel ve tarihsel dokusuyla bir araya getiren 9. Çanakkale Bienali’nin ana sergileri 11 Kasım’da sona ererken bienal kapsamındaki proje ve etkinlikler önümüzdeki haftalarda da devam edecek. Dardanel’in ana destekçiliği ile gerçekleştirilen bienal, 13 farklı mekâna yayılan sergileri ve yan etkinlikleri ile sanatseverlere farklı bir deneyim sundu. Troya Müzesi, ASTİM Kolektifi, MAHAL Sanat, Korfmann Kütüphanesi, Bordo Bina ve Çanakkale kent merkezinde farklı mekânlara yayılan, bu yıl ilk kez kent merkezinin dışına çıkarak Assos, Küçükkuyu gibi alanlardaki sanat ve kültür yapılanmalarına da yayılan bienalin ana sergileri günümüz sanatının farklı toplum kesimleriyle buluşması için etkileşimli bir platform oluşturdu.
CABININ – Çanakkale Bienali İnisiyatifi kurucusu Seyhan Boztepe’nin Genel Sanat Yönetmenliğini üstlendiği 9. Çanakkale Bienali, Alper Akyüz, Burak Topçakıl, Deniz Erbaş, Didem Çapa, Ebru Nalan Sülün, Hakan Yılmaz, Rüstem Aslan, Thouli Misirloglou, Ulrika Flink ve Zihni Tümer’in dahil olduğu kurulunun önerileri doğrultusunda şekillenen sanatçı ve sergi projeleriyle çoğulcu ve kapsayıcı bir içerikle gerçekleşti.
Çanakkale Bienali’nin 9. edisyonunda toplam 55 sanatçının resim, fotoğraf, seramik, cam, desen, video gibi konvansiyonel sanat pratiklerinin yanı sıra yeni medya, dijital etkileşim, immersive teknolojilere dair geniş yelpazede bir kavramsal ve görsel evren vardı. Bu edisyonda 22 sanatçının bienale özgü ve Çanakkale’den ilham alan yeni üretimleri ilk kez sanatseverlerle buluştu. 9. Çanakkale Bienali’nde Ahmet Yiğider, Akın Güreş, Alper Aydın, Ani Çelik Arevyan, Ataman Girişken, ATI SUFFIX, Ayşen Urfalıoğlu, Aytuğ Aykut, Berkin Gülten, Berkin Günsay, Zehra Kayataş, Bilal Yılmaz, Cem Sonel, Damla Sari, David Blandy, Deniz Kulaksızoğlu & Can Yıldırım, Ecem Dilan Köse, Eda Sütunç, Edith Roux, Erdal Duman, Eric Magassa, Esra Carus, Fatih Kızılcan, Fırat Engin, Füreya Koral, Gönül Nuhoğlu, Güçlü Polat, Hakan Yılmaz, Halit Demirel, Jane Jin Kaisen, Johannes Vogl, Jun'ichiro Ishii, Kaan Tanhan, Kerem Meriç, Larry Achiampong, Madlen Hirtentreu, Murat Cem Baytok, Mustafa Akkaya, Nejat Birecik, Ömür Tokgöz, Rabia Seyhan, Serhat Kiraz & Hakan Gündüz, Seyhun Topuz, Süleyman Yılmaz, Tunç Ali Çam, Vasilis Alexandrou, Vince Briffa, Volkan Babaotu, Yabancı, Yunus Aras yer aldı. David Blandy’nin “Artzamanlı” oyunu, Ecem Dilan Köse’nin Troya Müzesi’ne özgü mapping eseri, ATI Suffix’in Troya Atı’ndan ilham alan kolektif yayını ve Eric Magassa’nın Fevzipaşa Mahallesi’nde başlattığı katılımcı üretim süreci bienalden sonra da işlemeye devam edecek eksenler oluşturdu. Yeni sanayi bölgesinde filizlenen ASTİM Kolektifi Çanakkale’nin kültür ekosisteminin güncel dinamikleri ve yaratıcı potansiyellerini temsil etmesi açısından dikkat çekti. CABININ’den Burak Topçakıl’ın MAHAL Sanat’ta yeni kuşak sanatçılarla kurguladığı sergi ise bienalin özel içeriklerindendi.
Kapsayıcılık, etkileşim ve diyaloğu önceleyen, kolektif bir süreçle tasarlanan 9. Çanakkale Bienali etkinlik programıyla da izleyiciler için özgün bir deneyim alanı kurguladı. Sanata ve yaratıcı endüstrilere ilgi duyan gençleri odağına alan söyleşi, konser, performans, atölye ve gösterimler gerçekleştirildi. 9. Çanakkale Bienali’nin etkinlikleri kasım ayında da devam edecek.
Çağlar Fidan’ın Intra Muros Istanbul isimli ilk albümü müzikseverlerle buluştu.
Çağlar Fidan’ın Intra Muros Istanbul albümünde sekiz parça yer alıyor. Albümdeki yedi parça 17. yüzyıl ile 20. yüzyıl arasında yaşamış müzisyenlere ait. Son parça ise Çağlar Fidan’ın bestelediği bir şarkı. Albümdeki şarkıların her biri suriçi İstanbul’undan bir mekân ve karaktere referansta bulunuyor. Intra Muros Istanbul’da; 1847’de Kumkapı’da doğmuş Ermeni müzisyen Udi Afet’in şarkısı, 1600’lü yıllarda Sultan İbrahim’in huzurunda oynanan dansın müziği, 18. yüzyıl Rum müzisyeni Zaharya’nın semaisi, 19. yüzyılın ortalarında Çapa’da “Acem’in Evi” adlı umumhanede çalışan bir yosma olan Kumru için bestelenmiş bir şarkı ve geç Osmanlı İstanbul’unda Vezneciler’de “Confiserie Orientale” (“Şark Şekerlemecisi”) adlı bir şekerci dükkânı işleten Udi Şekerci Cemil Bey’in bir şarkısı yer alıyor.
Albümde solo performansların yanı sıra 1 kuartet ve 2 düet bulunuyor. Bu şarkılarda Fidan’a Asineth Fotini Kokkala (kanun), Erhan Bayram (İstanbul kemençesi), Nikos Papageorgiou (lavta) ve Muaz Ceyhan (yaylı tanbur) eşlik ediyor. Kayıtlar ITU MIAM Stüdyo’da Kerem Duru tarafından alındı ve mix-mastering yine Kerem Duru tarafından yapıldı. Kapak görselinde milattan sonra 450-550 yılları arasına tarihlenen bir mozaik bulunuyor. Görselin düzenlemeleri ise Özer Yalçınkaya’ya ait.
Çağlar Fidan’ın ilk albümü Intra Muros Istanbul’u buradan dinleyebilirsiniz.
Sevil Dolmacı Istanbul, Koreli çağdaş sanatçı Kim Hyunsik’in “Intended Blank” başlıklı Türkiye’deki ilk kişisel sergisini 13 Aralık’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
“Intended Blank” sergisi, Kim Hyunsik’in ağırlıklı olarak bu sene sergiye özel ürettiği çeşitli medya ve boyutlardaki eserleriyle, 2020-2023 arasındaki üretim örneklerinden oluşan 60 eserlik bir seçkiyi izleyiciye sunuyor. Heykel ve resim arasındaki alanda çalışan sanatçının çalışmaları bir taraftan minimalist resimler olarak görünürken, diğer taraftan ağırlıkları ve kalınlıkları açısından düz heykellerdir.
Hyunsik, Bernard Waldenfels’in “tekrarın dönüştürücü gücü” kavramını, epoksi-reçineyi dikdörtgen bir panele dökme, sertleştirmek için ısıtma, ince çizgiler oluşturmak için yüzeyi kazıma, çizgileri akrilikle doldurma ve bir kat daha epoksi-reçine dökme işlemini tekrarlayarak uyguluyor. “Intended Blank” sergisinde Kim Hyunsik, boşluğu malzemenin (epoksi) içine yazarak resim algısına yeni bir kapı açıyor. Görünen ve görünmeyen arasındaki “ara boşlukları” tasvir etme amacında olan Hyunsik’in eserleri, epoksi-reçine sayesinde izleyenlerin gözlerini yüzeye çekiyor, onları daha derine bakmaya ve görünür olanın ötesindeki görünmeyenin katmanlarını ve bu katmanlar arasındaki boşlukları keşfetmeye davet ediyor.
“Boşluk, hiçlik ve yokluk, Doğu Asya düşüncesinin merkezi bir gündemi ve Doğu Asya estetiğinin orijinal kavramı. Batı düşüncesinde var olmak sahip olmak iken, hiçlik sahip olmamaktır. Doğu Asya düşüncesinde ise boşluk, yokluk ve hiçlik gibi tüm kavramlar salt yokluk değildir. Aksine, varlığın kaynağı ve varlıkların yaşamasını sağlayan yaşam alanıdır. Doğu Asya resim tarihi boyunca bu felsefi anlayış, resme yansıtılmış ve resimlerde görselleştirildiği biçim, ‘white space’ (beyaz alan) ya da ‘intended blank’ (kasti boşluk) olarak isimlendirilmiştir. Şehirlerde boş alanlar nasıl yeni konutların inşa edilmesine olanak tanırsa, insan vücudundaki boş alanlar da kanın akmasına ve nefes alınıp verilmesine izin verir. İnsan bunun sayesinde yaşamaktadır. Bu sebeple, boşluk yaşamın kaynağıdır. Benzer şekilde, beyaz alan ya da kasti boşluk da bir resmin yaşamı ve özüdür. Hyunsik’in resimleri, bu sanat görüşünün maddi tezahürüdür ve resmettiği sessiz boşluk sadece hiçlik değil, sonsuzluğun ve Tanrı’nın bir sembolüdür.”
1. Kim Hyunsik, Intended Blank B 2022 Acrylic on resin, wooden frame 80x80x7cm
2. Kim Hyunsik, Beyond The Color P 2024 Acrylic on resin, wooden frame 100x100x7cm
Sinem Sal’ın küçük bir kız çocuğunun gözünden 1980’lerin toplumsal ve kültürel çalkantılarını anlattığı yeni romanı Mihrap, Kara Karga Yayınları’ndan çıktı.
Mihrap, okuruna bireylerin umut, dirayet ve hayal gücü ile ayakta kalma çabalarını mahalle kültürü, aile bağları, dostluklar ve çocukluk masumiyetini hissettiriyor. Roman boyunca, Mihrap’ın ailesi, komşuları ve arkadaşlarıyla örülü küçük dünyasında yaşadığı sevinçler ve hayal kırıklıkları, dönemin politik ve sosyal değişimlerinin etkisini ortaya koyuyor. Mihrap, bazen komik bazen dokunaklı bir dille kaleme alınan anıları aracılığıyla hayatın içinden geçen güçlü bir karakter olarak resmediliyor.
“Acımı anlatacak kadar şarkı, teşekkür edecek kadar İngilizce biliyorum ama acımı geçirecek kadar şarkı, derdimi anlatacak kadar Türkçe bilmiyorum.”
Efsane grup White Lion, %100 Müzik’in katkılarıyla 14 Mayıs 2025’te IF Performance Hall Beşiktaş’ta müzikseverlerle buluşacak.
When The Children Cry, Radar Love, Little Fighter, Cry For Freedom, Broken Heart gibi şarkılarla 80’li ve 90’lı yıllara damgasını vuran White Lion, grubun unutulmaz solisti Mike Tramp’ın önderliğinde yıllar sonra yeniden Türkiye’ye geliyor. Çıkardıkları 5 stüdyo albümü ile milyonlar satan grup, 80’lerin glam metal türüne yeni bir boyut getirerek, pek çok hit şarkıya imza attı.
%100 Müzik’in katkılarıyla IF Performance Hall Beşiktaş’ta gerçekleşecek Mike Tramp’s White Lion konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.