
Her koleksiyonunda dünya tarihine damga vurmuş farklı isimlerden ilham alan Niyazi Erdoğan, stiline önem veren erkekler için tasarlıyor. Mimari öğelerden ve geleneksel sembollerden yararlanan tasarımcı, koleksiyonlarında siyah ve antrasiti sıkça kullanıyor.
Niyazi Erdoğan'ın, ilhamını Tevfik Fikret'in Aşiyan'a olan aşkından alan, şehirde yoğun tempoda yaşayan, spor yapan, çağdaş sanatı takip eden ve gündelik yaşamın getirdiklerine kayıtsız kalmayan modern Türk erkeklerine hitap edenİlkbahar/Yaz 2015 Koleksiyonuna Bey Karaköy mağazasından ulaşabilirsiniz.
Büyük Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet'i betimleyen üç yağlıboya tablodan biri, 8 Temmuz'da Londra'daki Sotheby's müzayedesinde satışa sunuluyor. Ünlü Venedik'li ressam Bellini'nin atölyesinden çıkma ikili portreye 300 bin ile 500 bin sterlin arasında fiyat biçiliyor.
Ünlü Venedikli ressam Gentile Bellini’nin (1429-1507) atölyesinde çam panel üzerine yağlıboyayla yapılmış 33x45 cm boyutundaki bu nadir ikili portre, 200 yıldır aynı ailenin mülkiyetinde bulunuyor ve tarihinde ilk kez bir müzayedede satışa çıkacağına inanılıyor. Bu portrenin, Londra National Gallery’de bulunan, sanatçının İstanbul’dayken 1480’de yaptığı ve müzayedeye girecek portrenin aslı olarak kabul edilen ünlü II. Mehmet portresiyle yakın ilişki içinde olduğu belirtiliyor.
'Her tercih diğer ihtimaller için bir dışlamadır', üç özel koleksiyonu bir araya getirerek sanat eseri toplama merak ve heyecanı ile bu alandaki tercihler üzerine eleştirel bir diyalog ortamı kurmayı amaçlıyor.
SALT, üç özel koleksiyonu bir araya getiren 'Her tercih diğer ihtimaller için bir dışlamadır' sergisinin ilk günü, Türkiye’de koleksiyonculuk üzerine bir söyleşi programı düzenlendi. Sanat eseri toplama merak ve heyecanı ile bu alandaki tercihlere dair eleştirel bir diyalog ortamı kurmayı amaçlayan sergideki işler, Bilge ve Haro Cümbüşyan, Ayşe ve Saruhan Doğan, Tüten ve Agah Uğur koleksiyonlarından seçildi.
Vasıf Kortun'un giriş konuşmasıyla başlayan program, Merve Çağlar moderatörlüğünde Haro Cümbüşyan, Saruhan Doğan ve Agah Uğur söyleşisiyle devam etti. Yoğun bir kalabalık eşliğinde ilerleyen programın ikinci kısmında ise koleksiyoncular, koleksiyonunda işleri bulunan sanatçılarla söyleştiler.
43. İstanbul Müzik Festivali “Yaşam Boyu Başarı Ödülü”, müzikal yolculuklarında 70. yılını bir dünya turnesiyle kutlayan Borodin Quartet’e verildi. Borodin Quartet’e ödülü, 4 Haziran Perşembe günü Global Yatırım Holding sponsorluğunda Aya İrini Müzesi’nde gerçekleştirilen konser öncesinde, İKSV Genel Müdürü Görgün Taner ve İstanbul Müzik Festivali Direktörü Yeşim Gürer Oymak tarafından takdim edildi.
Prizma’nın kurucuları Lara Kamhi ve Eli Kasavi’nin ikinci ortak projesi olan Moving Images #2, mekana özgü yapı, ses yerleştirmesi ve görsel kurgu kullanımıyla sanatçıların sinematik olana fiziksellik kazandırma eğilimlerini görünür kılacaktır. Moving Images #2, 4-25 Haziran tarihleri arasında PRIZMASPACE'de görülebilir.
Operation Room, 08 Haziran - 01 Ağustos 2015 tarihleri arasında Burcu Yağcıoğlu & Ülgen Semerci'yi ağırlıyor.
Burcu Yağcıoğlu ve Ülgen Semerci Siste’de belirli aralıklarla galeri zeminine yayılan sisle hem doğayı geri dönüşsüz biçimde yokedişimizin yarattığı zemin kaybını, hem de serginin atmosferini belirleyen, kesin anlamlandırma, sınıflandırma ve ayrımlara gösterdikleri direnci somutlaştırırlar. Bu mekan temsilinde Lefebvre’in yola çıktığı yer olan şehri aşan bir şeyler vardır. Richard Sennett, Lefebvre’in öne sürdüğü şehre ait mekanla kısıtlanan teorik çerçevenin, iklim değişikliği ve doğal yaşam alanlarının yokedilişinin global sonuçlarıyla yüzleşmeyi zorunlu kılan günümüz dinamiklerini anlamamızda yetersiz kalacağını ifade ediyordu. Üzerine kurulduğu coğrafi uzamı İzlanda’da eriyen buzullara kadar genişleten Siste, izleyiciyi Sennett’in bahsettiği yetersizliği farketmeye çağırıyor. Siste sergisinde izleyicinin deneyimine eşlik eden kıyamet sezgisi çürüyen sosyo-ekolojik dengeyi tersine çevirmeye yönelik kasvetli bir umudu da beraberinde taşıyor. Siste, görsel biliçaltından üreyen imgeler, yayılan, dağılan sisle bulanıklaşan sınırlar ve üzerine kurulduğu anlatılarla umudu ve kasveti yeniden düşünmeye davet eden bir mekan temsili, estetik bir dolaşım sistemi yaratıyor.
Akbank Sanat, Haziran ayı boyunca devam eden Akbank Sanat Caz Günleri ile dünyaca ünlü ustaları ve Türk cazının önde gelen isimlerini müzik tutkunlarıyla buluşturmaya devam ediyor.
Müzik otoriteleri tarafından kuşağının en yetenekli saksafon ustası olarak tanımlanan En İyi Avrupa müzisyen ödülü sahibi Francesco Bearzatti, 16 Haziran 2015, Salı günü Akbank Sanat Caz Günleri’nin konuğu oluyor.
2011 yılında Around Ornette albümü ile yılın en iyi CD’si ödülünü kazanan ünlü trompetçi Giovanni Falzone, kalın ve pes seslerin virtüözü olarak tanınan basçıDanilo Gallo ve çağdaş İtalyan müzik sahnesinin en aranılan davulcularındanZénon de Rossi ile birlikte sahne alacak olan Francesco Bearzatti caz tutkunlarına unutamayacakları bir konser vaad ediyor.
Beyaz Müzayede'nin Türk ve dünya çağdaş ustalarının görkemli eserlerini satışa çıkardığı 32. Beyaz Müzayede Zorlu Center PSM'de gerçekleşti. 239 eserin satıldığı müzayedede Türk Çağdaş Sanatı'nın en önemli ve değerli sanatçılarından biri kabul edilen Burhan Doğançay'ın Kurdela Serisi'nden 153x153 cm ebadındaki 'Red Spider' (Kırmızı Örümcek) isimli yapıtı 500 bin liraya alıcı bularak müzayedenin en pahalı eseri oldu.
Türk Çağdaş Sanatı'nın bir diğer bir önemli ve değerli ressamlarından Fahrelnissa Zeid'in, en önemli eserleri arasında gösterilen 200 x 100 cm ebadındaki ihtişamlı yapıtı 'Rainbow' 350 bin liraya satıldı. Zeid'in canlı kırmızı, yeşil, mavi ve turuncu renkleri ve dokusuyla dikkat çeken bir diğer eseri 'Byzantine Red' de 350 bin liraya satıldı. Türk Çağdaş Sanatında "Figüratif Soyutlamanın" en büyük ustası Ömer Uluç'un 1990 yılında tamamladığı 150 x 200 cm ebadındaki 'Kadın, Adam ve Keçi' isimli yapıtı da 250 bin liraya satıldı. Türk Çağdaş Soyut Resminin orta kuşağının en önemli temsilcilerinden Kemal Önsoy'un New York Dönemi'ne ait 1990 tarihli 244 x 244 cm ebadındaki 'New York 5' isimli eseri de 250 bin liraya alıcı buldu.
İstanbul Fransız Kültür Merkezi ve Başka Sinema işbirliğiyle düzenlenen “Vive le cinéma”programı kapsamında 9 Haziran Salı günü saat 19:15’de “Hayatımın Şarkısı” (La Famille Bélier) filminin ön gösterimi Fransız Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek. Fransa'da izlenme rekorları kıran Eric Lartigau’nun insanın yüreğini ısıtan bu komedi-dramında sağır-dilsiz bir ailenin kulakları işiten tek üyesi Paula'nın yaşadıkları müthiş bir dille anlatılıyor.
Bu hafta “Vive le cinéma” kapsamında gösterilecek olan diğer filmler: Geçmiş (Le Passé ) ; Attila Marcel ; Hayatımın Şarkısı (La Famille Bélier) ve Mommy
Neslihan Özgenç'in Cümbüş-ü Alem isimli sergisi 4-27 Haziran tarihleri arasında Derinlikler Sanat Merkezi'nde ziyaret edilebilir.
Terkedilmiş kentlerin kalabalıkları vardır ya, hani artık yalnızca birer hayalet olan mekânlardan sızan hikâyeleri, işte öyle zamansız ve mekânsız bir açıklıkta beliriyor Neslihan Özgenç’in altıncı kişisel sergisi “Cümbüş-ü Âlem”. Bir dizi küçük mekân kırıntısının yanı sıra hayalet kentlerden mekân parçacıklarıyla; her birinin üzerine kendi âleminin vakti sinmiş insanları ve “şey”leri ile katmanlı bir zamansallığa ve parçalı bir uzaya açılıyor Cümbüş-ü Âlem.