
10 yıllık bir web tasarım tecrübesi olan Sonia Roy, şimdilerde kolaj tekniğiyle üretimlerini gerçekleştiriyor. Reklam, televizyon ve yayıncılık alanlarında çalışan sanatçı objeleri birleştirirken oldukça titiz davranıyor. Eğitimini illüstrasyon üzerine tamamlayan Roy, Canada'da çalışmalarını Kanada'da sürdürüyor.
Birçok dergi ve gazetede işleri kullanılan Roy'un kolajlarıyla reklam projelerinde karşılaşmak mümkün. Arşivleme, doğa fotoğrafları ve ünlü portrelerden esinlenen sanatçı işlerinde bunları birleştirmekten hoşlanıyor. Genç sanatçının kolajlarındaki en büyük ortak nokta ise 'zamansızlık'.
http://www.soniaroy.com/
SAHA Derneği’nin Bağımsız Sanat İnisiyatiflerinin Sürdürülebilirliğine Yönelik Destek Fonu kapsamında, 2015–2016 döneminde Apartman Projesi (Berlin), BAS (İstanbul), m-est (online), Torun (Ankara) ve Videoist’e (Mardin) destek veriyor.
Bu fon, kâr amacı gütmeyen bağımsız sanat inisiyatiflerinin gelişimine katkıda bulunmak, kamuya açık program ve etkinliklerinin sürekliliğini teşvik etmek amacıyla oluşturuldu.
Bu fon kapsamında 1999 yılında İstanbul’da kurulan, uluslararası sanatçılara solo çalışmaların yanında, kolektif projelerle disiplinler arası işbirliği imkânı sunan Apartman Projesi’ne; 2006 yılından bu yana sanatçı Banu Cennetoğlu tarafından yürütülen, sanatçı kitapları ve basılı malzeme üzerine çalışan bir oluşum olan BAS’a; sanatçı odaklı bir yayın olan, sanatçı işleri, atölye ziyaretleri ve görsel pratikleri temel olarak alan yazıların yer aldığı m-est.org’a; Ankara Küçükesat'ta, sanatı paylaşma ihtiyacı duyan insanların bir araya gelmesiyle doğan Torun’a; sanatçı Hülya Özdemir ve Ferhat Satıcı tarafından 2003 yılında kurulan bir sanatçı inisiyatifi olan Videoist’e destek verilecek.
72. Venedik Uluslararası Film Festivali Ana Yarışma Bölümü’nde Türkiye'den de bir film de Altın Aslan ödülü için yarışacak.
Nuri Bilge Ceylan’ın da jürisinde olduğu bölümde 2012 yılında ilk filmi "Tepenin Ardı" ile Berlin Film Festivali'nde Caligari Ödülü ve Asya Pasifik Film Ödülleri'nde En İyi Film ödülü basilica olmak üzere yurt içinde ve yurt dışında pek çok ödül alan Emin Alper'in ikinci uzun metraj filmi "Abluka" Venedik Film Festivali'nin Ana Yarışma Bölümü’nde dünya galasını gerçekleştirecek.
“Abluka”nın başrollerini Mehmet Özgür, Berkay Ateş, Tülin Özen gibi isimler paylaşıyor. Konusu ise şöyle: 20 yıl hapis yattıktan sonra, Kadir şartlı tahliye olur. İstanbul büyük bir siyasal karmaşa içindedir, polis ise failleri yakalamak için önlemlerini her geçen gün arttırmaktadır. Emniyette yüksek bir mevkide olan Hamza, şartlı tahliye karşılığında Kadir’e bir iş bulmasında yardımcı olur. Kadir bir çöp toplayıcısı gibi çalışarak gecekondu mahallelerinde muhabirlik yapmaya başlar. Çöplerde bomba yapım malzemeleri olup olmadığını araştırmakta, buna göre istihbarat bilgisi üretmektedir. Kadir, kardeşi Ahmet’i çalıştığı mahallelerden birinde bulur. Ahmet ise belediyede sokak köpeklerinin itlafından sorumlu birimde çalışmaktadır. Ahmet, Kadir’in yakın bir abi-kardeş ilişkisi kurmak için çabalarını karşılıksız bırakır. Ahmet’in mesafeli tutumu, Kadir’i çeşitli komplo teorileri üretmeye yöneltir.
Abluka’nın teaser’ını izlemek için: https://youtu.be/pGjgL6vOlpM
Kerem Ozan Bayraktar 5 Eylül – 3 Ekim 2015 tarihleri arasında “et cetera” isimli yeni sergisiyle Pg Art Gallery’de izleyiciyle buluşuyor. Sergide Bayraktar’ın son dönemde ürettiği fotoğrafik bilgisayar görselleştirmelerinden bir seri ve Parçalar isimli video çalışması izlenebilir.
Bayraktar “et cetera”da en genel anlamda bütün ve parça ilişkisine odaklanıyor. Sanatçı, bireysel olanın soyutlanmasının bilgi için zorunlu bir eylem olduğunu belirtirken bu soyutlamada yiten şeyin öznelliği ile ilgilendiğini belirtiyor. Bayraktar’a göre bu gerilim, yaşamın her alanında mevcut: “Toplumsal olaylardaki kitleye ve her bireyin kendisine yönelik yaklaşımımız, felsefe ve bilimdeki her bir özellikli deney ile genellemeler arasındaki ilişki ya da tarihsel olayların kendileri ile tarihi yorumlama şeklimiz buna örnek olarak verilebilir. Duygusal açıdan baktığımda, bir taraftan kültürü üretirken bir taraftan birey olarak ona kurban oluyoruz gibi geliyor.” Sanatçı, sergide insan üretimlerinin içinde barınan, zorunlu modellemeden arta kalanın duygusu üzerine çalıştığını ve bu nedenle genellemede güçlük çektiğimiz ya da genellemeye ihtiyaç duymadığımız biçimlere odaklandığını belirtiyor. Sergide yer alan asteroit görselleştirmelerini, bu anlamda birer “leke” olarak yorumluyor: “Bu parçalanmış nesneleri, tıpkı fotoğraftaki parazitlenme ya da diğer bireylerin tümünü algılayışımız gibi birer “yığın” olarak görme eğilimimiz var. Uzayda oldukları için alışık olduğumuz perspektife, ufuk çizgisine sahip değiller; bu nedenle sınırları belirli birer sembol değiller. Zaman zaman Hollywood filmlerindeki korkulan felaket nesneleri oluyorlar. Bu durumun elbette asteroitlerle ilgisi yok. Soyutlayamadığımız şeylerin tümü benzer özelliklere sahip bana kalırsa; bedensel ve ölümle ilişkili. Bu sebeple, her türlü parçalanmandan ürküyoruz çünkü zihnimiz bütünleme üzerine kurulu. Bunu sadece kazalar ya da eskime gibi olguların görsel olarak üretimi ile değil, imgenin kendisine dair bir mesele olarak algılamak da önemli benim için. ”
Türkiye’nin bütün konservatuarlarından seçilen, 16-22 yaş aralığındaki 95 genç müzisyenden oluşan Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası, Cem Mansur yönetiminde 18 Ağustos akşamı “Bayramlar” repertuvarıyla Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde sahne alacak.
Bugüne kadar Viyana, Berlin, Roma, Milano, Linz, Bonn, Amsterdam, Brüksel, Verona, Floransa, Essen, Dortmund gibi merkezlerin en prestijli festivallerinde konserler veren orkestra, çağımızın en büyük piyanistlerinden Murray Perahia ile İstanbul'da verdiği ilk konserin ardından Salvatore Accardo, Shlomo Mintz, Kristof Barati, Alice Sara-Ott ve Natalia Gutman gibi büyük isimlerle de Avrupa'nın önemli konser salonlarında bir araya geldi.
Konser öncesinde Cem Mansur ile 17.30-19.00 saatleri arasında müzik dolu bir sohbetin gerçekleşeceği Demokrasi Laboratuvarı düzenlenecek.
Konserin biletleri Biletix ve Zorlu PSM gişelerinden temin edilebilir. Konser 8 yaş ve üzeri çocuklar için uygundur.
World Press Photo 15 yarışmasında hem ‘Genel Haberler Tek Fotoğraflar' kategorisinde Birincilik Ödülü'nü hem de 'Spor Hikâyeler' kategorisinde İkincilik Ödülü'nü kazanan Rus fotoğrafçı Sergei Ilnitsky, 12 Ağustos-2 Eylül tarihleri arasında Forum İstanbul’da izlenebilecek Dünya Basın Fotoğrafları 2015 sergisi kapsamında, 11-12-13 Ağustos tarihlerinde, Geniş Açı Proje Ofisi'nin koordinasyonunda bir atölye düzenlemek üzere İstanbul'a geliyor. 12 kişi ile sınırlı olacak ücretsiz atölye kapsamında katılımcılar, daha önce gerçekleştirdikleri projelerin değerlendirilmesinin yanı sıra Ilnitsky ile birlikte belirleyecekleri bir mini-proje konusu üzerinde çalışacaklar. Ilnitsky, 13 Ağustos'ta Salt Beyoğlu'nda, bu yılın bir diğer iki ödüllü fotoğrafçısı Bülent Kılıç ile birlikte, çalışmalarından örnekler eşliğinde herkese açık bir sanatçı konuşması da gerçekleştirecek.
Sergei Ilnitsky'nin katılımcılara mesaji şöyle:
"Bir fotoğrafçı, öncelikle bir hikâye anlatıcısıdır. Tek bir fotoğrafla olsun ya da bir grup fotoğrafla, hep bir hikâye anlatmaya çalışırız. Fotoğrafla hikâye anlatabilme yetisi, fotoğrafçının yeteneğinin bir göstergesidir. Kapsamlı ve uzun dönemli fotoğraf projeleri üzerinde uzun zamandır çalışıyorum ve bu atölyede bunu katılımcılara anlatmaya çalışacağım. Ustalarımdan edindiğim bilgileri kendi tecrübelerimle harmanlayıp, görsel hikâyeler üzerinde çalışmak üzere kendi yolumu çiziyorum. Bu atölye kapsamında, katılımcılarla çekimler, teknolojik meseleler ve foto-hikâyelerin stilleriyle ilgili deneyimlerimi paylaşacağım ve projelerimizi başarılı bir şekilde tamamlamak için neler yapacağımızı tartışacağız. Atölyenin pratik kısmını takiben katılımcıların çalışmalarını inceleyecek ve yaptıkları foto-hikâyelerin başarılı ve eksik yönlerini hep beraber analiz edeceğiz."
Atölye programı
I. gün (11 Ağustos)
Sergei Ilnitsky'nin kendini tanıtması ve işlerinin sunumu
Katılımcıların kendilerini tanıtması ve işlerinin sunumu
Teorik bilgiler: Ilnitsky'nin foto-hikâyeler üretirken edindiği tecrübeler ve teknolojinin nasıl daha etkili kullanılabileceğine dair
sunumu
II. gün (12 Ağustos)
Çekim günü
III. gün (13 Ağustos)
Çekimlerin incelenmesi; bu tip foto-hikâyelerin nerelerde değerlendirilebileceği ile daha geniş kitlelere nasıl ulaştırılabileceği üzerine sunum ve tartışma
Geniş kapsamlı erişime olanak sağlamak üzere ücretsiz düzenlenen atölyeye katılmak için online başvuru formunun doldurulması ve bir veya iki seri biçiminde hazırlanmış, en fazla 30 fotoğraflık dijital portfolyo linkinin forma eklenmesi gerekmektedir. Geniş Açı Proje Ofisi tarafından portfolyolar bazında yapılacak değerlendirme sonucunda toplam 12 katılımcı, en geç 7 Ağustos Cuma günü bilgilendirilerek atölyeye davet edilecektir. Atölye sırasında çeviri desteği sağlanacaktır. Katılımcıların atölyeye 3 gün boyunca katılımı gerekmektedir.
Başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz: http://bit.ly/1CGQLeA
Son başvuru tarihi: 5 Ağustos Çarşamba
Tate Modern 2016'da usta iki sanatçıyı ağırlayacağını duyurdu. 20. yüzyılın iki önemli ismi Georgia O'Keeffe ve Robert Rauschenberg, 2016 döneminde Tate Modern'de sanatseverlerle buluşacak.
O’Keeffe’nin 6 Temmuz 2016’da Tate Modern’de açılacak olan sergisi, sanatçının 20 yıldan bu yana İngiltere’deki en büyük sergisi olacak. Tate Modern’in sergi direktörü Achim Borchardt-Hume, bu tarzda büyük bir sergi yapmanın sebebinin insanların kolaylıkla gidemeyeceği O’Keeffe gibi bir sanatçının işlerini herkese gösterebilmek olduğunu söylüyor.
30 Kasım 2016’da açılacak olan Robert Rauschenberg sergisi ise 2008’den ölen sanatçının İngiltere’de 35 yıl sonra açılan en kapsamlı sergisi olma niteliği taşıyor.
Ayrıca dönem içinde Tate Liverpool’da Francis Bacon, Tate Britain’da ise Paul Nash ve Tate St. Ives’te ise Jessica Warboys’un sergileriyle karşılaşacağız.
Eser Künyesi:
Georgia O’Keeffe
Abstraction White Rose
1927
Oil on canvas
36 x 30 (91.4 x 76.2)
Georgia O’Keeffe Museum. Gift of The Burnett Foundation and Georgia O’Keeffe Foundation
© Georgia O’Keeffe Museum
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği olarak son 7 yıldır Mayıs ayında gerçekleştirdiği İstanbul Moda Konferansı’nın sekizincisini bu yı IAF- Uluslararası Hazır Giyim Federasyonu’nun her yıl düzenlediği Dünya Moda Kongresi işbirliğinde 14-15 Ekim 2015 tarihlerinde Hilton İstanbul Bosphorus Convention Center (Harbiye)’da gerçekleştiriyor.
İstanbul’da TGSD’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek konferansta IAF-Uluslararası Hazır Giyim Federasyonu üyeleri, tüm dünya hazır giyim sanayicilerini buluşturacak.
İki gün boyunca sürecek 8. İstanbul Moda Konferansı & 31. IAF Dünya Moda Kongresi’nde tüm dünyanın moda ve hazır giyim sektörü İstanbul’da konuşulacak. Cerruti, Loro Piana, Ermenegildo Zegna, Moncler, J Brand, FG4, Express, Miroglio, Li&Fung, Alexander McQueen, Tom Ford International, Arcadia, Uniqlo, Nike, Lee Cooper, Celio, Polo Ralph Lauren, Citizens of Humanity, Brandina, H&M, Tesco, Sainsbury’s, Debenhams ve Inditex gibi dünyanın en büyük marka ve alım grubu Ceo’larının konuşmacı olarak katıldığı konferanslarda bu yıl da sürpriz marka ve alım grubu temsilcileri katılarak deneyimlerini katılımcılarla paylaşacaklar.
Ayrıntılı bilgi için: http://www.istanbulmodakonferansi.com/kayit.php
Avustralya Büyükelçiliği'nin Australia in Turkey 2015 etkinlikleri kapsamında gerçekleşecek olan “Neverwhere” sergisi, 14 Ağustos-12 Eylül tarihleri arasında İstiklal Caddesi’ndeki Tarihi Elhamra Han’ın beşinci katında yer alan Gaia Gallery’de görülebilir.
Çağdaş Avustralya sanatı “Neverwhere” sergisi ile Gaia Gallery İstanbul'da gerçek ve hayal arasında yeni ve heyecan verici bir algı yaratmaya hazırlanıyor. Küratörlüğünü The Australian Guild of Realist Artists üyesi Vikki McInnes'in üstlendiği “Neverwhere”de Brook Andrew, Mikala Dwyer, Tony Garifalakis, Lou Hubbard, Veronica Kent, Claire Lambe, Clare Milledge ve Kathy Temin'in eserleri İstanbullu çağdaş sanat takipçileriyle buluşuyor.
“Neverwhere”, ismini Neil Gaiman'ın efsanevi çağdaş kurgu-fantazi romanından ve bu romandan uyarlanan TV dizisinden alıyor. Londra'nın gizli dehlizlerinde çekilen dizi, The Guardian tarafından “ürkütücü, komik ve tuhaf bir cevher” olarak betimlenmişti. “Neverwhere” merkezde, Londra'yı ikiye böler. Bunlardan ilki herkesin bildiği yukarıdaki, diğeri ise karanlığa ve tuhaf olana ait olan aşağıdaki şehirdir.
Melbourne'de terk edilmiş bir bölgeye verilen bir isim olarak Neverwhere bir kez daha karşımıza çıkıyor. Adeta, Moulin Rouge ve son derece çarpıcı bir yeraltı atmosferinin karışımından oluşan bu bölge, 'yeraltı' krallığının kadın ve erkek drag queen'lerin All Dragged Up ve Nowhere to Show adlı gösterilerini sergiledikleri bir sahneyi de içinde barındırıyor.
Hem bir kulüp hem de bir kitap olarak ele alındığında Neverwhere, içinde bol bol mantık sınırlarının dışına taşmış anlatı bütünleri ve anksiyete katmanlarını görebilmemiz için farklı ipuçları sunuyor. Bunu yaparken de toplumsal ve kişisel bazı meseleleri arka plana yerleştiriyor. Bununla paralel olarak, saçmalık ve normallik kavramlarını birbirlerine entegre eden 'tuhaf' stratejiler de oluşturuyor. Kültürel ve sosyal algılarımızı, yeraltına ittirdiğimiz görünmeyen gizli geçmişler ve kendi kişisel ilişkilerimize erişebilen çağdaş bir bellek ve ritüel atmosferine taşıyor.
“Neverwhere”, heykel, resim, video ve performans disiplinleri, aralarındaki sınırları ve duvarları biçimsizleştirerek bir arada sergiliyor. Sergi, ziyaretçilerini beklentilerin tamamen ortadan kalktığı belirsiz ayrıntılarla yüklü bir zaman-mekan atmosferiyle karşılıyor olacak.
Gaia Gallery: İstiklal Caddesi Elhamra Pasajı No: 130 Daire 501 Beyoğlu, Istanbul
6. Uluslararası Müzik Festivali 1-23 Ağustos tarihleri arasında Kapadokya’nın eşsiz tarihi mekanlarında Türk müziği,klasik Batı Müziği, klasik caz müziğe kadar geniş bir repertuarın sunulacağı üç haftalık bir müzik festivali sunulacak.
Farklı renklerin sunulacağı festivalde katılanlar Mozart, Brahms, Dvorak, Ellington, Tatum ve Miles’ten Cemil Bey, Dede Efendi, Kandemir, Stravinski, Bartok ve Enescu’dan yakın zamanlara kadar uzanan eserleri dinleyebilecekler.
Konserlerin ana mekanlarını Avanos’ta bulunan yeraltı Güray Seramik Müzesi ve Mustafapaşa’da Aya Nikola Manastırı, Eleni Kilisesi ve restore edilmiş ve Kapadokya Meslek Yüksek Okulu tarafından kullanılan bir Osmanlı medresesi gibi farklı mekanlar oluşturacak. Bölge ayrıca Casa do ZiyA,Nevşehir Kültür Merkezi, Turist Otel Göreme, Uçhisar Kalesi, Fresco Konakları, Ortahisar Kültür Müzesi, Seten Restoran, Muti by Prokopi, House Hotel, Dinler Kayakapı ve Gamirasu Cave Hotel’de gerçekleşecek müzik aktivitelerine katılarak keşfedebilecek. Bazı sabah saatlerinde UNESCO Dünya Mirası Listesinde olan Göreme Açık Hava Müzesi’nde festival boyunca ‘Barok Mağarası’ ve ‘Minimalist Mağarası’ diye adlandırılacak eski rahip hücrelerinden müzik sesi duyulacak.
Festivale ABD’den kemancı James Buswell, çellist Carol Ou, besteci Kurt Rohde, çellist Elinor Frey, kemancı William Harvey; Türkiye’den kemancı ve solist Özcan Ulucan, viyolacı Tuba Özkan, çellist Sinan Dizmen, flütist Cem Önertürk, kemençeci Nermin Kaygusuz, bağlamacı Cenk Güray, piyanist Jerfi Aji, besteci Reuben de Lautour, perküsyoncu Amy Salsgiver, piyanist Çağdaş Özkan, besteciler Onur Türkmen ve Tolga Yayalar, şef Orhun Orhon ile piyanist Birsen Ulucan katılacak. Festivalin katılımcıları arasında ayrıca; Sibel Köse, Graz Konservatuvarı’ndan bariton Prof. Ulf Bästlein, Macar kemancı ve Münih Devlet Operasının eski baş kemancısı Ildiko Moog, Konzerthaus Orchester Berlin’in solo viyolacısı Atilla Aldemir, ‘Rising Stars’ konser turnesiyle onurlandırılan Tetraktys Quartet üyesi viyolacı Ali Başeğmezler ve yenilikçi Berlin Counterpoint’in kurucuları Sacha Rattle ve Zeynep Özsuca gibi pek çok isim festival programında yerini alıyor.