GÜNDEM
  • 02-11-2015

    Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan Küresel Sanat Pusulası – 21. Yüzyıl Sanatında Yeni Yönelimler kitabının tanıtımı için 2 Kasım Pazartesi günü bir etkinlik gerçekleştiriliyor. Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde saat 18:30’da yapılacak olan etkinliğe kitabın yazarı, Deutsche Bank sanat koleksiyonunun küratörü Alistair Hicks ve kitapta yer alan sanatçılardan Hera Büyüktaşçıyan da katılacak.

    Yapı Kredi Yayınları’nın bastığı, Alistair Hicks’in Küresel Sanat Pusulası – 21. Yüzyıl Sanatında Yeni Yönelimler başlıklı kitabının tanıtımı için düzenlenen etkinlikte 21. yüzyıl sanatında yeni yönelimler üzerinde duruluyor. Hicks, günümüz sanat dünyasında olan biteni tek başına hiçbir küratörün, eleştirmenin ya da sanat simsarının belirlemediğini ve belirleyemeyeceğini kanıtlıyor. Tam tersine; sanatçıların kendilerini dinleyerek sanat dünyasında yolumuzu çizmenin ne kadar heyecan verici ve faydalı olduğunu gösteriyor.

    Kitap aynı zamanda okurlarının; sanat dünyasının yıldızlarının, yani sanatçıların yanıp sönen ışığı altında, kendi yollarını çizmelerini amaçlıyor. Kitabın Türkçe baskısı aslında bu fikrin verdiği ilk sınav: Londra’dan gelen bir yabancı, tüm dünyada sıradışı ancak oldukça bilinir bir sanat araştırması yöntemini izleyerek Türkiye’den sanatçılarla etkileşime giriyor ve onları kitabın bağlamına yerleştiriyor. Bu nedenlekitapta, kitabın Türkiye basımı için eklenen, tamamen Türkiye’den sanatçılara ayrılmış özel bir bölüm de bulunuyor.

    Kıtalara göre düzenlenen ve Laure Prouvost (Fransa), Anri Sala (Arnavutluk), Gabriel Orozco (Meksika), Sandra Gamarra (Peru), Cai Guo-Qiang (Çin) ve Nandan Ghiya (Hindistan) gibi birbirinden çok farklı sanatçılarla söyleşilerden alıntılar içeren Küresel Sanat Pusulası, bir yazarın çağdaş sanat dünyasındaki keşiflerinin kaydı ve bize en anlamlı, en çekici gelen sanata kendimizi bırakarak içimizdeki sanat pusulasını bulmamıza yardımcı bir manifesto.

    Alistair Hicks ve Hera Büyüktaşçıyan’ın konuşmalarıyla katılacağı, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılıktarafından gerçekleştirilecek etkinlikte aynı zamanda sanat dünyasının yeni barometrelerinden biri olarak görülen İstanbul ve  geleceğinin kısmen Türkiye’de olduğu düşünülen 21. yüzyıl sanatı konuşulacak.

    0
    0
    1971
  • 02-11-2015

    Galata Fotoğrafhanesi, Hopİstanbul ve Salt Galata’nın katkılarıyla Fotoğraf Vakfı tarafından geçtiğimiz yıl ilki düzenlenen Belgesel Fotoğraf Günleri’nin ikincisi 6-22 Kasım tarihleri arasında farklı mekanlarda gerçekleştirilecek.

    Türkiye’den ve Dünya’dan çeşitli tematik başlıklar altında 106 görsel hikâyenin izleyiciyle buluşacağı etkinlik kapsamında ayrıca panel, konferans, portfolyo değerlendirmeleri, fotoğraf albümü yayınlamış fotoğrafçılarla sohbetler de yer alacak.

    Etkinlikler 6 Kasım Cuma günü Fotoğraf Vakfı’nın Galata Fotoğrafhanesi’ndeki galerisinde açılacak olan “Belgesel Fotoğraf Serileri Afiş Sergisi” ile başlayacak.

    2. Belgesel Fotoğraf Günleri kapsamındaki ücretsiz olan tüm etkinlikler 7-8 Kasım ve 14-15 Kasım tarihlerinde Salt Galata’da; tematik başlıklar altında toplanan fotoğraf gösterimlerinin tekrarı ise 9-13 Kasım tarihlerinde Galata Fotoğrafhanesi’nde izlenebilecek. 6 Kasım’da Fotoğraf Vakfı Galerisi/Galata Fotoğrafhanesi’nde açılacak olan “Belgesel Fotoğraf Serileri Sergisi” de 22 Kasım’a kadar görülebilecek.

    Ayrıntılı bilgi için : www.fotografvakfi.org.tr 

    0
    0
    1937
  • 02-11-2015

    artnivo.com, Ekim ayında taşındığı proje alanı olan artnivo.com project space'te, Özer Toraman'ın ilk kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. İsmini Antony and Johnsons'ın "You are my sister" isimli parçasından alan sergi, sanatçının uzun süredir üzerinde çalıştığı toplumsal normlar üzerine kurulu cinsel kimliğin sınırlamalarını sorgulayan androjen ve flu portrelerinden oluşuyor.

    Tuvallerinde özellikle uçuk pembe ve mavi renklerini kullanan Toraman, bireylerin çoğu zaman farkında bile olmadan çocukluktan itibaren cinsiyet üzerinden keskin bir ayrıma girdiklerine vurgu yapmakta ve bu ayrımın silikleşmesini, cinsel kimliksizliği önermektedir. Ahu Antmen'e göre "kişilerin doğuştan itibaren içinde yetiştikleri mavi-pembe ayrımlı ortamların şekillendirici rolü bireyin cinsel gelişimini kategorize ederek bir kalıba tabi tutmaktadır." Bu kalıplar bireyi sınırlandırmakta ve belirli bir davranış biçimi sergilemeye zorlamaktadır. Sanatçı tuvallerinde izleyicinin gözlerinin içine bakan, cinsel kimliğini okuyamadığımız kusursuz yüzler yaratarak, tuvalle baş başa kalındığında cinsiyet üzerine kurulu tüm normların, görünmez duvarların devre dışı olduğu bir alan oluşturmaktadır.

    0
    0
    1533
  • 30-10-2015

    Ferit Edgü, Nursel Duruel, İbrahim Yıldırım, Handan İnci ve Faruk Duman’dan oluşan seçici kurul tarafından Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü, B. Nihan Eren'in Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Kör Pencerede Uyuyan adlı kitabına verildi.

    Kitap seçici kurul tarafından  "öyküyü oluşturan konuyu çok değişik açılardan geliştirmiş olduğu ve işlenmiş bir dille öykü diline katkıda bulunduğu" gerekçesiyle ödüle değer bulundu.  Eren, Kör Pencerede Uyuyan’da hayatların tehlikeye girmesi üstüne kurulu öyküler anlatıyor. Kitap on bir öykülü Gece ile dokuz öykülü Gün’ü içeriyor.

    Ödül töreni 14 Kasım 2015 tarihinde TÜYAP Kitap Fuarı'ndaki Karadeniz Salonu'nda, saat 16.45'te yapılacak.

    0
    0
    1579
  • 30-10-2015

    Bienal Belleği -XI-

    Kent plancısı Zeynep Korkmaz 14. İstanbul Bienali'ndeki en beğendiği işin Büyükada'da olduğunu söylüyor. Korkak adımlarla ilerlediği yolda karşısına çıkan Adrián Villar Rojas'ın çalışmasının kendisinde büyük heyecan uyandırdığından bahsediyor.



    “Büyükada yer alan Troçki Evi'nin bahçesinden denize ulaşmak için yürünen yol, yeni bir güne uyanmak için uyumak gibi. Yürürken tedirgin korkak adımlarla iniyorsunuz, bahçenin özensizliği, yolun dar toprak olması, yön işaretlerinin olmaması, hiç bitmeyecek yolda kaybolma, düşme, ulaşamama düşünceleri ile yürürken denizden yansıyan güneş ve tüm annelerin en güzeli karşınızda..

    Yürüdüğüm yol, çıktığım yokuş her şey bir anda kayboldu. Denize mi koşsam, file mi baksam zürafalarımı incelesem şaşkınlığı içinde heyecanı dizginlemek için kenara oturdum. Heyecan uyandıran güzel görüntü karşısında heyecan öğesinin neden kaynaklandığını düşünmeye koyuldum. Hayvan heykellerinin beyaz büyük görkeminden mi, heykellerin doğal materyallerle süslenen detaylarındaki inceliklerden mi? Beyaz büyük sade kütleler katılan basit materyallerle nefes alan eserlere dönüştürülmüş. Heykellere yaşanmışlık katılmış. Ve kafamda aynı soru yeniden annelerin en güzeli deniz mi, beyaz mı, yaşanmışlıklarımız mı? Bedenlerimize büyürken kattığımız doğal materyallerle oluşan mizacımız mı annelerin en güzeli? Cennet böyle bir şey olsa gerek, o ilk görüntüde şaşkınlık anı... Adrián Villar Rojas cennetin kapılarını açtığın için çok teşekkürler.”

    0
    0
    2342
  • 30-10-2015

    Gümüşlük Akademisi, Arnavutköy’de doğa içinde sanat ve edebiyatı buluşturduğu atölyelerine yeni dönemde de devam ediyor.

    Haydar Ergülen koordinatörlüğünde yazı, şiir, öykü, roman, deneme, oyun yazarlığı, sinema, müzik, felsefe, mitoloji, antropoloji, sanat, görsellik, imge, eleştiri, spor yazarlığı, edebiyat ajanlığı, yemek kültürü, şarkısözü yazarlığı, yaratıcı okuma gibi birçok alanda katılımcıları birlikte öğrenmeye ve kolektif çalışmaya davet eden bir dizi atöyle düzenlenecek. Program dahilinde açılacak eğitimlerden bazıları şu şekilde:

    8 Kasım’da başlayacak olan Küçük İskender’le “Şiir Çalışmaları” atölyesinde altı hafta boyunca şiire dair özel bir çalışma gerçekleşecek. Şarkılar nasıl yazılıyor merak ediyorsanız 8 Kasım’da başlayacak ve dört hafta sürecek Mor ve Ötesi grubunun üyelerinden Harun Tekin’le “Şarkı Yazma” atölyesi size göre. “Haydar Ergülen’le Yazı Alıştırmaları” atölyesi ise 9 Kasım’da başlayacak ve altı hafta sürecek.

    Kadın ve erkeğin edebiyattaki sesine 14 Kasımda başlayacak olan “Senem Timuroğlu’yla 1970’lerde Edebiyatta Feminist Duruş” ve “Çimen Günay Erkol’la Türk Edebiyatında Erkeklikler” atölyeleriyle kulak verilecek. Bunun yanı sıra Türk sinemasının öne çıkan isimlerinden Ümit Ünal, 18 Kasım’da başlayacak, dört hafta sürecek “Senaryo Dili Atölyesi”yle yazar ve sinemacı olarak senaryo yazmanın inceliklerini anlatacak.

    Tüm bunların yanında şiiri de unutmamak lazım. 17 Kasım’da başlayacak ve dört hafta sürecek “Onur Behramoğlu’yla Şiirin Müziği” atölyesinde şiir ve müzik birlikte düşünülecek. Gümüşlük Akademisi’nde tarihe ilgi duyanlar da unutulmamış. Yemenin tarihine yolculuk 5-6 Aralık’ta “İsmail Gezgin’le Arkeoloji Atölyesi: Uygarlaşan İştah” atölyesinde yapılacak.

    Roman yazımına dair hazırlıklar ise 11 Aralık’ta başlayacak ve 10 hafta sürecek “Mario Levi’yle Roman Çalışmaları” atölyesinde olacak. Yazılanları okumak bazen daha zor bir iştir, 9 Ocak’ta başlayacak ve dört hafta sürecek “Onur Caymaz’la Yaratıcı Okurluk Atölyesi”nde okumaya dair çalışmalar gerçekleştirilecek.

    Ayrıntılı bilgi ve kayıt için www.gumuslukakademisi.org ziyaret edilebilir.

    0
    0
    2409
  • 30-10-2015

    Türk Tabipleri Birliği tarafından düzenlenen Behçet Aysan Şiir Ödülü’ne bu yıl Alper Beşe'nin "Put" adlı dosyası lâyık görüldü.

    Doğan Hızlan, Emin Özdemir, Zeynep Oral, Cevat Çapan, Ali Cengizkan, Turgay Fişekçi ve Ahmet Telli’den oluşan seçici kurul tarafından yapılan değerlendirmede, “şairin dosyasında, Türkçe’nin şiirsel birikimini soluyarak bu havayı kendine özgü imgelere dönüştürmüş; sözsel değerleri güncel ve tarihsel boyutlarıyla şiirin dokusuna ağdırmıştır” denildi.

    TTB Behçet Aysan Şiir Ödülü, Aralık başında düzenlenen bir törenle sahibine verilecek.

    alef

    yedinci sabah hepsinden zordu

    ona kadar saymayı öğrenmek uyanınca

    yeniden yollara düşmenin ezginliği

    bakakalmak çantamın eksiklerine

    zarfın sarısını giyinip mühürle eridim

    yasaklıyım gün ışığına ve

    çoban ateşlerinden korkarım

    sürüden ayrılan buzağının peşinde

    elimde şamdan heybemde kav

    ergen cesetlerinden aşarak

    dağ başlarını tutarım

    üstelik kekemeyim

    kavalım kaç yerinden kırık

    yanımda halkımı taşımam bundan

    olduğumdan ayrı değildim

    labirentlerde çoğalttılar adımı

    dili ağır bir kitaba döndüm

    kendimle söyleştim çıkışı bulmak için

    körelen aynayı bilemek bana kaldı

    0
    0
    3463
  • 30-10-2015

    Plato Sanat'ın yeni sergisi “Arka Bahçe”, kitaplar ve sanat eserleri arasındaki çok katmanlı ilişkiyi tartışıyor. Sanatçılar elbette sayısız kaynaktan ilham alırlar. Bir çokları için ise kitaplar büyük bir rol oynar. İşte bu yüzden Plato Sanat, sanat eserleri ve kitapları yan yana sergilemektedir. Böylece izleyiciler sergilenen işler ve gösterilmekte olan yayınların arasında bağlantı kurabileceklerdir. Sergi 22 Ekim - 13 Aralık tarihleri arasında ziyaret edilebilir.

    “Arka Bahçe başlığı, sanatçının kişisel geçmişine metaforik bir gönderme yapmaktadır. Bir evin ana girişinin hemen karşı tarafına yerleştirilen bir arka bahçe, daha çok saklı, genelde biraz gizemli ve hatta bazen de esrarengiz bir yerdir. Ağaçlarında değerli ve nadide meyvelerin olduğu gizemli bahçe gibi bir arka bahçe de somutlaştırılmış ütopik bir rüyadır. Orada, toz, kir ve sesten oluşan, insanların bir randevudan diğerine koşturduğu ana caddelerin ve meydanların telaşından uzakta, rahatlar ve hayatın tadını çıkarırsınız. Caddeler sözüm ona anlamlı bir olayı her an kaçırma korkusu içinde stresle koşturan insanlarla doludur. Arka bahçede ise zaman durur ve dünya güzel bir mikro kozmos haline gelir. Aslında herkesin, eleştirel ve kendinin farkında olabilmek için hayatı yeni baştan gözden geçirdiği kişisel bir arka bahçeye ihtiyacı vardır.“

    Sanatçılar: Ansen, Kerem Ozan Bayraktar, Selçuk Ceylan, Sinan Demirtaş, İsmet Doğan, Murat Germen, Burcu Perçin, Hale Tenger, Erdoğan Zümrütoğlu.

    0
    0
    2859
  • 30-10-2015

    Vahap Avşar’ın P! ve Protocinema işbirliğinde sunulan Kayıp Gölgeler [AND Müzesi], 2015 isimli çalışması AND Yayınevi’nin buluntu imge arşivinden seçilmiş, yeniden yayınlanmış ve dağıtılabilir kartpostal formatında fotoğraflardan oluşuyor.

    AND Yayınevi 1970’lerin sonunda ulusal dağıtıma sunulacak kartpostallar üretmek üzere belli sayıda fotoğrafçıyı Türkiye’nin dört bir yanına gönderir. AND kartpostalları yurt içi bir kullanımı hedefler, aile üyelerinin ve dostların taşradan kent merkezlerine göç eden veya askerde bulunan akrabaları ve sevdikleriyle iletişimde kalmaları için bir araç olarak tasarlanır. Avşar bu fotoğrafçıların çalışmalarından oluşan arşivi 2010 yılında gün ışığına çıkarmıştı. Kayıp Gölgeler [AND Müzesi] 15.000’den fazla imge içeren bu arşivden seçilerek üretilmiş 12 kartpostaldan oluşuyor.

    Avşar’ın seçkisi mesafe ve zamanın getirdiği perspektif sayesinde iktidar ve toplum arasında döneme ait davranış kodlarını açığa çıkarır. Askeri yürüyüşlerin, denetim altındaki su kaynaklarının ve kitlesel atletizm gösterilerinin imgeleri 1970’lerin sonundaki toplumsal gerilimlerin ve 12 Eylül 1980 darbesinin ardından gelen baskının kanıtlarını ortaya koyar. Dönemin gizli hükümet teşkilatlarının en sık kullandıkları araba modeli olan beyaz Renault 12 gibi daha üstü kapalı göstergeler bu çatışmaların gündelik hayata sızışını belgeler. Bu imgeleri yeni bir bağlama yerleştiren ve yeni izleyici kitlelerine dağıtımını sağlayan Avşar, siyasi baskı ve kamusal alanda muhalefeti güncel ilgi konuları olarak görünür kılar.

    Sergi 8 Kasım – 13 Aralık tarihleri arasında New York’ta yer alan P!’de görülebilir.

    0
    0
    2906
  • 30-10-2015

    Bu yıl 21’inci yolculuğuna çıkmaya hazırlanan Gezici Festival, hazırladığı programla Türkiye sinemasının en yeni ve çarpıcı filmlerini Anadolu’daki birçok kentte sinemaseverle buluşturacak.

    Ankara Sinema Derneği’nin T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlediği Gezici Festival 27 Kasım – 10 Aralık tarihleri arasında Ankara’dan yola çıkacak. 27 Kasım-3 Aralık tarihleri arasında Ankara’da, 4-7 Aralık tarihleri arasında Bursa’da ve 9-10 Aralık tarihleri arasında Kastamonu’daki gösterimlerle yolculuğunu tamamlayacak.

    Festival boyunca klasikleşen bölümlerin yanı sıra sinema üzerine söyleşiler, çeşitli atölye çalışmaları da düzenlenecek. 1995’ten Gezici Festival özgün afişler tasarlayan karikatürist ve yazar Behiç Ak bu yıl da desteğini sürdürmeye devam ediyor. 

    0
    0
    1934
DAHA FAZLA
Geldanlage