
Dünya genelinde her yıl milyonlarca kadın fiziksel ve sözlü şiddete maruz kalıyor ve bir çoğu hayatını kaybediyor. Kadına yönelik şiddet bütün dünyada en yaygın insan hakkı ihlalleri arasında sayılıyor. BM Genel Kurulu tarafından 1999 yılında kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık yaratmak amacıyla 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak ilan edildi.
İFSAK, “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ve Kadın Hakları Günü” etkinlikleri kapsamında tüm kadınları 26 Kasım’da düzenleneceği panel ve fotoğraf gösterisine davet ediyor.
Proje koordinatörlüğünü fotoğrafçı ve İFSAK Yönetim Kurulu Üyesi Esin Koç’un yaptığı etkinlikte İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Nurdoğan Nigel moderatörlüğünde Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan Gülsüm Kav ve Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı’ndan Seda Çavuşoğlu bir panel düzenleyecek.
Ayrıca Ayten Ünal, Damla Atak, Hakan Gönüllü, Kamuran Aksüt, Kumral Kepkep, Kerem Ocak, Özden Öztürk, Selda Öztürk, Sultan Güner, Yavuz Yaman, Hülya Üçpınar, Gülizar Aktaş, Zeliha Çengerme ve Esin Koç’un katılımıyla bir de fotoğraf sergisi kurulacak.
Etkinlik 26 Kasım saat 19.30’da İFSAK Nurettin Erkılıç Gösteri Salonu’nda gerçekleşecek.
Aslı Narin’in İstanbul’daki ikinci kişisel sergisi Akış, 19 Kasım – 12 Aralık, 2015 tarihleri arasında Öktem&Aykut’ta görülebilir. Fotoğraf ve video eserlerinde Aslı Narin; toprağın, suyun ve havanın ardına bir bakış atıyor. Dünyadaki konumumuzu, fotoğraf makinesini doğanın içinde ve ötesinde gezdirerek sorguluyor. Narin, Öktem&Aykut’taki Akış isimli sergisinde, 2014 yılında Kasa Galeri’de gerçekleştirdiği Dönüş sergisinde olduğu gibi, kendisini keşfetmek için doğaya başvuran bireyin yolculuğunu sunuyor.
Narin, hem içimizdeki uğultuları, hem de bireyin toplumla dansını, doğaya ait dönüşüm ve hareketlere daha yakından bakarak anlamaya çalışıyor. Narin’in fotoğraflarında doğa, benliğimizin kestirilemez gelgitleri için bir haritaya dönüşüyor. Doğayı gafil avlamak istercesine, fotoğraf makinesini aniden kuşlara, yapraklara ve dalgalara yöneltiyor. Sanatçı, siyah beyaz görüntülerin arkasında, yalnızca iç dünyamızın ipuçlarını aramıyor; çektiği fotoğraflara yaptığı müdahaleler ile ilk bakışta belli olmayan birtakım örüntüleri açığa çıkararak, toplumu devindiren gizil güçlerin de izini sürmeye yelteniyor.
Özlem Günyol ve Mustafa Kunt’un Dirimart’taki ilk kişisel sergisi olan "an-be-an’’ 13 Kasım- 12 Aralık tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. 2005’ten bu yana iş birliği yapan Günyol & Kunt bugüne kadar 10’un üzerinde kişisel sergi açtılar ve uluslararası birçok karma sergide yer aldılar.
Sergideki işler, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda bulunan hak kelimelerinin (toplam 36 adet) tamamını bir araya getirerek metnin geri kalanını arkaya iten Hak (2015) çalışmasının çevresinde konumlanıyor. "an-be-an" içerisinde bulunduğumuz zamanın gerilimine atıfta bulunuyor. Haberler anbean akarken tansiyonu yüksek bir bekleyişin sürdüğü şu günlerde sergi de aklımızdaki soru işaretlerini destekler nitelikte.
Cankat Kalyoncu “Brand Porn” kişisel sergi projesini, 1-17 Aralık 2015 tarihlerinde, InnPark Fine Arts Area’da gerçekleştiriyor.
Cankat Kalyoncu, marka ve tüketicileri arasındaki “fetiş” ilişkiyi incelediği projesinde “şeylerin’’ reel değeri ile marka değeri arasında sıkışan bireyin ironik hallerini biraz hicivle harmanlayarak kurguladığı örnek deneyimler sunuyor.
Sanatçı, markalarla yeni bir iletişim biçimi olarak konumladığı işlerinde, tüketicinin marka tutkusunu “zevk” kavramıyla açıklamaya çalışıyor.
Temel ihtiyaçlardan tutun da maddi manevi hayatın her alanında markalaştırılan şeylere “tutkun” “takıntılı” insanlar, ilkel güdüleri sürekli markalar tarafından beslenen bağımlı figürler ve fikirler, “Brand Porn” serisinde Cankat Kalyoncu’nun ilgi alanı ve bakış açısı ile düşündürücü ve uyarıcı boyutta işleniyor.
Yayıncılık sektörünün “matbu mu, e-kitap mı?” tartışmasına Can Yayınları yeni bir rakip daha çıkardı: minikitap.
Amacı basılı kitapları e-kitaplar kadar taşınır ve okunur hale getirmek olan minikitaplar sayfalarının ince yapısıyla, binlerce sayfalık bir kitabı bile cepte taşıyabilmeye olanağı sağlıyor.
İlk olarak İstanbul Kitap Fuarı’nda okuyucuya sunulan Minikitaplar Şeker Portakalı, Simyacı, Dava, İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, 1984 ve Zorba gibi klasiklerle başlangıç yaptı.
Craft Tiyatro’nun yeni oyunu İtalya’nın dünyaca ünlü tiyatrocu çifti Nobel Ödüllü Dario Fo ve eşi Franca Rame’nin mizahla örülü feminist hikayeler yazdıkları Kadın Oyunları serisinden üç metinin derlemesi olan “Hepimizin Öyküsü Aynı”, prömiyerini 14 Kasım’da yapıyor.
İpek Bilgin yönetimindeki oyunda farklı sınıflardan, farklı hikayeleri olan kadınların başlarına gelen olaylar ironik bir biçimde anlatılıyor. Oyunda Kadın Oyunları serisinden üç farklı hikayeye hayat veriliyor. Pınar Çağlar Gençtürk’ü işçi kadın olarak Uyanış’ta, İrem Sak’ı Yalnız Kadın’da ve Hatice Aslan’ı Bir Ana’da izleyeceğiz.
Bültendeki şu cümle de oldukça dikkat çekici: “Bu ülkenin kadınlarının artık böyle sorunları olmadığını biliyoruz. Bu yüzden bu oyunu tüm İtalyan kadınları yararına oynamaya karar verdik.”
Oyun 14, 21, 22, 28 ve 29 Kasım tarihlerinde Craft Fındıklı’da izlenebilir
Hush, Didem Erbaş’ın “sukut-u hayal” isimli ilk solo sergisine ev sahipliği yapıyor. Sanatçı anlık hissettiği duygularla ana malzemesi olan resimle birlikte nesneler ve fotoğraflar topluyor. Oluşturduğu arşivle kurduğu diyalog sonucunda hiç görülmemiş/unutulmuş hikayeleri izleyiciye anlatıyor ve umudun kalmadığı noktada bireyin dönüşümüne ayna tutuyor.
5 Aralık tarihine dek devam edecek sergi Pazar ve Pazartesi hariç her gün 11.00-18.00 saatleri arasında Yeldeğirmeni’nde konumlanan Hush’da gezilebilir.
Caddebostan Kültür Merkezi farklı zamanlarda Kadıköylü olmuş edebiyatımızın üç usta kalemi Selim İleri, Mario Levi ve Ahmet Ümit’in kendi Kadıköylerini anlatacağı bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor.
Yarın gerçekleşecek söyleşide yazarların dilinden Kadıköy’ün dününü ve bugününü, Khalkedon’dan Kadıköyü’ne oradan Kadıköy oluşuna kadarki evrelerini dinleyeceğiz. Etkinliğin ardından üç yazar okurlarının kitaplarını da imzalayacak.
Dışavurumculuğun, yaşayan en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Domingo Zapata, özel bir seri üretmek için İstanbul’a geldi.
Akdeniz ruhunu ve sıcak renkleri yapıtlarında cömertçe kullanan sanatçı eserlerinde yer verdiği ikonik figürleri, tarihi karakterleri, Hollywood aktrislerini konu aldığı işlerinin yanı sıra duvar boyamalarıyla da tanınıyor. New York’ta birçok duvarı boyaması için teklif alan sanatçı son duvar yapıtını New York Özgürlük Heykeli lobisinde uyguladı. Art Basel Miami, Frieze Miami gibi sanat fuarlarının yanı sıra birçok şehirde yapıtları sergilenen Zapata, 2011’de 54. Venedik Bienali’nde de yer aldı.
Zapata’nın İstanbul’a özel bu seriyi oluşturması için C24 Gallery, W Istanbul ve Bilgili Holding işbirliği içine girdi. İstanbul’dan ve Türk resim tarihinde önemli bir yere sahip olan Akaretler’den esinlenerek yapıtlar üretmekte olan sanatçının İstanbullu sanatseverlerle ilk defa buluşacak kişisel sergisi “Love, Passion, Art” başlığını taşıyor. Sergi, Bilgili Holding’in misafirliğinde Akaretler –14 no’lu sergi mekanında 11 Kasım – 10 Aralık tarihleri arasında görülebilecek.
Ted Prize sahibi Fransız sokak sanatçısı JR’ın yönetmenliğini yaptığı, Oscar ödüllü aktör Robert De Niro’nun oynadığı kısa film Ellis, New York’taki gösteriminden sonra İstanbul’da. Bu akşam 19.00’da ISTANBUL74’te ilk gösterimi yapılacak filmi, 21 Kasım’a kadar (pazar hariç) 12.00-18.00 arasında aynı mekanda izleyebilirsiniz.
Ellis, Amerika tarihinin oluşumunda büyük değeri olan göçmenlerin 1800’lü yılların sonu ve 1900’lerin ortasında geçmişlerini arkada bırakarak yeni fırsatlar ve güvenlik arayışıyla geldikleri Amerika topraklarında geçiyor. JR, göçmenlerin ilk ulaşım noktası olarak kullanılan Ellis Adası ve adanın sembolü haline gelen hastaneyi şu anki terk edilmiş haliyle karşımıza çıkartıyor. Robert De Niro’yu ise yıllar sonra hastanesine dönen ve adanın hikayesini anlatan bir doktor olarak izlerken, hastanenin içinde yer alan JR’ın Unframed Projesi’nde izlediğimiz görselleri de deneyimleme fırsatı buluyoruz. Filmin müzikleri ise Woodkid projesiyle tanınan yetenekli sanatçı Yoann Lemoine’e ait.
ISTANBUL'74 Karaköy
Galata Şarap İskelesi Sk. Süha Fazlı Han No.8 D.3
Karaköy – İstanbul