
Çalışmalarında farklı malzeme ve teknikleri bir arada kullanan Ersan Deveci 3-24 Aralık tarihleri arasında MERKUR’de sanatseverlerle buluşuyor.
Genelde işlerine kitle kültüründe aşina olduğumuz objeleri, çeşitli araç ve gereçleri konu eden sanatçı; bunları zamanın ruhunu yansıtan birer etnografik nesne olarak görüp, sanatsal ifadesinin aracı yapıyo. “Mutlu Son” isimli bu sergisinde ise; gündelik hayatta yoğun olarak kullandığımız tüketim nesnelerinin buluntu ve atık hallerine odaklanıyor.
Deveci, işlerinde reklam materyalleri kullanarak benzer tüketim ürünlerini tek tip reklam panosu formatında sergiliyor. Sanatçı resimlerinde buluntu nesneleri, yine onları beğeneceğimiz bir forma sokarak yeniden bize sunuyor. Oysa reklamı yapılan bu objeler çevreye giderek yaydığımız çöplerden oluşuyor. Formun ve malzemenin estetiği ile içeriğin sevimsizliği kendi içinde bir tezatlık oluşturuyor, doğal olanla yapay olanı ters yüz ediyot ve izleyicinin beklentilerini boşa çıkarıyor.
21 Grams, Babel, Biutiful, Birdman gibi bol ödüllü filmlerin Akademi ödüllü yönetmeni Alejandro González Iñárritu’nun yeni yılda vizyona girecek filmi The Revenant’tan bir fragman daha yayınlandı.
Michael Punke’nin romanından uyarlanan filmde başrolde yönetmenin tersine Akademi’den eli sürekli boş dönen Leonardo Di Caprio yer alıyor. Filmde Di Caprio’nun yanı sıra Tom Hardy, Domnhall Gleeson ve Will Poulter’de izleyeceğimiz isimler arasında.
Filmin vizyon tarihi 8 Ocak 2016 o zamana kadar yayınlanan fragmanlara bir göz atalım.
Sakin ve hikaye dolu sözleri, coşkulu ve duygusal tınlayan melodileriyle, klavye ve üflemelilerle sıkça beslenen bir grup Biz. Kendilerini “Türkçe sözlü indie müziğin temsilcilerinden” olarak tanımlıyorlar.
Biz de pek çok grup gibi yarışmadan çıkan gruplardan biri. Rock’n Dark 2010′da finale kaldıktan sonra, 2012 yılında ilk albümleri Müzik İstiyoruz’u yayınladılar. O dönem pek çok müzik yazarından olumlu eleştiriler aldılar ve hatta bu ilk albümleri Bant Dergisi tarafından 2012′nin en iyi yerli albümleri arasında gösterildi.
Kurulduğundan beri Peyote, Roxy, Dogzstar Karga, Buddha, Ghetto ve İstanbul Live gibi mekanlarda konserler veren grup ayrıca 2013′te Vodafone Istanbul Calling kapsamında Babylon’da sahne aldı. İstanbul’da ve Ankara’da çok sayıda üniversite ve lise festivalinde yer almış olmanın yanı sıra, İstanbul Tasarım Bienali kapsamında İstanbul Modern’de ve kimi sergi mekanlarında akustik performanslar sergilemekten geri kalmadı.
Şimdi de 6 Aralık’ta Editors’dan önce Volkswagen Arena’da sahne alacaklar. Bakalım bu sınavı nasıl geçecekler, merakla bekliyoruz…
Arter’de, 11 Aralık 2015 – 28 Şubat 2016 tarihleri arasında Bosnalı sanatçı Šejla Kamerić'in "Bim Bam Bom Çarpınca Kalp" başlıklı sergisi yer alıyor. Kamerić'in Türkiye’de gerçekleşen bu ilk kişisel sergisi, sanatçının işlerinden kapsamlı bir seçkiyi bir araya getiriyor. Sanatçının kendi deneyimlerinden, anılarından ve hayallerinden hareketle şekillenen işleri, zor zamanlarda hayatın inceliklerinin bir kenara itilemeyeceğini hatırlatıyor ve bu yolla karmaşık bir psiko-coğrafi manzarayı gözler önüne sererken, insanın direnme gücünü vurguluyor.
Serginin bir punk-rock şarkısının sözlerinden alınan başlığı, hayata ve aşka dair ortak bir çelişkiyi akla getiriyor: Nedensiz bir neşe ile kaybetme korkusunun sürekli bir arada varoluşu. Küratörlüğünü Başak Doğa Temür'ün yaptığı sergide video, fotoğraf, yerleştirme ve heykel gibi çeşitli mecralardaki işlerin yanı sıra, sanatçının bu sergi için ürettiği üç yeni yapıtı da gösteriliyor.
Uluslararası dans platformlarında ülkemizi temsil eden Uluslararası İstanbul Street Dans Karnavalı’nın Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin desteğiyle düzenleyeceği “SHOW ZONE” genç koreografları, profesyonel ve amatör dansçıları buluşturacak.
Karnavalda street dans'ın gelişmesine katkıda bulunarak, profesyonel ve amatör dansçı, koreograf, müzisyen, DJ ve en önemlisi street dans severlerin yeteneklerini sergileyecekleri, bilgilerini paylaşacakları, yarışacakları, öğretecekleri ve öğrenecekleri bir ortam yaratmak amaçlanıyor.
Karnaval 13 Aralık saat 19.00’da Zorlu PSM Şehir Sahnesi ve Meydan Fuaye’de gerçekleşecek.
Mixer’in Sıraselviler Caddesi, No:35’teki yeni mekânı, kapılarını geleceğe atıfta bulunan “Nonlinear Future” grup sergisi ile açıyor. Ütopya ve distopya arasında gidip gelen gelecek kurgularını, mekânsallık üzerinden inceleyen “Nonlinear Future”, arama motorlarından bulunmuş uydu görüntüleriyle, hayali manzara parçalarını; seyyar yiyecek satıcılarının vitrinleriyle, ölümsüzlüğünden vazgeçen melekleri bir araya getiriyor.
Küratörlüğünü Serhat Cacekli’nin yaptığı; Ayşe Gül Süter, Bedia Ekiz, Buşra Tunç, Çağrı Saray, Sümer Sayın ve Viron Erol Vert’in son dönem işlerinin yer aldığı sergi 10 Ocak 2016 tarihine kadar Mixer’de görülebilir.
Galatasaray Üniversitesi Tiyatro Topluluğu çıkışlı oyuncuların 2014 yılında kurdukları Sarı Sandalye yeni sezonda yepyeni bir uyarlamayla izleyiciyle buluşuyor.
İlk oyunları İKSV’nin düzenlediği Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nde sahnelenen “Ücret Artışı Talebinde Bulunmak için Servis Şefine Yanaşma Sanatı ve Biçimi”nden sonra ikinci projeleri de Knut Hamsun’un çevirisi Behçet Necatigil tarafından yapılan eseri “Açlık” ile bir yazarın yazar olma mücadelesinde açlığın fiziksel ve ruhsal durumunu derinden etkilemesini gerçekçi bir üslupla anlatışını izleyeceğiz.
Oyun 3, 9 ve 26 Aralık’ta Ortaköy Afife Jale Sahnesi, 4, 5 ve 19 Aralık tarihlerinde Kumbaracı 50’de sahne alacak. Bilet için tıklayınız.
Günnur Özsoy, 5 Aralık 2015 - 3 Ocak 2016 tarihleri arasında “Costa mea” isimli yeni sergisiyle Pg Art Gallery’de izleyici karşısına çıkıyor. Sanatçı, bu sergide tasarım eğitimi ve altyapısından gelen minimal yaklaşımını, boşluk, mekan ve bütünsellik ilişkisi üzerine kurguladığı öznel meseleler ile buluşturuyor. Özsoy, hem kavramsal hem biçimsel anlamda tümden gelerek birbirine bağlanan parçalar yarattığı çalışmalarında, kendi içine döndüğü her anın enerjisini heykelin kıvrımlarına döküyor.
Eserlerin kadın bedeni özelinde izler taşıyan dinamik yapısı, sanatçının öznel referanslarla pekiştirdiği ifade biçimine eşlik ediyor. Latince kaburgam manasına gelen “costa mea” isimli iş, hem bütünlüğü kasten bozulmuş bir kütlenin imgesel gücünü yansıtıyor hem de bilinçaltımızda güncelliğini koruyarak edebiyattan sanata çeşitli disiplinlere ilham olmuş bir yaradılış mitini yeniden yorumluyor.
Farklı ve büyüleyici ses rengi, soul tarzı müziğiyle Portishead ve Amy Winehouse ile kıyaslanan Kovacs, 3 Aralık’ta Babylon Bomonti’de sahne alacak.
İlk albümü “My Love” ile 2014’te en iyi çıkış yapan şarkıcılardan biri olarak gösterilen, gerçek adı Sharon Kovacs olan şarkıcı, okul yıllarında “açık mikrofon” partilerinde şarkı söylerek dinleyicilerinin dikkatini o zamanlardan çekti.
Kovacs sesinde barındırdığı Billie Holiday, Etta James, Ella Fitzgerald, Nina Simone, Dinah Washington tınılarıyla, Babylon Bomonti izleyicisine harika bir gece yaşatacak.
Geleneksel ve yerel yeme biçimlerini, yerel ekosistemlerin özelliklerini korumayı teşvik eden bir hareket olan Slow Food hareketi her yıl kuruluş yıldönümü olan 10 Aralık gününü Toprak Ana (Terra Madre) günü olarak kutluyor.
SALT, bu yılki Toprak Ana gününde Sarıkeçililer Derneği başkanı Pelvin Çoban Savran, Nardane ve Beste Kuşçu'nun katılımıyla bir etkinlik düzenliyor.
Etkinlikte küresel iklim değişikliğinin doğaya, insanlara, kadınlara olan etkisine ve ekosistemin devamı için kadim bilgilerin korunmasına dair bir söyleşi gerçekleştirilecek. Sohbetin ardından katılımcılara tarhana çorbası ve Sarıkeçililer’in ürettiği peynirler sunulacak.
Doğanın varlığını korumak ve paylaşmak isteyenler bu etkinliği kaçırmayın. Terra Madre 2015, 10 Aralık saat 18.00’te SALT Beyoğlu’nda.