
Esentepe HSBC bankası önündeki kırmızı heykelin anlamını biliyor musunuz? Ya da şöyle soralım, hatırlıyor musunuz? 2007 yılında banka önüne yerleştirilen Sibel Horada heykeli, bundan tam 13 yıl önce HSBC genel müdürlük binasına yapılan terör saldırısında hayatını kaybedenlerin anısına yapılmıştı.
20 Kasım 2003 terör olaylarında hayatını kaybedenlerin anısı, sanatçının HSBC binası önüne kondurduğu demir Barış Güvercini ile yaşatılıyor. Bankanın 2007 ağustos ayında açtığı "Barış ve Dostluk" konulu heykel yarışmasında 155 yapıt arasından birinci seçilen Barış Güvercini, ilk bakışta kırmızı rengiyle dikkatleri çekiyor. Metal boru malzemeden yapılmış, boşlukta kıvrılarak dolaşan ve 5.5 metre yüksekliğe ulaşan kırmızı bir hat görünümüne sahip olan heykel, belli bir noktadan bakıldığında barış güvercini formunu gösteriyor. "Bu heykele baktığımızda birçok açıdan karmakarışık bir şey görüyor ve ne olduğunu anlayamıyoruz; ama gerçekten bedensel bir çaba sarf eder ve pozisyonumuzu ayarlayabilirsek, barış imgesini görmek mümkün oluyor" diyen Horada'nın heykeli şu günlerde çok ihtiyacımız olan barış simgelerini akıllara getiriyor.
Çalışmalarında kişisel ve kolektif tarih fikrine odaklanan Sibel Horada, yok olmakta olanın belleğini tuhaf ve rastlantısal örgüler etrafında sorguluyor. Belleğin yaşayan, üretimsel ve temel olarak formsal sınırlarında dolaşan sanatçı, 2013 yılında "Düşüş" isimi sergisiyle Daire Galeri'de yer almıştı.
Pera Müzesi yepyeni bir interaktif dijital platform ile “Artırılmış Gerçeklik” deneyimini koleksiyonlarına taşıyor. Bir “Artırılmış Gerçeklik ve Görsel Arama ” uygulaması olan Blippar, Türkiye’de ilk defa bir müzede, Pera Müzesi’nde deneyimleniyor. Uygulama müze koleksiyonundaki dört farklı tablodaki karakterlerin yüzünü izleyicinin yüzüyle değiştirerek sanatseverleri beğendikleri sanat eserine dönüştürüyor. Pera Müzesi’ndeki bu keyifli oyuna 1 Nisan Dünya Şaka Günü’nden itibaren dahil olabilirsiniz!
Sanatseverler, ücretsiz indirdikleri uygulama ile akıllı telefonlarının kameralarını sanat eserine tutarak, ekranlarında tablodaki karakterin yüzüyle yer değiştiriyor. Pera Müzesi ziyaretçilerini Dünya Şaka Günü’nde uygulamayı kullanarak çektikleri fotoğrafları #müzedeselfie ve #perahatırası hashtag’leriyle paylaşmaya davet ediyor.
1947'de girdiği basın camiasına çeşitli unvanlarla yıllarca hizmet veren, roman, anı, inceleme gibi farklı türlerde otuzun üzerinde esere imza atan usta gazeteci ve yazar Hıfzı Topuz, Akbank Sanat söyleşisine konuk oluyor.
Faruk Şüyün'ün hazırlayıp sunduğu Bir Usta/Bir Hayat başlıklı söyleşide Hıfzı Topuz yaşamına dair Nâzım Hikmet’ten Kara Afrika’ya, Fikret Muallâ’dan Yaşar Kemal’e kadar varan anılar yumağından anekdotlar paylaşacak.
Etkinlik 2 Nisan, saat 15.00'te Akbank Sanat'ta. Söyleşiye katılım için davetiyelerinizi başlangıç saatinin bir saat öncesinden Akbank Sanat gişesinden edinilebilirsiniz.
Brian Eno’dan Shostakovich’e, Massive Attack’ten Debussy’e çok geniş yelpazede bir müzikal birikimle müziğini harmanlayan GoGo Penguin, 30 Mart Çarşamba günü 21.30’da Babylon sahnesinde olacak.
Garanti Caz Yeşili kapsamında bir kez daha İstanbul’da sahne alacak olan GoGo Penguin’in kendi beste ve yorumlarıyla hazırladıkları eklektik programı kaçırmayın.
27 Haziran – 25 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek olan 23. İstanbul Caz Festivali, bir kez daha cazın temsilcilerini İstanbul’da ağırlayacak.
Dün akşam merakla beklenen programı açıklanan 23. İstanbul Caz Festivali, sadece caz değil, funk, blues, rock ve dünya müziğinden oluşan bir yelpazeyle karşımıza çıkacak.
Bu sene yirminin üzerinde mekanda 200’ü aşkın yerli ve yabancı müzisyeni izleme fırsatı bulacağımız 23. İstanbul Caz Festivali, 27 Haziran – 25 Temmuz tarihleri arasında, zaman zaman soluk verip duraklayarak konser programını esneterek bir aylık bir süreye yayılacak.
Başta Nile Rodgers ve grubu Chic, Damon Albarn & Suriye Ulusal Arap Müziği Orkestrası, Kamasi Washington, Ernest Ranglin, Hugh Coltman, Joss Stone & Vintage Trouble ve Gregory Porter olmak üzere dünyanın önde gelen müzisyenleri İstanbul Caz Festivali’nde yer alacak.
2016’da tüm kente nufüz etmeyi amaçlayan 23. İstanbul Caz Festivali, “Parklarda Caz” ile Anadolu yakasındaki Fenerbahçe Parkı ve Fenerbahçe Khalkedion’da ücretsiz konserler düzenleyecek. “Gece Gezmesi” konserleriyle Elif Çağlar, Dandadadan, Son Feci Bisiklet, Plaistow, Hey Douglas, Önder Focan & Şallıel Bros’u farklı sahnelerde dinleyiciyle buluşturacak.
Salon’da Caz Geceleri, Zorlu PSM’de Caz Buluşmaları ile farklı atölye ve müzisyenlerle bir araya gelme imkanları sunacak olan 23. İstanbul Caz Festivali, şehrin temposunu yükseltecek!
1970’ler Amerikan avangart sinemasının yıldızları İstanbul Modern Sinema’da buluşuyor. İstanbul Modern Sinema, Uluslararası İstanbul Film Festivali iş birliğiyle, 1970’ler Amerikan avangart sinemasının yıldızlarını 7-10 Nisan tarihleri arasında “Işığın Peşinde” başlığıyla bir araya getiriyor.
İstanbul Modern Sinema’nın Burak Çevik küratörlüğünde gerçekleştirilen “Işığın Peşinde” adlı seçkisi Amerikan avangart sinemasının 1970’li yıllarına bakıyor. Stan Brakhage, Michael Snow, Ken Jacobs, Robert Breer, Jonas Mekas gibi öncü isimlerin filmleri Türkiye’de ilk defa ve orjinal formatlarında, 16 mm kopyalar ve 16 mm projektörlerle İstanbul Modern Sinema’da 7-10 Nisan tarihleri arasında gösteriliyor.
İşte gösterilecek filmler:
Robert Breer Seçkisi: 7 Nisan, 13.30 – 9 Nisan, 16.00
Dişiliğin Muktedirliği: 7 Nisan, 21.30 – 8 Nisan, 21.30
Sanat Olarak Video: 7 Nisan, 11.00 – 10 Nisan, 13.30
Işığın Metni: 9 Nisan 2016, 11.00 – 10 Nisan 2016, 16.00
Litvanya Seyahatinden Hatıralar: 9 Nisan, 13.30 – 7 Nisan, 19.00
Öyle Bir Kadın ki: 8 Nisan 13.30, 9 Nisan, 19.00
Yıkıcı Dürtü: 8 Nisan, 16.00 - 9 Nisan, 21.30
Pelikülün Sınırları: 7 Nisan 16.00 - 10 Nisan, 11.00
Merkez Bölge: 10 Nisan 2016, 19.00
İlk görsel Dişiliğin Muktedirliği filminden.
Türkiye’nin en uzun soluklu tiyatro festivali olan Adana Tiyatro Festivali bu yıl yurt içinden 16, yurt dışından 7 olmak üzere toplam 23 oyuna ev sahipliği yapacak.
27 Mart - 30 Nisan tarihleri arasında yaklaşık bir ay sürecek festivale yurt dışından katılacak tiyatro toplulukları Almanya, İspanya, Hollanda, Makedonya ve Gürcistan’dan Adana’ya bir kültür köprüsü kuracak. Almanya’dan Familie Flöz tiyatro topluluğu ‘Hotel Paradiso’, İspanya’dan Yllana Prodüksiyon ‘Simsarlar’, Hollanda’dan NY Prodüksiyon ‘Yerli Yersiz Kabare’, Makedonya Üsküp Arnavut Tiyatrosu ‘Macbeth’ ve Gürcistan Kote Marjinashvilli Devlet Dram Tiyatrosu ‘Bir Delinin Hatıra Defteri’ ve ‘İsimsiz Yıldız’ adlı oyunlarını sergileyecek. Festivale İspanya’dan katılacak Cia La Tal, sokak tiyatrosunun başarılı bir örneği olan ‘Guguklu Saat’ ile iki gün üst üste 22 ve 23 Nisan saat 15.00’de, Adana Tren Garı Meydanı’nda Adanalılara keyifli bir açık hava gösterisi izletecek.
Yurt içinden Devlet Tiyatroları’nın ve özel tiyatroların oyunları da festival boyunca tiyatroseverlere zengin bir program sunacak. Sivas Devlet Tiyatrosu ‘Üç Tekerlekli Araba’ ve İzmir Devlet Tiyatrosu ‘Kurban’ adlı oyunlarını; özel tiyatrolardan ise Tiyatro Martı ‘Hoş Geldin Boyacı’, Yolcu Tiyatro ‘Kapıların Dışında’, Siyah Beyaz Tiyatro ‘Tesir’, Hayal Perdesi ‘İmparatorluk Kuranlar Yahut Şümürz’, Talimhane Tiyatrosu ‘Göl Kıyısı’, Tiyatro Kare ‘Fosforlu’, Sadri Alışık & Çolpan İlhan Tiyatrosu ‘Frankenstein’, Semaver Kumpanya ‘Cimri’ ve Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu ‘Ödünç Yaşamlar’ ve ‘Asi Kuş’ adlı oyunlarını sahneleyecek.
Genç tiyatro topluluklarının oyunlarına bu yıl da yer açan Adana Tiyatro Festivali’nde, Seyyar Tiyatro ‘Ben Pierre Riviere’ ve ‘Trom’, Ekip Tiyatrosu ‘İki Kapılı Ev’ adlı oyunlarını Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Sanat Galerisi’nde sergileyecek. Ayrıca festival boyunca Karagöz yapım ve oynatımı, oyun yazarlık, aksiyon stratejileri, kukla yapımı ve oynatımı, atık malzemelerden kostüm yapımı, çocuklarla maske yapımı, deri el sanatları, beden yoluyla Macbeth’in keşfi konularında atölye çalışmaları düzenlenecek.
Amerika’da en büyük ve prestijli ödül olarak kabul edilen Pulitzer Ödülü’ne sahip yazar Paul Harding’in Babamın Yalnızlığı adlı kitabı Timaş Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı.
Pulitzer Edebiyat Ödülü seçici kurulunun “New England’dan bir baba-oğulun sınırlı hayatlarına, dünyayı ve ölümlülüğü algılamanın yeni yollarını sunan; hüznüyle neşesiyle yaşama gerçek bir övgü” olarak tanıttığı kitapta yazar, George Washington Crosby’nin son sekiz gününü anlatıyor.
George Washington Crosby ölüm döşeğinde acılar içinde halüsinasyonlar görmekte olan biridir. Babamın Yalnızlığı, Crosby’nin geçmişine, epilepsi hastası babasıyla “kuramadığı” ilişkisine, zamanın çarkları arasında gerçekliğini yitiren anılarına odaklanır.
Kitapta yaşamın ve ölümün kıyısında, zaman ve mekan kavramlarını yitirmiş sadece hafızasının ve hatıralarının oyunlarına hapsolmuş bir kahraman anlatılıyor.
Babamın Yalnızlığı
Paul Handing
Çev.: Müge Atalay Bayyurt
Timaş Yayınları
SPOT üyelerinin organize ettiği birinci “Ektik, Biçiyoruz” gecesi, SPOT Üretim Fonu’nu desteklemek amacıyla 29 Mart Salı akşamı Colonie’de gerçekleşecek. Gecenin bilet gelirlerinden elde edilecek SPOT Üretim Fonu desteği, 21-26 Nisan 2016 tarihleri arasında gerçekleşecek Domates Biber Patlıcan 3 festivaline olanak yaratacak.
İş, sanat ve medya dünyasının önemli isimlerini bir araya getirecek olan “Ektik, Biçiyoruz” gecesinin mekân ve yiyecek sponsorluğunu Colonie üstleniyor. Doluca Şarap ve Pernod Ricard desteği ile organize edilen gecede, Spot Projects kurucularından küratör Zeynep Öz, Spot Üretim Fonu ve sponsorlar desteği ile meydana gelen Domates Biber Patlıcan 3 Festivali’nde sergilenecek yeni sanat işleri, performanslar ve yürütülecek program hakkında bir konuşma yapacak. DJ performansı eşliğinde devam edecek etkinlik geç saatlere kadar sürecek.
Bugüne kadar farklı açılardan ve gözlerden de sıkça işlenen konuya farklı bir okuma perspektifi sunmasıyla dikkat çeken Fırat Engin’in “Ruh Dolu Kayıklar, Su ve Düşler!” başlıklı sergisi 05 Nisan – 30 Nisan 2016 tarihleri arasında Meclis-i Mebusan 25 numara’da görülebilecek.
Sergi günümüzün en büyük problemlerinden mülteci sorununa odaklanıyor. Ege kıyılarına giderek bu konu üzerine araştırmalar yapan sanatçı, insanlık onurunun korunması adına savaştan, birbirini öldürmekten kaçan kişilerin, yaşamın kutsallığı uğruna göç etmeye karar verdikleri bu erdemli duruşlarının hayranlık verici olduğunu belirtiyor. Saha çalışması boyunca gözlemlediklerini ve dinlediklerini an be an not alan sanatçı, gerek medya aracılığıyla elde ettiği bilgileri gerekse de kendi deneyimlediği konuya ilişkin birikimleri, düşünsel anlamda bir süre demlendirdikten sonra kendi içsel serüvenine dönüştürmeye karar verdiğini ifade ediyor.