
Bu yıl 45. kez düzenlenen Orhan Kemal Roman Armağanı'nın kazananı, Dokuzuncu Haşmet isimli romanıyla İbrahim Yıldırım oldu.
45. Orhan Kemal Roman Armağanı'nın seçici kurulunda Nâzım K. Öğütçü, Turhan Günay, M. Nuri Gültekin, Erendiz Atasü, Selim İleri, Handan İnci ve Çimen Günay Erkol'un yer aldı.
Dokuzuncu Haşmet, futbol, şiir ve direniş anılarıyla dolu bir roman. Roman, 2013 yılının Haziran ayında tuttuğu takımın formasını giyerek Taksim’e çıkan eski bir direnişçinin anlattıklarını merkeze alıyor. Romanın kahramanı Haşmet Alçıtepe, konak benzeri çok eski ahşap bir evde yaşayan, tutkularını, acılarını, pişmanlıklarını okurla paylaşan unutulmuş bir şair.
Türkiyenin isyan tarihini hatırlayıp aynı zamanda hatırlatan Dokuzuncu Haşmet'e ödülü 2 Haziran 2016'da Beyazıt’taki Orhan Kemal Kütüphanesi, konferans salonunda, saat 10.30'da yapılacak olan Orhan Kemal’i anma töreninde takdim edilecek.
Bu sene 24 Eylül ve 6 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirecek 5. Uluslararası Çanakkale Bienali'ne dahil olacak sanatçılar, 13 Mayıs Cuma günü, İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında, küratöryel ekip ve Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan'ın katılımıyla duyuruldu.
Yerelde örgütlenen sivil bir inisiyatif olan CABININ tarafından hayata geçirilen Uluslararası Çanakkale Bienali, dünya gerçekliğinin ve gündeminin, Çanakkale kentinin özgün bağlamıyla kesişim alanlarına yoğunlaşan bir perspektifle yapılandırılıyor. 24 Eylül - 6 Kasım 2016’da gerçekleştirilecek 5. Çanakkale Bienali, "göç" olgusunu "Anavatan" kavramı üzerinden çağdaş sanat bağlamında ele almayı; bu gündem etrafında yerel ve küresel ortamlarda sürmekte olan düşünsel ve yaratıcı süreçlere katkı sunmayı amaçlıyor.
Bienalde yer alacak sanatçılar: Adrian Paci (Arnavutluk-İtalya), Ahmet Elhan (Türkiye), Aissa Deebi (Filistin-İsviçre), Akam Shex Hadi (Irak), Alfredo Jaar (Şili-ABD), Ali Miharbi (Türkiye), Angela Melitopoulos (Yunanistan- Almanya), Anur Hadžıomerspahıć (Bosna-Hersek), Bikem Ekberzade (Türkiye), Birgit Johnsen - Hanne Nielsen (Danimarka), Boris Mikhailov (Ukrayna-Almanya), Bouchra Khalili (Tunus-Fransa), Canan Beykal (Türkiye), Cem Demir (Türkiye), Cengiz Aktar (Türkiye), Çınar Eslek (Türkiye), David Larsson (İsveç), Eleni Mylonas (Yunanistan), Esin Turan (Türkiye-Avusturya), Ezgi Kılınçaslan (Türkiye- Almanya), Ghazel (Fransa-İran), Haider Jabbar (Irak), Halil Altındere (Türkiye), Josphine Turalba (Filipinler), JR (Fransa-ABD), Kalliopi Lemos (Yunanistan-İngiltere), Maher Abdel Aziz (Suriye-İsveç), Mehmet Erim (Türkiye), Nevin Aladağ (Türkiye-Almanya), Norayr Kasper (Kanada-Türkiye), Peter Aerschmann (İsviçre), Pravdoliub Ivanov (Bulgaristan), Reysi Kamhi (Türkiye), Roza El Hassan (Suriye-Macaristan), Sabine Küper-Büsch &Thomas Büsch (Almanya-Türkiye), Sermin Sherif (Türkiye-İngiltere), Tuğba Elmacı (Türkiye), Vahit Tuna (Türkiye).
Piyanist Kandemir Basmacıoğlu ve çellist Nil Kocamangil, 16 Mayıs’ta Kadıköy Süreyya Operası’nda rüya gibi bir bahar gecesi yaşatacaklar.
Bach’tan Debussy’e uzanan bir programla klasik müzik sevenler için işitsel bir ziyafet çekecekler.
Konser programı şöyle:
J.S. Bach - Viyola da Gamba ve Çembalo için Sonat No. 1 Sol Majör BWV 1027
P. Hindemith - Viyolonsel ve Piyano için Phantasiestück No. 2 Op. 8
C. Debussy - Viyolonsel-Piyano Sonatı Cello-Piano Sonata
R. Schumann - Fantasiestücke Op. 73
R. Strauss - Viyolonsel ve Piyano için Sonat Fa Majör Op. 6
Kandemir Basmacıoğlu ve Nil Kocamangil ile “Bir Bahar Gecesi Rüyası”, 16 Mayıs günü saat 20.00’de Süreyya Operası’nda olacak.
Genç sanatçılara üretim desteği vermek ve görünürlüklerini arttırmak amacıyla kurulan yeni sanat oluşumu support art ist’in ilk sergisi “Surplus” 03 Haziran – 03 Temmuz tarihleri arasında REM Art Space‘de açılıyor.
Alican Durbaş, Begüm Yamanlar, Beril Gür, Eren Sulamacı, Neslihan Koyuncu ve Özge Topçu’nun eserlerinin bir araya geleceği Surplus sergisi, genç sanatçıların sanatsal üretimleriyle birlikte maddi sebeplerle devam ettirdikleri sanat-dışı kariyerlerinin yarattığı çelişkileri konu alıyor.
Alican Durbaş, sanatsal üretiminin dışında yönetmen olarak çalışıyor. Bu sergide sektörde kullanılan stok videolarını formatlayarak yeniden yorumladığı videoları sunuyor. Begüm Yamanlar, fazla sanatsal bulunduğu için bir projede kullanılmayan videosu ile sergiye katılıyor. Beril Gür, ticari kaygılarla yaptığı işlerde yaşadığı kendine yabancılaşma halini konu aldığı bir video ile sergide yer alıyor. Eren Sulamacı, işe giderken çektiği yol manzaralarından oluşan bir çalışmasını sergiliyor. Neslihan Koyuncu, çektiği düğün videolarını sanatsal bir boyuta taşıyor. Özge Topçu, çalıştığı bilim merkezinde çocuklar için yaptığı basit kimyasal deneyleri bu defa serge için gerçekleştiriyor.
20-21 Mayıs tarihleri arasında Maumau ve Verkstad Konsthall tarafından düzenlenen etkinlik IdentityLab Sessions, kimlik konuları üzerine çalışan Türk ve İsveçli sanatçıları bir araya getirecek. Etkinlik, İsveç Konsolosluğu, DEPO ve Galata Rum Okulu’nda gerçekleşecek.
İdentityLab Sessions, kimlik konusu üzerine bir paylaşım platformu olmayı amaçlayarak farklı bakış açılarına ve pratiklere sahip sanatçıları bir araya getiriyor. Liv Strand, Can Sungu, Naz Cuguoğlu ve Susanne Ewerlöf’ten oluşan Identity Lab ekibinin projesine destek olan sanatçılar: Fikret Atay, Nancy Atakan, Hera Büyüktaşçıyan, Elmas Deniz, Işıl Eğrikavuk, Katarina Pirak Sikku, Liv Strand, Can Sungu, Lisa Torell, ve Ferhat Özgür.
Nedim Gürsel'in tekrar tekrar gittiği tarihin, sanatın, estetiğin beşiği İtalya’ya dair notlarından, günlüklerinden, edebi imgelerle harmanlanmış keşiflerinden oluşan Bana İtalya’yı Anlat, Doğan Kitap etiketiyle çıktı.
Gürsel, bir roman yazmak için bazen kendi içinde çıkılan bir yolculuğa bazen de gidilen bir ülkeye tekrar tekrar gidildiğinde keşfedilenleri harmanlayarak serüven oluşturulabileceğine dikkat çekiyor.
“Venedik'te yüzümde maske, şehvetli kalabalığın arasında yalnızdım.
İtalya deyince Napoli'nin gürültülü sokaklarıyla diz boyu yoksulluğu da geliyor aklıma.
Ne arıyordum peki?
Kimin, neyin peşindeydim?” (Kitaptan),
Bana İtalya’yı Anlat
Nedim Gürsel
Doğan Kitap
17 TL
Kadıköy Belediyesi, Kadıköy Gönüllüleri ile birlikte düzenlediği Kitap Günlerini’nin sekizincisini Haydarpaşa Garı’nda gerçekleştirecek.
1 - 5 Haziran tarihleri arasında tarihi Haydarpaşa Gar istasyonunun peronlarında yapılacak kitap günlerine pek çok yazar ve şair katılım sağlacak. Etkinliğin onur konuğu ise usta yazar Selim İleri olacak. İmza günü, söyleşi, dinleti gibi birçok etkinliğin gerçekleşeceği Kitap Günleri’nde yayıncılarla İstanbullu okurlar buluşacak.
Etkinliğin bir başka önemli noktası bir sosyal sorumluluk projesi yaratması. Katılacak her yayınevi, Anadolunun çeşitli okul ve kütüphanelerine gönderilmek üzere en az 100 kitap bağışlayacak.
1981 İstanbul doğumlu Burcu Yağcıoğlu, yaşamına ve çalışmalarına İstanbul ve Londra’da devam ediyor. Beşinci kişisel sergisi "Arayüzde Doğanlar" ile 17 Aralık 2015 – 16 Ocak 2016 tarihleri arasında Galerist’de sanatseverlerle buluşan
Yağcıoğlu, teratoma imgesi ve düşüncesi ile teknobiokültürel bir fenomen olarak üç boyutlu biyobaskıyı ele almıştı.
Yağcıoğlu sergisinde güzellik, zarafet ve duygusallığı hassasiyetle kenara bırakarak bize organik ile inorganik, hayvan ile makinenin birleştiği, arayüzde doğanlar tarafından iskan edilmiş, insan sonrası bir çağ sunmuştu.
1982 İstanbul doğumlu Meltem Sırtıkara, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü mezunu. Sanatçı son dönem çalışmalarını 1960'lardan sonra gelişen kent hayatı, insan ilişkileri, kadın ve erkek durumu, iletişimsizlik, aşk, sorgulama, narsizm, kayıtsızlık, hazcılık, ironi, cool tavır, moda gibi kavramlar üzerine temellendiriyor.
Sanatçının figürlü ve soyut bireşimli resimleri bireyin, ailenin toplumun gündelik yaşamına ilişkin göstergeler içeriyor. Saf renkler ve ayrıntısız biçimler kullanılarak oluşturulan sade ve doğrudan bir uslupla işlenmiş resimlerde tek renkli arka alana yerleştirilmiş figürler, bir açıdan bireylerin özel yaşamından, toplumsal faaliyetlerinden ve aile fotograflarından alıntıları çağrıştırıyor.
Gizem İnce, eğitimini Matematik Bölümü üzerine sürdürürken bir anda görsel sanatlarla ilgilenmeye başladığını söylüyor. Kolaj çalışmalarıyla tanıdığımız İnce, bu merakının eski kitap ve dergilerden ilham almasıyla geliştiğini anlatıyor. Ardından ise dijital mecralarda araştırma ve üretimlerine devam etmiş. Ancak analog yöntemlerden ise hiçbir zaman kopmadığını söylemeyi atlamıyor.
Kolajlarında retro ögelerden faydalanan İnce, eski Türk filmlerine atıflarda bulunuyor. Espirili diliyle absürt kolaj çalışmalarını üretmeye devam ediyor.