
Şehrin müzik ve eğlence hayatına yön veren Babylon'da yeni sezon 23 Eylül akşamı açılıyor. Yeni sezona "Açık Ol" mesajıyla dönen Babylon Hollandalı elektro funk grubu Kraak&Smaak'ın performansıyla başlangıcı yapacak. Sonbahar ve kış mevsimleri boyunca sahne alacak isimler ise yavaş yavaş belli olmaya başladı. XX Very Very French Festival ve Akbank Caz Festivali'yle beraber ortak etkinliklere imza atacak Babylon, Primevera 2016'dan sonra ilk kez Selda Bağcan ve Boom Pam'ı aynı sahnede ağırlayacak. Yeni sezon programında yer alan isimler arasında ünlü aktivist sanatçı Michael Franti, yumuşak sesiyle Lucy Rose, bariton vokaliyle soul ve gospel’e yeni bir ruh getiren Kwabs gibi isimler yer alıyor.
Babylon'da bu sezonun heyecan uyandıran projesi ise "Güneşin Kadınları". Şarkılarında barış, özgürlük kardeşlik ve sevgi gibi mesajlar veren müziğin güçlü kadın temsilcilerinin ağırlanacağı projede yer alan isimler arasında Tahranlı sanatçı Sevdaliza ve Tunus asıllı Emel Mathlouiti var. Müziğin gece yarısından sonra da durmayacağı Babylon'da “Midnigth Sessions” ile her cuma ve cumartesi dans etmek isteyenler bir araya gelecek.
Sevan Nişanyan’ın 1000’i aşkın sözcüğün birbiriyle olan ilişkisini akıcı bir dille kaleme aldığı Elifin Öküzü ya da Sürprizler Kitabı, Everest Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Türk dilinin 1300 yıllık bilinen bir geçmişinin olması kullandığımız sözcüklerin de inanılmaz bir tarihi olduğunun kanıtı. Ama bazılarının kökeni daha binlerce yıl öncesine dayanıyor. Üvendire ve evlek gibi iki kadim Anadolu sözcüğüne 2800 yıl önce yaşamış olan Homeros’un destanlarında rastlıyoruz. 3000 küsur yıl önce Fenikelilerin kendi alfabelerinin ilk harfine verdikleri elif adı ise 21. yüzyıl Türkiye’sinde popüler bir kadın adı olarak yaşamaya devam ediyor.
Elifin Öküzü ya da Sürprizler Kitabı
Sevan Nişanyan
Everest Yayınları
16 TL
Türk müziğinin önemli isimlerinden İlhan İrem'in Sevgililer Günü, İlhan-ı Aşk, Koridor, Seni Seviyorum, Işık ve Sevgiyle 30 Yıl, Uçun Kuşlar Uçun ve Bezginin Gizli Mektupları gibi en sevilen şarkılarının da yer aldığı 15 İlhan İrem albümü, dijital müzik dinleme platformu Spotify'da ve plak olarak yayımlanmaya hazırlanıyor.
İrem'in bugüne kadar dijital platformlarda yer almayan albümleri artık dijital olarak da ulaşılabilir hâle gelecek. Ayrıca sanatçının plak formatında bulunamayan eserleri de kısa süre içinde plak formatıyla raflarda yerini alacak.
Yayımlanacak İlham İrem albümleri şunlar:
Dünden Yarına
Uçun Kuşlar Uçun
İlhan-ı Aşk
Koridor
Romans
Sevgililer Günü
Aşk İksiri – Cadı Ağacı
Hayat Öpücüğü
Seni Seviyorum
Bezginin Gizli Mektupları
Uçuk Mavi Pencere
Bulutlara Köprü
Düşler ve Ötesi
Bir Meleğe Aşık Oldum
Işık ve Sevgiyle 30 Yıl
Moving Image Sanat Fuarı’nın yeni bir kolu olan New York merkezli Moving Image- Çevreleyen (Immersive) Medya, 22 Eylül’de Alt Sanat Mekanı’na konuk oluyor.
“Yeni Gerçeklikler” adını verdikleri sergide dünyanın dört bir yanından sanatçıların dünyayı algılama biçimimiz ve insanın kendi gerçekliğini seçmesi gibi temalar üzerine yarattıkları eserler sergilenecek.
Alt Sanat Mekanı ve Bomontiada avlusunun coğrafi konumuna göre tasarlanmış artırılmış gerçeklik ve izleyicilerin vücut hareketlerine duyarlı sanal gerçeklik çalışmalarından oluşan sergi 25 Eylül’e kadar ziyarete açık olacak.
İşsizlik bir bakıma tüketim zincirinin dışına çıkmak hatta atılmak olarak düşünülebilir. Bir yandan da çalışırken fırsat bulamadığınız ne varsa yapabilmek için ve tembellik hakkını kullanabilmek için en uygun fırsattır da.
Şenay Aydemir, kaleme aldığı Organik Bozukluk’ta 21. yüzyılda tembellik hakkından söz ediyor. Zincirin dışındayken elinde olan boş zamanı nasıl kullanacağını ve aslında tembelliğin ciddiyet ve sorumluluk gerektiren bir faaliyet olduğunu anlatıyor.
“Hayat her gün, her fırsatta aslında işsiz olduğunuzu hatırlar size. Bazen sevgili, bazen anne, bazen bir pantolon ve en acıklısı da bir meyhane olarak çıkar karşınıza. Siz tembelliğe tutundıkça, hayat işsizlikle saldırır. Her gün aynı noktadan, çalışmanın kutsallığından vurmaya çalışır sizi. Vura vura aşındırır o noktayı ve bir gün gelir, altı gün çalışıp bir günlük saadet için tembelliğin saltanatını bırakmanız gerektiğini düşünmeye başlarsınız.”(Kitaptan)
Organik Bozukluk
Şenay Aydemir
Can Yayınları
11,5 TL
Eser: Inhye Kang
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından ENKA Vakfı, Petkim ve VitrA eş sponsorluğunda düzenlenen 3. İstanbul Tasarım Bienali 22 Ekim’de başlıyor.
13 ülkeden tasarımcı, mimar, sanatçı, tarihçi, arkeolog ve bilim insanının 70’in üzerindeki projesinin sergileneceği bienalin bu seneki teması “insan ile tasarım arasındaki” ilişki olacak.
Küratörlüğünü Beatriz Colomina ve Mark Wigley’in yağptığı “Biz İnsan Mıyız?: Türümüzün Tasarımı: 2 Saniye, 2 Gün, 2 Yıl, 200 Yıl, 200.000 Yıl” başlıklı bienal 20 Kasım tarihine kadar Karaköy’deki Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, Studio-X İstanbul ve DEPO, Bomonti Alt ve Sultanahmet’teki İstanbul Arkeoloji Müzeleri gibi mekânlarda devam edecek.
George Orwell’ın İngiltere’nin sanayi bölgelerinde bugün de fazla değişim göstermeyen ve zaman içinde siyasal etkisinden hiçbir şey yitirmemiş olan işçi sınıfı yaşamıyla ilgili deneyimlerini aktardığı kitabı Wigan İskelesi Yolu, Levent Konca çevirisiyle Can Yayınları tarafından yayımlandı.
Biyografi yazarı Peter Ackroyd’un, “Gerçek deha örneği… Orwell’in bütün öfkesi, hayal kırıklığı, umutsuzluğu ve acısı Wigan İskelesi Yolu’nda en anlamlı ifadesini buluyor” diyerek tanımladığı kitapta Orwell, sosyal adaletsizlik, korkunç konutlar, madenlerdeki çalışma koşulları, sefalet, açlık ve yaygın işsizlik sorunlarını müthiş bir öfke, insancıllık ve dürüstlükle aktarıyor.
Kitaptan bir bölüm:
“Paranın feodalizme karşı savaşı olan İçsavaş’ta, Kuzey ve Batı kraldan yanayken, Güney ve Doğu parlamentodan yanaydı. Fakat kömür kullanımındaki artışla birlikte, sanayi Kuzey’e kaydı ve orada yeni bir insan tipi, başarısını kendisine borçlu olan Kuzeyli işadamı ortaya çıktı. Nefret dolu ‘ya başarılı olursun ya defolursun’ felsefesiyle Kuzeyli işadamı, yarım kron ile yola çıkan ve sonunda elli bin sterlini olan ve her şeyden çok, para kazandıktan sonra eskisine oranla daha da nobran olmasıyla övünen tiptir. İncelendiğinde, yegâne meziyetinin para kazanma yeteneği olduğu görülür. Bizden ona hayranlık duymamız beklenir; çünkü dar kafalı, çıkarcı, cahil, açgözlü ve görgüsüz olsa da, adamda ‘cevher’ vardır, ‘başarılı olmuştur’, başka bir ifadeyle, nasıl para kazanılacağını biliyordur."
Yapı Kredi Yayınları, Nâzım Hikmet’le birlikte toplumcu şiirin önemli temsilcilerinden olan İlhami Bekir Tez’in 1944 ve 1984 yıllarında basılan Taşlıtarla’daki Ev romanı ve 1965 yılında kendi olanaklarıyla bastırdığı Herhangi Bir Roman Kitabıdır isimli romanlarını yeni önsözlerle tek ciltte topladı.
İlhami Bekir, Taşlıtarla’daki Ev romanında iki dünya savaşı arasında kalan kuşağın siyasal, toplumsal, kültürel sorunlarını dönemin İstanbul’u içinde resmediyor; Herhangi Bir Roman Kitabıdırkitabında ise 1950’li yılların dünyasından kesitler vererek Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun toplumsal durumunu kültürel boyutlarıyla ele alıyor.
Taşlıtarla’daki Ev - Herhangi Bir Roman Kitabıdır
İlhami Bekir Tez
Yapı Kredi Yayınları
12 TL
Bir kimlik programı olarak Projects Project tarafından yaratılan, SALT’ın yazı karakteri programı Kraliçe’nin onuncu sürümünün tasarımı tamamlandı. “Raw” adı verilen yeni sürüm SALT’ın kurum kimliği konusunun işlendiği Afiş Tasarımı proje dersi kapsamında Mimar Sinan Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü üçüncü sınıf öğrencisi Ömer Faruk Güven tarafından tasarlandı.
Kraliçe Raw’u kapsamlı bir kütüphane ile hem fiziki hem de dijital belgelerden oluşan bir arşive sahip SALT Araştırma odağında hazırlayan Güven, küt ve kaba hatlara ve ham bir görüntüye sahip yazı karakteriyle araştırma ve arşiv oluşturma süreçlerine gönderme yapıyor.
Kurum kimliğinin yenilenmesi adına düzenli olarak tasarımcılardan yeni yazı karakteri oluşturmalarını isteyen SALT’ta, Kraliçe Raw Şubat 2017 tarihine kadar kullanımda olacak.
Ağıtın Sonu adlı romanıyla 2015 Duygu Asena Ödülü’ne değer görülen Menekşe Toprak’ın yeni kitabı Valizdeki Mektup, İletişim Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Toprak, kitabında Türkiye’den Berlin’e, oradan Viyana’ya uzanan tozlu yolları, bu yollarda savrulan hayatları anlatıyor. Valizdeki Mektup’ta aidiyetsizliğin ve sevgisizliğin anlatıldığı buruk öyküler yer alıyor.
“Hesabı ödedikten sonra ufak valizimi alarak, kahvenin baktığı meydanın ortasındaki metroya doğru yürüyorum. Metronun derinliğine dalmadan önce son bir kez daha, yüzyıllarca nice krala, nice imparatora görkemini ve iktidarını hatırlatmış, şimdiyse levhalarıyla, parlak ışıkları, mini etekli, kot pantolonlu kadınları ve erkekleriyle, egzoz kokan otomobilleriyle yanlış zamanda ve yerdeymiş duygusunu veren kente bakıyorum. Ama bu kenti sadece bu haliyle anımsamayacağımı, onun, hiçbir benzerliğinin olmadığı, Anadolu’nun sürekli kılık değiştiren o bozkır metropolüyle beraber aklıma geleceğini biliyorum.”(Kitaptan)
Valizdeki Mektup
Menekşe Toprak
İletişim Yayınları
13,50 TL