GÜNDEM
  • 19-09-2025

    Piksel.Creative Solutions tarafından düzenlenen, Babylon ortaklığı ve British Council desteğiyle gerçekleşecek Sonica İstanbul, 1-4 Ekim tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak.

    2012 yılında Glasgow’da Cryptic tarafından başlatılan Sonica, kısa sürede önemli görsel-işitsel ve sonik sanatlar festivallerinden biri hâline geldi. Yalnızca izlenen değil; öğrenilen, keşfedilen bir alan olarak da öne çıkan festivalde sanatçılar ve uzmanlarla bir araya gelinebilecek atölye çalışmaları, sahnedeki deneyimi derinleştirecek.

    ​Uluslararası sahnelerin öncü isimleri, Türkiye’den yenilikçi sanatçılarla Babylon’da bir araya gelecek. Erased Tapes etiketiyle yayımladığı işleriyle elektronik müziğin en yaratıcı prodüktörlerinden biri kabul edilen Rival Consoles, atmosferik ve duygusal setiyle festivalin konuklarından olacak. Avrupa sahnesinin yükselen ismi TAAHLIAH, enerjisi yüksek elektronik müziği ve sahne hakimiyetiyle öne çıkarken, Londra merkezli Halina Rice çok kanallı ses evrenini görsellerle birleştiren performansıyla izleyicilere farklı bir deneyim yaşatacak. Nesneleri sese dönüştürdüğü işleriyle uluslararası ödüllere layık görülen Kanadalı sanatçı Martin Messier, sahneye suyun bin yıllık yolculuğunu taşıyacak. Kopenhag merkezli deneysel topluluk NEKO3 ise performans, müzik ve görsel sanatları bir araya getiren yenilikçi yaklaşımlarıyla festivalde katılımcılarla buluşacak. Bunların yanı sıra Robbie Thomson, Konx-om-Pax, Tatsuru Arai, Koi Failure, Non Square ve canlı kodlama ikilisi RAW, Sonica İstanbul’un programında yer alıyor.

    0
    0
    1328
  • 19-09-2025

    Kovan Ajans tarafından bu yıl ikinci kez düzenlenecek İstanbul Uluslararası Çocuk Edebiyatı Festivali (İÇEF) 20-23 Eylül tarihleri arasında üç farklı mekânda çocuk edebiyatına gönül verenleri bir araya getirecek. İÇEF’in bu seneki teması “Çocuklar Eğlenmek İstiyor” olacak.

    2024 yılında Türkiye’de ve dünyada okurların beğenisini kazanan eserleri yaratan Susanna Isern, Rocio Bonilla ve Julie Völk’ü Türkiye’de ilk kez bu festival kapsamında ağırlayan ekip bu yıl da Türkçede ilk kez eserleri yayımlanacak sanatçıları ağırlayacak. İÇEF’in bu yılki uluslararası konukları hem yazar hem illüstratör kimliği taşıyor. İsveçli sanatçı Ulrika Kestere ve İspanyol sanatçılar Luisa Vera ile Ana Penyas, söyleşi ve atölyeleriyle festival katılımcılarıyla buluşacak.

    Festivalde söyleşi ve imza etkinliklerinin yanı sıra ikinci yılında atölyelere ve çok özel bir buluşmaya da ev sahipliği yapılacak. Festival teması ve Türkçede yayımlanan ilk eserleri ekseninde Ulrika Kestere ve Luisa Vera ile söyleşiler gerçekleştirilecek. 10. yılını kutlayan Taze Kitap Yayınevi’nin kurucusu Zeynep Sevde ile bitmeyen bir tutkuyla yayıncılık yapmaya dair sohbet edilecek. MSE Eğitim Platformu kurucularından Emine Çepniler ve sektör profesyonelleriyle sektöre atılmak isteyen genç yeteneklerin ihtiyaç duyduğu uluslararası ve ulusal referans kitapların yeni adresi Ara Yayınları’nın yayın yönetmeni Sema Ateş ile eğitimler ve kaynaklar üzerine söyleşi yapılacak.

    Farklı şehirlerde, gönüllü ekipleriyle periyodik olarak bir araya gelerek belirledikleri temalardaki kitapları birbiriyle paylaşan “Kitap Sevme Günü” ekibi İÇEF’e özel “3 Boyutlu (Pop-Up) Kitaplar” temasıyla, çocuk kitaplarına gönül veren herkesi ilgi çekici kitaplarla tanışmaya davet ediyor. SUÇÜSTÜ Dergisi’nin genel yayın yönetmenliğini yürüten yazar Alper Taş ve çocuk edebiyatı alanında yayın yönetmeni, yazar, editör ve çevirmen olarak yer almasının yanı sıra True Crime: Meçgule Giden Gemi podcast’inin yaratıcılarından Olcay Mağden, çocuklar için polisiye yazmaya dair söyleşi gerçekleştirecek. Günümüzün popüler türü mangaya dair manga ve çizgi roman markası Kayıp Kıta’nın kurucusu Büşra Oktay Gür ile Paralel Evren Çizgi Roman Dükkanı’nda sosyal medya yöneticiliği ve mağaza müdürlüğü yapan Melisa Su Fidanbaş arasında bir söyleşi gerçekleşecek. İspanyol sanatçılar Luisa Vera ve Ana Penyas, kadın sanatçılar olarak kendi ülkelerinde illüstrasyon ve çizgi romanın dönüşümüne katkılarıyla illüstrasyon ve hikaye anlatımının eğlenceli yüzüne dair söyleşiler gerçekleştirecek.

    Ulrika Kestere ile hikâye anlatımı, Luisa Vera ile yeniden yorumlama sanatı, ödüllü illüstratör Mavisu Demirağ ile dijital kolaj ve GIF yapımı atölyeleri gerçekleştirilecek. İÇEF’in bu seneki ev sahipleri Mephisto Kitabevi & Kafe, Beyoğlu, İstanbul Cervantes Enstitüsü ve Studio Varoluşçu Akademi.

    20- 23 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek İstanbul Uluslararası Çocuk Edebiyatı Festivali’nin ayrıntılı programına buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca İÇEF’ten haberdar olmak için Instagram hesabını takip edebilirsiniz.

    0
    0
    1472
  • 19-09-2025

    BIFED (Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali), bu yıl 12. kez 8-12 Ekim tarihleri arasında Bozcaada’da sinemaseverlerle buluşacak.

    Festival gösterimleri, Bozcaada’nın iki salonu Halk Eğitim Merkezi ve Salhane’de gerçekleşecek. Bu yıl festivale 100’ü aşkın farklı ülkeden 500’ün üzerinde film başvurdu. Ön seçim komitesi, başvurular arasından finalistleri belirledi. Festival seçkisinde yer alan filmler, barışın ve adaletin ne kadar yaşamsal olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Bunun yalnızca insanlar için değil; hayvanlar, bitkiler ve diğer tüm canlılar için bir gereklilik olduğunun da altını çiziyor. Bu yıl başvurular arasından seçilen 40’ı aşkın belgesel festival programında yer alacak. Her biri ilkeli, bağımsız, âdil, doğruluğun rehberliğinde içtenlikle hakikatin peşine düşen, estetik kaygısını daima ön planda tutan insanların ürettiği birer sanat eseri olan 40 belgesel gösterilecek. Festival boyunca film gösterimlerinin yanı sıra konuk yönetmenlerle buluşmalarda gerçekleştirilecek.

    ​12. BIFED Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1333
  • 19-09-2025

    Ayşe Yenel’in “Zarif Bir Kaos” başlıklı yeni kişisel sergisi, Arzu Eke küratörlüğünde, 20 Eylül-11 Ekim tarihleri arasında Arthan Gallery’nin Karaköy’deki tarihi mekânı Kurşunlu Han’da sanatseverlerle buluşacak.

    Görünmez olanın izini sürerek bireysel hafıza ile kolektif bilinçaltının kesişiminde, insanın kırılganlığı ve direncini aynı düzlemde sorgulayan “Zarif Bir Kaos” sergisinde toplamda 60 fotoğraf ve bir video art çalışması yer alıyor. Sergi, Ayşe Yenel’in, imgeler aracılığıyla yalnızca estetik bir deneyim değil, aynı zamanda izleyiciyi kendi iç dünyasıyla yüzleştiren bir yolculuk olarak öne çıkıyor. Fotoğraflar çoğu zaman bulanık, sisli ya da parça parça görünüyor; tıpkı hatıraların, düşlerin ve hayallerin belirsizliği gibi. Bu tercih, izleyicinin belleğiyle tamamladığı, tek yönlü değil çok sesli bir anlatı alanı yaratıyor.

    ​Çalışmada figürler bazen silikleşiyor, bazen doğa ile bütünleşiyor, bazen de yalnızca bir gölge olarak beliriyor. Her imge, yarım kalmış bir hikâye ya da sessiz bir başlangıç gibi izleyicinin karşısına çıkıyor. Böylece sanatçı fotoğraflarıyla, farklı olasılıklara ve hayal gücüne kapı aralıyor. Yenel’in yaklaşımı, zamanı yalnızca akıp giden bir an değil; hafıza, aidiyet, geçmiş ve varoluşla örülü bir derinlik olarak görmesinden besleniyor. Çocukluğundan bugüne hayatındaki kadınların bakışlarını, duruşlarını ve duygularını doğayla kurduğu bağ üzerinden görünür kılan sanatçı, bu sergide kadın ruhunun kırılganlığını ve gücünü yan yana aktarıyor. “Zarif Bir Kaos”, yalnızca estetik bir arayış değil; aynı zamanda direncin, üretme arzusunun ve devam edebilmenin görsel bir ifadesi. Kaosun ortasında ayakta kalabilmenin ve insanın içsel yolculuğunu paylaşabilmenin tanıklığı olarak sanatseverlere sunuluyor.

    0
    0
    1280
  • 19-09-2025

    Amerikalı yazar Emily J. Taylor’ın hayatı boyunca Başka Bir Yer’in hayalini kuran 17 yaşındaki Jani’yi merkezine alan romanı Otel Magnifique, Ayşe Tuba Ayman’ın çevirisiyle Mundi Çocuk’tan çıktı.

    Otel Magnifique, göz kamaştıran sihrin ardındaki karanlık sırlarıyla sürükleyici bir roman. 17 yaşındaki Jani için hayat, Durc’un sisli limanlarında geçim derdiyle boğuşmak ve küçük kardeşi Zosa’ya göz kulak olmaktan ibarettir, ta ki efsanevi Otel Magnifique kasabaya gelene kadar. Burası sıradan bir otel değildir: Büyüyle çalışır, her sabah başka bir ülkeye yanaşır ve içindeki herkes büyünün parçası olur. Jani ve Zosa’nın konaklayacak paraları yoktur ama bir umutla iş başvurusunda bulunurlar ve bir anda kendilerini büyünün merkezinde bulurlar. Ancak bu otel göründüğü kadar masum değildir. Göz kamaştıran sihrin ardındaki karanlık sırları fark ettiklerinde artık çok geçtir. Jani sadece kardeşini değil, tüm otel çalışanlarını kurtarmak için hayallerini, cesaretini ve yüreğini ortaya koymak zorunda kalacaktır.

    0
    0
    1055
  • 18-09-2025

    Ferit Karahan’ın yönettiği Okul Tıraşı, bugünden itibaren Youtube’da ücretsiz olarak izlenebiliyor.

    71. Berlin Film Festivali’nde Panorama bölümünde FIPRESCI, Chicago Film Festivali’nde En İyi Film ve 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Film gibi prestijli ödüllere layık görülen Okul Tıraşı, Youtube üzerinden herkesin erişimine ücretsiz olarak açıldı. Baskı mekanizmalarını çocukların gözünden anlatan filmde, Ferit Karahan izleyiciyi Türkiye’nin doğusundaki sert iklimin, sert disiplinin ve duygusal dayanışmanın iç içe geçtiği bir yatılı okula davet ediyor. Film, sistem eleştirisini güçlü bir sinematografi ve yalın bir hikâye anlatımıyla birleştirerek, izleyiciye hem duygusal hem düşünsel bir deneyim sunuyor.

    Türkiye dağıtımını Videomite’ın üstlendiği filmin başrollerinde Ekin Koç, Mahir İpek, Cansu Fırıncı, Melih Selçuk ve olağanüstü performansıyla dikkat çeken çocuk oyuncu Samet Yıldız yer alıyor. Van’ın Bahçesaray ilçesindeki yerel halktan özenle seçilen çocuk oyuncular, filme güçlü bir gerçeklik katıyor.

    Yatılı bir okulda geçen hikâye, hasta arkadaşını doktora ulaştırmaya çalışan Yusuf’un gözünden anlatılıyor. Çocuk gözünden büyüyen bir sistem eleştirisi, Okul Tıraşı’nı sadece bir dram değil, aynı zamanda politik ve insani bir anlatıya dönüştürüyor.

    Okul Tıraşı’nı buradan izleyebilirsiniz.

    0
    0
    1627
  • 18-09-2025

    Ferzan Özpetek’in 1970’li yılların Roma’sında prestijli bir terzi atölyesinde çalışan kadınların hayatlarını ve aralarındaki güçlü bağı anlattığı yeni filmi Elmaslar, 10 Ekim’de Türkiye’de vizyona giriyor.

    Aralık 2024’te İtalya’da vizyona giren ve 2.6 milyonu aşan seyirci tarafından izlenerek kısa sürede zirvede yer edinen Elmaslar (Diamanti), Almanya, İngiltere, İspanya, Portekiz, Fransa, Amerika, Avustralya ve Japonya dahil olmak üzere toplam 63 ülkeye satıldı.

    Özpetek’in senaryosunu iki kadın senarist Carlotta Corradi ve Elisa Casseri ile birlikte yazdığı filmde; Stefano Accorsi, Luca Barbarossa, Sara Bosi, Loredana Cannata, Geppi Cucciari, Anna Ferzetti, Aurora Giovinazzo, Nicole Grimaudo, Milena Mancini, Vinicio Marchioni, Paola Minaccioni, Edoardo Purgatori, Carmine Recano, Elena Sofia Ricci, Lunetta Savino, Vanessa Scalera, Carla Signoris, Kasia Smutniak, Mara Venier, Giselda Volodi ve Milena Vukotic rol alıyor.

    Film, birbirini dinleyen, bakışlarla anlaşan, el ele tutuşarak zorlukların üstesinden gelen kadınların kardeşlik, dostluk ve birliktelik duygusunu derinlemesine perdeye aktarıyor.

    ​İtalya’nın en çok okunan gazetesi Corriedella Sera’nın film eleştirmeni Paolo Meregetti, Özpetek için; “Ferzan Özpetek, Orson Welles için eğlenceli, harika bir oyuncak olan sinemayı, arzuladığı bir dünyayı anlatmaya yarayan sihirli bir değneğe dönüştürüyor” diye yazmış, iki kız kardeşin yönettiği, sağlam ve feminen Canova terzihânesindeki hikâyeyi, Özpetek’in gerçekleşen rüyası olarak tanımlamıştı.

    0
    0
    1353
  • 18-09-2025

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 2007-2036 Bienal Sponsoru Koç Holding’in desteğiyle düzenlenen 18. İstanbul Bienali, 20 Eylül’de kapılarını açıyor.

    Üç yıla yayılan özgün yapısıyla dikkat çeken 18. İstanbul Bienali’nin ilk ayağı, 20 Eylül-23 Kasım arasında Koç Holding katkılarıyla ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Küratör Christine Tohmé’nin Üç Ayaklı Kedi başlığı altında kurguladığı bienal, 30’u aşkın ülkeden 47 sanatçının 100’ün üzerinde eseri, birbirine yürüme mesafesindeki 8 farklı mekânda gezilebilecek. Bienalde sergilere, performanslar ve film gösterimlerinden oluşan bir kamusal program eşlik edecek.

    18. İstanbul Bienali ile ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. 

    Elhamra Han

    İstiklal Caddesi'nde 1827 yılında şehrin ilk tiyatro salonlarından biri olarak inşa edilen Elhamra Han’ın ikinci katında bulunan iki daire 18. İstanbul Bienali kapsamında ilk kez sergi mekânı olarak kullanılıyor.

    Sanatçılar: Mona Benyamin, Şafak Şule Kemancı, Jagdeep Raina, Riar Rizaldi, Lara Saab, Natasha Tontey, Sevil Tunaboylu

    Eski Fransız Yetimhanesi Bahçesi

    Eski Fransız Yetimhanesi Bahçesi 1869 yılında Sultan Abdülaziz tarafından Aziz Vincent de Paul’ün Yardımsever Kızları Cemiyeti’ne yetimhane olarak kullanılması şartıyla tahsis edilmiş ve 1937 yılına kadar yetimhane ve ilkokul olarak hizmet vermiş. Artık kullanılmayan binanın bahçesi günümüzde “Tophane Mekân” adıyla kamuya açılmış bir sosyal tesis olarak işlev görüyor. Bahçe 18. İstanbul Bienali kapsamında sanatçı Khalil Rabah’ın yerleştirmesine ev sahipliği yapıyor.

    Sanatçı: Khalil Rabah

    Meclis-i Mebusan 35

    1983 yılında inşa edilen Meclis-i Mebusan Caddesi’ndeki 35 numaralı binanın zemin katı da bu yıl bienal mekânı olarak kullanılıyor. Bina, 2013 ile 2019 yılları arasında şehirlerin geleceğini tasarlamaya yönelik küresel bir kent laboratuvarları ağı olan Studio-X’in İstanbul ayağına ev sahipliği yaptı. 2016 ve 2018 yıllarında İstanbul Tasarım Bienali’nin mekânları arasında yer alan bina, bienal kapsamında yeniden canlandırılıyor.

    Sanatçılar: Eva Fàbregas, Pilar Quinteros, VASKOS (Vassilis Noulas & Kostas Tzimoulis)

    Külah Fabrikası

    Bir zamanlar dondurma külahı imalatı yapılan iki katlı, yüksek tavanlı bina; zanaatçı pazarları, sergiler ve konserler gibi çeşitli kültürel etkinliklere ev sahipliği yapan, dönüşüm geçirmiş bir sanat ve etkileşim alanı olarak 18. İstanbul Bienali’nde yer alıyor.

    Sanatçılar: Doruntina Kastrati, Claudia Pagès Rabal

    Zihni Han

    Karaköy’de yer alan Zihni Han, 18. İstanbul Bienali kapsamında izleyicilere ilk kez kapılarını açıyor. Bir zamanlar ticaretin kalbinde, İstanbul’u Doğu Akdeniz’e bağlayan liman bölgesinde konumlanan bu beş katlı bina, bienal mekânlarından biri olarak kullanılmak üzere yenilendi.

    Sanatçılar: Abdullah Al Saadi, Willy Aractingi, Karimah Ashadu, Chen Ching-Yuan, Ian Davis, Celina Eceiza, Pélagie Gbaguidi, Rafik Greiss, Jasleen Kaur, Valentin Noujaïm, Marwan Rechmaoui, Stéphanie Saadé, Sara Sadik, Sohail Salem, Elif Saydam, Selma Selman

    Galeri 77

    Karaköy’de yer alan ve eskiden bir depo olarak hizmet veren bu dört katlı binanın tamamı 18. İstanbul Bienali’nde sergi alanı olarak kullanılıyor.

    Sanatçılar: Haig Aivazian, Ola Hassanain, Mona Marzouk, Dilek Winchester

    Muradiye Han

    Tamamlandığı 1914 yılından itibaren Karaköy ticaret hayatında önemli bir yer tutan bina, İstanbul’un işgali sırasında Fransız askeri güçleri tarafından kullanılmış ve Muradiye Karakolu olarak anılmaya başlamış. 2021 yılında restorasyon gören binanın zemin katında bienal kapsamında bir yerleştirme sergileniyor.

    Sanatçı: Ana Alenso

    Galata Rum Okulu

    1885’te inşa edilen ve resmi olarak 1910 yılından 1988 yılına kadar Galata’daki Rum cemaatine eğitim kurumu olarak hizmet veren bina, 2012 yılında bir kültür-sanat mekânı olarak yeniden işlevlendirildi. İstanbul Tasarım Bienali’ne (2012, 2014, 2016), İstanbul Bienali’nin geçmiş edisyonlarından birkaçına (2013, 2015, 2017) ve çeşitli sergilere ev sahipliği yapan okul, 2019–2023 arasında geçirdiği kapsamlı restorasyonun ardından bu yıl yeniden bienal mekânları arasına katılıyor.

    Sanatçılar: Nolan Oswald Dennis, İpek Duben, Ali Eyal, Simone Fattal, Lou Fauroux, Lungiswa Gqunta, Kongkee, Seta Manoukian, Merve Mepa, Naomi Rincón-Gallardo, Ana Vaz, Akram Zaatari, Ayman Zedani

    0
    0
    1692
  • 18-09-2025

    Meryem Bayram’ın “Eponymous Object Anomalous” ve Timurtaş Onan’ın “Dönüşen Şehir” sergileri 18 Eylül’den itibaren Barın Han’da sanatseverlerle buluşuyor.

    Anvers doğumlu Meryem Bayram’ın nesnelerin özerkliğini, konumunu ve karakterini keşfetme yolculuğunda yeni bir aşamayı işaret eden “Eponymous Object Anomalous” sergisi kapsamında gerçekleşecek aktivasyon tarihleri belirlendi. Birinci Nesne Aktivasyonu, 18 Eylül Perşembe günü saat 18.00’de Meryem Bayram ile koreograf Mustafa Kaplan katılımıyla gerçekleşecek. 25 Ekim Cumartesi günü ve 1 Kasım Cumartesi günü aktivasyonlar devam edecek ve 2 Kasım tarihine kadar enstalasyonlar Barın Han’ın 4. katında ziyaret edilebilecek.

    Aktivasyon tarihleri:

    18 Eylül Perşembe, 18.00 
    Meryem Bayram ile Mustafa Kaplan katılımıyla gerçekleşecektir.

    25 Ekim Cumartesi, 15.00 
    Mustafa Kaplan katkılarıyla ve Ece Çamlı, Elif Aleyna Özdem, & Emre Şahin katılımıyla gerçekleşecektir.

    1 Kasım Cumartesi, 15.00 
    Meryem Bayram ile Mustafa Kaplan katılımıyla gerçekleşecektir.

    (*) Aktivasyon/Etkinleştirme: Meryem Bayram, koreograf Mustafa Kaplan'ı objeleri/enstalasyonları harekete geçirmesi için davet etti. Kaplan bu çağrıya, materyali geliştirmek üzere üç sanatçıyı davet ederek karşılık verdi.

    18. İstanbul Bienali Paralel Etkinlikleri kapsamında gerçekleşen “Eponymous Object Anomalous”, Rossinant yapımcılığında, Platform 0090 ve Performistanbul iş birliğiyle üretilmiş, Flanders - State of the Art tarafından desteklenmiş ve Naz Kocadere Ulu’nun küratöryel desteğiyle gerçekleştirildi.

    Fotoğraf sanatçısı Timurtaş Onan’ın yeni projesi “Dönüşen Şehir”, kentin değişimlerini, çelişkilerini ve yaralarını izleyiciye sunuyor.1980’lerden bugüne göç dalgaları, neoliberal ekonomi politikaları ve inşaat odaklı dönüşümle biçimlenen İstanbul; bir yandan çağların yükünü sırtında taşırken, diğer yandan her sabah yeniden kurulan bir sahneye dönüşüyor. Gökdelenler ve alışveriş merkezleriyle yükselen fiziksel inşa süreci, insani değerlerde ve birlikte yaşama kültüründe yaşanan çözülmeyle tezat oluşturuyor. Onan’ın fotoğrafları, şehrin ruhuyla birlikte salınan ve dönüşen insan manzaralarını, çarpıcı bir görsel dile dönüştürüyor.

    “Dönüşen Şehir”, İstanbul’u; tesadüfün, bozulmanın ve geçiciliğin solgun dokusundan izliyor. Diana F+ ve 35mm analog kamerayla çekilen kareler, Lomography ve tarihi geçmiş diyapozitif filmlerin kullanımıyla; çapraz banyo tekniği sayesinde çizgileri kaymış, renkleri taşmış, rüya kırıntılarını andıran görüntülere dönüşüyor. Kaos ile ironiyi buluşturan bu görsel dil, kentin sürekli yeniden yazılan hikâyesinin de bir yansımasını sunuyor.

    ​18. İstanbul Bienali Paralel Etkinlikleri kapsamında gerçekleşecek “Dönüşen Şehir”, 26 Ekim tarihine kadar Barın Han’ın 1. katında sergileniyor. Projeye eşlik eden sınırlı sayıda basılan kitap da sergi açılışında sanatseverlere sunuluyor.

    0
    0
    1446
  • 18-09-2025

    Naz Can’ın “Bombyxmori’nin Kanadında” başlıklı kişisel sergisi 7-31 Ekim tarihleri arasında Arnavutköy Galeri Selvin’de sanatseverlerle buluşacak.

    İpek iplikler üzerine Naz Can’ın kendi geliştirdiği teknikle yaptığı resimler “Bombyxmori’nin Kanadında” sergisiyle izleyicilerle bir araya geliyor. Naz Can, ipek böceğinin (Bombyxmori) yaşam döngüsünü tamamlayan bir duyguyla yaptığı resimlerini “Tuvalim, ölmüş ipek böceklerinin ağzından çıkan saf söz” diyerek tanımlıyor. Resimlerdeki karakterler, ipeğin uçucu görüntüsüne eklenirken düşün içinden çıkarcasına bulutsu ve düşsel bir etki yaratıyor.

    “‘Tuvalim, ölmüş ipek böceklerinin ağzından çıkan saf söz’ diyor Naz Can. Üstünde düşünülecek bir cümle bu. Ölmüş böcek bir söz söyleyemeyeceğine göre söylenen sözler nedir bu sergide diye meraklanıyoruz. Sergiyi gezdiğimizde her yapıtın ayrı ayrı söylediği sözleri de hepsinin birlikte söylediği sözleri de işitiyoruz.

    İpek böceği, kozasını örmeye başladığında bir başka hayatı da oluşturmaya başlar. Koza, yeniden doğumu hazırlayacak mezardır. Dut ağacının dallarında yavaş yavaş yürüyen tırtıl, rüzgârı kanatlarının altına alıp bir süre yakın gökyüzünün tadını çıkaracağı özgür bir yaşama geçeceği sırada, kozasının içinde değişimin düşlerini görürken, bir cinayete kurban gider. İnsan, tırtılın yirmi günlük ömrü içinde en çok on gün sürecek kelebekliğe olan özlemiyle üç günde ördüğü kozayı kelebekten önce ele geçirir, ipeğin sahibi olur.

    Tırtılken, peygamber devesi gibi yırtıcı böceklerin avıdır, kelebek olduğunda küçük kuşların. Koza içindeyken ise insanın. Ötekiler karınlarını doyurmak için tırtılı öldürürken, insan kültür için öldürür.

    Evet, ipek bir kültürdür. Binlerce yıldır insanın giysi için, tekstil için ürettiği dokumaların en değerli malzemesidir ipek. Bir kozadan kesintisiz elde edilen lif ortalama bin iki yüz metredir. Kendi ağırlığının üç-dört bin katını kopmadan taşıyabilir. Bu, Naz Can’ın bu sergideki işleri yaparken kullandığı orta boy bir fırçanın ağırlığına eşittir.

    İpeğin bir kültür olması hem işlevi hem dokusu hem de insanın ona kattığı estetik sayesindedir. Giysi olur, halı, perde, masa örtüsü olur, kaftan olur bir kralın üstünde gösterir kendini, para kesesi olur zenginliği taşır. Kağıdından para bile yapılmıştır. Ameliyat ipliği olur sağlık getirir, paraşüt kumaşı olur insanı uçurur. Gittiği yollara kendi adını verir ve bir lif bulutsusu olarak Naz’ın tuvallerinde bambaşka duygular oluşturur.

    Endüstrinin ve teknolojinin ipeği ile Naz Can’ın ipeği birbirinden farklıdır. Endüstri ipek böceğinin trajedisini unutturmaya çalışırken Naz Can, bu trajediye dikkat çeker. Binlerce lifin oluşturduğu yüzeye ipek böceğinin, kozanın, kozadaki özlemin, oluşamamış kanatların, oluşamamış kelebeğin düşlerinin izini yansıtır Naz. Kimi resimde uçucu çiçekler olarak güzel bir kızın saçlarına dolanır bu düşler, kimi resimde bir güvercinin saf beyazlığını gösterir. İpek uçucudur, hafiftir, ışıklıdır, ama doğa ressamın zihninde zıtlıklarla çalışabilir. İpeğin taşıyamayacağını sandığımız ağırlıklar sanat sayesinde hafifler, bu bulutsu yüzeyin üstünde uçucu bir hal alır. Ağır bir gergedan ya da fil bizi hafiflikleriyle gülümsetir, ressamın oyununa ortak eder.

    Naz Can, ipeği bir yüzey olarak kullanırken doğa içinde hayat bulamamış kelebeği resimlerinde kanatlandırıyor, sanki ona borcunu ödüyor, ipek böceğinin yaşam döngüsünü sanatla tamamlıyor.”

    Mehmet Zaman Saçlıoğlu

    0
    0
    1045
DAHA FAZLA
Geldanlage