
Evin Sanat Galerisi, sanatçı Zulal’ın altıncı kişisel sergisine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. “Karşılıklı” adlı sergi 1 Şubat tarihinde açılacak.
Sanatçı çalışmalarında kendini bir başkasının dünyasına teslim etmeyi , oradan bakıp yeniden inşa etmeyi, sanki sadece onunmuş gibi bir algının izinden yürüyerek aslında bir başkasının gerçeklik ve fantazisinin içerisinde ilerlemeyi tercih ediyor.
"Karşılıklı" sergisi 24 Şubat tarihine kadar görülebilir.
Pembe Hayat KuirFest, LGBTİ bireylere sanat aracılığıyla ifade kanalları yaratmak üzere başlattığı atölyeler dizisine bu yıl, Ayris Alptekin’in yürüteceği kurgu atölyesiyle devam ediyor.
Kurgu anlatıyı nasıl değiştirir? Sinema ve deneyimlediğimiz tüm sonradan yaratılan hareketli görseller belirli bir dizge ile sıralanır. Kurgu, bu sıralama ve kesme işleminden çok daha fazlasını, anlatıyı ve onun üslubunu inşa eder. Bu atölyede kurgu yalnızca pratik olarak değil aynı zamanda teorik olarak ele alınacak. Atölyede stok ve buluntu görüntüler kullanılacak ve kurgunun anlatıyı değiştirebilme veya yeniden yaratma ihtimalleri araştırılacak.
PROGRAM
1.Gün: Yarım gün kurgu ve kurgu teorisi hakkında oturum. Kullanılacak malzemelerin izlenmesi ve katılımcıların gün sonunda ikili gruplar halinde çalışmaları.
2.Gün: Çalışma sonucunda yapılan kurguların izlenip üzerine konuşulması ve çalışmaya devam edilmesi.
▪Katılımcı sayısı 8 kişilik kontenjanla sınırlıdır.
Fotoğraf: Nazlı Erdemirel
James Joyce biyografisiyle tanıdığımız Andrew Gibson’ın tarihsel koşullarla sanat arasındaki ince bir akıntıya indirgeyen minimalist bir Beckett biyografisi sunduğu çalışması Samuel Beckett, Yapı Kredi Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Samuel Beckett biyografi türüne hep kuşkuyla yaklaşmış bir yazardı. Peki dünyayı yadsımış, bir oyununda yazdığı gibi “hayata lanet” etmiş böyle bir yazarın hayatı nasıl anlatılır? Dahası, Beckett’in, temel unsurlarına indirgenmiş, ilk bakışta dış dünyaya ve tarihsel olgulara hiç gönderme yapmayan oyun, öykü ve romanlarında yazarın kendini içinde bulduğu tarihsel bağlamların izlerini saptamak gibi, başta pek çok okurun kaşlarını şüpheyle kaldırmasına neden olabilecek bir işe girişiyor.
Gibson, Beckett’in İrlanda’daki sınıfsal-kültürel arka planını, Paris’te École Normale Supérieure çevresinde geçirdiği yılları, Londra’da İrlandalılığıyla yeniden yüz yüze gelmesini, İkinci Dünya Savaşı arifesindeki Almanya’da tanık olduklarını, savaş boyunca ve sonrasında Fransa’da yaşadıklarını, Soğuk Savaş yıllarında dünyaya nasıl baktığını, bütün bu süreçte uluslararası üne sahip bir yazara dönüşmesini adım adım izliyor ve bütün bu deneyimlerin Beckett’in yazdıklarında nasıl izler bıraktığını araştırıyor. Bildiğimiz Beckett imgesini zenginleştiren, karmaşıklaştıran, yirminci yüzyılın bu en büyük yazarlarından birinin koyu karanlığının içinde ışığın tamamen eksik olmadığını gösteren özgün ve sıkı örülmüş bir eleştirel biyografi.
Charlie’nin Çikolata Fabrikası, Dev Şeftali ve diğer çocuk kitaplarıyla tanınan Roald Dahl’ın yetişkinlere anlattığı hikâyeler Oswald Amcam ve Öptüm Seni, Can Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Dahl, usta bir öykücü, gelmiş geçmiş en iyi hikâye anlatıcılarından biri. Öptüm Seni kitabında Dahl ağızlardan korkan bir adamı, kocalarından illallah diyen kadınları, ölümünden sonra beyninin yaşatılmasını kabul eden birini anlatırken gündeliği olağandışına, olağandışını sıradana dönüştürmeyi başarıyor. Bazen fantastik bir hikâyeyle çıkıyor okurun karşısına, bazen de dünyayı dışarıdan bir bakışla irdeleyip bizi alışılageldik düzene yabancılaştırıyor. Püren Özgören’in incelikli çevirisiyle yayımlanan Öptüm Seni’deki öyküler, sürprizli sonlarıyla bu sefer yetişkinler için birer şölen.
Dahl, yetişkinlere hitap eden mizah dolu romanı Oswald Amcam’da 20. yüzyılın büyük isimlerini hınzırca selamlıyor. Proust, Einstein, Freud, Puccini, Renoir ve diğerlerini karakter olarak sunuyor okurlarına. Ülker İnce’nin özverili çevirisiyle yayımlanan Oswald Amcam, büyük bir savaşla başlayan, kültürel ve teknolojik gelişmelerle devam eden çağa eğlenceli bir hatıra yolculuğu.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından bu yıl 6-17 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen 37. İstanbul Film Festivali’nde Ulusal Yarışma filmlerini değerlendirecek olan Ulusal Yarışma Jürisi belirlendi. 37. İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma jüri başkanlığını, ulusal ve uluslararası birçok festivalden ödüllerle dönen önemli kadın yönetmenlerimizden Pelin Esmer üstleniyor. Pelin Esmer başkanlığındaki Ulusal Yarışma Jürisi’nin diğer üyeleri ise görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki, oyuncu Selen Uçer, şair Küçük İskender ve sinema yazarı Barbara Lorey de la Charrière olarak belirlendi.
Ulusal Yarışma Jürisi, 37. İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale En İyi Film, En İyi Yönetmen, Jüri Özel Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu ve En İyi Müzik olmak üzere toplam 9 dalda ödül verecek. Ulusal Yarışma’da Altın Lale En İyi Film 150.000 TL, Onat Kutlar anısına verilecek Jüri Özel Ödülü 50.000 TL, En İyi Kadın ve En İyi Erkek Oyuncu ödülleri 10.000'er TL olarak belirlendi. Türk Tuborg A.Ş. ise En İyi Yönetmen ödülüne layık görülen isme 50.000 TL takdim edecek.
Jean-Jacques Sempé’nin şehir yaşamını muzip bir şekilde ele aldığı koleksiyon kitabı Şehir Yaşamı ve diğer şeyler, Desen Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Şehir Yaşamı ve diğer şeyler’de Sempé kentin keşmekeşinde kaybolan ve kalabalıklar içinde kendini alabildiğine yalnız hisseden “modern” şehir insanını, yalın çizgiler kullanarak derinlikli bir şekilde yansıtıyor.
Sempé’nin yarattığı karikatür evreni, kimi zaman kalabalıkların dolup taşırdığı bir otobüste, kimi zaman karşı apartmana taşınan yeni evli bir çiftin dairesinde, kimi zamansa bir duvar aynasıyla selamlaşan kibar bir beyefendinin meraklı bakışlarında hayat buluyor.
Şehirde yaşayan insanların gündelik koşuşturmacaları ve açmazlarıyla kentlerin geçirdiği mimari dönüşümü mizahla yorumlayan, her yaştan okura seslenen usta işi karikatürler.
Sait Faik Abasıyanık anısına her yıl bir öykücüye verilen ve bu yıl 111’inci kez gerçekleşecek olan Sait Faik Hikâye Armağanı’na başvurular başladı.
Darüşşafaka Cemiyeti ve İş Bankası Kültür Yayınları iş birliğiyle düzenlenen 64. Sait Faik Hikâye Armağanı Seçiciler Kurulu Doğan Hızlan’ın başkanlığında toplanacak Hilmi Yavuz, Nursel Duruel, Jale Parla, Murat Gülsoy, Metin Celal ve Beşir Özmen’den oluşuyor.
Yarışmaya katılacak hikâye kitapları, 2017 yılında yayımlanmış olmalı. Daha önce herhangi bir ödül almamış ve daha önce aynı armağanı kazanmış yazarlar yarışmaya katılamayacak. Yarışmaya katılacak yazarların, başvuru yapacakları hikâye kitabından on (10) nüshayı başvuru dilekçesi ile birlikte, 9 Mart 2018 Cuma günü Saat 17.00’a kadar Darüşşafaka Cemiyeti, Kurumsal İletişim Birimi, Darüşşafaka Cad. No:5/9 34457 Maslak / İstanbul adresine teslim etmesi gerekiyor.
Seçiciler Kurulu tarafından yapılacak değerlendirmenin ardından, sonuçların bu yıl mayıs ayı içinde açıklanacak. Ödül bugüne kadar Haldun Taner, Orhan Kemal, Necati Cumalı, Adalet Ağaoğlu, Ayşe Kulin, Selim İleri, Oya Baydar, Bilge Karasu, Yekta Kopan, Mehmet Zaman Saçlıoğlu ve geçen yıl En Eski Yüz adlı kitabıyla Pelin Buzluk’a verilmişti.
Alman tiyatro yazarı Tankred Dorst’un kaleme aldığı Benim Adım Feuerbach, 22 yıl sonra bir kez daha Ayşenil Şamlıoğlu’nun yönetmenliği ve Selçuk Yöntem’in yorumuyla sahneleniyor. Usta oyuncu Yöntem’e sahnede bu defa genç oyuncular Toprak Can Adıgüzel ve Gülçin Kültür Şahin eşlik ediyor.
Benim Adım Feuerbach, oyunculuğun ne kadar korkutucu bir meslek olduğunu; sahnelere uzun yıllar ara verdikten sonra kendisini “sınanmak” üzere seçmede bulan bir oyuncunun çarpıcı öyküsü üzerinden anlatıyor. Oyun aynı zamanda, “Bu yaşamda ben de varım” diyenlerin çığlığını sahneye taşıyarak herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği bir tiyatro deneyimi sunuyor. Benim Adım Feuerbach oyununu 25 ve 26 Ocak’ta 20:30’da artısahne’de seyredebilirsiniz.
Bank of America Merrill Lynch’in Dünya Çapındaki Sanatı Destekleme Programı çerçevesinde, İstanbul Arkeoloji Müzeleri tarafından Asya tarafındaki kazılarda çıkarılan Bizans dönemine ait 548 sanat eser onarılarak, koruma altına alınacak.
M.S. 4’üncü ile 15’inci yüzyıl, geç Roma ve Bizans dönemlerine ait sanat eserlerinin onarım çalışmasının Nisan ayında tamamlanması planlanıyor. İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin yürüttüğü, Koç Üniversitesi araştırma merkezlerinin (ANAMED ve GABAM) destek verdiği ve Bank of America Merrill Lynch’in Sanatı Destekleme Programı kapsamında onarılan eserler, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde teşhire hazır hale getirilecek.
Sanatçı Birim Erol, “Jönler” adlı 15. kişisel sergisini açıyor. Sergide Yeşilçam’ın Ayhan Işık, Münir Özkul, Zeki Alasya gibi usta 35 usta oyuncunun portresi yer alıyor.
Geliri Engelsiz Yaşam Vakfı’na bağışlanacak serginin ev sahipliğini Hidden Coffee House Bebek yapıyor. Birim Erol “Jönler” sergisi vasıtasıyla kendi adına birçok karakteristik özelliğinin bu filmlerde yer alan olaylardan, karakterlerden geldiğini düşünerek, onlara teşekkür ediyor.
Sergi 24 Ocak – 7 Şubat tarihleri arasında Hidden Coffee House Bebek’te görülebilir.