GÜNDEM
  • 16-02-2018

    !f İstanbul'da dün Türkiye sinemasının en iyi gençlik filmlerinden biri olmaya aday Kar, seyirci önündeydi. Gösterimin ardından yapılan söyleşiye, yönetmen Emre Erdoğdu’nun yanı sıra oyuncular Hazar Ergüçlü, Halil Babür, Serhat Parıl, Doğaç Yıldız, yapımcı Emine İzmir, görüntü yönetmeni Ercan Küçük ve kurgucu Ayris Alptekin katıldı.

    ​!f İstanbul'da yarın; !f’çilerin Sansa (2004), Kinogamma Part 1 (2009) ve Çocuk Masalları (2012) filmleriyle hatırlayacağı Fransız yönetmen Siegfried, son filmi Riga!’nın gösterimine katılıyor. Festivalde ayrıca, Shevaun Mizrahi’nin Locarno başta olmak üzere pek çok festivalden ödüllü ve övgülü filmi Distant Constellation gösterimi yönetmenin de katılımıyla yapılacak.

    0
    0
    2400
  • 16-02-2018

    Okurlar ve eleştirmenler tarafından beğenilen ilk öykü kitabı Şu Yağmur Bir Yağsa ile tanıdığımız Kâmil Erdem’in ikinci kitabı Bir Kırık Segâh, Sel Yayıncılık etiketiyle yayımlandı.

    Erdem, Bir Kırık Segâh’ta da iz bırakan anların, gün yüzüne çıkmamış ruh hallerinin üstündeki perdeyi ustalıkla kaldırıyor. Nesneleri yalayan karanlığı, kalpten dudaklara bir türlü ulaşamayan sırları, hafızanın bastırılamayan seslerini betimlerken, sükûnetine gömülerek sıkıntılarını bir duvar misali ören insanları kendine has o derinlikli üslubuyla aktarırken belleklerde yer ediniyor.

    ​Erdem’in bu kitabında da her şeye rağmen gülümsemeyi elden bırakmayan bir umutla, gündelik hayatın nobranlığına karşı nahif ama güçlü bir başkaldırıya kulak kabartıyoruz bir kez daha.

    Görsel: db Waterman

    0
    0
    2004
  • 16-02-2018

    Ocak 2018’de ikinci yıl dönümünü kutlayan, uluslararası performans sanatı platformu, yeni yaşına 16 Şubat – 16 Mart tarihleri arasında İHTİYAÇ: SEN başlığı altında 28 gün boyunca aralıksız devam edecek 672 saatlik canlı bir süreç sunarak ve Performistanbul Canlı Sanat (Live Art) Araştırma Alanı’nın temellerini atıyor.

    Simge Burhanoğlu küratörlüğünde, 10 Performistanbul sanatçısının gerçekleştireceği 9 performans, izleyicileri sanatçılarla karşılıklı beslenebilecekleri kendilerine ait bir yer bulmalarını amaçlayan; canlı sürece odaklanmaya çağıran; hayatın içinden bir deneye davet ediyor. 672 saat aralıksız devam edecek bu süreç, sanatçıların yaşayacakları tüm aşamaları şeffaf bir şekilde izleyiciyle paylaşıyor.

    ​Bu yaşamsal davet, herkese varlığının önemini, gücünü ve kıymetini hatırlatmak; süreç içerisinde etkili bir yeri olduğunu hissettirmek amacıyla yola çıkıyor.

    Kapak Görsel: Ekin Bernay, Ne istiyorsun

    0
    0
    3742
  • 16-02-2018

    2015 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi Svetlana Aleksiyeviç’in SSCB-Afgan Savaşı sırasında ve sonrasında yaşananlara dair etkileyici sözlü tarih çalışması Çinko Çocuklar, Kafka etiketiyle yayımlandı.

    Çinko Çocuklar’da Aleksiyeviç 1979 ile 1989 arasında on yıl kadar süren, Sovyetler Birliği’nin çöküşündeki en büyük etkenlerden biri olan ve 15.000’e yakın Sovyet askerinin ölmesine, on binlercesinin yaralanmasına, Afganistan tarafında da çok büyük kayıplara yol açan Sovyet-Afgan Savaşı’nı merkeze alarak bu savaşta savaşmış 500.000’i aşkın Sovyet keşif erinin, piyadenin, pilotun, subayın, cephe gerisindeki hastanelerde görev yapmış cerrahların, hemşirelerin bireysel tanıklıklarına ve savaş tüm hararetiyle devam ederken Sovyetler’de evlatlarının, babalarının, eşlerinin sağ salim geri dönüşünü hasretle beklemiş olan annelerin, eşlerin, evlatların acılarına, trajedilerine ses veriyor. Eserin son kısmındaysa, Aleksiyeviç bu kitap yüzünden “onur ve haysiyetlerinin” hakarete uğradığını söyleyen tanıklarının sonradan kendisi aleyhinde açtığı davadan çarpıcı bölümler sunuyor. Çinko Çocuklar savaşın sayılardan ibaret olan “kayıplarını” birer birey olarak; hayalleri, ümitleri, sevenleri, sevdikleri olan bireyler olarak tekrar ortaya çıkarırken, yurtlarına çinko tabutlarda gönderilmiş olan “kahramanlara” insanlıklarını geri veriyor.

    ​İsveç Akademisi, Svetlana Aleksiyeviç’e Nobel Ödülü verdiğinde yazarın “yeni bir edebi tür” yarattığını belirtmiş, eserlerini de “duyguların ve ruhun bir tarihi” sözcükleriyle betimlemişti. Aleksiyeviç uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla, kendilerine nadiren konuşma fırsatı verilen, yaşantıları da çoğu zaman ülkenin resmi tarihine karışarak yitip giden sokaktaki insanların hikâyelerini kayıt altına alıyor.

    0
    0
    2603
  • 15-02-2018

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, E.C.A. Presdöküm Sanayii A.Ş. sponsorluğunda düzenlenen İstanbul Müzik Festivali, 23 Mayıs-12 Haziran tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Sahnede müziği icra edenleri, koltuklarındaki dinleyicileri ve perde arkasındaki destekçileriyle 46. yılına giren İstanbul Müzik Festivali, bu yıl “aile bağları” temasını merkezine alan bir programla müzikseverlerin karşısına çıkıyor.

    ​Sanatçıları, dinleyicileri, destekçileri ve çalışanlarıyla kendisi de büyük bir aile olan İstanbul Müzik Festivali, bu yıl müzikseverleri aile ilişkileri arasındaki müziğin izini sürmeye, müziğe dair anılarını yeniden hatırlamaya ve keşfetmeye davet ediyor. Festival bu tema kapsamında müzikseverleri Lauma & Baiba Skride, Güher & Süher Pekinel ve Ferhan & Ferzan Önder gibi kardeş müzisyenler, Selman & Kudsi Ergüner, Mischa, Lily & Sascha Maisky gibi müzisyen baba ve çocukları ile Diana Damrau & Nicolas Tesle gibi eş müzisyenlerin de aralarında olduğu zengin bir programla buluşturuyor. Festivalin ayrıntılı programına http://muzik.iksv.org/tr adresinden ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2464
  • 15-02-2018

    Raşel Meseri’nin, bilimle felsefe, hayvanlar dünyasıyla insanlar âlemi, çocuklarla yetişkinler arasında mekik dokuyan, politikayla büyüme sanatını iç içe geçiren romanı Köpekbalıklarının Kayıp Şarkıları, Deli Dolu Yayınları etiketiyle yayımlandı.

    Köpekbalıklarının Kayıp Şarkıları, dünyanın ve belki de kendi hayatının kurtuluşunu arayan genç bir kadının, her şeyini feda ederek atıldığı gerçeküstü bir yol serüvenini konu ediniyor.

    Genç bir kadın, evinden ayrılarak kendini yollara vurur. Tüm benliğini, çıktığı bu yolculuğa adayan gözü pek kadının tek bir amacı vardır: Köpekbalıklarının kayıp şarkılarını bulmak ve sahiplerine iade etmek. Böylece, insanlığın tüm sırrını da içinde barındıran o şarkıların, iktidar sahiplerinin eline geçmesini engelleyecek ve insanlığı kurtaracaktır. Ancak hedefine ulaşması hiç de kolay olmayacaktır...

    ​Ergenlikle başlayan “kendini tanıma” sürecinin, ölümle gerçekleşecek nihai randevuya kadar asla sonlanmayacağını vurgulayan roman, gençlerden yetişkinlere uzanan geniş bir okur yelpazesine sesleniyor.

    0
    0
    2585
  • 15-02-2018

    Resimleri dünyadaki müze ve önde gelen sanat galerilerinin koleksiyonlarında yer alan, 2011 yılında eserleri Contemporary İstanbul’da da sergilenen Tigran Matulian, Türkiye’de açacağı ilk kişisel sergisiyle İstanbullu sanatseverlerle buluşuyor.

    “Yazılmamış Hikâyeler” adlı sergi, Yunanistan Konsolosluğu Sismanoglio Megaro binasında gerçekleşecek. Serginin küratörlüğünü Mayda Saris üstleniyor. Tigran Matulian’ın sanatı, iyi resimlerin değerlendirilmesinde birincil ölçütlerden birini hatırlatıyor: Seyirciyi, bir eserin tasarımının ve renk skalasının, yazarın düşünce ve duygularını yansıtan bir ayna olduğuna dair ikna etmeye itiyor.

    Tigran Matulian’ın, “Yazılmamış Hikayeler” adlı sergisi 21 Şubat- 9 Mart tarihine kadar görülebilir.

    0
    0
    2862
  • 15-02-2018

    Polisiye edebiyatın usta kalemlerinden Celil Oker’in “Yaratıcı Yazarlık Teknikleri” eğitimlerindeki deneyimini genç yazar adaylarıyla paylaştığı Genç Yazarlar İçin Hikâye Anlatıcılığı Kılavuzu isimli kitabı Altın Kitaplar etiketiyle yayımlandı.

    ​Anlatacak bir hikâyeniz var ama sözcük denizinde nasıl ilerleyeceğini bilmeyen bir kaptan gibi mi hissediyorsunuz? Ya da bir yol haritasına mı ihtiyacınız var? Yoksa yazarlığın doğuştan gelen bir yetenek olduğunu mu düşünüyorsunuz? Celil Oker, tüm bu sorulara cevap verirken, doğru bir yöntemle çalıştığınızda yazının o büyülü dünyasına pekâlâ girebileceğinizi, yazarlığın doğuştan kazanılan bir yetenek olmadığını söylüyor. Olay örgüsü, karakter yaratmak, çatışma, diyalog ve üslup gibi kurmacanın temel öğelerinin örneklerle anlatıldığı kitapta hikâye anlatma sanatının incelikleri gösteriliyor, işin püf noktalarını ve bu alanda sık yapılan yanlışlara dikkat çekiliyor.

    Fotoğraf: Nazlı Erdemirel

    0
    0
    2047
  • 14-02-2018

    Nil Sakman’ın neredeyse yok sayılan ve Kanon dışında bırakılan Kuruluş Dönemi kadın yazınını derinlemesine ele aldığı kitabı Kendine Ait Bir Kalem – Kadın Yazını Üzerine, İthaki Yayınları etiketiyle yayımlandı.

    ​Batı edebiyatından kadın yazarların eserlerinin de incelendiği çalışmada iktidar ve toplumsal cinsiyet rollerinin edebiyatta nasıl tezahür ettiği, deneyim ile edebi üretim arasındaki çetrefil ilişkinin “yazan kadın” bağlamında ne anlama geldiği ve erk olanın “meşru” ve “nitelikli” alanı işgalini mümkün kılan pratikleri disiplinlerarası bir anlayışla inceleniyor. Kadın yazınının, bu “meşru” ve “nitelikli” alanın neresinde olduğuyla ilgili derinlemesine bir tahlil yaparken olması gereken yeri ve engelleri belirtmekle kalmıyor; “erkekegemen” üslup ve yazınla belirlenen sınırları aşındırma yollarını sunuyor. Bunu özellikle Kuruluş Dönemi yazarlarının eserlerinden örneklerle gerçekleştiriyor.

    0
    0
    2326
  • 14-02-2018

    Pg Art Gallery, Aliye Simavi’nin ilk kişisel sergisi olan “Biriktirilmiş Anılar” sergisine ev sahipliği yapıyor. Çoğunlukla gündelik hayatta karşılaştığı sahneleri objektifinden aktaran Aliye Simavi, bu sergide dünyanın dört bir yanından topladığı farklı kültürlere ait objeleri ve doğal kalıntıları yan yana getirerek kendi yarattığı mikro evrenini siyah-beyaz ve renkli fotoğrafları aracılığıyla izleyiciyle paylaşıyor.

    İnsanlar ve doğa arasındaki ilişkiye ilgiyle yaklaşan ve bu etkileşimden ilham alan Simavi, doğanın en yetenekli sanatçı olduğu görüşünde. Sergiyle aynı adı taşıyan enstalasyonu Biriktirilmiş Anılar, hayranlıkla ve tutkuyla biriktirdiği objelerden ve kalıntılardan oluşuyor.

    ​Sergi 28 Şubat tarihine kadar görülebilir.

    0
    0
    3040
DAHA FAZLA
Geldanlage