
Bayan Yanı Art Project'in ev sahipliği yaptığı “Yüz Körlüğü” sergisi geçtiğimiz hafta açıldı. 21 Haziran - 21 Temmuz tarihleri arasında izlenebilecek olan sergi, on üç kadın sanatçıdan oluşuyor. “Yüz Körlüğü” kim olduğunu bilmediğimiz ve tekrar karşılaşacağımızı düşünmediğimiz bir yüze karşı uzak, soğuk ve duygudan kopuk bakışın rahatlığındaki perdeyi yırtmayı ve olanı görünür kılmayı amaçlıyor. Serginin küratörlüğünü Firdevs Kayhan ve Ece Balcıoğlu üstleniyor.
Sergide yer alan sanatçılar:
Ayşe Kurşuncu, Ece Eldek, Ezgi Tok, Ekin Kano, Esma Taşdemir, Gümüş Özdeş, Güneş Terkol, İlgen Arzık, İrem Tok, Müge Yıldız, Neriman Polat, Nurcan Gündoğan, Özlem Ünlü.
Beyaz Zenciler romanıyla uluslararası ün kazanan, Norveçli yazar Ingvar Ambjørnsen’in kedisi ve köpeğinden ilhamla kaleme aldığı macera serisi Sezer ve Tozar’ın ilk kitabı Çomar Amca’nın Mirası, Can Çocuk etiketiyle yayımlandı.
Per Dybvig’in resimlediği, Deniz Canefe’nin dilimize çevirdiği kitap 8 yaş ve üstü tüm okurlara hitap ediyor. Tozar çirkin mi çirkin bir köpektir, Sezer ise karnı hep aç, kurnaz bir kedi. Yağmurlu bir nisan günü aldıkları mektupla, Tozar’ın amcası Çomar’ın ona Körfez Pansiyonu’nu bıraktığını öğrenen iki kafadar bavullarını toplayıp yola koyulur.
“Kimler şehrin doğusunda, neredeyse hiç güneş yüzü görmeyen eski püskü bir evde yaşıyor? Kimler yağmurlu bir nisan günü hayatlarının ilk mektubunu alıyor? Kimlerin hayatı, varlığından haberdar olmadıkları bir amcanın mirasıyla tamamen değişiyor
Cevap: Tabii ki SEZER VE TOZAR!”
Bu yıl ilk kez tüm dünyada düzenlenmeye başlanan Red Bull Dance Your Style; İtalya, Fransa, Belçika, Ürdün gibi ülkelerden sonra sokak dansının en iyisini seçmek üzere Türkiye’ye geliyor.
Breaking, hip hop, popping, house dance gibi farklı dans disiplinlerini içeren sokak dansı turnuvası Red Bull Dance Your Style, 1 Temmuz'da Antalya’da gerçekleşecek. Kadın ve erkek dansçılar, dans edecekleri şarkıyı piste çıktıkları anda öğrenecek ve o anda bir dakikalık doğaçlama bir dans performansı gerçekleştirecekler. İzleyicinin de jüri olduğu yarışmada, 16 dansçıdan kimin kazanacağı seçimine seyirci de dahil olabilecek. Yarışma süresince Ed Sheeran’dan Nirvana’ya pek çok hit parça da dansçılara eşlik edecek.
Yarışma saat 18.00’da Antalya Konyaaltı Olbia Meydanı’nda başlayacak ve 23.00’e kadar devam edecek.
Etkinlik sayfasına https://www.facebook.com/events/1033902513432193/ adresinden göz atabilirsiniz.
Dansçılarla ilgili getaylı bilgilere ise https://www.redbull.com/tr-tr/red-bull-dance-your-style-2018-danscilari adresinden ulaşabilirsiniz.
The Killing of a Sacred Deer ve The Lobster filmleriyle sıra dışı distopyalar yaratan Yorgos Lanthimos’un kültleşmiş filmi Dogtooth (Köpek Dişi) 27 Haziran’da Başka Çarşamba kapsamında vizyona giriyor. Her hafta çarşamba günleri söyleşilere, ön gösterimlere, belgesellere, vizyonda son gösterimi olan filmlere ve klasiklere ev sahipliği yapan Başka Çarşamba, Yorgos Lanthimos’un Yunan Yeni Dalgası’nın başlangıcı olarak kabul edilebilecek filmi Dogtooth’u ilk defa Başka Sinema izleyicileriyle beyazperdede buluşturacak. Eleştirmenlerce son on yılın en iyi filmlerinden biri kabul edilen ve izleyenlerden tam not alan Dogtooth’un konusu ise şu şekilde;
Yunan bir çift, üç çocuklarıyla birlikte bilinmedik şehir dışı bir evde hayatını sürdürmektedir. Çocuklar, tüm eğitimlerini evde alırken, dış dünya ile hiçbir şekilde temas kuramazlar. Babalarının hayatları boyunca tekrar ettiği gibi, çocukların dışarı güvenle çıkabilmelerinin tek şartı “köpek dişlerinin” düşmesidir. Dogtooth, 17 Ağustos’ta Başka Sinema’da vizyona girecek.
https://www.youtube.com/watch?v=mPrtaakUEfE
Uwe Neumahr’ın tarihi belgelere, mektuplara ve tanıklıklara dayandırdığı Miguel de Cervantes’in edebi evrenini ve hayatını anlattığı kitabı Miguel de Cervantes - Delidolu Bir Hayat, Erol Özbek’in çevirisiyle İletişim Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Yazar, okuru 16. yüzyılın çalkantılı dünyasında Córdoba’dan Madrid’e, Roma’dan Napoli’ye, Cezayir’den Sevilla’ya uzanan renkli ve heyecanlı bir yolculuğa çıkartıyor.
“22 yaşındayken bir düello sonrasında İspanya’dan kaçmak zorunda kalan genç bir sürgün… İnebahtı Deniz Savaşı’nda cesaretiyle ün salmış, çarpışmada sol elini kaybeden gözü pek bir asker... Cezayirli korsanların eline düşen, beş yıllık esareti boyunca defalarca kaçma girişiminde bulunan bir esir… İspanya’ya döndükten sonra Kral II. Felipe adına çalışan bir istihbarat görevlisi ve donanma komiseri… Cinayetle suçlanıp hapse düşen bir aile babası… Kilise tarafından iki defa aforoz edilen, yeraltı dünyasının karanlık işlerine karışan tekinsiz bir adam… Edebiyat dünyasında efsanevi düşmanlıklar yaşayan ve taklitçilerine karşı kendisini savunmak zorunda kalan bir yazar… Hapisanedeyken yazmaya başladığı Don Kişot adlı romanıyla, kendisinden sonra gelen kuşaklara ilham olmuş, modern romanın kurucusu kabul edilen dev bir edebiyatçı.”
“Sınır” temasıyla gerçekleştirilecek olan 26. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’ndan ilham alan “SINIR/SIZ” adlı sergi, 25 Haziran’da ziyaretçilerle buluşuyor. Çeşitli disiplinlerden eserlerin yer aldığı sergi; sansür, yasak ve sınırlara karşı farklı bir dünya arzusuna dikkat çekmeye ve dilin sınırlarının genişletmeye odaklanıyor. Sanatın güçlendirici bir eylem olduğunu izleyicilere hatırlatmak isteyen sergi ekibi, bağımsız aktivist / sanatçılardan oluşuyor. “SINIR/SIZ”, 8 Temmuz’a kadar Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi'nde görülebilecek.
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü tarafından düzenlenen seminerler, “Sosyoloji Seminerleri” üst başlığında bir kitap dizisi olarak Alfa Yayınları tarafından yayımlanacak. Dizinin ilk kitabı: Edebiyat ve Sosyoloji.
Edebiyat ve Sosyoloji’de Köksal Alver, M. Kayahan Özgül, Kurtuluş Kayalı, Handan İnci, Ayfer Tunç ve Ayşen Şatıroğlu’nun seminerleri toplandı. Kitapta Alver’in “Edebiyat Sosyolojiye Ne Anlatır?”, Özgül’ün “Sosyoloji, Edebiyatın Nesi Olur?”, Kayalı’nın “Türk Romanı Ekseninde Türkiye’yi Okuma Teşebbüsü ile Sosyolojik Metinlere Yansıyan Türkiye Fotoğrafı Arasında Bağlantı”, İnci ve Tunç’un “Edebiyatın ve Sosyolojinin İmkanları” ve Şatıroğlu’nun “Sosyoloji Ve Edebiyat” başlıklı seminerleri yer aldı.
Seminerlerde sosyologlar; bilimsel serüvenleri ve araştırma deneyimleri, sosyal teori, yöntem meselesi, edebiyattan siyasete, kentten eğitime, göçten nüfusa sosyolojinin çeşitli dallarıyla ilgili konuları ele alıyor ve fakülte sınırlarını aşıyorlar. Bu seminerlerden yılda iki üç kitap yayımlanması planlanıyor.
Görsel: Nate Kitch
Bu yıl “Tiyatro Muhabbettir” fikriyle yola çıkan ve ilk kez gerçekleşecek olan Datça Tiyatro Festivali, 16-18 Temmuz 2018 tarihleri arasında Datça’nın merkezinde, denize sıfır festival yerleşkesinde düzenlenecek. Aralarında Semaver Kumpanya ve Fiziksel Tiyatro Araştırmaları ekiplerinin de yer aldığı dört grubun katılacağı festivalde oyunların yanı sıra; fuayeler, söyleşiler, konserler, atölyeler, dans performansları gibi birçok etkinlik de yapılacak.
Tiyatro deneyimini oyun izlemekle sonlandırmak istemeyen festival, bir araya gelme ve birlikte üretme, öğrenme ve aktarma motivasyonlarıyla hareket ederek, katılımcılarına usta tiyatrocularla birlikte izledikleri oyunlar ve tiyatro üzerine sohbet etme imkânı da sağlayacak. Festival aynı zamanda programda yer alan Özgün Üretim Atölyeleri kapsamında ustalarla birlikte çalışıp, tiyatroya dair içerik üretme ve sergileme şansı da bulabilecekleri üç günlük bir deneyim sunacak. Festivale katılmak isteyen sanatseverler biletlerini Mobilet’ten satın alınabilecek.
Halka açık panayır alanında yer alacak etkinliklerin detaylarından atölyelere, Datça Amfi Tiyatrosu’nda sergilenecek oyunlardan festival alanında yapılacak konserlere kadar tüm festival programına http://datcatiyatrofestivali.com/ adresinden ulaşılabiliyor. Festivalin tüm programı ise çok yakında açıklanacak.
Friedrich Dürrenmatt’ın genel adalet anlayışını bir bakıma hicvettiği romanı Yargıç ve Celladı, Zehra İpşiroğlu çeviriyle Dedalus Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Dürrenmatt, romanda polisiyeyi edebiyatın nitelikli bir kolu haline getirmekle kalmıyor; felsefi sorunları da doğallıkla eserinin asli niteliklerinden birine dönüştürüyor.
Dürrenmatt’ın ünlü polis karakteri Komiser Berlach, olayları başlatan polis cinayetini soruşturmak için görevlendirilir ve insan doğası Berlach ve çevresi üzerinden değerlendirilir. Kırk yıl önce İstanbul’da başlayan bu hikâyede, komiser katille kedi-fare oyunu oynarken adalet kavramını kafasında yeniden şekillendirir. Cinayetin izi sürülürken suç ve adalet, iyilik ve kötülük, insan ve toplum arasındaki ilişkiler büyük bir titizlikle işlenir.