23 OCAK, PERŞEMBE, 2014

Tekerrür ya da

Haydar Ergülen, yazar, romancı, sinemacı ve ressam Tayfun Pirselimoğlu'nun
Tekerrür (18 Aralık 2013 - 18 Ocak 2014) sergisi hakkında yazdı...
Tekerrürle de anlaşılmayan bir şey var kainatta: İnsan. Anlaşılması çok zor olduğu için değil, bir zamanlar erişmiş, ulaşmış ya da çıkmış olduğu anlam katında durmayı bilmediği ya da bu tesadüfün tekerrür edeceği zehabına bir gelenek olarak fazlaca kapılmış olduğu için.

Tekerrür ya da

Tekerrürle de anlaşılmayan bir şey var kainatta: İnsan. Anlaşılması çok zor olduğu için değil, bir zamanlar erişmiş, ulaşmış ya da çıkmış olduğu anlam katında durmayı bilmediği ya da bu tesadüfün tekerrür edeceği zehabına bir gelenek olarak fazlaca kapılmış olduğu için.

Çünkü insan bir gelenektir ve tekerrürden ibarettir. İnsan bir kere yükselmiştir, sonrası hep düşüş halidir. Mütemadiyen tekerrür. Kırmızı bir tekerrür.

“Ve şairler boyuna kimlere yazarlar?” diye sormuştu Behçet Necatigil. Cemal Süreya’nın “kırmızı bir kuştur soluğun” dediği ise bu soruya yanıt değildir, zaten şiir de yanıt değildir, soruyu soruyla sürdürmektir. Şairler kimlere yazarlar, nereye yazarlar, şiir nereye yazılır..? Şairlerin yazdığı yerle, hayatın yazıldığı yerler aynı değil galiba.

Kırmızıdan, kuş ve soluk ve dahi “nara benzer” şeyler anlaşılmıyor artık. Siyah ve beyaz karşıtlık ama kızıl ile karanın, meğer yalnızca bir edebiyatçı öngörüsü olarak değil, ama bir ‘distopya’ sürprizi olarak da, birbirinin tıpatıpı aynı karanlık olduğu anlaşılacakmış. Kızıl ile kara: Bir kez değil, karanlıkta iki kez ikiz.

Kırmızı: Bir çöl rengi, bir çöl denizi, bir çöl gölü.

Yakından bakınca, bir kara koyu kırmızı kuyu, bir koyu kırmızı kara kuyu.

Tekerrürden ve diyelim: Ve kimin kanatları yok ki? Çok azı uçmaya koyulmuş, çok çoğu sürünmeye, sürüklenmeye katlanmış, kaçmaya takılmış kanatlar. Onlarla düşerken mi tarih kanıyor yoksa tarihe o koyu kırmızı kara kandan kanatlarıyla mı takılıp kalacak insan ve türlüsü?

(Dün bu yazıyı önceden tekrarlamak için gezinirken, İstanbul’un çevre köylerinden birinde şu tabelaya rastladım:

“Özel Besi Organik Kurbanlıklar”.

Çocukluğumda da bir “İnce Kasap”a rastlamıştım Eskişehir’de. Öyleyse “artık organik kurbanı da ince kasap yüzer, keser, biçer,

parçalar, ayırır, dağıtır, döver, ezer, süzer…” dedim.)

Sirkhane: Dünyanın kendisi olan ya da kendisi de dünya olan. Demek ki sirkleri değil, dünyayı kapatmalı. Bu cümleyse o zamana dek açık kalmalı.

Kıyamet: Şiirden inmek. Şiir ölmüyor, hayır, insan şiirden iniyor ve daha yere düşmeden, yani havada dağılıyor, parçalanıyor, tuzlabuz, unufak, tozduman oluyor ve o kadar. Hiç kuşkunuz olmasın çünkü hiç kuşkum yok, önce insan ölecek sonra şiir ‘yeni insan’ olacak.

İnsanı artık kendi başına yükseğe çıkaran, onu yüksekte tutan hiçbir şey yok çünkü. İnsan kendinden inmeyi de bilmediği için kendinden düşüyor. Düşüp çıkan tek şey ‘karanlık’ para. İnsan mütemadiyen bir düşüş halinde. Üstelik kontrol kulesi de yok.

Tekerrürden ve diyerek yine: Ve sonunda ‘yaban’ olarak da insan kalacak: İnsan, yaban uygarlığının bir üyesi. Yaban uygarlığından ‘nadide’ bir parça. Son yaban.

Belki de ‘mitolojik insan’: Belki de böyle bilinmek, böyle adlandırılmak istiyor son hevesinde insan. Sıfırdan bir mitoloji kurmak, onun efsanesi olmak ve her zaman geçmiş icat edecek değil ya bu kez de bir gelecek icat etmek için, canını çöle, kana, kuyuya, ummana, kötülüğe ve tarihe çekinmeden süren yaratık.
Varlığı yokuşa, yokluğu inişe süren. İkisi de iniş oysa ve ikisinden de ineli çok olmuştur insan.

Cadılar Bayramı bir karnaval ve artık yalnızca çocukları eğlendiriyor. İnsanlık Bayramında ise kızılca kıyamet kopuyor, neş’eyi, hülyayı ve rüyayı söndürüyor.

İnsan, tekerrürün varlık bulduğu imkan, alan, vücut, ruh, kötülük, kabalık, hoyratlık, şiddet, zaaf, ihanet, hırs, bencillik, entrika, aptallık, düşkünlük, kösnüllük, zavallılık, bayağılık, korkaklık, aşağılık, yoksunluk, sıradanlık, aynılık, yavanlık, kalleşlik, yılışıklık, cıvıklık, utanmazlık ve elbette kanatsızlık.

Kaçabilecek zamanınız varsa kaçın, hızla üstünüze doğru düşüyor!

0
1526
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle