14 MART, PERŞEMBE, 2013

Metin Altıok 73 Yaşında!

Yeni kitabıyla, kitabından bir şiiriyle, kendi çizimleriyle
ve elbette yazının coşkusu ve saygısı ile kutluyoruz!
Bugün Metin Altıok'un doğum günü!

Metin Altıok 73 Yaşında!

Kiracıyım Bir Acıya

...

Sen yarım kalmış bir aşkın
Kaçınılmaz sürgünü,
Katlanan gögsündeki kayaya.
Sen orda şimdi bir hüznü köpürt,
Ben bir çocuga su vereyim burda.

Ben ki kiracıyım bir acıya.
Sen imzalarsın sabah akşam
Defterini bensizliğin,
Bense kanla öderim
Kirasını kaldığım evin.
Bir takvimi tersten açardık
Eğer isteseydin.


...



Metin Altıok
Bir Acıya Kiracı
Kırmızı Kedi Yayınları
448 sayfa


“Ben bu dünyada bir pıtrağım”
(Arzu Akgün)

Bir sabah telaşında bir kitap gelir önüne. Dizgisi, düzeni, tasarımı, baskısı her şeyi bitmiştir. Bir kitabın başından sonuna nasıl hazırlandığını görmek apayrı bir heyecan, bu sıralar bunu yaşıyorum.
İlk defa bir yayınevinde çalışıyorum, her şey yeni her şey karışık. Sürekli sorular soruyorum ve neyse ki bıkmadan cevap veren insanlar var etrafımda.

Ben yemek yapmayı severim mesela; manavdan sebzeleri tek tek koklayarak seçtiğim andan sofrayı kurup da misafirlerimin ilk lokmayı almasına kadar tatlı bir yolculuktur. Her seferinde aynı kaygıyı aynı heyecanı duyar, karşımdaki kişinin tadına bakıp da memnun olduğuna ikna olana kadar rahat edemem.

Kitabın hikâyesi ise bambaşka; bir kitabın basılmasına karar verilmesinden bütün aşamalardan sonra elinize aldığınız ana kadar neler yaşanıyor size daha sonra anlatacağım. Şimdi elimde Metin Altıok’un Bir Acıya Kiracı’sı var, üstelik bugün Metin Altıok’un doğum günü. Ölümü hele de onunki gibi bir ölümü hiç kabul edemezken nasıl “iyi ki doğdun” denir hiç bilmiyorum ama bir yolu olmalı. Ben severim şairlerin doğum gününü hem ne burcu olduklarını merak ettiğim, şiirlerini okurken kendimce çıkarımlar yapmayı sevdiğim için hem de hatırlamak güzel olduğu için. Hatırlamak iyidir. Bugün Metin Altıok’un doğum günü diye kitabını açıp aşkınıza şiirlerden fal bakmak çok daha iyidir:

“Yıldızlı bir gece, ay da vardı
sen gülümseyince
yüreğimde bir balık oynadı”


Bir bahar günü Gümüşsuyu’na doğru yürürken ve çiçekçilerin önünden geçerken ve her bahar olduğu gibi işe gideceğime çayırda çimende bir kuzu olsaydım diye düşünürken -sonra on saniye içinde vazgeçtim bu düşüncemden, aklıma ne güzel havalarda işsiz olduğum ve perdeleri açmadığım geldi hemen- kahvemi alıp masama oturdum. Ve önümde Bir Acıya Kiracı’nın yeni baskısı vardı.

Az önce önünden geçtiğim çiçekçi kadınların tezgâhındaki çiçekler kadar bahar bir kapakla üstelik. Kapağında Metin Altıok’un kendi çizimlerinden kuşlarla bana bakıyor. Hep kuşlar hep eller var kitabın içindeki çizimlerde de. Hep gökyüzüne baktığı ve yazdığı için mi bir şair acaba?

Metin Altıok’un şiirleriyle ilk tanıştığım günler -tesadüftür ya da değildir- sık sık Bingöl’e gittiğim günlerdi. Bir kente ne kadar sık gidersen git, bu orada yaşamak orayı bilmek anlamına gelmez ama ben “yaşadım” diyecek kadar gittim Bingöl’e. Otellerini, esnaf lokantalarını, otogarını, stabilize yollarını, cezaevi kapılarını gördüm.  Salondaki kanepelerde uyudum, içli köfteler, kebaplar yedim yer sofralarında, bazen de ben bildiğim yemekleri yaptım, kahveler pişirdim, fallar baktım, gece yarılarına kadar sohbetlerim oldu. Bazen her şeyi bildiğimi düşündüğüm bazen de dağlarına baka baka her şeyi yeniden öğrendiğim günler. Ve bütün sofralarda hiç değilse bir kere geçen bir Metin Hoca lafı. Önce anlamadım elbette kimdi bu sürekli adı geçen hoşsohbet bilge adam sonra arkadaşımın abisi açıkladı; “Metin Altıok’tan bahsediyoruz” dedi. “Aaa” dedim şaşırarak tabii biraz da kıskançlıkla. Onunla aynı sofrada defalarca oturmuş, sohbet etmiş, gülmüş, dertleşmiş, hiç bitmeyen bir umutla sabahlara kadar o yaban coğrafyada karın kalkmadığı günlerde memleket üzerine yeniden yeniden düşünmüş o insanları kıskanmıştım. Gariptir Metin Altıok’la beraber vakit geçirmiş dost olmuş insanları kıskandığım kadar Metin Altıok’a da gıpta etmiştim. Çünkü beni ne kadar sevseler ben bir türlü oralı olamamıştım, bir yere gelip takıldığımı hissediyordum hep. İlla ki her gittiğin yere ait olmazsın ama çok dışında da kalmazsın. Ben hep biraz dışarıda biraz uzakta hissediyordum kendimi ve bütün dışarıda kaldığım anlar gibi şiire sığınmıştım.

“Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hala
Sevgiler bekliyor sürekli senden
İnsanın bir yanı nedense hep eksik
Ve o eksiği tamamlıyayım derken
Var olan aşınıyor zamanla


Anamın bıraktığı yerden sarıl bana

Anıların kar topluyor inceden
Bir yorgan gibi geçmişinin üstüne
Ama yine de unutuş değil bu
Sızlatıyor sensizliği tersine
Senin kim olduğunu bile bilmezken


Sevgiden caydığım yerde darıl bana”

Metin Altıok’un öğrencisi olanlar ayrı komşusu olanlar ayrı keyifle anlatıyordu. Ben pek tercih etmem sevdiğim yazarlarla şairlerle tanışmasını, kafamda kurduğum halini bozmak istemem. Metin Altıok ise öyle bir anlatılıyordu ki; şiirlerindeki bütün hüzün, bütün umut, bütün aşk, bütün özlem, bütün kar bütün kış, bütün gökyüzü. -Ne önemlidir gökyüzü bir şair için, ne çok şaşırırdım ben yıldızlara Bingöl’de, İstanbul’un ışıklarında göremediğim kadar yıldızı orada görmeye- bütün ölüm bütün isyan bütün coğrafya bütün yaralı anneler ve yine de bütün çarşıdaki çocuklar bütün sevdalar bütün sıcak ekmekler karşımdaydı işte. Metin Altıok aklımda hep o sofralarda anlatılan haliyle kaldı.

Sonra zaman geçti. Bingöl’ü de unuttum şiir okumayı da. Yılların yılların ardından tekrar yola düşer gibi aşka düştüğüm bir gün elimde yine Metin Altıok vardı. Yeni doğmuş bir bebek gibi yeni çıkan bir kitabı elime aldığımda yine şiirden fal baktığım günler vardı içimde. “Ben bu dünyada bir pıtrağım” yazıyordu açtığım sayfada. “Ah!” dedim “Ah!” Keşke o yangından kurtulduktan sonra bir pıtrak gibi yapışsaydın hayata. Artık yaşamayan üstelik bir yangın yerinde göz göre göre yitirdiğimiz bir şaire “iyi ki doğdun” demek bir yandan canımı acıtıyor. Tanrı’m bu dünyada aşk var, bahar var, her şiirde başka mevsimi getiren güzel kitaplar, güzel dostluklar, güzel sofralar var, rakı, balık, yıldızlar var. Bir şiiri okuyup bir adamın gözlerini düşünmek, o adamın uykusunu seyretmek var. Hepsi var da bir de yangın yerleri olmasa…

0
3491
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle