Çok küçük yaşlardan itibaren varoluşa meraklı olmam, beni büyük bir arayışa itti. Çeşitli vesilelerin bir araya gelmesi ile Tasavvuf- Melamilik öğretisiyle tanıştım ve bu sayede hayata olan bakış açım tamamen değişti. Artık yeni yoluma “ Yaratılan olmak yerine, yaratıcı olmayı seçmek” felsefesi ile devam etmeye başladım.
Tasavvuf ve araştırdığım diğer tüm öğretiler, yazılmış ve yazılmaya devam eden kutsal kitaplar dahil bana hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığını ve buzdağının arkasına daima bakmam gerektiğini öğretti. Bu yüzden çok yönlü bakış açısıyla ve hiç bir öğretiye bağımlı olmadan gelişmeye ve kendim olmaya devam ediyorum.
Ruhumun tüm kalıplardan özgürleşerek Öz’e dönüş yolculuğumda bana katkıda bulunan değerli varlıklardan en başta sevgili varlık Tobias’dan CEO ( Cinsel Enerjiler Okulu) Sevgili Semra Ayanbaşı ve Ercüment Ayanbaşı’ dan Dikşa, sevgili Gülüm Omay’dan Reiki 1 ve sevgili Nilgün Sarar’dan The Reconnection- Reconnective Healing, Ron De Palace'dan Merkaba uyumlamaları aldım.
Şu ana kadar edindiğim tüm birikimi ile “Adesus Eye Dualite Kartları” adını verdiğim Yeni Bilinç farkında lığında (Altın Çağ) bir çalışmam ortaya çıktı. Bu kartların ortaya çıkmasındaki amaç; dualitenin bizi (dünyevi yaşamımız) “sınırlı insan hipnozuna “ sokması sonucu bloke ettiğimiz yaşam enerjilerimizi ( eril-dişil) dengelemektir ki kaldığımız yerden artık yola devam edebilelim. Diğer bir deyişle özümüzle birleşmeye artık izin verelim. Bu bağlamda kartlar 2 soruyu içeriyor.
İçimizdeki Tanrıça artık uyanışa geçerken erilin rolü nedir?
Yeni bilinç ortaya çıkarken bizler; dünyanın bu 3. Yükseliş deneyimine katılarak frekansımızı diğer boyutlara yükseltecek miyiz?