
Kerem Ağralı son dönem işleri ile kendi sanatsal değişiminin içinden ‘homo evolution’a tanıklık ediyor. Sanatçının 2008’den beri devam eden desen çalışmaları, kompozisyonun dayattığı kurgu ve gerçeküstünün hayali olanaklarıyla birleşip tuval yüzeyinde ilk bakışta kolay kavranamayan yapılara dönüşüyor.
Etkileşimli düzenlemeler kullanarak hareket, ışık, renk, zaman ve mekan olgularını yeni medya pratikleriyle ele alan Ayşe Gül Süter, bu sergide yer alan düzenlemelerinde deneysel olarak gerçekleştirdiği yeni çalışmalarını izleyiciyle buluşturdu.
Serginin çıkış noktasını “herhangi bir yazılım kullanmadan, ‘etkileşim’ nasıl tasarlanabilir?; optik algılayıcılar, dokunmatik aygıtlar ve görüntü işleme olmadan da yeni medyanın temel problematikleri söz konusu edilebilir mi?” soruları oluşturuyor.
Batman, Çanakkale, Diyarbakır ve İzmir’den gençler birlikte çalışarak bu şehirlerden farklı hikâyeleri film ve fotoğraf projeleri aracılığıyla kayda geçirdiler. Bir yıllık ortak bir çalışmanın sonucu olan ve 11 projeden oluşan BAK sergisinde şehrin hafızasına mekânlar ve sesler üzerinden tekrar bakmamızı öneren, toplumsal hafızada yer eden meselelere kişisel hikâyeler üzerinden yaklaşan, kamusal alan ve şehirlerin bugününe odaklanan film ve fotoğraf çalışmaları yer alıyor. Sergi, Ocak-Mart 2014 süresince İstanbul, Diyarbakır, İzmir, Batman ve Çanakkale’de izleyiciyle buluşuyor.
art ON İstanbul, “British Masters' Editions” başlığı altında Damien Hirst, Gary Hume, Marc Quinn, ve Paul Morrison'un limitli sayıda üretilmiş başyapıtlarına ev sahipliği yapıyor.
5 Mart – 4 Mayıs 2014 tarihleri arasında Zorlu Center PSM galeri alanında gerçekleşecek olan sergide her sanatçıdan özenle seçilmiş işler yer alıyor.
İngiliz Çağdaş Sanatçıları’nın önde gelen isimlerinin başyapıt niteliğindeki edisyonlu çalışmalarından oluşan seçki, “British Masters’ Editions” başlığı altında izleyici ile buluşuyor.
Bütünlüklü bir parça yazının oluşmasını sağlayacak temel koşullardan bahsederken, filozof “yazmak için beyaz bir sayfa gibi boş bir yüzeye, sayfanın beyazlığıyla tezat oluşturacak bir madde barındıran bir enstrümana, alfabenin harflerine, bu harflere anlam kazandıracak bir konvansiyona, ‘imla’= doğru yazıma, ‘gramer’ denen, söz konusu dili düzenleyen kurallara, bu dilde ifade edilecek bir düşünceye, ve o düşünceyi ifade etme dürtüsüne” ihtiyacımız vardır der.
Yazma eylemini geniş anlamda kültürel olarak yüklü bir davranış olarak ele alan sergi sanatsal, edebi, hem de küratöryel ve editöryel eylem alanlarını kapsar ve bir araya getirir.
Sergide yer alacak eserlerin büyük bir kısmı, sanatçının geçtiğimiz Kasım ayında 8. Contemporary İstanbul kapsamında gerçekleştirdiği 66. Boya Aksiyonu neticesinde ortaya çıkan işlerden oluşuyor.
Nitsch, öğrencilik yıllarında geliştirdiği ve Orgien Mysterien Theater adını verdiği dini ayinleri andıran aksiyonlarında; geleneğe dönüşmüş bir modern sanat ritüelini sürdürüyor. Nitsch; bedeni kan, çıplaklık ve şiddet bağlamında bir yandan kutsarken, bir yandan da modernist beden politikalarına eleştirel bir yaklaşım getiriyor. İnsan özüne dağılmış şiddeti tüm duyulara aktarırken Nitsch, güncel sanatın hayvansılık (animalism) ve toplumsal cinsiyet gibi belli başlı pek çok teması ile performans sanatı ve happening’ler gibi başlıca mecralarına öncülük ediyor.