
Ukraynalı yeni medya sanatçısı Sergiy Petlyuk Firtash Foundation ve Saatchi Gallery tarafından düzenlenen, Ukrayna ve İngiltere'de yaşayan 18-5 yaş arasındaki sanatçıları kapsayan yarışmada birinci oldu. Yetenekli sanatçıları belirleyerek onları desteklemeyi amaçlayan UK/raine Art Award isimli yarışma birinciye 20,000 euro değerinde para ödülü veriyor.
Yarışmaya isimsiz video işiyle katılan 81 doğumlu yeni medya sanatçısı çıplaklık, kimlik ve eksiklik konuları üzerine yoğunlaşıyor. Kendisini takip etmek için: http://petlyuk.com/about-us/
Abidin Dino'nun özel koleksiyonlarda bulunan, daha önce görülmemiş eserleri, Pera'nın tarihi binalarından Ravouna 1906'da sergileniyor. Çok yönlü kültür insanı, ressam, heykeltıraş Abidin Dino’nun (1913-1993) Paris ve İstanbul’daki özel koleksiyonlardan derlenmiş eserlerinden oluşan sergi, 20 Kasım – 4 Aralık tarihlerinde ziyaret edilebilecek.
Ali Hatemi küratörlüğünde gerçekleşecek olan sergi, Ravouna 1906’nın da ilk sergisi olma özelliği taşıyor. Sanatçının guaj tekniğiyle yapılmış 20 kadar küçük ebatta eseriyle 30’un üzerinde kara kalem ve çini karışık teknik çalışmasının yer aldığı sergi sanat çevresi tarafından büyük ilgiyle karşılaştı.
Jackson Pollock’un üretimine ayrıntılı bir bakış fırsatı sunan "Jackson Pollock: A Collection Survey, 1934–1954" isimli sergi 22 Kasım 2015-13 Mart 2016 tarihleri arasında MoMA’da sergilenecek. Ortalama 50 eseri kapsayan sergide ağırıklı olarak tablolar yer alıyor.
"Jackson Pollock: A Collection Survey, 1934–1954" sanatçının 1930'lardan itibaren 1956'daki ölümüne kadar olan dönemde geçirdiği üretime odaklanıyor. 20. yy’ın en önemli sanatçılarından olan Amerikalı ressamın gravür, çizim ve tuvallerinden oluşan sergide sanatçının en önemli eserlerinden biri olanOne: Number 31 de yer alıyor.
Los Angeles'da yaşayan ve üreten Mike Dempsey yerçekimine meydan okuyan vücutları fotoğraflıyor. Yüzen, sıçrayan, havada yürüyen bedenler sanatçının çalışmalarında sıklıkla karşımıza çıkıyor. Bu gerçekdışı kareleri yakalamak için photosop tekniğini kullanan sanatçı, bizi bu görüntülerin gerçek olduğu düşüncesine inandırmak konusunda ısrarlı.
Dempsey, köpeğini gezdiren bir kadının rüzgardan uçup trafik ışığına tutunduğu, bir başka kadının saçlarından asılı havada durduğu, alışveriş sepeti elinde yere düşen bir kadın gibi gerçekte yakalanması zor olan anları fotoğraflıyor. Kendisinin manipülasyon tekniğine sıklıkla başvurduğu hayal aleminden fotoğrafları için: http://www.mikesbutt.com/
Dünyanın ilk görsel data heykeli Virtual Depictions, Refik Anadol’un imzasıyla ABD'nin San Francisco şehrinde açıldı. 350 Mission Street’te yer alan 15x30 metre büyüklüğündeki eserin açılışı San Francisco Belediye Başkanı Ed Lee tarafından yapıldı.
“Şehrin havasıyla birlikte değişebilen bir sanat eseri ortaya koymak istedim. Teknolojinin desteğiyle bir heykelin duygusu, algısı, hafızası olabileceğini, böyle bir eserin ortaya konulabileceğini deneyimlemek istedim ve bunu başardık” diyen Anadol, Batı yakasının çözünürlüğü en yüksek mimari medya duvarı uygulaması olarak kabul edilen eseri için “medya mimarisi” tanımlaması yaparak, kalıcı bir eser yaratmanın mesleğe başladığı ilk günden bu yana hayali olduğunu söyledi.
Koreli fotoğrafçı Ahn Sun Mi sürreal portreler üzerinde çalışıyor. Güçlü mimikler, soyut harekerler ve karanlık bir atmosfer sanatçının fotoğraflarının değişmez çizgisini oluşturuyor. Çoklu surat görüntüleri, iç içe geçmiş obje ve bedenler, simsiyah ya da bembeyaz bir fonun önündeki insan vücutları onun sıklıkla kullandığı figürler arasında.
Karamsar bir ruha sahip, kaçış, hapsoluş ve sıkışmışlık hissiyatını temsil eden kareler 27 yaşındaki sanatçının tarzının en bilinir özellikleri. Kendisinin karanlık dünyasına bir adım atmak için çektiği fotoğraflara göz atmayı unutmayın.
Van Gogh’un 1888 yılında kendisi tarafından kesildiği düşünülen sol kulağının birebir kopyasının yeniden tasarlandığı haberini daha önce sizinle paylaşmıştık. Ressamın DNA’sı kullanılarak üretilen kulak 3D printer yöntemiyle ve Alman bilimadamları ve Diemut Strebe’nin uzun çalışmaları sonucu yeniden yaratılmıştı. Ünlü ressamın kardeşinin büyük büyük tornundan alınan DNA ile yeniden tasarlanan kulak artık sadece sergilenmiyor. Sanat tarihinin en meşhur kulağı artık bizi duyabiliyor.
“Sugababe” isimli proje ile Almanya'dan sonra şimdi de Amerika Birleşik Devletleri'nde; 5 Aralık tarihine kadar New York Manhattan'da bulunan Ronald Feldman Sanat Galerisi'nde sanat severlerin ziyaretine açık olacak. Ayrıca bu defa kulak bir mikrofon sistemi aracılığıyla, sizi duyabiliyor. Mikrofona konuştuğunuzda ses, bir yazılım aracılığıyla bir bilgisiyar işlemcisine iletiliyor ve önceden kaydedilmiş seslerle eşleştirilip kulağın ne dendiğini algılaması sağlanıyor.
"Urban Inertia" başlıklı ilk solo sergisi için reçineden yapılmış minyatür figürler tasarlayan Isaac Cordal, hiperreealist bir dile sahip. İspanyol heykeltraş Londra’da yaşıyor ve 2006 yılında başlattığı “Cement Eclipses” isimli projesinden beri minyatür insan figürleri üzerinde çalışıyor.
Avrupa’nın birçok kentinde sokaklara yerleştirerek insan hayatının hassas ve ironik sahnelerini yansıttığı figürleri günlük hayattan sahneleri canlandırıyor. Çalışma süreci sorulduğunda "Önce parçaları teker teker kil veya plastisinde modelliyorum. Daha sonra ise silikon kalıplar çıkarıyorum ve parçaları çimentoyla tekrar üretiyorum. Her şey hazır olduğunda tüm parçaları sırt çantama doldurup yürüyüşe çıkıyorum ve onları yerleştirmek için rastgele yerler buluyorum." diyen sanatçı oldukça eğlenceli bir üretim pratiğine sahip görünüyor.
Litvanyalı sanatçı Zilvinas Kempinas hipnotik enstalasyon kurulumlar hazırlıyor. Sanatçı Tube isimli enstalasyonunu eski “VHS” kasetlerinden tasarladı. “VHS”lerin bantlarıyla yaklaşık 24 metre uzunluğunda bir tünel tasarlayan sanatçının çalışması 2009 yılında Litvanya’da düzenlenen 53’üncü Venedik Bianeli’nde gösterime sunuldu.
Büyük ilgi çeken çalışma, hem bir illüzyon etkisi yaratıyor hem de kullanılmayan malzemelerin dönüşümü hakkında yaratıcı bir çalışma olarak ilham veriyor.
Sonbahar sezonunun ilk müzayedesi akıllarda rekor bir rakam bıraktı. Christie's Müzayede Evi'nin New York'ta düzenlediği sonbahar sezonunun ilk büyük müzayedesinde, 20. yüzyıla ve savaş sonrası döneme ait eserler açık artırmaya sunulmuştu. Amedo Modigliani'nin de "Nu Couché" isimli eserinin yer aldığı açık arttırma toplamda sadece dokuz dakika sürdü.
Açık arttırmada yer alan Modigliani'nin "Nu Couché" isimli eseri 170.4 milyon dolara satılarak dünyanın en pahalıya satılan ikinci eseri olarak tarihe geçti. Dünyanın en pahalıya satılan eserini soracak olursanız, Pablo Picasso'nun "Women of Algiers" isimli yapıtı olduğu cevabını alacaksınız. Mayıs ayında 179.4 milyon dolara satılan tablo, Modigliani ve Picasso arasındaki çekişmenin hâlâ sürdüğünün bir ispatı gibi.
Dünyanın en pahalıya satılan ikinci eseri olarak yerini alan söz konusu tablo 1917-1918 yılları arasında Paris'teki bir galeride sergilendiğinde skandal yaratmıştı. Christie’s Başkanı Jussi Pylkkanen tabloyla ilgili “Bu olağanüstü bir yapıt. 100 yıldan fazladır piyasada değildi. Birinci Dünya Savaşı sırasında 1917’de yapıldı. Ve herkes, bütün eleştirmenler, 20. yy. resmini anlayanlar uluslararası olarak bu resmin sanatçının en iyi eseri olduğu görüşünde birleşiyor.” açıklamasını yaptı.