
Nan Goldin'in 70'lerden beri devam eden projesi The Ballad of Sexual Dependencyy, New York Modern Sanat Müzesi MoMA'da.
Adını Bertolt Brecht'in Three Penny Opera'sından alan The Ballad of Sexual Dependency, Boston, New York, Berlin gibi şehirlerde çekilen şipşak fotoğraflardan oluşuyor. Goldin'in “insanların okumasına izin verdiğim günlüğüm” diye ifade ettiği proje; 70'lerin homoseksüel, 80'lerin eroin alt kültürünü, Goldin'in arkadaşları ve aşk hayatını, otobiyografik fotoğraflarını, kısacası kendisi ve çevresindeki insanların en mahremini belgeliyor.
Seks ve uyuşturucunun coşkusu ve sonrasında gelen acıyı deneyimleyen, dans ederken kendilerinden geçen, ev içi şiddete maruz kalan, AIDS'le başa çıkmaya çalışan insanların 35mm formattaki kareleri, Maria Callas'tan Velvet Underground'a uzanan bir soundtrack eşliğinde 12 Şubat 2017'ye kadar MoMA'da.
18 Haziran’da sonlanan, milyar dolar değerindeki seçkisiyle Art Basel 16, sanat dünyasının en büyük alım-satımlarının gerçekleştiği bir fuardan öte kitle gözetim sistemlerinden göçmen sorunlarına kadar günümüz dünyasının sorunlarına da ışık tuttu.
Art Basel’de bu sene 33 ülkeden 286 galerinin temsil ettiği, toplam 3,4 milyar dolar değerinde sanat eseri sergilendi. Jeff Koons ve Damien Hirst'ü temsil eden Gagosian Gallery'nin standı her zaman ki gibi ziyaretçilerin gözdesiydi. Fuar kapsamında satılan en pahalı eserler ise 4,7 milyon dolar değerindeki Paul McCarthy'nin Tomato Head'i ve Gerhard Richer'in 3,5 milyon dolar değerindeki dijital baskısı oldu.
ArtBasel her sene dünyanın her yerinden ve her kesiminden sanatseveri bir çatı altında bir araya getiriyor. Sadece çağdaş sanat dünyasında neler olduğunu merak eden bir sanat öğrencisinin de, milyarder koleksiyonerin de bulunduğu fuarın hissiyatını en iyi dile getiren iş ise Hans Op de Beeck'in The Collector's House enstalasyonu oldu. En küçük detayına kadar kül rengi alçıyla yaratılmış odada kuyruklu piyano, kütüphane, neo-klasik heykeller ve küçük bir gölet var. Yanardağ patlamasıyla küller altında kalan Pompeii şehrinin malikanelerini andıran enstalasyon, sanat dünyasının kemikleşmiş elitist sistemini eleştiriyor.
Fuarın Zoom Pavyonu ise kitle gözetim sistemlerine eleştirel bir bakış niteliğindeydi. 12 robotik kameraya yakalanan ziyaretçilerin görüntüleri eş zamanlı olarak pavyonun duvarlarına yansıtılıyordu. Farklı optik uzunluklara sahip kameraların kimisi mekanı genel olarak alırken kimisi herhangi bir ziyaretçinin en küçük detayına kadar giriyordu. Rafael Lozano-Hemmer ve Kryzstof Wodiczko'nun ortak ürettikleri bu proje, gözetim sistemi ve selfie kültürü arasındaki ortak noktalar üzerine.
Simone Campana, günlük yaşamı eğlenceli illüstrasyonlarında ele alıyor. Ağır ve sıkıcı iş hayatı, teknolojinin gelişimi ve insan ilişkilerini etkileyişi (yok edişi), din, aile ve toplum öğeleri sanatçının çalışmalarında sık sık kullandığı temalardan.
Sistem eleştirisi, sıradan olaylara farklı bir bakış açısından bakmak ve ironiyi kullanmak Campana'nın en belirgin özelliklerinden. Özellikle alışkanlıkları ve sorgulanmayan sistemi eleştirip deşmeyi adet edinen sanatçı; erkek-kadın ilişkileri, okul hayatı, iş dünyası ve spor gibi birçok günlük doneyi kaleminden geçiriyor.
33 yıl, 11 albüm…Orijinal kadrosunda dönem dönem değişiklikler yaşasa da şuan Anthony Kiedis, Flea, Chad Smith, Josh Klinghoffer’dan oluşan kadrosuyla müziğe devam eden Red Hot Chili Peppers 11. stüdyo albümü The Getaway’i bugün raflara koyuyor. Albümünü taze taze piyasaya sunan ekip, Dark Necessities şarkısının klibini de eş zamanlı yayınladı. Ekip enerjisinden bir şey kaybetmediği ispatlayan videosu ile karşımızda.
Red Hot Chili Peppers’ın önümüzdeki dönem konserleri ise neredeyse sadece festivallerden oluşuyor.
Grup, 29 Haziran Roskilde, Danimarka, 30 Haziran Open’er Festival Gdynie, Polonya, 2 Temmuz Rock Werchter, Belçika, 6 Temmuz U-Park Festival Kiev, Ukrayna’da sahne de olacak.
https://www.facebook.com/ChiliPeppers/videos/10154324394068919/
Başkanlık seçimlerine beş kala Trump dünya gündemi kadar sanat gündeminden de asla düşmüyor. Geride bıraktığımız aylarda ortaya çıkan mikro penisli Trump ve Putin’le öpüşen Trump resimlerini daha sindiremeden bir de Japon kızı estetiğindeki Trump videosu çıktı.
Los Angeles merkezli Mike Diva’nın yeni videosu Japanese Donald Trump Commercial, 15 Haziran Çarşamba gününden bu yana toplam 1.600.000 kere izlendi.
Bir genç kızın yatak odasında başlayan video, bombaların havai fişek gibi patladığı, Trump’ın robotik dünya lideri olduğu şeker kaplı bir kâbusa dönüşüyor. Tahammül sınırlarınızı merak ediyorsanız aşağıdaki videoya buyurun.
https://www.youtube.com/watch?v=ZbM6WbUw7Bs
Damien Hirst, son zamanlarda ürettiği haplı bilezikler yüzünden başı dertte. Kanadalı sanatçı ve takı tasarımcısı Colleen Wolstenholme, ünlü sanatçıya eser hırsızlığı iddiasıyla dava açtı. Wolfstenholme’un açıklamasına göre Hirst bu tasarım fikrini çaldığıyla kalmayıp üretiyor ve satıyor.
1996’tan beri hap motifli bilezik, kolye, küpe gibi muhtelif takı ürünleriyle bilinen Wolstenholme, Amerika ve Kanada’daki birçok dükkanda bu tasarımları 1.000-3.500 $ arasında değişen fiyatlara satıyor. Öte yandan Hirst’ün 2004 senesinden beri kendi internet sitesinde sattığı bileziklerinin fiyatları 15.000-35.000 $ arasında değişiyor.
Tasarımlarının patentine sahip olan Wolfstone, davanın sonucunda Hirst’ün bileziklerin üretimini ve satışını durdurmasını istiyor. Bu konuda iki tarafın da bireysel olarak yaptığı bir açıklama henüz yok ama Damien Hirst'ün 80'lerin sonlarından beri yaptığı ilaç dolabı enstalasyonlarını da göz önünde bulundurmak gerekiyor.
Bu olay Damien Hirst’e yönelik ilk eser hırsızlığı davası değil. Sanatçının en ünlü işlerinden elmas kaplı kurukafa için de Hirst’ün eski yakın arkadaşı John LeKay dava açmıştı. John LeKay, bahsi geçen heykelleri 90’ların başında kristalle yapıyordu.
1997 yılında ilk albümü Supa Dupa Fly ile müzik piyasasına giren hip hop kraliçesi Missy Elliott en son Pharrell Williams ile yaptıkları WTF (Where They From) single’ı ile kendini hatırlatmıştı. Şimdi ise işin biraz moda tarafında kendini gösteren Missy, Marc Jacobs’ın Pre-Fall 2016 koleksiyonun kampanya yüzlerinden biri oldu. The Face ve i-D dergisi ile kariyerine başlayan kült portrelerin fotoğrafçısı David Sims, Missy Elliott’ın yanı sıra Genesis P-Orridge ve Sissy Spacek’i objektifinin karşısına aldı.
https://www.youtube.com/watch?v=KO_3Qgib6RQ
Eric van Straaten, küçük kız çocuklarını canlandırdığı heykellerinde masallardan ilham alıyor. Kağıt üzerindeki çizimlerini 3D baskı tekniğiyle heykele dönüştüren sanatçı daha önce Holanda, Belçika ve Amerika'da çalışmalarını sergiledi.
Renkli baskı tekniğini tercih eden Straaten, kullandığı 3D tekniğini şans eseri keşfedip kullanmaya başladığını söylüyor. Gerçekçi heykel tasarımlarında hassas detaylar üzerine yoğunlaşan sanatçı, titiz bir çalışma disiplinine sahip. Straaten sık sık mistik ve dini öğelere yer verirken doğadan ilham alıp çalışmalarında işlemeyi de ihmal etmiyor.
Altı senedir süren projenin sonucunda bu haftanın sonunda Tate Modern'in yeni binası ziyaretçilere açılıyor. Çağdaş sanatın dev isimlerine yer veren, 800 civarı sanat eserine ev sahipliği yapacak olan yeni bina,15 Haziran Çarşamba günü düzenlenen müzenin VIP ön gösterimi esnasında 150 aktivistin protestosuna maruz kaldı.
WHEREISANAMENDIETA isimli kitlenin kızgınlığının sebebi, Tate'in yeni bina için minimalist heykeltraş Carl Andre ile çalışmayı seçmesiydi. 1985 yılında Ana Mendieta isimli feminist heykeltraşı New York'taki bir binanın 34. katından atarak öldürmekle suçlanan Carl Andre, üç sene süren davalar sonucunda suçsuz bulunmuştu. Her iki sanatçının da eserlerine sahip olan Tate Modern ise yeni projesi için tercihini Carl Andre'den yana kullanırken Ana Mendieta'nın eserleri müzenin bodrumunda duruyor.
Müzenin yeni projesinin VIP ön gösterimine Carl Andre'nin de katılacağını haber alan aktivistler harekete geçerek sloganlarla müzenin girişine kadar geldiler. Kol kola giren aktivistler ziyaretçilerin içeriye girmesini engellediler. Konuya dair çeşitli şiir ve metinleri de okuyan kitle, bir zaman sonra dağılırken geriye Tate'in girişini kaplayan yüzlerce broşür kaldı.
Amerika’nın son dönemlerde konuşulan talk show’larından olan The Late Show With James Corden’ın en çok ilgi çeken bölümü karaoke sahneleri oluyor. Corden’ın bir araba ile dolaşıp farklı disiplinlerden sanatçıları, oyuncuları, müzisyenleri ‘arabasında bir tur’ attırdığı eğlenceli karaoke sahnelerinin bu seferki konuğu Red Hot Chili Peppers oldu. Yaklaşık 15 dakikalık yolculuk sırasında Give It Away, Can’t Stop, By The Way, Californication gibi hitlerini dinlediğimiz grubun beraber geçirdikleri 33 yıldaki minik hikayelerine de şahit oluyoruz.
Corden’ın daha önce arabasında ağırladığı isimler arasında Gwen Stefani, George Clooney, Julia Roberts, Sia, Adele, Jennifer Lopez yer alıyor.
https://www.youtube.com/watch?v=cfudXO_vzWk