
Kitap, reklam ve moda illüstrasyonlarının yanı sıra yağlı boya tablolar da yapan Alexander Grahovsky, aynı zamanda sanat yönetmenliği ve mobil oyun tasarımı da yapıyor. Çalışmalarını Madrid’te sürdüren İspanyol sanatçı, eserlerinde kullandığı canlı renklerle dikkat çekiyor.
Çizimlerinde pop-art, erotika ve sürrealizmin etkilerini gördüğümüz Grahovsky, kadın figürünü resimlerinin odak noktasına koyuyor. Dijital illüstrasyonlarında pin-up ve mizajın etkilerini gördüğümüz sanatçı, renkleri kullanarak açık olanı gizleyip görünmeyene odaklanıyor.
Avatar filmlerinin yönetmeni James Cameron’dan sonunda itiraf geldi. Avatar “fazla yazma”nın sonucu oldu. Serinin bu kadar uzamasını kendisi de beklemediğini söyleyen Cameron yine de bu durumdan şikayetçi değil.
Normal şartlar altında üç bölüm olarak tasarladıkları Avatar’ın beş bölüme dek uzamasının hem kendisinin hem de yazar ekibinin yazma hevesine kendini kaptırmasından kaynaklandığını söyleyen Cameron yine de bu durumun onları çokça memnun ettiğini söyledi.
Mimari, tasarım ve sanatı birleştirdiği çalışmalarıyla dikkat çeken Rus sanatçı Agata Wierzbicka, Varşova’da mimarlık ve mobilya tasarımı okuduktan sonra Belçika’da mimarlık eğitimine devam etmiş. Amsterdam, Münih ve Varşova’da birçok tasarım ofisinde iş deneyimi olan sanatçı, Paris ve Dublin gibi şehirlerde de sanat workshopları düzenliyor.
Aynı zamanda Varşova’da çizim öğretmenliği yapan Wierzbicka, mekân tasarımı, enstalasyon, mobilya tasarımı, görsel kimlik ve illüstrasyon çalışmaları gibi küçük çaplı tasarımlarla ilgileniyor. Sokaktaki insanları ve gezginleri gözlemlemeyi seven sanatçı, hem dijital ortamda hem de akrilik, yağlı boya ya da karakalem kullandığı pastel renkli çalışmalarında gözlemlerine odaklanıyor.
1983 doğumlu olan Amerikalı görsel sanatçı, tasarımcı ve yazar Chad Wys, resimli kitaplara ve 19. ile 20. yüzyıl tablolarına hayranlık duyarak sanatçı olmaya karar vermiş. Müzelere ve özellikle empresyonist akıma olan ilgisi çocuk yaşta başlayan sanatçı, çalışmalarında sanat tarihinin alt yapısını sorguluyor.
2011 yılında Illinois Üniversitesi Görsel Kültür Bölümü’nde yüksek lisansını tamamlayan Wys, akademik çalışmalarında sanat tarihi, görsel teori ve felsefeyi harmanlıyor. Post-modern düşünceden etkilenen sanatçının eserlerinde dadaizm ve minimalizm gibi sanat akımlarının izleri de görülüyor.
2016 Unseen Fotoğraf Festivali 16 Eylül’de Amsterdam’da başlıyor. Bu yıl ikincisi düzenlenecek festival programında sorgulayan, heyecanlandıran ve ilham veren birçok sergi, atölye ve etkinlik yer alıyor.
Katılımcılar arasında Bruno Ceschel, Lucas Blalock, Clare Strand, Christo&Andrew, Anton Corbijn, Ola Lanko ve Zanele Muholi gibi isimlerin yer aldığı festival 25 Eylül’e kadar devam edecek.
Festivalin son günlerine yaklaşırken eş zamanlı başlayacak olan Unseen Fotoğraf Fuarı da birçok farklı eseri sanatseverlerin beğenisine sunmaya hazırlanıyor. 23- 25 Eylül tarihleri arasında iki gün boyunca devam edecek fuarda “Making Memeries” ve “Face to Face: African Portraiture” adlı iki sergi sanatseverlerle buluşacak.
Tim Burton'ın Amerika’lı yazar Ransom Riggs'in aynı isimli kitabından uyarlanan Miss Peregrine’s Home for Peculiar Children filmi için özel GIF’li afişler yayımlandı. 20th Century Fox tarafından hazırlatılan afişlerin tasarımcısı daha önce Into The Woods filmi için de GIF tasarımı yapan Kevin Weir.
Kadrosunda Eva Green, Samuel Lee Jacksoni Kim Dickens ve Judi Dench gibi isimlerin yer aldığı filmin müziklerinde Florence + The Machine’in de katkısı var. Filmin 30 Eylül tarihinde vizyona girmesi bekleniyor.
Realist akımdan etkilenerek yaptığı tablolarla dikkat çeken Amerikalı ressam Bo Bartlett, modernist bir bakış açısına sahip. Tuval üzerine yağlı boya çalıştığı tabloları yaşam, ölüm, hafıza ve karşılaşma gibi kavramlardan etkileniyor. Sanatçı, Amerika’ya ve orada yaşayan insanlara bakarak günlük hayattaki güzelliği tablolarına yansıtıyor.
Pensilvanya Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun olan Bartlett’in adı realist akımın diğer temsilcileri Thomas Eakins ve Andrew Wyeth gibi isimlerle birlikte geçiyor. Yarattığı hayali dünyada hikayesi olan karakterler resmeden sanatçı, ailesi ve arkadaşlarından ilham alıyor.
Hollandalı sanatçı Guda Koster, yaşayan heykel enstalasyonları ve performans sanatıyla dikkat çekiyor. Ortaya çıkan heykelleri fotoğraflayan sanatçı; zaman, mekân ve tekstilin imkânlarından yararlanarak ürettiği eserlerine kıyafet, kumaş, perde, halı ve hatta duvarları katarak özgün çalışmalar yaratıyor.
Giyimin ön plana çıktığı eserlerinde kullandığı kumaş, renk ve desenlerle gizemli ve mistik bir hava yakalayan Koster, mizah ve varoluşçu felsefeyi birlikte canlandıran anlar yakalayıp aynı zamanda moda anlayışını da alt üst ediyor.
David Lynch'in hayatını konu edinen David Lynch: The Art Life belgeselinden ilk görüntüler yayımlandı. İlk gösterimi Venedik Film Festivali'nde yapılacak olan belgesel, Amerikalı yönetmenin çocukluk yıllarından kariyerine kadar hayatının pek çok noktasına odaklanan, kendisi hakkında yapılmış en kapsamlı belgesel olarak tanımlanıyor.
Yönetmenliğini daha önce Lynch Three belgeselinin de yapımcılığını üstlenmiş Jon Nguyen'in yaptığı belgesel hakkında Nguyen ve ünlü yönetmenin ortak yorumu belgeselin “özel bir günlük olduğu” şeklinde. Belgeselin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.
Berndnaut Smilde, sadece on saniye ömrü olan heykelleriyle dikkat çekiyor. İç mekânda ürettiği bulutlarla olağandışı heykeller tasarlayan sanatçı, fotoğraflarını çektikten sonra dağılan eserlerini Londra, Almanya, Hollanda ve New York gibi dünyanın farklı şehir ve ülkelerinde yaratıyor.
“Nimbus” adını verdiği serisinde daha önce mimari fotoğraflar çeken sanatçılarla çalışan Smilde, en iyi görseli yakalayabilmek için 1oo’den fazla bulut yaratıyor. Sanatçının kullandığı bu teknik, 2012 yılında Time Dergisi tarafından seçilen keşfedilmiş en iyi elli yeni teknik arasına girdi ve sanatçıya uluslararası bir ün kazandırdı. Hollandalı sanatçı bu bulutları yaratmak için nemli bir oda, duman makinesi ve su kullanıyor.