
İddialı dizileri kadar başarılı belgeselleriyle de bilinen televizyon kanalı HBO'nun yeni projesi belli oldu. Kanal rock ikonu Elvis Presley'nin hayatını televizyona uyarlıyor.
Sony Pictures ortaklığında gerçekleştirilecek proje sayesinde Presley'nin çocukluk döneminden son albüm kayıtlarına dek uzanan uzunca bir döneme tanıklık edeceğiz. Daha önce görülmemiş fotoğrafların ve belgelerin de gün yüzüne çıkacağı belgesel üç saat ve iki bölüm olarak tasarlandı. Henüz ismi belli olmayan belgeselin yönetmen koltuğunda Thom Zimney oturuyor.
Yeni albümleri Hardwired... To Self-Destruct çıkmasına günler kala dün gece 5 video klip birden paylaşan Metallica sekiz yıldır süren sessizliğini bozdu. 12 parçadan oluşan bu yeni albüm heyecanla bekleniyor.
18 Kasım’da satışa çıkacağı duyurulan Hardwired... To Self-Destruct albümünde yer alan parçaların hepsi için bir klip yayınlamaya karar veren grup dün gece Dream No More, Confusion, ManUNkind, Now That We’re Dead ve Hero Comes Revenge adlı parçaları paylaşıma açtı.
https://www.youtube.com/watch?v=yqIQvE5R1tU
1979 Ukrayna doğumlu olan heykeltıraş Nazar Bilyk, Kyiv Ulusal Güzel Sanatlar ve Mimarlık Akademisi’nden mezun olduktan sonra çoğunlukla insan bedenlerine odaklandığı heykellerini yapmaya başladı. Çalışmalarında doğayla ilişki içinde olan insanı ve bu ilişkiyi konu alan sanatçı, Kiev’de bulunan ve yüzünde dev bir yağmur damlasıyla şekillendirilmiş Rain heykeliyle küresel çapta bir üne kavuştu.
Çalışmalarında bronz, cam, metal ve fiberglas gibi maddeler kullanan Bilyk, insanın kendisiyle girdiği kişisel diyalog ve içsel yolculukla beraber insan hayatı boyunca cevaplanamayan soruların çaresiz arayışını heykellerine aktarıyor. Halen Kiev’de yaşayan sanatçının sergileri ise başta Avrupa olmak üzere denizaşırı birçok ülkede de sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor.
20.yüzyılın en önemli filozoflarından Karl Marx’ın hayatının anlatıldığı 2011 yılında yayımlanan Love And Capital adlı biyografik roman James Schamus yönetmenliğinde televizyon dizisine uyarlanıyor.
Marry Gabriel’in National Book Award, Pulitzer gibi ödüllerle onurlandırılan romanı, Karl Marx’ın aile ilişkilerinin yanında filozof Friedrich Engels ile arkadaşlığını ele alıyor. Senaristliğini ünlü oyun yazarı Alice Birch’in kaleme alacağı dizinin ne zaman yayına hazır olacağı ise merak konusu.
Yarı Yeni Zelandalı yarı İngiliz indie rock grubu The Veils 19 Kasım Cumartesi akşamı Salon sahnesinde müzikseverlerle buluşacak. Rough Trade’in kurucusu Geoff Travis’in tabiriyle Nick Cave ve David Bowie’nin genç fakat olgun benzeri olan Finn Andrews önderliğinde kurulan grup beşinci stüdyo albümleri Total Depravity’yi henüz yayımladı.
Sadece albümleriyle değil, Polo Sorrentino ve Tim Burton gibi yönetmenlerin filmlerine hazırladıkları müziklerle de çokça adından söz ettiren grup, Lavinia şarkısıyla çokça takdir toplamıştı. Finn Andrews ile ilgili bir diğer haber ise David Lynch’in 2017 senesinde yayın hayatına başlayacak dizisi Twin Peaks bölümlerinin kadrosunda da yer alacak olması.
Oxford İngilizce Sözlüğü 2016 yılının en etkili kelimesini seçti. The New York Times raporlarına göre “alt-sağ görüş”, “Brexit Oyu” ve “Uyanmak” gibi siyasi şartlarla ortaya çıkan süreçte yılın kelimesi “Post Gerçeklik” oldu. Post gerçek kelimesi tanımlamasında nesnel gerçekliğin kamuoyunda daha az etkili olduğu ve kişisel, duygusal inançların daha ağır bastığı durumları ifade ediyor.
Oxford İngilizce Sözlüğü’nün binlerce kelimeyi tarayarak yaptığı çalışmada “Post Gerçeklik” kelimesinin kullanımında özellikle Haziran ayından itibaren son bir yıl içinde 2.000 oranında artış gösterdiği anlaşıldı. Bu artışın Donald Trump’ın başkanlık sürecinde izlediği politikalarla alakalı olduğu düşünülüyor. Oxford Sözlüğü geçen sene yılın kelimesi olarak “Emoji”yi seçmişti.
Mimarlık ve sanat stüdyosu Moger, Versailles’da bulunan 18. yüzyıla ait L’ancien Hopital Royal şapelinin içine görkemli bir hale enstalasyonu tasarladı.
Eser “Architecture Passion” adındaki sergi kapsamında disiplinler arası çalışmalar yapan Wilmotte&Associés mimarlık firmasının 40. yılını kutlamak üzere yapılırken, çalışmaya Renaissance(s) adı verildi. Altından 400 elastik telin kullanıldığı enstalasyonda yerden balkonlara doğru gerilen teller bir ışık hüzmesi illüzyonu yaratıyor.
Sanatçılar mimarinin uzamsal boyutuna müdahale eden bu çalışmayla Rönesans’ın yeni bakış açılarını doğurması ve mekânlardaki geometriyi algılama imkânı yaratmasına vurgu yapıyor. Berrak bir halkanın çevrelediği odak noktasının Rönesans sanatının merkezini oluşturduğunu söyleyen sanatçılar, odak noktasına yerleştirdikleri ayna ile de şapelin mimari güzelliğini gözler önüne seriyor.
Aralık ayında yeni albümleri Dream Synopsis’i yayımlamaya hazırlanan Last Shadow Puppets albüm öncesi Leonard Cohen’in Is This What You Wanted ile dönüşünün muhteşem olacağının sinyallerini vermişti. Albümün yayımlanmasına sayılı gün kala gruptan yeni bir hamle daha geldi.
Grup Fransız sanatçı Jacques Dutronc’un 1966 tarihli Cactus parçasına çektikileri klibi paylaştı. Alex Turner’ı Fransızca şarkı söylerken gördüğümüz bol danslı videonun yönetmen koltuğunda Ben Chappell oturuyor. Son albümlerinin üzerinden sekiz sene geçen Last Shadow Puppets geçen yılların acısını fazlasıyla çıkaracak gibi duruyor.
https://www.youtube.com/watch?v=xf5apyds8Xk
Çalışmalarını İtalya’da sürdüren illüstratör ve ressam Dilka Bear, aslında 1977 yılında Kazakistan’da doğdu. Asıl adı Dilyara Nassyrova olan sanatçı Almaty Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde mimarlık okuduktan sonra Cosmopolitan, Saatchi&Saatchi gibi kuruluşlarda grafik tasarımcı ve illüstratör olarak çalışmaya başladı.
Eserlerinde Bruegel ve Bosch gibi İtalyan Rönesans’ının önemli isimlerinin etkileri görülürken, bir yandan da Marion Peck ve Ray Caesar gibi çağdaş sanatçılardan da ilham alan Bear, Grimm Kardeşlerin yazdığı masallardan da etkilendiğini söylüyor. Tuvalin üzerine akrilik çalıştığı tabloları genellikle pop sürrealizm akımının başarılı örnekleri arasında gösterilen sanatçı, her birinin ayrı bir hikayesi olan figürlerini kendi hayal dünyalarında kurguluyor.
3 Şubat- 8 Mayıs 2017 tarihleri arasında Paris’te gerçekleşecek Palais de Tokyo 2017’nin sergi programı belli oldu.
Fransa’nın çağdaş sanat için ayrılmış en geniş müzesi olan Palais de Tokyo, 2017 yılında çevremizdeki objelerle girdiğimiz absürd ilişkileri ve bu objelerin bizi büyülü bir şekilde etkileyen güçlerini ele alıyor. Bu bağlamda birçok sergi, performans ve enstalasyon çalışmalarının yer alacağı dönemin ilk sergisi birçok sanatçının yer aldığı “All Watched Over by Machines of Loving Grace” olacak.
Expo Chicago ile yapılan iş birliği kapsamında ise Fransa’nın uluslararası sanat etkinliklerindeki görünürlüğünü arttırma amacıyla, Palais de Tokyo’nun Hors les Murs sergisi Paris’teki fuarın ardından Chicago’ya konuk olacak.