
Almanya’nın Bonn kenti, video ve zaman merkezli sanatlar festivali olan Videonale’nin 16’ncısına ev sahipliği yapacak. “PERFORM!” başlığıyla düzenlenecek festival kapılarını 16 Şubat’ta açıyor.
Festival jürisinin toplam 2339 başvuru arasından seçtiği 43 uluslararası sanatçıya ait eserler, küreselleşen dünya ve modern toplum kavramlarını sosyal, ekonomik, kültürel ve sanatsal bağlamda performans sanatı ile ilişkilendiriyor.
Geniş festival programının yanı sıra Videonale Award of Fluentum Collection ödül törenine de ev sahipliği yapacak Kunstmuseum, 2 Nisan tarihine kadar ziyaretçilerini bekliyor olacak.
Beraber çalıştığı psikanalist Felix Guattari ile birlikte rizom, çokluk, yersizyurtsuzlaşma, fark, oluş, savaş makinası, organsız beden, virtuel/aktüel, kök-sap, minor edebiyat ve göçebebilim gibi pek çok kavrama hayat veren ünlü Fransız filozof Gilles Deleuze, 1925’te bugün doğdu!
*Sanat, sinema, edebiyat, psikanaliz, ekonomi, dil, antropoloji, ontoloji ve siyaset felsefesi gibi konular üzerine 20. yüzyılın önemli çalışmalarını yaptı.
*Fransa Nazi işgalindeyken doğduğu Paris’i terk etmek zorunda kaldı; kardeşi ise toplama kampına gönderildiği bir trende hayatını kaybetti.
*Felsefesini Spinoza, Leibniz, Hume, Kant, Nietzsche, Bergson, Foucault, Proust, Kafka ve Bacon gibi isimler üzerine yazdığı monograflarla geliştirdi.
*Deleuze bunun kendilerini güldüren fakat başkalarını kızdıran bir şaka olduğunu düşünse de; Michel Foucalt onun için “belki de birgün bu yüzyıl Deleuzyen bir yüzyıl olarak anılır” demiştir.
*Felix Guattari ile Mayıs 1968 sonrası hareketli bir politik ortamda tanışan Deleuze, University of Vincennes’de ders verdiği yıllarda şu an bilinen pek çok kavramını Guattari ile beraber ortaya koydu.
*Aynı yıl solunumla ilgili problemler yaşamaya başladı; tüberküloz teşhisiyle erken yaşta karşılaştı ve uzun yıllar bu nedenle pek çok sorun yaşadı.
*Yaşamının son yıllarında yazı yazmak için bile çok çaba sarf ettiği bilinen Deleuze, 4 Kasım 1995’te evinin penceresinden aşağı atlayarak yaşamına son verdi.
*Ulus Baker’in pek çok kavramını dilimize kazandırdığı Deleuze’ün önemli eserleri arasında: Kapitalizm ve Şizofreni, Kafka : Minör Bir Edebiyat İçin, Fark ve Yineleme, Bin Yayla, Anlamın Mantığı ve Anti-Ödipus sayılabilir.
1973 doğumlu İsveçli sanatçı Anders Krisar, çalışmalarını doğduğu yer olan Stockholm’de sürdürüyor. İnsan bedenine odaklanarak ürettiği heykelleriyle adını duyuran sanatçı, özellikle vücudun belli bölümlerini manipüle ederek tasarladığı eserleriyle dikkat çekiyor.
İnsanların toplum içinde yaşadıkları karmaşık ilişkileri irdeleyen Krisar, eserlerinde güzellik algısı ile rahatsızlık arasındaki sınıra referans veriyor. Aynı zamanda fotoğraf çalışmaları yapan sanatçı, karelerinde yoğun bir kişisellik barındıran psikolojik manzaralar yansıtıyor.
30 yıldan uzun bir süredir ürettiği video ve multimedya enstalasyon çalışmalarıyla tanınan İsviçreli sanatçı Pipilotti Rist, Mercy Garden, Open My Glade ve Pixelwald adını verdiği yeni çalışmaları dahil pek çok eseriyle 22 Ocak tarihine kadar The New Museum of Art’a konuk oluyor.
Saykodelik imgelerin izleyenleri sardığı hareketli enstalasyonlar, müzenin üç ayrı katında farklı duyulara hitap eden pek çok öge barındırıyor. Müzenin dış yüzeyine yansıtılan Open My Glade isimli video çalışmasıyla sanatseverleri karşılayan Rist, çalışmasında fiziksel ve psikolojik deneyimlere odaklanıyor.
https://www.youtube.com/watch?v=yRnDHu0Fmtk
Garage rock grubu The Wanton Bishops, 4 Şubat'ta Salon İKSV'de müzikseverlerle buluşuyor.
The Black Keys ve Black Rebel Motorcycle Club ile birlikte garage rock’ın yeniden doğuşunda büyük rol oynayan ve Orta Doğu’dan çıkan önemli gruplardan biri olarak tanınan The Wanton Bishops; aşk, aşkın yokluğu ve yalnızlık ile ilgili şarkılarıyla ünlendi. 4 Şubat’ta gerçekleşecek konserin biletleri Biletix’ten temin edilebilir.
Grubun ses getiren belgeseli Walk It Home Red Bull TV’den izlenebilir.
ABD’nin San Francisco kentindeki halk kütüphanesinden 1917’de ödünç alınan bir kitap 100 yıl sonra kütüphaneye teslim edildi.
San Francisco Halk Kütüphanesi'nden 1917'de alınan Forty Minutes Late (40 Dakika Geç) adlı F. Hopkinson Smith'in yazdığı kitabı ödünç alan kişi büyük büyükannesinin ödünç süresinin dolmasına bir hafta kala vefat ettiği için iade edemediğini ve unutulduğunu söyledi. Gecikme cezası uygulansaydı Johnson, günlüğü 10 sentten 3 bin 650 dolar ceza ödeyecekti.
Çin’de düzenlenen Luneng Sanya Bay Light and Art Festival kapsamında, mimari ve tasarım stüdyosu Brut Deluxe, izleyenleri dinamik bir boşlukla saran ışıklı bir labirent tasarladı.
Yǔzhòu adını verdikleri enstalasyon, iki buçuk metre yüksekliğinde akrilik cam panellerin bir yüzüne iki renkli film yapıştırılarak üretildi. Geometrik şekillerle oluşturulan labirentin içinde yürüyenleri saran gökkuşağı renkleri yarı transparan duvarların içinden geçerek tüm mekânı kromatik bir evrene dönüştürüyor.
Miguel de Guzman ve Rocio Romero tarafından fotoğraflanan çalışma 15 Nisan tarihine kadar Çin’in Hainan kentinde görülebilecek.
Mekâna özel yaptığı enstalasyon çalışmaları ve heykelleriyle tanınan Fransız sanatçı Baptiste Debombourg, çalışmalarını doğduğu yer olan Paris’te sürdürüyor. Fransa’nın çeşitli şehirlerinde kamusal alanlara yerleştirdiği eserlerle adını duyuran sanatçı, çalışmalarında günlük hayatımızda her gün karşımıza çıkan objeleri farklı formlara dönüştürüyor.
Debombourg’un materyallere müdahale etmesiyle birer hikaye anlatıcısına dönüşen eserler, çoğunlukla modern dünyanın sosyal problemlerine odaklanıyor. Sanatçı, kullandığı cam, plastik ve mermer gibi maddeleri kendi orijinal fonksiyonları dışında yeniden üreterek değişim ve karmaşa gibi kavramlar üzerine yorum yapıyor.
Americana Week kapsamında Christie’s’in düzenlediği “Chinese Export Art” müzayedesi 18 Ocak’ta New York’ta gerçekleşecek.
Müzayedede, 18.yüzyılda Avrupa ve Amerikalılar için sipariş üzerine yapılan ve Çin’den getirilen yaklaşık 200 adet porselen ve tablo yer alıyor. Satışın en değerli parçası ise 1662 ile 1722 yılları arasında Kangxi Dönemi’nde yapıldığı tahmin edilen 71 cm boyunda bir vazo. 60 bin dolar değer biçilen vazoyu ise 50 bin dolar değerinde olan takı, vazo ve tablolar takip ediyor.
14 ve 15 Ocak tarihlerinde düzenlenen bir sergiyle görücüye çıkan eserler, 18 Ocak saat 10:00-23:00 arasında New York Rockefeller Center’da düzenlenecek müzayede ile sahiplerini bulacak.
İlk albümleri xx’i 2009 yılında yayımlayan ABD’li indie pop müzik grubu The xx, uzun süredir bekletilen yeni albümünü 13 Ocak’ta paylaştı.
2014 yılından beri sahneye çıkmayan, son albümü Coexist’i 2012 yılında yayımlayan grup, bu süreçte yeni albüm çalışmalarını da tamamladı. Yeni albüm kayıtlarını İzlanda ve ABD’de gerçekleştiren grubun 10 şarkıdan oluşan I See You adlı albümünü spotify üzerinden dinleyebilirsiniz.