
HBO Cumartesi günü, Al Pacino'nun 1966-2001 yıllarında Penn State Nittany Lions’un futbol antrenörlüğünü yapan Joe Paterno karakterine dönüşmüş bir fotoğrafını yayımladı. Joe Paterno, Amerikan futbolu tarihindeki en başarılı koç olarak tanınan ve seks skandalının etrafında toplanan hayatıyla tüm dünyada ismini duyurmuştu.
Paterno’nun asistan koçu Jerry Sandusky, 52 çocuğa tecavüz suçundan hapse atılmış ve devam eden zamanlarda çalkantılı bir süreç yaşanmıştı. Takımının başında olduğu sürede kazandığı 409 galibiyetle dikkat çeken Paterno, 2012 yılında hayatını kaybetti. Rain Man ile Oscar kazanan Barry Levinson’ın yönetmen koltuğunda olacağı filmde performans sergilemeye hazırlanan 77 yaşındaki aktör, plastik makyaj ile Joe Paterno’ya dönüştürüldü.
Eğer bir Narcos hayranıysanız sayılı günün çabuk geçeceğini sizlere duyurmak isteriz. Netflix geçen hafta Cuma günü 1 Eylül'de dizinin başlayacağını duyurdu. Dizinin yeni sezonu, Pablo Escobar'ın ölümünün ardından Kolombiya'daki kokain ticareti yapan bölgeleri keşfedecek. Dört güçlü cartel başının önderliğindeki Cali Carteli, Escobar’dan farklı olarak hükümet görevlilerine verilen rüşveti ve şiddet eylemlerinin manşetlerden temizlenişini konu alacak.
DEA temsilcisi Javier Peña (Pedro Pascal), tarihin en büyük uyuşturucu cartellerinden Cali Carteli’nin peşinde daha zorlayıcı bir serüvene atılacak. Pablo Escobar’sız bir üçüncü sezonun nasıl olacağı akıllara takılırken, yeni sezonun bu endişeleri gidereceği de şimdiden konuşulmaya başladı. Yeni sezonda yer alacak isimler: Damian Alcazar, Francisco Denis, Alberto Ammann, Pepe Rapazote, Matias Varela, Michael Stahl-David, Matt Whelan, Kerry Bishe, Arturo Castro olurken Sense8 dizisinden tanıdığımız Miguel Angel Silvestre de yeni sezonda dizide olacak. Dizinin üçüncü sezonu için yayımlanan fragmana aşağıdan ulaşabilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=j73-IvTvNN0
Martin Scorsese’in Netflix ile ortaklaşa yaptığı yeni filmi The Irishman’in oyuncu kadrosuna her gün bir yenisi ekleniyor. 1970’lerden günümüze kadar özellikle mafya temalı filmleri ve yenilikçi sinematografisiyle hayran kitlesini büyüleyen Scorsese’in yeni filmi The Irishman’de yönetmenin yıllarca birlikte çalıştığı Al Pacino, Robert De Niro ve, Harvey Keitel ve Joe Pesci’nin yanı sıra Bobby Cannavale’in de yer alacağı duyuruldu. Şimdi ise merakla beklenen yeni gangster filmine uzun yıllardır beğeni ile izlenen Everybody Loves Reymond TV serisinde ve The Big Sick filminde gördüğümüz Ray Romano’un katılacağı haberi geldi.
Charles Brandt’in 2004 tarihli I Heard You Paint Houses adlı kitabından uyarlanan film, tetikçi Frank Sheeran'ın, Jimmy Hoffa'nın öldürülmesiyle olan olası ilişkisi etrafında şekillenecek. Film Pesci'nin sekiz yıldır oynadığı ilk film olacakken, Robert De Niro ve Harvey Keitel'ın birlikte rol aldığı sekizinci film ve De Niro ile Scorsese'nin 23 yıl sonraki ilk birlikteliği olacak.
Birlikte çalışmaktan oldukça keyif alan ikili Nick Cave ve Warren Ellis film müziği projeleri Wind River için bir araya geldiler. Sicario filmini yazan Taylor Sheridan’ın yazıp yönetmenliğini de üstlendiği, başrollerini Jeremy Renner ile Elizabeth Olsen’ın paylaştığı Wind River filmi için ikilinin yaptıkları Three Season In Wyoming şarkısını yakında dinleyebileceksiniz.
Cave ve Ellis şarkıyı “mağara içinde ıssız bir sessizlik, karın kapladığı yüzeydeki tok uğultu ile hayalet koroların fısıldadığı bir üzgünlük hissinin elektronik müzikle harmanı” olarak tanımlıyor.
Julia Jamrozik ve Coryn Kempster’ın renk, desen, düzen ve ışık yoğunluğuyla oynayarak tasarladıkları ve önceki yıllarda farklı versiyonlarıyla sanatseverlerle buluşan Vertical Line Garden başlıklı sanatsal yerleştirme; Quebec’teki Uluslararası Bahçe Festivali’nde ziyaretçileriyle buluşuyor. İkilinin geleneksel bahçe tasarımına getirdikleri çağdaş yorum, normal şartlarda barikatlarda kullanılan bantların etkisiyle ziyaretçilerini içine çeken interaktif bir tecrübeye davet ediyor.
Geçtiğimiz üç yılda hip hop'tan rock'a farklı türlerde müzik üreten ve yeni nesil yerli sahneden genç müzisyenlere kendi kliplerini çekme imkânı sunan RedBull.com projesi Warm Up’ta bu yıl yer alacak müzisyen ve gruplar belli oldu. Al’ York, Ethnique Punch, Loradeniz, Hedonutopia, Tolerance Break ve üniversite öğrencilerinin oylarıyla seçilen Mert Pamukçu bu yılki Warm Up’ta yer alarak Amsterdam’daki Red Bull stüdyolarında kayıt yapmak için hedeflerine yaklaşan isimler oldu.
Warm Up serisinin önceki yıllarında Alpman and the Midnight Walkers, Bubituzak, Yüzyüzeyken Konuşuruz, Kamufle, Can Güngör, The Away Days, Yok Öyle Kararlı Şeyler, Biz, Sapan, Gözyaşı Çetesi, Esas Çocuk, Nilipek ve İdil Meşe gibi gibi başarılı isimleri kamera karşına geçmişti. Katılıcımlar Warm Up projesiyle ilk profesyonel kliplerini çekme şansı yakalayacak. Aralarından seçilecek bir isim de Amsterdam’daki Red Bull stüdyolarında profesyonel olarak şarkılarını kaydetme fırsatı yakalayacak.
Studio Gang Architects tarafından tasarlanan ve mağarayı andıran üçlü interaktif yerleştirme Hive, Washington’da yer alan National Building Museum’da sanatseverlerle buluşuyor.
Hive ismini taşıyan dev yerleştirme, 2.700’den fazla kağıt tüplerin birleşiminden oluşuyor. Geçici olarak planlanan yerleştirmede farklı ebatlarda tüpler kullanılırken; yoga ve konser gibi farklı aktivitelere mekân sağlayan tasarım, ziyaretçilerine interaktif bir tecrübe vadediyor. Ses ve ışığın yansıtılma biçimi sayesinde “dünya dışı” bir his veren yapı, 4 Eylül 2017 tarihine kadar farklı etkinlikler eşliğinde ziyaret edilebilecek.
Christopher Nolan yakın gelecekte bir James Bond filmi yönetme olasılığı hakkında konuştu. 21 Temmuz’da vizyona girecek Dunkirk filminin yönetmeni Nolan son yıllarda düzenli olarak Bond’un yapımcılarıyla görüşmelerde bulundu. Yapımcılar halen daha Bond karakteri için Daniel Crag’in geçerli bir isim olduğunu düşünüyorlar.
Christopher Nolan gelecekte bir James Bond filmi çekme konusunda ilgisinin olduğunu ancak serinin “biraz restore edilmesi” gerekliliğini vurgulayarak "Bond filmi, kesinlikle ilgimi çekiyor. Yıllar boyunca yapımcıları Barbara Broccoli ve Michael G. Wilson ile konuştum. Karakteri çok seviyorum ve onunla ne yaptıklarını görmek beni her zaman heyecanlandırıyor” diye ekledi
Washington’da yer alan Hirshhorn Müzesi, Çinli sanatçı Ai Weiwei’nin en yeni sanatsal yerleştirmesi Trace (İz)’e ev sahipliği yapıyor. Dünya çapında tam 176 aktivistin portrelerinden oluşan yerleştirme, binlerce plastik lego parçasından meydana geliyor. Yerleştirme, sanatçının kendi politik geçmişiyle birlikte (2011-2015 yılları arasında Çin hükümeti tarafından yurt dışına çıkış yasağına mahkum edilmişti) portrelendirilen isimlerin yaşadığı benzer tecrübelere odaklanıyor.
Çalışma Ai Weiwei’in legolarla ilk tecrübesi değil. Lego firmasının iddia ettiği üzere bir “iç karmaşadan” dolayı sanatçıya toplu lego satışı yapılmamıştı ve bu olay tüm dünyanın tepkisini çekmişti. Hatta sanatçıya hayranları tarafından dünyanın birçok yerinden lego gönderilmişti. Weiwei’in lego porteleri, 1 Ocak 2018’e kadar ziyarete açık kalacak.
Arjantinli sanatçı Marta Minujín, dünyanın her yerinden sansürlenmiş tam 100 bin kitabın birer kopyasından sanatsal bir yerleştirme oluşturdu. Bağış sistemiyle toplanan kitaplar Almanya’nın Kassel şehrinde Yunan stiliyle sergilenirken; 1933’te binlerce kitabın yakıldığı yer olan Friedrichsplatz’ta, “Aktion wider den undeutschen geist” kampanyasının gerçekleştiği yerde kuruldu.
Sanatçının Parthenon of Books eseri, sansüre ve özellikle kitap yasaklarına yöneltilmiş ciddi bir eleştiri olarak nitelendiriliyor. Yerleştirme, bir sanat festivali olan documenta 14 kapsamında, 17 Eylül 2017 tarihine kadar görülebilecek.