
19. Yüzyıl sonlarına doğru beliren Art Nouveau döneminin en önemli sanatçılarından biri Alphonse Mucha, 24 Temmuz'da Çek Cumhuriyeti’nde doğdu.
New York’un pencerelerinde Bergdorf Goodman Department Store’un heyulası geziyor. İngiliz sanatçı ve tasarımcı Benjamin Shine, Bergdorf Goodman için kendi imzası haline gelen malzeme olan tülden beş vitrin kurguladı. Bu proje “Seeing Trough the Material” ismiyle bir vitrin-sergisi olarak tasarlandı.
Sanatçının tülleri buruşturarak meydana getirdiği yüz silüetleri görünmezlik, saydamlık, yalnızlık gibi kavramları çağrıştırıyor. İyi bir renk kombinasyonuyla vitrindeki kıyafetlere elegan bir hava yerleştiriyor.
New York’taki tasarım stüdyosu SOFTlab, One State Street ile anlaşarak lobisini kalıcı bir enstalasyon yerleştirerek yeniledi.
Enstalasyon, çeşitli renklerde led ışıkları içeren kristaller dizisi olarak tasarlanmış ve mekana giren ziyaretçiler için konuma uygun bir dikkat çekiciliğe sahip. Işıkların yansıdığı zeminde kaleydostopik uzantılar oluşturuyor. Tasarımcılar ‘bu enstalasyonun yaratımı için mimari tasarımın parçası olması ve bunun yanı sıra lobiye yeni bir malzeme katılmasını amaçladık ’ diyor.
Emojilerin gündelik hayatımızda kapladığı yeri ifade eden sanatçı Carla Gannis, aynı zamanda Hieronymus Bosch’un Garden of Earthly Delights isimli eserini yorumlamış oldu.
Seküler sembollerle dini alegorilerin yerlerini değiştiren Carla Gannis, dijital kolajıyla bizi 15. ve 16. yüzyıllardan kalan eski bir dünyaya yeniden götürüyor. Bu yeniden geldiğimiz dünya grotesk bir anlatıya sahip. Çünkü her şey emojilerden oluşuyor ve anti-ütopik soğukluğu içinde barındırıyor.
Guillermo Del Toro'nun merakla beklenen yeni filmi The Shape of Water, geleneksel Guillermo Del Toro filminin tüm izlerini taşıyor: Harika, fantastik yaratıklarla dolu ve doğal olarak karanlık… Pan’s Labyrinth, Hellboy ve Pacific Rim gibi filmleriyle tanınan yönetmenin yeni filmi 1963 yılında Soğuk Savaş zemininde, gizli bir laboratuvarda gerçekleşen sıra dışı olayları konu edecek.
Senaryosunu Vanessa Taylor ve Guillermo Del Toro’nun yazdığı film devlet tarafından gizli tutulan bir bilimsel çalışma sonrası ortaya çıkan yaratık ile laboratuvar çalışanın aralarında kurdukları bağ etrafında şekilleniyor. Film Türkiye’de Şubat 2018’de vizyona girecek. Fragmana aşağıdan ulaşabilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=XFYWazblaUA
İtalyan yönetmen Susanna Nicchiarelli'nin Nico 1988 filmi, The Velvet Underground'un kurşun şarkıcısı Christa Paffgen (Nico) hakkında. Nicchiarelli'nin biyografik filmi 74. Venedik Film Festivali’nin Horizon bölümünde ilk gösterimini yapacak. Albüm kapağındaki muz fotoğrafıyla kültleşen, Andy Warhol ile daima birlikte anılan grubun oluşumunda Nico’nun da büyük payı olduğu biliniyor.
Film 30 Ağustos'ta Sala Darsena'daki festivalin açılış gününde dünya prömiyerini gerçekleştirecekken “Nico” karakterini The Commune’daki rolüyle 2016’da Altın Ayı ödülü kazanan Danimarkalı oyuncu Trine Dyrholm üstlenecek.
Pasifikteki bir ada olan Pingelap’ta insanların çok büyük bir kısmı renk körü ve dünyayı sadece siyah ile beyaz arasında gidip gelen gri tonlarıyla görüyorlar. Fotoğrafçı Sanne De Wilde ise dünyaya Pingelaplıların gözünden bakmayı deniyor.
Aslında bu proje Oliver Sacks’ın The Island of Colorblind isimli kitabıyla başladı. Sanne De Wilde ise bir fotoğraf serisi yaparak bu biricik perspektifi sunmak istedi. Bu hastalığın ismine “akromatopsia” deniyor ve yüksek ışık duyarlılığından dolayı düşük görüş kalitesi ile renklerin tamamen yitmesine neden oluyor. Sanatçı, kızıl ötesi teknolojiyle Pingelaplıların dünyasını resmetti.
26 Haziran 1997’de yayımlanan ilk kitabı Harry Potter ve Felsefe Taşı’yla dünya çapında okura sahip olan Harry Potter serisine iki yeni kitap eklenecek müjdesi verildi.
Kitabın yayıncısı Bloomsbury’nin yaptığı açıklamada bu kitaplarda serinin kahramanlarına ait hikâyeler olmayacak ama J.K. Rowling’in yarattığı büyülü evrene pek çok açıdan açıklama getirilecek. Kitapların isimleri Harry Potter: A History of Magic ve Harry Potter ve A Journey Through a History of Magic olacak.
Harry Potter: A History of Magic’te Hogwarts'taki eğitim hakkında bilgiler içerirken; Harry Potter, A Journey Through a History of Magic‘te ise yazarın yarattığı evrenin tarihi ve mitolojik temelleri hakkında bilgi verilecek. Bu kitap Rowling'in kişisel çizimleri ve notlarının yanı sıra Jim Kay'in illüstrasyonlarını ve eğlenceli iksir ve görünmez mürekkep tariflerini de içerecek.
Kitaplar, serinin 20’nci yılı için hazırlanan British Library’de 20 Ekim 2017’den 28 Şubat 2018 tarihleri arasında gerçekleşecek olan “Harry Potter 20’nci Yıl” sergisine paralel olarak 20 Ekim’de satışa sunulacak. British Library tarafından yapılan açıklamada bu kitabın Bloomsburry, J.K. Rowling ve serginin küratörleri iş birliğinde ortaya çıkan bir 256 sayfalık bir çalışma olacağı belirtildi.
Sergi hakkında fazladan bilgi olarak, King’s Cross istasyonu yakınında bulunan British Library’de gerçekleşecek sergide Rowling’in arşivi, yayıncı Bloomsburry’nin arşivi ve yüzlerce yıl öncesine ait el yazmaları, sihirbazlarla ilgili nesneler hakkında kitaplar da yer alacak.
Görsel: eunji yu
Game Of Thrones’un yaratıcıları David Benioff ve DB Weiss’in kötü bir iş çıkarmayacaklarını düşündüğümüzde yeni dizileri için heyecanlanmamak mümkün değil. Benioff ve Weiss’in halen daha Game of Thrones’un fantazi dünyasının son iki sezonu ile meşgul olduğu bilinse de takip eden zamanlarda yeni projeleri için yeşil ışığı yaktıkları konuşuluyor.
Çarşamba öğleden sonra HBO tarafından açıklanan, Benioff ve Weiss’in yapımında yer alacağı Confederate isimli dizi, Amerika’daki İç Savaş döneminde geçecek. HBO’nun yaptığı açıklamaya göre köleliğin modern bir kurum içinde varlığını sürdüreceği hikâyede özgürlük savaşçıları, köle avcıları, politikacılar ve gazeteciler olacak. Dizi ile ilgili detayların yakında daha da netleşmesi bekleniyor.
Jessie + Katey ikilisi, Boston yakınlarında kullanılmayan yapıyı göz alıcı bir enstalasyona dönüştürdü. Bina ve etrafındaki yüzeylerden yaşayan bir varlık yaratmasalardı, boşta kalan arazi gelen geçenin ve ziyaretçilerin ilgi odağı haline gelmeyecekti. Böylece Jessie + Katey, sosyal öneme sahip umumi ve canlı bir sanat alanı yarattı.
Büyük ölçekli çalışmanın bitirilmesi neredeyse bir ay sürdü. Hareket ve simetri kavramlarından yola çıkılarak çarpıcı renklerle doğadaki şekiller birleştirildi. Çevrenin mimari özelliklerinden etkilenilerek yapılan dinamik kıvrımlar yere doğru uzandı. İkili, cepheye yerleştirdikleri bu renkli motiflerle binaya hareketlilik, gelen geçene ise bir canlılık atfetmiş oldular.