
Ben Zank, New York’ta yaşayan bir sanatçı. Gündelik hayatı kullanarak sürrealist portreler oluşturuyor.
Zank, her gün bir fotoğraf çekiyor. Çektiği fotoğraflar da o günün koşturmacasını konu alıyor. “Az düşün, çok çek” mottosuyla yola çıkan sanatçı, gündelik hayattan objelerle insanların görüntülerini birleştirerek gerçeküstü kareler yaratıyor.
Ostgut Ton plak şirketinin, Essen’de gerçekleştireceği Cadılar Bayramı etkinliği eski kömür maden kompleksi Kokerei ZollVerein'de gerçekleşecek. 31 Ekim‘deki Cadılar Bayramı‘nda ilk label showcase’ni gerçekleştirecek olan Ostgut, etkinlik mekânı olarak UNESCO Dünya Mirası listesindeki eski bir kömür madenini tercih etti.
Çelik, beton, kömür hazneleri ve direkleri ile karakterize edilen bir odada gerçekleşen dans performansları ve müzikle, deneyimi dış mekânlara getirmeyi amaçlayarak, performans gösterecek sanatçılar için de farklı konseptler oluşturmayı planlıyorlar. Etkinliğin Lineup’ı henüz netleşmese de mekâna göz atmak isteyebilirsiniz.
Azuma Makoto, In Bloom deneysel serisinin dördüncüsünü gerçekleştirdi. Projenin ana hedefi, doğal olarak yetişmesi imkânsız olan yerlerde botanik hayatı yeşillendirebilmek.
Stratosfere fırlatılan bir buket çiçek, nasıl -47 derecede, üstelik uzayda hayatına devam edebilir? Deneysel olan bu proje aynı zamanda sanatsal bir değere de sahip. Çünkü atmosferin katmanları ve bir buket çiçeğin renkleri, imkânsız bir durumun ortasında parıldayarak şaşırtıyor.
8 Eylül’de vizyona girecek olan Stephen King'in çok satan ve aynı adlı romanından uyarlama It filminin vizyon günü yaklaştıkça reklam kampanyaları hızla devam ediyor. Warner Bros, filmi pazarlamak için yaratıcı yollar bulmaya devam ederken şimdi de vizyondan önce 8-bit oyun olarak karşımıza çıkardı.
Andy Muschietti’nin yönetmen koltuğunda olacağı It’in remake’i IMAX formatında da gösterime girecek. Formatın tam tersi bir görüntü tasarımıyla karşımıza çıkan 8-bit oyuna http://game.itthemovie.com/ adresinden çevrimiçi ulaşılabiliyor. Filmin fragmanına da aşağıdan göz atabilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=FnCdOQsX5kc
Radiohead’in davulcu Philip Selway, üçüncü solo albümü Let Me Go için tarih verdi.
Familial (2010) ve Weatherhouse (2014) albümlerinden sonra bir soundtrack projesi olarak karşımıza çıkacak olan Let Me Go 15 Eylül’de dinlenebilecek. Lucy Boynton, Stanley Weber ve Jodhi May’in başrollerinde olduğu Let Me Go filmi için oluşturduğu albüme basılı ve online olarak ulaşılabilecek.
Vilde Rolfsen, insanlara plastik torbalar gerçeğini hatırlatan fotoğraf çalışmaları yapan bir sanatçı. Çalışmaları torbanın hareketlerini sunarak bir yeryüzü manzarasını çağrıştırıyor.
Yeşil yeni bir yeşil; yeryüzü yeni bir manzaraya sahip. Yeşilin sahip olduğu tüm tonlar tek bir yeşile aktı, o tek yeşil ise başka bir renge yenildi. Bu renge kimisi gri, kimisi beton, kimisi plastik, bazıları sentetik, bazıları kimyasal diyor. Bu manzara kimin manzarası? İnsanın mı, yoksa bir poşetin mi? Standart bir dünya neye benzer, hangi ideale ulaşıyoruz? Yeni yeşil, nasıl bir yeşil? Vilde Rolfsen’in fotoğraf projesinde bu soruları sorduruyor.
The Lobster ve Dogtooth filmlerinden hemen tanıyacağımız yazar ve yönetmen Yórgos Lánthimos’un yeni filminden ilk fragman geldi.
İlk gösterimini geçtiğimiz bahar Cannes Film Festivali’nde yapan ve oldukça da iyi yorumlar alan film aynı şekilde fazlaca tartışmalara yol açmıştı. Yoğun ve gerçeküstü dramı The Lobster'ı aratmayacak kadar çarpıcı, tüyler ürpetici ve dehşet verici yeni filmi The Killing Of A Sacred Deer’ın oyuncu kadrosunda Nicole Kidman ve Colin Farrell yer alıyor. Fragmandan da anlayabileceğimiz üzere Yórgos Lánthimos tarzından ödün vermeyecek olan film 3 Kasım’da vizyona girecek. Fragmana aşağıdan ulaşabilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=CQFdGfwChtw
Lili des Bellons, geometrik karakterlerden harika manzaralar oluşturan bir sanatçı. Yaptığı illüstrasyonlar, bilgisayar oyunu kıvamındaki bir çizgi roman tadını taşıyor.
İşlerinde kullandığı geometrik karakterler, yansıtılmış özelliklerinin yanı sıra sıcak renklerle etkileşiminin dengelemesi oldukça ilginç bir görsel şölen yaratıyor. Ayrıca bu görsel şölen bir senaryoya oturtulmuş ve kurgusal nitelik taşıyor.
İlk gösterimini bu yıl Toronto Film Festivali’nde yapacak ve Helena Bonham Carter ile Hilary Swank’ın oyuncu kadrosunda yer alacağı 55 Steps filmi gerçek bir hayat hikâyesine odaklanıyor.
Bille August’un yönetmen koltuğunda olduğu film, 1989 yılında San Francisco'da, akıl hastanesinde şizofreni hastası olan ve hasta haklarının savunucusu olarak bir simge haline gelen Eleanor Riise’in (Helena Bonham Carter) tıbbi kuruluşu dava etmesine yardım eden ve bu yoldaki en büyük destekçisi olan avukat Colette Hughes’ın (Hilary Swank) yaşadığı zorlu süreci konu alınacak. Vizyon tarihi henüz belli olmayan filmin kısa tanıtımına göz atabilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=EUwrhUyiy2s
Henri Matisse'nin stüdyosuna adım atmak, sanatçının değerli eşyalarına bakmak ister misiniz? Bu görkemli sergide sanatçının kişisel koleksiyonunun yanı sıra esinlendiği tablolar, heykeller ve çizimlerle ilgili nadir seçki sunuluyor.
Matisse dünyanın dört bir yanından etkilendi: Tayland'dan Budist heykel, Mali'den Bamana figürleri, Polinezyalı tekstil ürünleri. Nadiren maddi değere sahip olan bu cisimler yine de kıymetliler. Matisse ile birlikte resimlerde yaratılan her yeni ortamda yeniden keşfedildi bu eşyalar.
Afrika heykelleri ve maskeleri farklı bir insanı vaadeden bir vahiydi. Daha sonra, Matisse, güzel stüdyosunu, İslam dünyasının örüntüleriyle süsledi ve şekil ile nesne arasındaki uyumu kendi üslubuna yedirdi. Sonrasında, basitleştirilmiş Çince tabela dilini keşfetmeye çalıştı ve bu şekillerin peşine düştü... “Matisse in the Studio”, 15 Ağustos ile 12 Kasım tarihleri arasında Londra’da, Royal Academy of Arts’ta gezilebilir.