
Hennesy son sınırlı basımı olan “Very Special” tasarımını sanatçı JonOne iş birliği ile gerçekleştirdi. JonOne, bu iş birliğini Londra'nın tam kalbinde, Shoreditch'in Boxpark'ta, 6 metre uzunluğundaki“Hennessy Very Special” şişesini boyayarak kutladı.
JonOne, diğer bir deyişle John Andrew Perello, 1963'te New York'ta dünyaya geldi ve "Jon156" imzasıyla ünlendi. 17 yaşında başladığı sokak çizimlerini özellikle Harlem bölgesinde metro ve duvarlarda sergiledikten sonra grafiti kolektifi 156 All Starz'ı kurdu. Birkaç yıl sonra bir arkadaşı tarafından Paris'e taşınması için ikna edildi ve orada sokak sanatında tanınır bir isim oldu. Sanatçı olarak yaşımını Fransa’da sürdüren Jon One düzinelerce sergiye katıldı.
https://www.youtube.com/watch?v=QT5lAgdDnpM
Andrei Tarkovsky‘nin ölmeden önce çektiği son filmi The Sacrifice’ın restore edilmiş hali, 14 Ekim’de New York Film Festivali’nde gösterilecek. 1986 yapımı filmin başrollerinde Sven Vollter, Erland Josephson, Allan Edwall, Valerie Mairesse, Gudron S Gisladottir ve Susan Fleetwood yer alıyor.
İsveçli bir aile Baltık adalarında olduğu sırada İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı haberi gelir ve ailenin mutlu yaşamı bir anda kabusa dönüşür. Alexander da mutlu olmaya devam edebilmek için Tanrı’yla Faust’u andıran bir anlaşma yapmaya karar verir. 1986 yapımı The Sacrifice’ın restore edilmiş halinin fragmanına https://www.facebook.com/theplaylist/videos/10155074042115745/ adresinden ulaşabilirsiniz.
Jean Arp ve Tracey Emin, Turner Contemporary'ye konuk oluyor. Tate’ten misafir olarak gelen sergi, 13 Ekim tarihinden itibaren görülebilecek. Tracey Emin’in My Bed isimli ikonikleşmiş çalışması serginin odak noktalarından biri. Eser, Emin'in yatağını sergilerken aslında travmatik bir ilişki çöküşünden sonra hayatının anlık görüntüsünü veriyor. Sanatçı kendisinin içinde bulunmadığı objeler yoluyla alışılmamış ve uzlaşmaz bir portre sergiliyor. Kullanılan kondomlar, lekelenmiş iç çamaşırı, sigara izmaritleri ve boş votka şişeleri ile çevrili sanatçının yatağı, Emin'in hayatından bir anı belirtiyor.
Turner Contemporary bu sonbahar aynı zamanda, Jean Arp'ın 1966 tarihinde ölümünden sonra, çalışmalarını ilk defa, Hollanda Kröller-Müller Müzesi işbirliğiyle İngiltere'ye getiriyor.“Arp: The Poetry of Forms”; 20. yüzyılın çok yönlü soyut sanatçılarından Jean Arp'ın Turner Contemporary'deki eserlerini keşfetmek için olağanüstü bir fırsat. Jean Arp, çalışmalarının yaratılmasında medya, materyal ve diller arasında serbestçe dolaşan bir şair. Sanatçı, eğlenceli kolajları, tabloları ve heykelleriyle doğada kök salmış bitkiler, hayvanlar, insan vücudu ve diğer organik biçimleri bir arada kullanmasıyla biliniyor.
Belle and Sebastian üçlemeden oluşan yeni EP’leri How to Solve Our Human Problems’i duyurdu. Üç seriden oluşacak albümün ilki 8 Aralık’ta piyasaya çıkıyor. Devam eden iki albüm ise 19 Ocak ve 17 Şubat tarihlerinde yayımlanacak. Ayrıca sınırlı sayıda CD ve vinil kutu seti de satışa sunulacak. Albümlerin her birinin kapak resimleri ise geçen yıl Stuart Murdoch’un hayranlarını North London stüdyolarına davet edip, çektiği fotoğraflardan oluşuyor.
Üç albüm için 12 fotoğraf belirleyen grup her albüme dört hayranının fotoğrafını koyup farklı renklerde yayımlayacak. Belle and Sebastian’ın yeni albümlerinde yer alan I’ll Be Your Pilot şarkısını aşağıdan dinleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=kkY6RV0nVEA
Tokyo National Art Center’a bu kez ünlü mimar Tadao Ando konuk oluyor. Ando’nun Japon mimar kimliğinin yanı sıra profesyonel boksör olduğu da biliniyor. Ünlü mimarın 1969 yılına kadar bağımsız çalıştıktan sonra mimarlık kariyerine tam anlamıyla döndüğünü söyleyebiliriz. O dönemden beri Ando, Massachusetts'deki Clark Sanat Enstitüsü’nün genişlemesi üzerine çalıştı ve Shangai'daki Poly Grand Tiyatro da dahil olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde bir dizi ünlü proje tasarladı. Mimari, çevresel restorasyon ve felaket sonrası yeniden yapılanma üzerine yoğunlaşan sosyal katkı projelerinde aktif olarak yer aldı.
Tokyo National Art Center bu sergi ile aynı zamanda 10. yılını kutluyor. “Tadao Ando: Endeavors” başlıklı sergi altı bölümden oluşuyor. Seyici sergi vesilesiyle mimarın hayatını, kreasyonlarını ve mevcut hırslarını keşfedilebiliyor. Sergi mekânları, mimarın kendisi tarafından tasarlanan 270'ten fazla model, eskiz ve çizimden oluşuyor. Sergi içinde Ando'nun kişisel çalışma alanının bir kısmı, mimarın gündelik hayatına göz atılarak tam ölçekte yeniden yaratıldı. Sergi 18 Aralık tarihine kadar görülebilir.
David Fincher ve Charlize Theron'ın yapımcılığını üstlendiği yeni drama serisi Mindhunter, Amerika'nın en tüyler ürpertici seri katillerinin ruhunu keşfedecek. Netflix, daha önce bu yeni dedektiflik hikâyesinin anlatılacağı dizi için tam uzunlukta bir fragman da yayımlamıştı.
Kurgusal olmayan bir kitap olan Mindhunter'tan yola çıkarak, 1979'da bir çift FBI ajanı tarafından, FBI Elite Seri Suç Birimi’nde, gelecekteki suçları önlemek amacıyla hapsettikleri kitlesel katillerle röportaj yapan ve analiz eden dedektifler konu alınacak. Başrollerinde Jonathan Groff, Holt McCallany, Anna Torv ve Hannah Gross’u izleyeceğimiz Mindhunter’ın ilk sezon bölümlerini Asif Kapadia, Tobias Lindholm ve Andrew Douglas gibi isimler de yönetecek. 13 Ekim’de gösterimi gerçekleşecek dizinin ikinci fragmanına aşağıdan göz atabilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=evdxH50J3rs
Daha önce İstanbul’da da çalışmalar yapan Fransız sokak sanatçısı JR, bu kez yine Meksika – Amerika sınırında.
Sanatçı, geçtiğimiz aylarda sınıra yerleştirdiği göçmen çocuk çalışması ile göçmenlik sorununa dikkatleri çekmişti. Yine aynı konu üzerine yoğunlaşan JR, ülkede çizgileri aşan bir pikniğe ev sahipliği yaptı.
Sanatçı, Giant Picnic adını verdiği bu çalışması ile San Diego'nun hemen güneyindeki sınır kasabası Tecate'e Eye of Dreamer adlı, iki gözün yer aldığı uzun bir çizim yerleştirdi. Ve onlarca insan bu çizimin üzerine bir araya gelerek dev bir pikniğin parçası oldular. Çalışmasını kendi Instagram hesabından paylaşan sanatçı altına “Aynı yemeği yiyen, aynı suyu paylaşan, aynı müziğin tadını çıkaran insanlar” notunu düştü.
John Winston Ono Lennon, 9 Ekim 1940'da Birleşik Krallık'ın Liverpool kentinde dünyaya geldi. Efsanevi İngiliz müzik grubu Beatles'ın kurucularından John Lennon, Beatles hayranı olduğunu iddia eden ve akli dengesi yerinde olmadığı öne sürülen Mark David Chapman tarafından, 8 Aralık 1980’de New York’ta kaldığı otelin önünde öldürüldü. 40 yaşında hayata veda eden Lennon öldüğünde Time dergisi “Müzik Öldü” başlığıyla bu durumu açıklayarak Lennon’ın müzikal hayatı ve üretimleri için söylenebilecek en güçlü yorumda bulunmuştu. İşte John Lennon’ın 40 yıllık hayatında ve sonrasında olanların bazıları;
8 Aralık 1980’de vurulduktan sonra, Yoko Ono kocasının cesedini krematoryuma götürüp yaktırdı. Bazı hayranları küllerin Central Park’taki bir bölge olan Strawberry Fields’da olduğunu idda etse de Yoko Ono yerini hiç söylemedi.
1974 senesinde John Lennon ve Elton John Whatever Gets You Thru the Night adlı birlikte kaydettikleri şarkının liste başı olması durumunda Madison Square Garden’da vereceği konserde birlikte sahne alacakları konusunda iddiaya girdiler. Lennon İddiayı kaybetti ve 1974 senesinde Elton John ile birlikte son konserini gerçekleştirmiş oldu.
Lennon kısa hikâyeler ve şiirler konusunda istekli bir yazardı. Ölümünden sonra yayımlanan üç kitap yazmıştı: In His Own Write, A Spaniard in the Works ve Skywriting by Word Of Mouth. Lennon yaptığı bazı röportajlarında, emekli olduğunda çocuk hikâyeleri yazmak istediğini de açıklamıştı.
John Lennon; 23 Ağustos 1974’te, Manhattan’daki evinin terasında çırılçıplak dururken bir UFO’nun gökyüzünde süzüldüğünü gördü. Sekreteri May Pang’i yanına çağırdı ve o da bu objeyi görüp polisi aradı. Polis aynı bölgeden, bu konuyla ilgili birçok telefon aldıklarını söylemişti.
Lennon, 1979 yılında, Bermuda’da Double Fantasy’i kaydederken, ilhamını B-52s grubunun solisti Cindy Wilson’ın, Ono’yu hatırlatan sesinin yer aldığı Rock Lobster şarkısında buldu.
John Lennon gerçek bir hayvanseverdi. Hayatı boyunca evinde birçok köpek ve kedi bakmıştı. Çocukken Elvis adında bir kedisi vardı. Hayatı boyunca sahip olduğu kedilerinin sayısı ise 17’ye ulaşmıştır.
John Lennon kahvaltı etmeyi çok severdi. Sekreteri May Pang’in dediğine göre bol malzemeli yöresel İngiliz kahvaltısını hem hazırlamayı hem de etmeyi çok severdi.
Sanat ve teknoloji iş birliği çizgisini benimsemiş Teamlab, Pekin'de dijital bir orman yaşatıyor. Teamlab’ın Çin'deki ilk büyük solo sergisi olan “Living Digital Forest” oldukça ilgi topluyor. Teamlab ekibine özgü kurulum, kolektifin en temsili eserlerinin on beşinde bulunuyor ve benzersiz sanatsal dijital teknolojisini Çinli izleyicilere sunuyor.
Çalışma 1,500 metrekarelik sergi alanını, gerçek zaman projeksiyonları ve interaktif teknolojiyi kullanarak sinestezik bir labirente dönüştürüyor. Çiçek resmi, hareketle izleyicinin eylemlerinin etkisi altında kayarak büyüyor. 400'den fazla uzmandan oluşan medya sanat grubu Teamlab projelerini dünya çapında sundu. Grup kolektif geleneksel ifade biçimine meydan okumak için iş birliği deneyleri yaparak, sanat ve teknolojinin sınırlarını zorluyor. Mifuneyama Rakuen parkındaki bu sergi, topluluğun geçmiş projelerindeki gibi doğayla olan yakın ilişkiyi yansıtıyor. Kolektif doğal dünyaya zarar vermeden yorumlamayı tercih ettiğini belirtiyor.
Gonzalo Borondo, 7 Ekim'de Marseille'nın Avrupa'nın en büyük antika pazarlarından biri olan Marché aux Puces’nin ortasında bugüne kadarki en büyük fuarı olan Matière Noire'yi açacak. Catherine Coudert ve Galerie Saint Laurent ile ortaklaşa üretilen ve Carmen Main'in küratörlüğünde hazırlanan bu gösteri, Borondo ve yakın arkadaşı İtalyan sanatçı Edoardo Tresoldi tarafından ortaklaşa üretildi.
Sergide, evrenin varolmasına izin veren, çıplak gözle gizlenmiş, çağdaş dijital teknolojilerle süzülen karanlık madde unsurları ele alınıyor. 4.000 metrekarelik alan hem sergi mekanı hem de esin kaynağı. Eserlerin çoğunda kullanılan hammadde sitede bulunan cisimler. Eserler, BRBR Filmleri, Carmen Main, Diego López Bueno, Edoardo Tresoldi, Isaac Cordal ile birlikte yaratılan animasyonlar, hologramlar, enstalasyonlar, resimler, videolar, projeksiyon, algılama ve yorumlama olmak üzere üç bölüme ayrıldı.
Dijital patlamadan önce doğan, sekiz uluslararası çok disiplinli sanatçının ekibi tarafından üretilenler modern zamanların dijital arşivlerine olan bağımlılığa bir tepki niteliğinde.