NELER OLUYOR
  • 18-10-2017

    İngilizce yazılmış romanlara verilen, dünyanın en saygın edebiyat ödüllerinden biri sayılan Man Booker Ödülü'nün bu yılki sahibi George Saunders oldu. George Saunders ödüle, Türkçeye Arafta ismiyle çevrilen ilk romanı Lincoln in the Bardo ile layık görüldü.


    Saunders bu önemli ödül için Paul Auster, Ali Smith, Emily Fridlund, Mohsin Hamid ve Fiona Mozley gibi önemli yazarlar ile yarıştı. Arafta, Amerikan İç Savaşı’nın kahramanı, eski ABD Başkanı Abraham Lincoln’ın yedi yaşındaki oğlu Willie Lincoln’ı kaybetmesinin ardından girdiği içsel serüveni, arka planda Amerika Birleşik Devletleri’nin o dönemdeki gelişmeleriyle harmanlayarak anlatıyor.

    Man Booker Roman Ödülü Seçici Kurul Başkanı Baroness Lola Young, Arafta’nın ödüle layık görülme gerekçesini şu sözlerle açıkladı: “Kazanan kitap, yeniliğiyle, yazım tarzıyla bir adım öne çıkıyordu. Jürilerden biri kitabı gökyüzünde patlayan havai fişeklere benzetti. Kitap; ölüm, yas, mahrumiyet gibi konulardaki düşüncelerimizi sorgulatıyor ve bunu yaparken kendi faniliğimizle, başkalarının ve özellikle sevdiklerimizin faniliğiyle barışmamızı sağlıyor.”​

    0
    0
    1693
  • 17-10-2017

    Van Abbemuseum’da açılan “Rasheed Araeen: A Retrospective”, sanatçı Rasheed Araeen’in  ilk kapsamlı sergisi. 60 yıllık bir süreci kapsayan sergi; nesiller boyu sanatçılar, yazarlar ve düşünürler üzerinde derin etkisi olan bir çalışma grubunu sunuyor.

    ​“Rasheed Araeen: A Retrospective” ayrı bölümlerden oluşuyor. 1950'lerde ve 60'ların başında Karachi'deki resim çalışmalarındaki ilk deneyleri; öncü minimalist heykeller; 1964'te Londra'ya gelişinden sonra Araeen'in siyasi izini takip eden 70'li ve 80'li yılların önemli parçaları; Uyanış adlı 80'li ve 90'lı yıllara ait dokuz adetlik haç biçiminde eseri; yeni geometrik tabloları ve duvar yapılarından oluşuyor. Bununla birlikte, Araeen'in yazarlığı, editöryal ve küratöryal projeleri ile ilgili materyaller genişletilmiş sanatsal uygulamanın bir parçası olarak sunulacak.

    0
    0
    1978
  • 17-10-2017

    André Aciman'ın 2007 yılında yazdığı romanına dayanan ve ​açılışını ocak ayında Sundance Film Festivali’nde yapan Call Me By Your Name, büyük olay yaratmıştı. Türkiye’de Filmekimi programında da yer alan Call Me By Your Name, Elio adında İtalyan bir genç ile, ailesinin yazlık misafiri Oliver arasındaki aşka odaklanmıştı. Yönetmen Luca Guadagnino filmin çekilecek olan devamı için; “Timothée Chalamet ve Armie Hammer’la yeniden bir araya gelip bir devam filmi çekmeyi planlıyorum. Senaryo şimdiden hazırlandı hatta. Filmde Elio’yu canlandıran Timothée’nin 25 yaşına geldiği zamanı anlatacağız.” şeklinde açıklamalarda bulundu. Oscar’a aday gözüyle bakılan filmin finaliyle ilgili kafamıza takılan tüm soruları için devam filmi heyecanlandırırken önümüzdeki günlerde daha detaylı bilginin paylaşılacağı bekleniyor.

    0
    0
    1882
  • 16-10-2017

    Kutluğ Ataman’ın William Sheakspeare’in Tüm Eserleri adlı video çalışması, Belçika’nın Antwerp şehrinde, Royal Atheneum of Antwerp’te sergileniyor. Kutluğ Ataman ve ekibi William Sheakspeare’in Tüm Eserleri adlı çalışma kapsamında Shakespeare’in tüm eserlerini tek tek, elle yeniden yazdı. Çalışmada yazılan bu metinler, video kapsamında 35 mm film üzerinden yansıtıldı. Yansıtılan sessiz videoda görülen el yazıları hızlı bir akışla, metinleri anlaşılmaz bir hale getiriyor.

    ​İslam kültüründe yazının dekoratif olarak kullanılmasına atıfta bulunan çalışma, bir işaret sisteminden ötekine geçerken anlamın nasıl değişebileceğinin ve sönüp gittiğinin altını çiziyor.

    https://www.youtube.com/watch?v=Ik7MoyOHFTc&feature=youtu.be

    0
    0
    1832
  • 16-10-2017

    There Will Be Blood’ta Daniel Day-Lewis ile birlikte çalışan Paul Thomas Anderson, 20. yüzyılın ortalarını bir kez daha keşfedeceği bir film projesiyle karşımızda. Yeni filmi 1950'li yılların Londra’sında haute couture dünyasına ve Charles James adında bir terzinin hayatına odaklanıyor. Kendinden taviz vermeyen bir terzinin hikâyesinin aktarılacağı filmin adı Phantom Thread olarak belirlendi.

    ​Filmin Danie Day-Lewis ile birlikte oyuncu kadrosunda Lesley Manville, Camilla Rutherford ve Pip Phillips gibi oyuncular yer alıyor. Daha önce doksanlarda ayakkabı yapmak için oyunculuğu bırakıp İtalya’ya yerleşen Day-Lewis bu rol için oyunculuğa ara verip kıyafet dikmeyi öğrendi. 25 Aralık’ta vizyona girecek filmden yakınlarda fragman paylaşılması da bekleniyor.

    0
    0
    2290
  • 14-10-2017

    Londra Pi Artworks Galeri’de Fatma Bucak’ın ilk solo sergisi açıldı. “Sticks and Stones” adını taşıyan sergide Bucak’ın çağımızın iki yaygın mücadelesi üzerinde durduğunu görüyoruz: İfade özgürlüğü ve hareket özgürlüğü. Sanatçı sergide kullandığı fotoğraf, video ve yerleştirmelerle bu iki özgürlüğün iç içe geçmişliğini gösteriyor.

    Malzeme olarak çubuklar ve taşlar sergide sık sık görülüyor. Serginin en dikkat çeken çalışmaları arasında gösterilen Damascus Rose serginin kapanışında bir törene ev sahipliği yapacak. Bucak, Damascus Rose adlı çalışmasında Şam’dan Londra’ya giden gül dallarını kullanıyor ve gül dalları burada kök salacak umuduyla yeryüzündeki bir yatağa ekilmeyi bekliyor. Çalışmayla Şam ve Londra arasındaki rotanın tehlikeli yolculuğu ve savaştan kaçan milyonlarca Suriyeli mültecinin durumu yansıtılıyor.

    ​Sergi 21 Kasım tarihine kadar ziyarete açık olacak.

    0
    0
    2015
  • 13-10-2017

    Diogo Machado ya da bilinen adıyla Add Fuel, en büyük ve dikkat çeken çalışmasını geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdi. İllüstürasyon ve sokak sanatı üzerine çalışmaları olan sanatçı Louvor da Vivacidade (Yaşayan Kente Övgüler) eserini Lisbon’da sergiledi.

    ​Add Fuel, şehrin simgelerinden olan Portekiz fayanslarını, yine aynı şekilde bölgede gelenekselleşmiş Azulejo tekniğiyle harmanlayarak sokak sanatındaki 10. yılını kutladı. Tarihi, mimari ve geleneksel elementleri bir arada kullanan sanatçı, bölgedeki tarihi Estrela Town Hall’ın merdiven paneli üzerinde çalıştı. Bölgenin daha önce üzerinde bulunan fayans parçalarından yola çıkarak, varolan kompozisyona eklentiler yapıp aynı zamanda tarihi dokuyu yeniden canlandırdı.

    https://vimeo.com/237447280

    0
    0
    1976
  • 12-10-2017

    Hennesy son sınırlı basımı olan “Very Special” tasarımını sanatçı JonOne iş birliği ile gerçekleştirdi. JonOne, bu iş birliğini Londra'nın tam kalbinde, Shoreditch'in Boxpark'ta, 6 metre uzunluğundaki“Hennessy Very Special” şişesini boyayarak kutladı.

    JonOne, diğer bir deyişle John Andrew Perello, 1963'te New York'ta dünyaya geldi ve "Jon156" imzasıyla ünlendi. 17 yaşında başladığı sokak çizimlerini özellikle Harlem bölgesinde metro ve duvarlarda sergiledikten sonra grafiti kolektifi 156 All Starz'ı kurdu. Birkaç yıl sonra bir arkadaşı tarafından Paris'e taşınması için ikna edildi ve orada sokak sanatında tanınır bir isim oldu. Sanatçı olarak yaşımını Fransa’da sürdüren Jon One düzinelerce sergiye katıldı.

    https://www.youtube.com/watch?v=QT5lAgdDnpM

    0
    0
    1770
  • 12-10-2017

    Andrei Tarkovsky‘nin ölmeden önce çektiği son filmi The Sacrifice’ın restore edilmiş hali, 14 Ekim’de New York Film Festivali’nde gösterilecek. 1986 yapımı filmin başrollerinde Sven Vollter, Erland Josephson, Allan Edwall, Valerie Mairesse, Gudron S Gisladottir ve Susan Fleetwood yer alıyor.

    ​İsveçli bir aile Baltık adalarında olduğu sırada İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı haberi gelir ve ailenin mutlu yaşamı bir anda kabusa dönüşür. Alexander da mutlu olmaya devam edebilmek için Tanrı’yla Faust’u andıran bir anlaşma yapmaya karar verir. 1986 yapımı The Sacrifice’ın restore edilmiş halinin fragmanına https://www.facebook.com/theplaylist/videos/10155074042115745/ adresinden ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    3230
  • 11-10-2017

    Jean Arp ve Tracey Emin, Turner Contemporary'ye konuk oluyor. Tate’ten misafir olarak gelen sergi, 13 Ekim tarihinden itibaren görülebilecek. Tracey Emin’in My Bed isimli ikonikleşmiş çalışması serginin odak noktalarından biri. Eser, Emin'in yatağını sergilerken aslında travmatik bir ilişki çöküşünden sonra hayatının anlık görüntüsünü veriyor. Sanatçı kendisinin içinde bulunmadığı objeler yoluyla alışılmamış ve uzlaşmaz bir portre sergiliyor. Kullanılan kondomlar, lekelenmiş iç çamaşırı, sigara izmaritleri ve boş votka şişeleri ile çevrili sanatçının yatağı, Emin'in hayatından bir anı belirtiyor.

    ​Turner Contemporary bu sonbahar aynı zamanda, Jean Arp'ın 1966 tarihinde ölümünden sonra, çalışmalarını ilk defa, Hollanda Kröller-Müller Müzesi işbirliğiyle İngiltere'ye getiriyor.“Arp: The Poetry of Forms”; 20. yüzyılın çok yönlü soyut sanatçılarından Jean Arp'ın Turner Contemporary'deki eserlerini keşfetmek için olağanüstü bir fırsat. Jean Arp, çalışmalarının yaratılmasında medya, materyal ve diller arasında serbestçe dolaşan bir şair. Sanatçı, eğlenceli kolajları, tabloları ve heykelleriyle doğada kök salmış bitkiler, hayvanlar, insan vücudu ve diğer organik biçimleri bir arada kullanmasıyla biliniyor.

    0
    0
    2319
DAHA FAZLA
Geldanlage