NELER OLUYOR
  • 30-03-2018

    Çağdaş sanatın sansasyonel isimlerinden biri olan Damien Hirst yine tepki oklarını üzerine çekti. Şu günlerde Beverly Hills’de yer alan Gagosian Gallery’de açılan, sanatçının tablolarından oluşan “The Veil Paintings” sergisi bir yandan Hirst hayranlarını ağırlarken diğer yandan da Avustralya’nın Perth şehrinde bir sahilde bulunan, tasarım ekibi Cool Shit tarafından gerçekleştirilen Damien Hirst’ün şnorkelli yerleştirmesi ayrı bir gündem konusu.

    Sanatçı eserlerinde kesip biçerek, formaldehite daldırarak sergilediği koyunlar, köpek balıkları ve domuzlarıyla meşhur. Hatta 2012 yılında Tate Modern’de açılan “In and Out of Love” sergisi sırasında da 10 bine yakın kelebeğin ölümüne yol açmıştı. Hayvan haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle sayısız kez mahkemelik olan ve protesto edilen sanatçı bu kez Tiger Shark adlı çalışmasını eleştirmek için yapılan yerleştirmeyle gündeme geldi. Enstalasyon, Hirst’in Tiger Shark heykelinin yapımında kullandığı köpekbalığını yakalayıp çıkarttırdığı sahille aynı yerde bulunuyor.

    ​Damien Hirst’in formaldehite daldırdığı Tiger Shark, 12 milyon dolara satılarak bir rekor kırmıştı. Cool Shit ekibi ise Hirst’in o köpek balığını ararken ve 12 milyonu beklerken ki hâlini canlandırmak istedi.

    0
    0
    1512
  • 30-03-2018

    Dün akşam karanlık bir atmosfer içinde turuncu tonda bir portresini paylaşıp, “bu gece” yazan The Weeknd, sürpriz bir yeni EP yayımladı.

    ​Altı şarkıdan oluşan yeni EP’nin adı ise My Dear MelancholyMy Dear Melancholy’de oldukça heyecan verici isimler de yer alıyor. Sanatçının daha önce de birlikte çalıştığı Daft Punk’ın yanı sıra kendisinden yeni albüm haberi beklediğimiz DJ Gesaffelstein ve Nicolas Jaar karşımıza çıkan isimler arasında. EP’nin prodüktörlüğünü ise Skrillex, Mike WiLL Made-It, Daheala, Cirkut ve Marz üstleniyor. Henüz finleme fırsatınız olmadıysa sizi My Dear Melancholy’den Call Out My Name şarkısıyla baş başa bırakıyoruz.

    https://www.youtube.com/watch?v=rsEne1ZiQrk

    0
    0
    1612
  • 29-03-2018

    Bu yılın Emmy Ödülleri’nde en iyi dizi seçilen ve en çok ödül kazanan, aynı zamanda Altın Küre’den de zaferle dönen The Handmaid's Tale ikinci sezon fragmanını paylaştı. Margaret Atwood’un The Handmaid’s Tale romanından uyarlanan ve Türkçeye Damızlık Kızın Öyküsü olarak çevrilen dizinin ikinci sezonu toplam 13 bölümden oluşacak ve 25 Nisan’da Hulu’da başlayacak.

    ​​​Bugüne kadar toplam 30 ödül kazanan ve başrollerini Elisabeth Moss, Joseph Fiennes, Samira Wiley ve Alexis Bledel gibi oyuncuların paylaştığı The Handmaid’s Tale; Gilead isimli distopik bir evrende, kadınları doğurganlıkları üzerinden farklı sınıflara ayırarak, onlara dayatılan roller dâhilindeki hayatlarını inceliyor. Fragmana aşağıdan göz atabilirsiniz.

    https://www.youtube.com/watch?v=dKoIPuifJvE

    0
    0
    1427
  • 29-03-2018

    Louis XIV'in Versailles sarayına ilham veren Fransız Barok şairi Vaux-le-Vicomte’nin adını taşıyan Vaux-le-Vicomte Şatosu , büyük salonu için Charles Le Brun tarafından tasarlanan anıtsal bir fresk olmadan uzun zamandır duruyordu. Paris'in güneydoğusundaki Maincy'de, 17. yüzyıla ait sanatçı ve iç mimar, büyük salonun kubbeli tavanını boyamaya başlamak üzereyken, kralın maliye bakanı Nicolas Fouquet, zimmetine para gerçirdiği gerekçesiyle ihanetten tutuklandı ve tavanın boyanması için ayrılan ödenek de böylece ortadan kayboldu.

    ​​Vaux-le-Vicomte, 1875'te Alfred Sommier tarafından satın alınmadan ve restore edilmeden önce birkaç aristokrat ailesinin elinden geçti. 50 yıl önce evi halka açmış olan Alfred Sommier torunları, şimdilerde Le Brun'un hiç yaşayamamış başyapıtı The Palace of the Sun'ı yeniden yaratmak için dijital teknolojiden yardım alıyor. Aile, Le Brun'un 1830'da uçan bir kartal ve  gökyüzü açıklığından oluşan tavanının, yaşamsal boyuttaki vizyonunu tamamlamak istedi. Fakat orijinal yapı değiştirilemez veya kaldırılamazdı çünkü Vaux-le-Vicomte, Fransa'nın tarihi bir anıtı olarak sınıflandırılmıştı. Video projeksiyon haritalama teknolojisi artık “geri dönüşümlü” bir çözüm sunuyor.

    0
    0
    1465
  • 28-03-2018

    ALMA-Astrid Lindgren Anma Ödülü’nün bu yılki kazanan yazarı Jacqueline Woodson oldu.

    ALMA-Astrid Lindgren Anma Ödül töreni, 27 Mart 2018’ de Bolonya’da gerçekleştirildi. Ödülü hep kitap tarafından dilimizde yayımlanan Bir Başka Brooklyn isimli kitabın sahibi Amerikalı yazar Jacqueline Woodson kazandı. Jüri, Jacqueline Woodson için “Savunmasızlıklarla uğraşan ve kendi varlığı için mücadele eden genç insanlarla tanışmamızı sağlıyor. Ağır olmayan bir dil ile derin hikayeler yazan Woodson, üzüntü ve umut arasında bölünmüş günlük hayatı eşsiz bir şiirsel ton ile anlatır” ifadelerini kullandı.

    Irkçılık, ayrışma, ekonomik adaletsizlik, sosyal savunmasızlık, önyargılar ve cinsel kimlik yazarın kitaplarında ele aldığı temalardır. Yetişkinler, gençler ve çocuklar için yazan Jacqueline Woodson’ın kitapları on iki dile çevrildi.

    ​​Astrid Lindgren Anma Ödülü’nde aday gösteren kurumlar arasında İTEF-İstanbul Uluslararası Edebiyat Festivali yer aldı. Türkiye'den katılan adaylar ise Fatih  Erdoğan ve Çocuk Vakfı oldu.

    0
    0
    1749
  • 28-03-2018

    Oscarlı senarist Dalton Trumbo'nun, efsanevi denizci Hernan Cortes’in hayatını ele aldığı ve 2014 yılında sinemaya uyarlanmak istediği senaryosu dizi olarak projelendiriliyor. Prodüksiyonu Amazon tarafından yürütülecek proje, dört saatlik mini dizi formatında izleyici karşısına çıkacak ve başrolü Javier Bardem üstlenecek. Dizinin yürütücü yapımcılığını yönetmen Steven Spielberg üstlenirken dizinin yaratıcısı ve senaristi ise Schindler's List’in Oscarlı senaristi Steven Zaillian olacak.

    ​Yönetmen koltuğunda da Steven Spielberg’ün oturacağı mini dizi, Trumbo’nun Hollywood tarafından kara listeye alındıktan 10 yıl sonra senaryoya bağlı kalınarak Aztek İmparatorluğuyla ilk iletişimi kuran ve tarihin akışını etkileyen Hernan Cortes ve Aztek İmparatoru Montezuma arasındaki ilişkiyi konu alacak.

    0
    0
    2780
  • 27-03-2018

    Hong Kong'un başlıca kültürel sahnesi olan Art Basel Hong Kong, altıncı edisyonunu gişe rekorları kıran eserleri ve şık sokak sanatıyla açmaya hazırlanıyor. 29-31 Mart tarihleri ​​arasında düzenlenecek olan fuar, kentin sanat takviminin kilit taşı ve başarısı, dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler için kentin çekiciliğini sağlıyor.

    ​Art Basel Hong Kong bu yıl, 32 ülkeden 248 galeriye ev sahipliği yapıyor. Fuar alanı; Galleries, Insights, Discoveries, Kabinett, Encounters ve Film başlıkları altına ayrılıyor. Özellikle Asya sanatının önemli isimlerinin ve galerilerinin ön plana çıktığı fuarda, hem tarihsel odaklı hem de yerleşik ve yeni ortaya çıkan sanatçılar tarafından son yıllarda yapılan çalışmalarla, bölgenin çeşitliliğine derinlemesine bir bakış sunuyor.

    0
    0
    1294
  • 26-03-2018

    Erskine Nehri’nin kıyısına ustalıkla yerleştirilen, Abedinirad’a ait olan Revision adlı arazi sanat projesi, yansımalardan oluşuyor. Yerleştirme, televizyonlarda izlediğimiz programlara bir eleştiri niteliğinde. Nehri, toprağı ve gökyüzünü bir araya getiren Revision, doğayı ve kendimizi gözlemlememiz için bize bir yansıma sunuyor. Bir ziggurat şeklinde düzenlenmiş bu eski model televizyonlarda izleyebileceğiniz tek şey: Kendiniz.

    ​Yansımalar üzerine başka çalışmaları da olan Abedinirad bu işinden şöyle bahsediyor: “Doğru olup olmadığını bilmediğimiz TV haberlerini izlemek yerine, televizyonların yarattığı dalgaları kırarak, yerine gerçekliği ve doğayı izleyebiliriz. Bu televizyonlar, herkesin ve etrafındaki her şeyin, yeniden yansıtılmasıyla canlı bir film oluşturuyor.”

    0
    0
    1474
  • 24-03-2018

    Brezilyalı ressam Gabriel Nardelli Araujo, tablolara olağan dışı unsurlar ekleyerek, klasik sanatı güncel yaşamla birleştirmesiyle biliniyor. Günlük yaşamında klasik sanata olan tutkusunun yanı sıra bir de burger yeme düşkünlüğü olan sanatçı bu kez ikisini bir araya getirdiği bir seri oluşturdu.

    ​Sanatçı, The Burger Friday adını verdiği serisinde, klasik tablolar üzerine yerleştirdiği burgerler ile hem görsel hem de algısal olarak farklılıklara yol açıyor. Eserlere farklı bir gözle bakmamıza olanak sağlarken, oldukça neşeli resimler ortaya çıkararak, onlara yeni bir hikâye yaratıyor. Gabriel Nardelli Araujo, hamburgerleri 3ds max kullanarak modellediğini dile getiriyor. Sanatçı, bu tekniğin nihai görüntü için karar vermeden önce, farklı kompozisyonları keşfetme özgürlüğüne fırsat verdiğini iddia ediyor.

    0
    0
    1708
  • 23-03-2018

    Paramount Pictures logosunu sinemalara gittiğimizde sayısız kez gördük ama daha önce bu kadar nefes kesici bir resmin nasıl yapıldığını hiç merak ettiniz mi?

    Sanatçı Dario Campanile tarafından 1986 yılında yapılmış olan resim, Hayallerin Dağları olarak adlandırıldı. Dario Campanile’nin yaptığı bu resim, karanlık bir gökyüzünün ve kristal mavisi gölün yan yana duran karla kaplı bir dağın bulunduğu logonun daha detaylı bir versiyonuydu. Hayallerin Dağları, sinema tutkunlarının her yerde kolayca tanımasını ve unutulmaz olmasını sağladı.

    ​Logo, geçtiğimiz 15 yıl boyunca bazı değişikliklere uğradı, 1987'de Critical Condition başlayıp 2002'de Crossroads ile sona erdi, tabii şimdilik. Campanile'nin resmini değiştiren versiyon CGI ile yapılmış ve dağın etrafını sarmadan önce gece gökyüzünden gelen 22 yıldız tasvir edilmiş. Şirketin 100. yıldönümü için ise, su yüzeyindeki eylemi yansıtarak biraz stilize edildi.

    0
    0
    12052
DAHA FAZLA
Geldanlage