
Pokemon web sitesinden alınan haberlere göre Pokemon the Movie: Power of Us, kasım sonu aralık başı arası Amerika’da vizyona giriyor.
Pokemon the Movie: I Choose You adlı filmin devamı olan Power of Us; Pikachu ve Ash’in yıllar önce Frau olarak adlandırılan şehri yıkımdan kurtaran efsanevi Pokemon Lugia’yı anmak için düzenlenmiş görkemli bir festivalin olduğu küçük deniz kasabasına gitmeleriyle başlıyor. Bir süre sonra, festival ortamını tehlikeye atacak bir dizi olay baş gösterirken günü kurtarmak ise Ash, Pikachu ve yerel halktan birkaç kişiye düşüyor. Filmin yeni fragmanını aşağıdan izleyebilirsiniz.
Reklam panoları biriktirildiğinde ya da pankartlar istiflendiğinde ne olur? Yalnızca arada sırada yapılan protesto yürüyüşlerinin değil var olmanın temelini protesto etmenin anlamı nedir? Bu sorular yılın en ilgi çekici sergilerinden biri olan “Révoltes Intimes”in kalbinde yatıyor.
Rencontres d'Arles Fotoğraf Festivali’nde yer alan ve 36 yaşındaki Fransız fotoğrafçı Aurore Valade tarafından tasarlanan sergide, ebedi aktivistlerin porteleri yer alıyor. Sergide, savaşların kıyısında yaşamını sürdürenlerden iklim değişikliğine dikkat çekenlere, alkolün olumsuz etkilerinden transeksüel bireylere yönelik ön yargıları protesto edenlere kadar birçok aktivist bulunuyor. Modellerin hikâyeleri etrafında kurgulanan kareler 23 Eylül’e dek görülebilecek.
Rus asıllı mimar Sasha Shtanuk tarafından Burning Man’in organizatörlerine önerilen teklifle bu yılki Burning Man çölü, 10.000 m²’lik yansımalı gümüş battaniyeyle yaratılan serin ve samimi bir uzaya dönüşecek. 40 km’lik şerit bantlar ve ultra hafif polyester brandaların bir araya getirilmesiyle oluşan 3.350 adet NASA yapımı uzay örtüsü; dalgalar, dağlar ve aklınıza gelebilecek her türlü devasa formun gerçeküstü silüetlerini sürekli olarak değiştirecek. Tasarımcı Sasha Shtanuk, örtünün gümüş kısmının, güneş ısınının %97‘lik bölümünü yansıtarak katılımcıları festival boyunca daha rahat ve serin tutacağını belirtiyor.
Malzemeler, araçlar, kira ve entalasyon yapımı için gerekli bütçenin artmasından dolayı, tahminen 17.500 dolarlık hedef bir bütçe için İndiegogo kampanyası başlatıldı. Örtüden tozlu bir yer ayırtmak isteyenler içinse fiyat aralığı, büyüklüğüne göre 10 ile 10.000 dolar arasında değişiyor.
Rus asıllı mimar Sasha Shtanuk tarafından Burning Man’in organizatörlerine önerilen teklifle bu yıl 26 Ağustos'ta gerçekleşecek Burning Man'de çöl, 10.000 m²’lik yansımalı gümüş battaniyeyle yaratılan serin ve samimi bir uzaya dönüşecek. 40 km’lik şerit bantlar ve ultra hafif polyester brandaların bir araya getirilmesiyle oluşan 3.350 adet NASA yapımı uzay örtüsü; dalgalar, dağlar ve aklınıza gelebilecek her türlü devasa formun gerçeküstü silüetlerini sürekli olarak değiştirecek. Tasarımcı Sasha Shtanuk, örtünün gümüş kısmının, güneş ısınının %97‘lik bölümünü yansıtarak katılımcıları festival boyunca daha rahat ve serin tutacağını belirtiyor.
Malzemeler, araçlar, kira ve entalasyon yapımı için gerekli bütçenin artmasından dolayı, tahminen 17.500 dolarlık hedef bir bütçe için İndiegogo kampanyası başlatıldı. Örtüden tozlu bir yer ayırtmak isteyenler içinse fiyat aralığı, büyüklüğüne göre 10 ile 10.000 dolar arasında değişiyor.
Danimarkalı koleksiyoner Luise Faurschou tarafından başlatılan ve kâr amacı gütmeyen organizasyon ART 2030, yoksulluğun ortadan kaldırılması, temiz su kaynaklarına ulaşım ve iklim değişikliğini azaltmaya yönelik Birleşmiş Milletler’in hedeflerini, günden güne daha ulaşılabilir hâle getirmeyi amaçlıyor.
2030 yılında gerçekleşmesi amaçlanan proje; aralarında David Zwirner, Gagosian Gallery, Hauser & Wirth ve Luhring Augustine gibi isimlerin de yer aldığı panel konuşmaları ve sergi açılışına ev sahipliği yapacak. ART 2030, Chelsea’nin önde gelen galerilerinden oluşan bir grubun ortaklığında gerçekleşiyor.
Son olarak, 2007’de lise komedisi Superbad ile beyaz perdede bir araya gelen Emma Stone ve Jonah Hill ikilisi, Netflix’te farklı bir şekilde karşımıza çıkıyor. İkiliyi yeniden bir araya getiren Maniac, True Detectives dizisinin birinci sezon baş yapımcılığı ve yönetmenliğini üstlenen Cary Fukunaga’nın yeni dizisi.
İzleyiciyle buluşan Maniac’ın ilk fragmanı, içeriğe yönelik bilgileri tam olarak vermese de bizi neyin beklediğine dair oldukça merak uyandırıyor.
https://www.youtube.com/watch?v=wTYTS-RF_SM
The Coralarium, su altı bilimcisi ve sanatçı Jason deCaires Taylor tarafından tasarlanan, Maldivler’de yer alan bir su altı heykel yerleştirmesi. Coralarium’a ulaşmak isteyen ada ziyaretçileri, endemik bitki örtüsü ve su altı kavaklarıyla çevrili yaklaşık 150 metre derinliğindeki sığ sudan geçiyor. Ortalama 6 metre uzunluğundaki paslanmaz çelik, denizdeki canlıların içinden geçebileceği ve gelgit akışını engellemeyecek biçimde, doğal mercan yapılarından yola çıkarak tasarlanmış. Yapı içinde ada ve çevresindeki endemik türlerden esinlenilen resifler, insan, bitki ve mercan biçimlerinin kaynaştığı çeşitli figüratif heykeller bulunuyor. İlave figürlerse, ufukla iç kısımdaki figürleri birleştiren küpün üst kısmında, ayakta duruyor ya da oturuyor.
Su altı yerleşkesine, Fairmont Maldives Sirru Fen Fushi çalışanlarından oluşan deniz biyologlarınca düzenlenen küçük kafile gruplarıyla ulaşılabiliyor.
Yunanistan’ın kıyı şeridi açıklarında yer alan geniş İyonya kenti, Berlinli Thomas Granseuer ve Tomislav Topic’in en son ürettikleri çağdaş sanat enstalasyonunun yeni adresi oldu. Renkler için alan yaratan sanata odaklanan Alman ikili, birlikte oluşturdukları Quintessenz için çalışmalarına üniversitede başladı.
Dört yüz yıldır Paxos adasındaki küçük bir köyde bulunan kalıntıların içi, sanatçılar tarafından entalasyonda kullanılmak üzere yüz yirmi adet renkli gölgelikle dolduruldu. Rüzgâr ve gün ışığı, mekândaki entalasyonun, günümüz toplumlarında sıklıkla karşılaştığımız yanıp sönen ışıklar ve billboardları taklit eden dijital bir yığın olarak görünmesini sağlıyor. Sanatçılar gelen ziyaretçileri “katmanların içindeki rüzgârın değişimi ve ışıkla gelen anlık ve basit bir eğlenceye” katılmaları için tevşik ediyor.
Yoko Ono’nun yeni albümü yolda! 19 Ekim’de piyasaya çıkacak olan, Warzone adlı yeni albüm, sanatçıya ait plak çalışmasının sadeleştirilmiş bir versiyonu. Çıkış parçasıysa albümle aynı ismi taşıyor.
Yoko Ono’nun yeni albümü, her döneme uygun olduğunu düşündüğü sözleri ve mesajlarıyla, 1970 – 2009 yılları arasındaki şarkılarını kapsıyor. 13 parçadan oluşan albümde, John Lenon’un 1980 yılında gerçekleştirdiği bir röportajla açığa çıkan ve kırk altı yıl sonra 2017’de, Ono’ya Ulusal Müzik Yayımcıları Derneği tarafından ortak besteci onurunun verilmesini sağlayan hit parça Imagine da yer alıyor. Albümün çıkış parçasını aşağıdan dinleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=eAsV7Udjl4A
Son dönemlerde bir davayla gündemde olan, Rönesans’ın usta ressamlarından Giotto’ya ait olan eser, yasal açıdan belirsizliğini korumaya devam ediyor. Pazartesi günü, İngiliz Yüksek Mahkemesi’nden bir hakim, öncesinde İngiltere Sanat Konseyi tarafından tahmini değeri 13.1 milyon dolar olarak belirlenen ve Giotto tarafından restore edildiği anlaşılan Madonna con Bambino’nun, yasal olmayan şekilde İtalya’dan getirildiğine yönelik kararı onayladı. Eserin sahibi Kathleen Simonis, eseri yıllardır İsviçre’ye göndermeye çalışsa da 1999’da aldığı ihraç belgesinde bulunan birtakım kurallar nedeniyle, aynı eserin 2007 yılında İngiltere’ye getirilmesinde illegal bir durum söz konusu.Orijinal bir resmin kopyası olduğu düşünülerek, 1990’da 6.400 dolara satın alınmasının ardından uzmanlar, eserin orijinal Giotto olduğunu açıkladılar. Sanat ve Hukuk Enstitüsü’nün yönetici asistanı Alexander Herman, yasal bir belirsizlikte olan eserin, kanunlar tarafından İtalya’ya iadesiyle ilgili bir hükmünse İngiltere tarafından kesinleştirilemez olduğunu söylüyor. Buna rağmen, The Guardian’a göre; İngiltere’nin eserin İtalya’ya iade edilmesini sağlamak dışında yeni bir lisansa izin verebilme yetisi bulunmuyor.
Şu an içinse eser, Alexander Herman’a göre “kesinlikle satılamaz” durumda. Simonis’in avukatıysa kararı eleştirenlerden. İngiltere ve İtalya Avrupa Birliği’ne üye ülkeler olduğu için, Simonis’in eseri AB’ye üye her ülkede dolaştırma hakkının bulunduğunu söylüyor.. İngiliz Mahkemesi bu kararı dikkate almazken, Herman ise tartışma yaratabilecek bu olayın çözümü için Birleşik Krallık’ın resmi olarak AB’den ayrılma sürecini tamamlaması gerektiğine dikkat çekiyor.