
1988’den beri güzel sanatlar, tasarım ve antika eserlerin buluşma noktası olan TEFAF, alt kategorilerinden TEFAF New York Fall 2018 için gün sayıyor. İlk çağlardan 1920’lere kadar üretilen çok çeşitli dekoratif ve tasarım ürünler, 27 Ekim’den itibaren ziyaret edilebilecek.
2016’dan bu yana düzenlenen TEFAF New York Fall, 2018 yılında da tarihsel mekânı Park Avenue Armory’de gerçekleştirilecek. Bu yıl eklenen 10 yeni isimle birlikte 93 sanat taciri ve galericinin katıldığı etkinlikte tacirlerin bahsedeceği sanatçı ve eserler şimdiden çok konuşuluyor. Program takviminde bir araya gelen birçok koleksiyoner ve sanat tacirinin olduğu panel ve söyleşi akışı ise oldukça dikkat çekici. “It's Tintoretto's 500th Birthday and We're Still Celebrating” kapsamında 16. yy’da yaşamış İtalyan ressam Tintoretto’yu ölümsüz yapan etkenler eserleri üzerinden sorgulanırken, “Style Renaissance: The Rise of Old Master Dress in Current Fashion” başlığı altında Rönesans’tan beslenen ikonik markaların tasarım süreçleri konuşulacak. Hindistan modern sanatı, Delacroix’nin sanat anlayışı, siyah figür tekniği ve anıtsal heykellere kadar çeşitli disiplinler de etkinlik kapsamında yeniden yorumlanacak. TEFAF New York Fall 2018, 31 Ekim’de sona erecek.
Leonardo DiCaprio ve Martin Scorsese, New York Times’ın en çok satan kitabı Killer of the Flower Moon uyarlaması için tekrar bir araya gelmeye hazırlanıyor. “David Grann’in kitabını okuduğum sırada onu görmeye başladım ve kitabı hemen filme dönüştürmem gerektiğini hissettim” diyen usta yönetmen Scorsese, senarist Eric Roth ile çalışmaktan çok mutlu olduğunu ve DiCaprio’yla yeniden bir araya gelmekten dolayı çok heyecanlı olduğunu belirtti.
Amerikan tarihinin en korkunç suçlarından birini anlatıp komployu açığa çıkaran filmin çekimleri 2019 yazında başlayacak. Bu film DiCaprio ve Scorsese’u bir araya getiren yedinci film olacak. DiCaprio şu anda Quentin Tarantino’nun Once Upon a Time in Hollywood filminin çekimleriyle meşgul, Scorsese ise Netflix’in merakla beklenen filmi The Irishman’i yönetiyor.
Oscar ödüllü yönetmen Susanne Bier’in gerilim türündeki yeni filmi Bird Box, 21 Aralık tarihinde tüm dünya ile aynı anda sadece Netflix’te yayımlanacak. Başrolünde yine Oscar ödüllü Sandra Bullock’un yer aldığı filmin geçtiğimiz günlerde fragmanı paylaşıldı.
Senaryosunu Eric Heisserer’in kaleme aldığı yapımda Trevante Rhodes, Sarah Paulson ve John Malkovich gibi birbirinden ünlü isimler yer alıyor. Gizemli bir gücün dünya nüfusunun büyük bir kısmını yok etmesiyle gelişen olayları konu alan film merakla beklenen Netflix yapımları arasında yer alıyor.
Kanadalı film yönetmeni Jean-Marc Vallee, İngiliz müzisyen John Lennon ve Japon müzisyen Yoko Ono hakkında bir film yönetmeye hazırlanıyor. Universal Pictures, Michael De Luca Productions ve Immersive Pictures'ın yapımını üstlendiği filmin vizyon tarihi henüz bilinmiyor.
Vallee’nin yeni filmi, Lennon ve Ono’nun 1960’ların sonlarında yaşadığı aşklarını beyazperdeye taşıyacak. The Beatles grubundan ayrıldıktan sonra solo kariyeriyle yükselişe geçen Lennon ve derin aşk yaşadığı Ono, kısa bir ayrılık yaşadıktan sonra hiç kopmadılar ta ki Lennon’ın 1980’deki cinayetine kadar… Film, 2018 yılının Oscar Ödülleri’nde altı dalda adaylık kazanan ve törenden iki ödülle dönen En Karanlık Saat filminin senaristi Anthony McCarten’ın imzasını taşıyacak. Derin aşkı konu alacak filmin oyuncu kadrosunda kimin olacağı ise merak konusu.
Johnny Depp, savaş muhabirlerinden W. Eugene Smith’i canlandırmak için kamera karşısına geçiyor. Gerçek bir hikâyeden uyarlanan Minamata adlı film, fotoğrafçı Smith ve eşinin yazdığı otobiyografik kitaptan uyarlanıyor.
Yönetmen koltuğunda Andrew Levitas’ın oturduğu Minamata’nın senaristi ise David K. Kessler. Japonya’daki Minamata halkının civa yüzünden zehirlenmesi üzerine onları fotoğraflayan Smith, eski bir dünya savaşı fotoğrafçısı. Japonya’daki bu büyük hikâyeyi dünyaya duyurmak için Smith’in Japonya’ya seyahat etmesini anlatan filmin çekimleri ise Ocak 2019’da Japonya’da başlayacak.
David Gordon Green’in yönetmen ve yapımcı koltuğunda olduğu Cadılar Bayramı filmi, 26 Ekim tarihinde vizyona giriyor. Gerilim türünde olan filmin oyuncu kadrosunda Jamie Lee Curtis, Judy Greer, Will Patton, Nick Castle gibi isimlerin yanında Haluk Bilginer de yer alıyor.
Korku filmlerinin ustası John Carpenter’in klasiğinden esinlenen yapımcılar David Gordon Green ve Danny McBride, 1978’de yaşanan olaylara yeni bir yön vererek hikâyeyi geliştirmesiyle karşımıza tüyler ürperten bir hikâye çıkıyor.
2000’den beri her sene düzenlenen Art Toronto, bu sene 26 Ekim’de başlıyor. Kanada’nın uluslararası çağdaş ve modern sanat fuarı Art Toronto, 19. yılında da Metro Toronto Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek.
Art Toronto önde gelen sanat isimlerinin yer aldığı dünyaca ünlü panel ve konferanslarıyla bu yıl da dikkatleri üzerine çekecek. Power Plant Çağdaş Sanat Galerisi’nin ortaklığıyla düzenlenen fuara bu sene Platform ve Power Talks isimli iki yeni başlık eklendi. Kim Nguyen küratörlüğünde düzenlenen Focus: California bölümü, Kaliforniya’dan gelen galerilerin hazırladığı interaktif sergi alanlarına odaklanırken Solo Salon’da ise bir grup sanatçının kendi işlerini tartıştığı paneller yer alacak. Fuarın Focus: California ile paralel ve son etkinliği ise The Park olacak. Gerçek bir parkta düzenlenecek etkinlikte Kaliforniya’dan gelen soyut içerikli videolar ile farklı disiplinlerden işler sergilenecek. Fuar 29 Ekim’de sona erecek.
Pan’ın Labirenti, The Shape of Water (Suyun Sesi) filmleriyle tanıdığımız Oscar ödüllü yönetmen ve yapımcı Guillermo del Toro, uzun metraj animasyon yönetmek konusunda ilk adımını Pinokyo ile Netflix’te atıyor. Stop-motion müzikal türünde olacak yapımda del Toro, projenin hem senaryosunu hem de prodüktörlüğünü üstlenecek.
“Kendimi bildim bileli bu filmi hayata geçirmek istedim” diyen del Toro, Netflix’in yetenekli ekibinin hayatının fırsatını ona verdiğini belirtti. “Hayatımda ve işlerimde beni animasyonlar kadar etkileyen başka bir sanat formu olmadı, kişisel olarak da Pinokyo kadar derin bir bağ kurduğum başka bir karakter olmadı” diyen del Toro sözlerine şu şekilde devam etti: “Hikâyemizde Pinokyo masum bir ruh, babası ise anlayamadığı bir dünyada kaybolup gitmiş özensiz bir baba olarak karşımıza çıkıyor. Çıktığı sıra dışı yolculukta Pinokyo’nun, babası ve gerçek dünyaya dair bakış açısı tümüyle değişiyor, algıları açılıyor.”
Sanatçı Abhishek Joshi tarafından fotoğraf ve üç boyut bir arada kullanılarak oluşturulan sanrılı portreler, dört yaşından beri gözlük takan Joshi’nin manipülasyonlarını, özellikle kendi vizyonuyla ilgili kırılma sürecinin bir parçası olarak ortaya çıkarıyor.
Bizi hayal ile gerçek arasında bırakan fotoğraflar sanatçının Optical Delusions serisinde bir araya geliyor. Deformasyona uğramış portreler uzun dakikalar gözlerinizi üzerlerinizden alamamanıza sebep oluyor.
Amerikalı grup Beirut, Gallipoli ismini verdiği yeni albümünün yolda olduğunu web sitesinden yayımladığı tam kayıt sürecinde anlattı. Açıklamanın hemen ardından albümden ilk şarkıyı da paylaşan grup merakımızı bir nebze olsa da bastırdı.
Albümün yapımcısı olarak karşımıza bir önceki albümde de grubun yolculuklarında yanında olan Gabe Wax çıkıyor. New York, Berlin ve Puglia’da kaydedilen albüm 1 Şubat’ta müzikseverlerle buluşacak. Tadımlık şarkı ise aşağıda.
https://www.youtube.com/watch?v=knHvi4A8v9Q