
Çağdaş/kavramsal dans alanında bireysel hareket üzerine farklı bir bakış sunmayı amaçlayan 6. Uluslararası Solo Çağdaş Dans Festivali; 25, 26 ve 27 Ağustos tarihlerinde CerModern Açık Hava Sahnesi’nde gerçekleşecek.
Sanatın tüm disiplinleriyle doğrudan ilişki kurmayı amaçlayan CerModern tarafından düzenlenen ve bu sene “Düşünen Beden” konseptiyle gerçekleşecek Uluslararası Solo Çağdaş Dans Festivali, Türkiye’den ve dünyadan 22 sanatçıyı Ankara’da sanatseverlerle buluşturacak. Festival kapsamında ulusal ve uluslararası dans sanatçılarının performansları, atölye programları, konferans, konser, parti ve film gösterimleri gerçekleşecek.
Solo Çağdaş Dans Festivali, Türkiye’de modern dansın gelişimine katkıda bulunmayı, tanıtmayı, uluslararası düzeyde iş birliği yaratmayı ve çağdaş sanatın toplumsal bir etkinlik olmasını amaçlıyor. ABD, Hindistan, Vietnam, Almanya, Fransa, Avusturya, Yunanistan, İsrail, Çek Cumhuriyeti, İtalya, Portekiz, Ukrayna ve İsviçre katılacak olan dans sanatçıları CerModern Açık Hava Sahnesi’nde performanslarını sergileyecek. CerModern tarafından yürütülen programın danışma ekibi bu alanda öncü çalışmalar yapan Deniz Alp, Özgür Adam ve Galip Emre’den oluşuyor.
6. Uluslararası Solo Çağdaş Dans Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün “Meşgul Şehir: İşgal İstanbul’unda Siyaset ve Gündelik Hayat, 1918-1923” sergisi fiziksel hem de 3 boyutlu sanal tur aracılığıyla çevrim içi olarak görülebiliyor.
“Meşgul Şehir: İşgal İstanbul’unda Siyaset ve Gündelik Hayat, 1918-1923” sergisinde yer alan bilgi ve belgeleri ayrıntılı bir şekilde incelemek isteyen araştırmacılar ve İstanbul’a yolu düşmeyen sanatseverler, dijital cihazlar üzerinden erişilebilen 3 boyutlu sanal tur aracılığıyla sergiyi diledikleri zaman ziyaret edebiliyorlar. Sergi mekânının 3 boyutlu modellenmesiyle elde edilen dijital sergide, ziyaretçiler, mekânı sanal ortamda fiziksel dünyadakine yakın bir deneyimle dolaşarak İstanbul tarihinin en sıra dışı ve çalkantılı dönemine ait arşiv çalışmalarını inceleyebiliyor; görsel ve yazılı materyallerin yanı sıra serginin içeriğini oluşturan videolara da ekranları başından erişebiliyor. Ayrıca sergi sanal gerçeklik (VR) gözlüğü ile de deneyimlenebiliyor.
Sergi, işgal yılları boyunca yalnızca siyasal anlamda değil, toplumsal ve kültürel anlamda da sürekli bir hareketlilik hâlinde olan, o yıllarda kelimenin her anlamıyla meşgul (Ar. Başkası tarafından kullanılır, işletilir, çalıştırılır durumda olan, tutulmuş, işgal edilmiş) bir şehir olan İstanbul’u gözler önüne seriyor. İtilaf devletlerinin İstanbul’dan ayrılışının ve Türk ordusunun şehre girişinin 100. yılı, kelimenin her anlamıyla meşgul bir şehri tanımlayan ama çoğu zaman unutulmuş olan bireylere, olaylara ve hareketlere yeniden bakmak için önemli bir fırsat sunuyor. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından İngiliz, Fransız ve İtalyan orduları tarafından işgale uğrayan İstanbul’u yazılı ve görsel arşivlerin ışığında izleyiciye aktaran sergi, Daniel-Joseph MacArthur-Seal ve Gizem Tongo’nun küratörlüğünde, uluslararası bir danışma kuruluyla birlikte hazırlandı. İstanbul Araştırmaları Enstitüsü arşivinin yanı sıra Türkiye, Fransa, İngiltere, Yunanistan, Ermenistan ve Rusya’daki çeşitli kütüphane, arşiv ve koleksiyonlardan seçilmiş, birçoğu ilk kez sergilenen belgeler arasında, resmi yazışmalardan resimlere, film ve fotoğraflara, bir dizi yazılı ve görsel malzeme yer alıyor. Sergi, Kasım 1918 - Ekim 1923 tarihleri arasında, neredeyse beş yıl işgal altında kalan bir imparatorluk başkentinin askeri, sosyal ve kültürel boyutlarıyla yaşadığı tüm bu travmalara ve köklü dönüşümlere yeniden bakmak ve yorumlamak adına önemli bir fırsat sunuyor.
“Meşgul Şehir: İşgal İstanbul’unda Siyaset ve Gündelik Hayat, 1918-1923” sergisini 26 Aralık’a kadar İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde fiziksel olarak, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün internet sitesindeki Dijital Sergiler bölümünden de 3 boyutlu sanal tur aracılığıyla çevrim içi olarak görebilirsiniz.
Berna Dörtpınar'ın yazıp resimlediği, 5 yaş ve üzeri okuru yeteneklerini keşfetmek için yüreklendiren, sevimli bir azim öyküsü anlattığı Filin Yeteneği Nerede?, Uçanbalık’tan çıktı.
Hayattaki amacını bulmak için yollara düşen kocaman bir filin peşi sıra renkli bir maceraya ortak eden sanatçı; farklılıkların zenginliğine vurgu yaparken, yardımlaşmanın önemine de temas ediyor. Neyi en iyi yapabildiğimizi veya yapamadığımızı anlayabilmek için biraz merak, biraz ilgi, bolca da sabır ve azim gerektiğini hatırlatan bu incelikli öykü, zorluklara karşı hiçbir zaman pes etmememiz gerektiğinin altını çiziyor.
Türlü çeşit becerikli hayvanla dolu neşeli bir ormanda,
Ayı, bahçeye çiçek ekmeye; maymun, davul çalmaya bayılıyor.
Baykuş deseniz, bir kitap kurdu olarak bilgelere şapka çıkarıyor.
Kaykayıyla ortalığın tozunu attıran kaplumbağanın ise havasından hiç geçilmiyor.
Peki, ya hortum burnuyla bir oraya bir buraya koşturan heybetli fil hangi yeteneğiyle kendinden bahsettiriyor? Hımmm, acaba bülbül sesiyle mi, yoksa yüzme stiliyle mi daha çok dikkat çekiyor?
Assos ve cazı bir araya getiren Assos Caz Maz, bu sene 13 ve 14 Eylül tarihlerinde Simurg İnn’de gerçekleşecek.
Assos Caz Maz kapsamında ilk gün Özge Ürer’in Reggae Revival projesi, ertesi gün ise VİSAL sahnede olacak. Bu sene “biz bize” sloganıyla düzenlenecek Assos Caz Maz, katılımcılarını özel şeflerin hazırladığı tabaklar, çeşitli atölyeler ve performanslar ile buluşturacak.
Yapı Kredi bomontiada, Neş’e Erdok’un son dönem ürettiği eserlerden oluşan kişisel sergisini 22 Ağustos - 10 Eylül tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.
Türk resminin önde gelen temsilcilerinden Neş’e Erdok’un bu sergisinde, sanatçının son iki yıl içerisinde ürettiği yapıtları yer alıyor. Sergi, sanatçının yarım asrı aşan aralıksız sanat üretiminin devamı niteliğinde, son dönemde tanık olduklarını aktardığı bir günlük niteliği taşıyor. Sergide katıksız bir gözlemle yorumladığı gündelik hayattan portreler, iç dünyasını yansıtan otoportreler ile çocukluk resimlerine son dönemde yaşanan önemli toplumsal meseleleri ele aldığı resimler eşlik ediyor.
Neş’e Erdok’un kişisel sergisini 22 Ağustos - 10 Eylül tarihleri arasında her gün 11.00 - 19.00 saatlerinde Yapı Kredi bomontiada Galeri’de ziyaret edebilirsiniz.
Georges Perec’in geçmişe dair anılara, unutulan belleğe ışık tuttuğu romanı Hatırlıyorum, Ayberk Erkay’ın çevirisiyle Everest Yayınları’ndan çıktı.
“Bu “hatırlıyorum”lar tam olarak anı, özellikle de kişisel anı değiller; bunlar günlük hayattan küçük parçalar, filanca yılda aynı yaştaki tüm insanların gördüğü, yaşadığı, paylaştığı ve sonra kaybolan, unutulan şeyler; ezberlemeye değmeyen, tarihe geçmeyi, devlet adamlarının, dağcıların, kutsal canavarların anılarında yer almayı hak etmeyen şeyler.
Ama kimi zaman, birkaç yıl sonra, bozulmamış ve ufacık halleriyle, tesadüfen ya da bir akşam arkadaş arasında onları aradığımız için geri dönerler; okulda öğrendiğimiz bir şey olabilirler, bir şampiyon, bir şarkıcı ya da çığır açan bir yıldız adayı, herkesin ağzında dolanan bir melodi, bir soygun ya da günlük gazetelerin manşetine çıkan bir felaket, çok satan bir kitap, bir skandal, bir slogan, bir alışkanlık, bir ifade, bir giysi ya da onu giyme biçimi, bir el hareketi ya da daha değersiz, önemsiz, tamamen banal, mucizevi bir şekilde önemsizliğinden koparılmış, bir an geri kazanılmış, birkaç saniye için hissedilemeyen küçük bir nostalji uyandırmış şeyler.” Georges Perec
She Wants Revenge, %100 Müzik katkılarıyla 7 Eylül akşamı Zorlu PSM %100 Studio’da müzikseverlerle buluşacak.
Post-punk, gothic rock ve dance rock türlerinin en iyi temsilcileri arasında yer alan She Wants Revenge; “Time (feat. Timbaland)”, “Tear You Apart”, “Out Of Control”, “Red Flags and Long Nights”, “Rachael” ve “These Things” gibi hit şarkılarıyla milyonlarca dinlemeye ulaştı.
2003 yılında Los Angeles’ta DJ olan Justin Warfield ve Adam “Adam 12” Bravin tarafından kurulan She Wants Revenge, Depeche Mode ile birlikte turneye çıktıktan sonra 2007’de This Is Forever albümünü yayımladı. Aynı yıl Timbaland’in Shock Value albümünde “Time” ile yer alan grup, 2008’de Save Your Soul ve bir sonraki yıl Up & Down adlı iki EP yayımladı. Grup, Psychedelic Furs ile birlikte gerçekleştirdiği turnenin ardından 2011’de “Valleyheart”ı, 2016 yılında “Never”, 2018 yılında “Big Love” teklileriyle Los Angeles’ın punk ruhunu dinleyicileriyle buluşturmaya devam etti.
%100 Müzik katkılarıyla 7 Eylül Perşembe saat 21.30’da Zorlu PSM %100 Studio’da gerçekleşecek She Wants Revenge konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Pera Müzesi Öğrenme Programları’nın “Isabel Muñoz: Yeni Bir Hikâye” ve “Zamane İstanbulları” sergileri kapsamında düzenlediği fotoğraf temalı sanatçı atölyeleri 19 Ağustos - 17 Eylül tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak.
18 yaş ve üzeri herkesin katılımına açık olan “Fotoğrafın Peşinde: Sanatçılarla Atölyeler” programı Pera Müzesi’nde yüz yüze gerçekleştirilecek. Profesyonel fotoğrafçıların yürütücülüğünde düzenlenecek atölye programında katılımcılar, her iki sergideki eserlerden ilhamla, siyah beyaz fotoğraf, sokak ve mimari fotoğraf çekimleri, kentin seslerini fotoğrafla görselleştirme, cyanotype baskı ve portre fotoğrafçılığı gibi farklı alanları deneyimleme fırsatı bulacak. “Zamane İstanbulları” sergisinden ilham alan atölyelerin yürütücülüğünü, sergi sanatçılarından Ahmet Sel, Ci Demi, Erdem Varol, Silva Bingaz ile mimari fotoğrafçı Engin Gerçek ve sanatçı ikilisi Arek Qadrra & Beste Kopuz yapacak. “Isabel Muñoz: Yeni Bir Hikâye” sergisine yönelik atölyelerde ise katılımcılara fotoğraf sanatçıları Orçun Karamustafa, Elçin Acun, Seçkin Tercan ve Mert Çağıl Türkay eşlik edecek.
Pera Müzesi Öğrenme Programları, “Isabel Muñoz: Yeni Bir Hikâye” sergisi kapsamında, ünlü sanatçının eserlerini ortaya çıkarırken kullandığı tekniklerden esinlenen atölyeler tasarladı. Orçun Karamustafa yürütücülüğünde gerçekleşen “İmgenin Gizemi: Siyah Beyaz Fotoğraf” atölyesinde katılımcılar, soyutlama, gizem ve hayal gücünü içinde barındıran siyah beyaz fotoğrafların inceliklerini öğreniyor; fotoğrafta kompozisyon, ışık kullanımı ve pozlama teknikleri hakkında bilgi sahibi oluyor. Elçin Acun ve Seçkin Tercan yürütücülüğünde düzenlenen “Stereoskopik Fotoğraf” atölyesinde, fotoğrafta üç boyutun uygulama alanı kabul edilen stereoskopik fotoğraf tekniğini öğrenen katılımcılar, çektikleri fotoğraflara derinlik ve boyut kattıktan sonra, ürettikleri kareleri 3D gözlüklerle üç boyutlu izleme fırsatı buluyor. Elçin Acun ve Mert Çağıl Türkay’ın yürütücülüğünü üstlendiği “Cyanotype Baskı” atölyesinde, “mavi baskı” olarak da adlandırılan Cyanotype tekniğini keşfeden katılımcılar, İstanbul’a ait seçtikleri malzemeleri ve oluşturdukları negatifleri farklı yüzeylere uygulayarak kendi fotoğraf baskılarını üretiyor.
İstanbul’da yaşayan 11 fotoğraf sanatçısının kente dair güncel görsel anlatılarını bir araya getiren “Zamane İstanbulları” sergisinden ilhamla hazırlanan atölyelerde katılımcılar, sanatçılardan öğrendikleri tekniklerle kendi İstanbul’larını yeniden yorumluyor. Erdem Varol ve Ci Demi’nin yürütücülüğünü üstlendiği “Merceğimde İstanbul: Kenti Fotoğraflamak” atölyesi, katılımcıları İstanbul’un farklı yüzlerini keşfetmeye; alışılageldik turistik imgelerin dışına çıkıp kenti farklı açılardan görmeye ve yeniden yorumlamaya davet ediyor. Yürütücülüğünü Beste Kopuz ve Arek Qadrra’nın üstlendiği “Kentin Sesleri: Kolektif Harita Yapımı” atölyesinde; Pera Müzesi ve çevresinde “kentin farklı seslerini fotoğraflayan” katılımcılar, daha sonra hafıza, ses, hikâye ve fotoğrafik imge gibi kavramlar çerçevesinde kolektif hafıza hikâyelerinin yer aldığı bir harita tasarlıyor. “İstanbul’un Yapılarını Fotoğraflamak” atölyesinde, Pera Müzesi çevresindeki binaları Engin Gerçek ile birlikte, yapı fotoğrafına özel lenslerle fotoğraflayan katılımcılar, birer hafıza mekânı olan yapıların izinden giderek farklı bir zamane İstanbul’u anlatısı yaratıyor. Sergide göç kavramına odaklanan portre fotoğraflarıyla yer alan Ahmet Sel’in yürütücülüğünü üstlendiği “Portrelerle Hikâye Anlatımı” atölyesinde İstanbul’daki göçmenlerin yaşadıkları yerlerde ya da çalışma mekânlarında fotoğraflandığı Bizim Orada serisini sanatçıyla birlikte inceleyen katılımcılar, portre fotoğrafçılığı ve portrelerle hikâye yaratma yöntemi hakkında bilgi edinme fırsatı buluyor. “Fotoğrafın Anlatı Ormanlarında Gezinti” atölyesi, “Zamane İstanbulları” sergisine Diplerdeki Dönüştürücü Ruh serisiyle katkıda bulunan ve fotoğrafın temelini bir yakınlaşma olarak yorumlayan Silva Bingaz yürütücülüğünde gerçekleşiyor. Farklı sanatçıların fotoğraf yolculuğundaki ortak noktaların ve izledikleri rotaların keşfedileceği iki seanslı atölyede, fotoğrafta öznel bakış açısının geliştirilmesi amaçlanıyor.
“Fotoğrafın Peşinde: Sanatçılarla Atölyeler” programı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Jenn Granneman ve Andre Sólo’nun duyarlılığın hayatın her alanında nasıl itici bir güç hâline geleceğinin yollarını ve yöntemlerini uygulamalarla anlattıkları Duyarlı: Gürültülü, Hızlı ve Sürekli Üstümüze Gelen Dünyada Aşırı Hassas Olmanın Saklı Gücü, Sena Bayraktar'ın çevirisiyle Timaş Yayınları’ndan çıktı.
Duyarlı; yeterince değer verilmeyen bu özelliğin potansiyelini nasıl ortaya çıkaracağımızı ve hayatın her alanına, arkadaşlıklara, iş hayatına, liderliğe, ebeveynliğe nasıl entegre edeceğimizi anlatıyor. Uygulanabilir alıştırmaları, anekdotları ve güncel bilimsel araştırmaları bir araya getirerek okura hayatta kendilerini ileriye taşımak için duyarlı yapılarına güvenmenin "itici güç" etkisini nasıl ortaya çıkaracağını gösteriyor.
Granneman ve Sólo; bu kitapta, gürültülü, hızlı ve üstümüze gelen dünyada duyarlı bireyin kendi gelişimi için ihtiyaç duyduğu araçları ve iç görüyü sunuyor.
“İnsan gelişimini takip eden, gelecekte başarılı olur. Gözden kaçan ve hafife alınanların bahçesinde akıllı liderler inanılmaz yetenekler keşfedecekler: İçe dönükler, geç olgunlaşanlar ve şimdi çok hassas olanlar. Granneman ve Sólo'nun kitabı ufkumzu genişletiyor. Bu, insanlık için önemlidir.” –Rich Karlgaard, Late Bloomers'ın yazarı
Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu ve Piu Entertainment ortak yapımı Amadeus, 16 Ağustos’ta Türkiye turnesine başlıyor.
Dört yıldır kapalı gişe sahnelenen Amadeus, beşinci sezon öncesi turneye çıkıyor. 16 - 17 Ağustos tarihlerinde Ankara’da başlayacak olan turne kapsamında oyun; Bursa, Antalya ve İzmir’de izleyicilerle buluşacak. 18. yüzyılda Viyana’da yaşayan efsane besteciler Wolfgang Amadeus Mozart ile Antonio Salieri’nin çatışmasına odaklanan Amadeus turneden sonra 10 Ekim’de İstanbul Zorlu PSM’de beşinci sezona merhaba diyecek.
Peter Shaffer’ın kaleme aldığı, dünya müzik tarihinin unutulmaz bestecileri Wolfgang Amadeus Mozart ile Antonio Salieri’nin hikâyesini anlatan Amadeus, Işıl Kasapoğlu rejisiyle izleyici karşısına çıkıyor. Salieri karakterini Selçuk Yöntem’in sahneye taşıdığı, Amadeus’u Tansu Biçer’in canlandırdığı oyunda, Costanze karakterinde Ankara ve Bursa’da Özlem Öçalmaz, Antalya ve İzmir’de Dilan Çiçek Deniz yer alacak.
“Dünya müzik tarihine yön veren deha Mozart, gündelik hayatında sıra dışı bir karakterdir. Yaşamı ile müziği zıt kutuplarda ilerleyen Mozart, adeta bir ‘tutunamayan’ profili çizmektedir. Mozart’a göre çok daha disiplinli ve müzik konusunda hırslı olan Salieri ise ‘müziğin tanrısı’ kadar başarılı olamamaktadır. Mozart ve Salieri arasında zamanla farklı bir ilişki kurulacaktır.”
Amadeus Turne Programı:
16 Ağustos Çarşamba 21.00 / Oran Açıkhava Sahnesi, Ankara
17 Ağustos Perşembe 21.00 / Oran Açıkhava Sahnesi, Ankara
7 Eylül Perşembe 21.00 / Bursa Kültür Park Açık Hava Tiyatrosu, Bursa
24 Eylül Pazar 21.00 / Antalya Açıkhava, Antalya
25 Eylül Pazartesi 21.00 / Antalya Açıkhava, Antalya
7 Ekim Cumartesi 21.00 / Bornova Aşık Veysel Açıkhava Tiyatrosu, İzmir
8 Ekim Pazar 21.00 / Bornova Aşık Veysel Açıkhava Tiyatrosu, İzmir