GÜNDEM
  • 11-09-2023

    Tamino, “Gezgin Salon: Tamino Türkiye Turnesi” kapsamında 13 Eylül Çarşamba Ankara ODTÜ Mezunları Derneği Vişnelik Tesisi Çim Amfi’de, 14 Eylül Perşembe İzmir Arena’da, 17 Eylül Pazar İstanbul Parkorman’da konser verecek.

    2018’de  Salon İKSV’de ilk Türkiye konserini verdiğinden bu yana Türkiye’deki dinleyicileriyle sıkı bir bağ kuran Tamino, Gezgin Salon ile ilk Türkiye turnesine çıkacak. ​“Indigo Night”, “Habibi” gibi hit şarkılara imza atan Tamino, ilk albümü Amir’in uluslararası başarısını izleyen Sahar isimli ikinci albümünü 23 Eylül’de yayımladı. Mısır’ın en ünlü şarkıcılarından ve film yıldızlarından Muharrem Fouad’ın torunu olan Tamino, yine sınır tanımadığı ve zamansızlığa aday bu albümde kendi aile tarihçesi ile Ortadoğu ve Avrupa’nın folk ve rock müzik gelenekleri arasında seyahat ediyor. Tamino’nun Sahar albümü Antwerp’teki dairesinde doğdu. Gitar ve piyano çalmakta zaten usta olan sanatçının Suriyeli bir mültecinin eğitmenliğinde çalmaya başladığı ut, yazdığı yeni şarkılara ve yakaladığı melankolik evrene damgasını vurdu. Radiohead’in basçısı Colin Greenwood, prodüktör ve ses mühendisi PJ Maertens ve davulcu Ruben Vanhoutte de albüme katkıda bulundu.

    “Gezgin Salon: Tamino Türkiye Turnesi” biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    6589
  • 11-09-2023

    Michael Frayn’ın kaleme aldığı, Noyan Ayturan’ın yönetmenliğini üstlendiği, Umut Beşkırma, Yaman Ceri ve Burcu Ger’in rol aldığı Kopenhag, 23 Eylül’de Moda Sahnesi’nde 28 Eylül’de Zorlu PSM’de ve 11 Ekim’de de DasDas’ta tiyatroseverlerle buluşacak.

    “20. yüzyılın en büyük atom fizikçilerinden Niels Bohr ve Werner Heisenberg 1941 yılında Kopenhag'da tarihin akışını değiştiren bir görüşme yaparlar. Hakkında Hitler için atom bombası yaptığı iddiaları dolaşan Heisenberg, Nazi işgali altındaki Danimarka'ya, yarı-Yahudi eski arkadaşı ve hocası Bohr'u ziyarete gider. Yanlış anlaşılmalar ve belirsizliklerle dolu bu görüşmenin sonucunda İkinci Dünya Savaşı'nın gidişatı ve milyonlarca insanın kaderi belirlenir. Heisenberg, Bohr ve Margrethe'ın huzura kavuşamayan ruhları, hayattayken yanıtlayamadıkları bir sorunun cevabını aramaktadır: ‘Heisenberg Kopenhag'a neden geldi?’

    Belirsizlik, bellek, nezaret ve perspektif temalarını konu eden Kopenhag; bilimin ve sosyal hayatın temeli olan ‘belirsizlik’ labirentinde modern fizik, felsefe ve ilişkilere dair bir anlatı kuruyor. Hâkimi, savcısı ve sanığı sürekli olarak değişen sürreal bir davanın etrafında şekillenen sahneleme fikri, politik söylemlerin git gide sertleştiği çağımızda alınan kararlar ve sorumluluklar üzerine etik bir tartışma açıyor.”

    Kopenhag oyununun Moda Sahnesi’ndeki gösteriminin biletlerine buradan, Zorlu PSM’deki gösterimine biletlerine buradan ve DasDas’taki gösteriminin biletine ise buradan ulaşabilirsiniz.

    Künye:
    Tek perde / 75dk
    Yazan: Michael Frayn
    Yöneten: Noyan Ayturan
    Çeviren: Noyan Ayturan
    Yönetmen Yardımcısı: Cansın Asarlı
    Dramaturji: Melike Saba Akım
    Kostüm Tasarımı: İrem Dilaver
    Işık Tasarımı: Ayşe Sedef Ayter
    Müzik: Çağrı Beklen
    Afiş Tasarımı: Emre Yunusoğlu - Cansın Asarlı
    Oyun Fotoğrafları: Emre Yunusoğlu
    Reji Asistanı: Sera Armağan
    Danışman: Ferdi Çetin
    ​Oyuncular: Umut Beşkırma, Yaman Ceri, Burcu Ger

    0
    0
    2317
  • 11-09-2023

    Depo, Türkiye’nin ilk dijital müzesi ve insan hakları arşivi Tarihsel Adalet için Bellek Müzesi’nin “Geçmiş Bugündür” başlıklı sergisine 12 Eylül - 8 Kasım tarihleri arasında ev sahipliği yapacak.

    Şimdiye kadar 12 Eylül Darbesi üzerine yapılmış en kapsamlı sergi olan “Geçmiş Bugündür”, 1960 - 1991 arası döneme odaklanıyor. Tarihsel Adalet için Bellek Müzesi’nin de sloganı olan “Geçmiş Bugündür” temasıyla açılan serginin odak noktasını müzenin dijital alandan fiziksel alana taşıdığı koleksiyonlar ile arşiv malzemesinden parçalar ve içerikler oluşturuyor. 12 Eylül’den doğrudan etkilenmiş öznelerin kolektif katkılarıyla kurgulanan sergi, Bellek Müzesi koleksiyonları ile etkileşim içinde kolektif veya bireysel olarak üretilmiş sanat eserlerini; yazar, gazeteci ve araştırmacıların çalışmalarını da bir araya getiriyor.

    Darbe sürecinde insanlığa karşı işlenen suçların kaydını tutarak hak ihlallerini görünür kılmayı amaçlayan Bellek Müzesi, 12 Eylül’den bugüne 43 yıldır devam eden adalet mücadeleleri ve geçmişle yüzleşme pratiklerine Sözlü Tarih, Dava Dosyaları, Bellek Nesneleri ve Adalet Arayışı koleksiyonlarını kapsayan bir insan hakları arşiviyle gözler önüne seriyor. Bu koleksiyonlarda; devrimci mücadelenin yükselişinden öğrenci hareketlerine, sendikal örgütlenmeden kadınların siyasi mücadelesine ve anti-faşist direnişe kadar birçok tanıklığın yanında darbenin kolektif belleği, askerî rejim ve hukuk sistemi, insan hakları ihlalleri, adalet mücadelesi, uluslararası dayanışma, cezasızlık, yüzleşme ve hesap sorma pratiklerine dair bilgiler bulunuyor. Bellek Müzesi’nin daimî koleksiyonlarında 235 dijital, 93 fiziki dava dosyası, binlerce sayfalık hukuki belge, 35 ayrı bağışçıdan edinilen 40 bin bellek nesnesi, 300 saati aşan 120 sözlü tarih kaydı, 518 fiziki belge, 65 gazete ve 150 kitap yer alıyor. 

    "Geçmiş Bugündür" sergisinin konseptini ve küratoryal çerçevesini Aylin Tekiner, Eylem Delikanlı ve Sevim Sancaktar; sergi tasarımını Karşılaşmalar’dan Sevim Sancaktar üstleniyor. Serginin yürütücülüğünü Research Institute on Turkey ile Demokrasi ve Bellek Araştırmaları Derneği yapıyor.

    Yazılarıyla destek veren Gültan Kışanak ve Osman Kavala’nın yanısıra, Aylin Tekiner, Doğa Yirik, Gülçin Aksoy, Gülsün Karamustafa, Güneş Terkol, Nil Yalter, Özlem Sulak, Sevim Sancaktar ve Tan Oral sergiye eserleriyle katkı veriyor. Atölyelere ve içeriklere destek sunanlar arasında ise; Aybike Haydaroğlu, Berin Uyar, Burcu Ballıktaş Bingöllü, Bülent Aydın, Cemile Çakır, Cumartesi Anneleri/İnsanları, Deniz Erdem, Emel Ataktürk Sevimli, Eylem Delikanlı, Ezgi Bakçay, Ferhat Kentel, Feyyaz Yaman, Feza Kürkçüoğlu, Fikret Akovalı, Hafıza Merkezi / Hafıza ve Sanat Arşivi, Hüseyin Yavuz, Mustafa Yükselbaba, Nevzat Açan, Öncü Doğu Gürsoy, Özgül Akıncı, Filiz Fırtına, Nalan Yırtmaç, Özgür Sevgi Göral, Özlem Delikanlı, Tanıl Bora, Reyhan Yalçındağ Baydemir, S. Yalçınkaya, Sevgi Can Yağcı Aksel, Ülfet Taylı ve Ümide Çelik Aysu bulunuyor.

    Program:

    12 Eylül Darbesi’nin Tarihsel ve Toplumsal Anlamı (Tarih Vakfı ile birlikte)
    Doç. Dr. İsmet Akça
    14 Eylül Perşembe, 19:00–20:30
    Adres: Metro Han, Şahkulu Çukur, Erkanı Harp Sokak No:2 Beyoğlu, İstanbul

    Evvel Zamanla Tanışmak / Otobiyografik Anlatı
    Roza Erdem
    19 Eylül Salı, 19:00–21:30
    Adres: Metro Han, Şahkulu Çukur, Erkanı Harp Sokak No:2 Beyoğlu, İstanbul

    Türkiye’de Epistemik Yozlaşma ve Devlet Şiddetinde Toplumsal Suç Ortaklığı
    Dr. Yeşim Yaprak Yıldız
    23 Eylül Cumartesi, 16:00–18:00
    Adres: Metro Han, Şahkulu Çukur, Erkanı Harp Sokak No:2 Beyoğlu, İstanbul

    0
    0
    2095
  • 11-09-2023

    Margaret Atwood’un Sanatçının Genç Bir Kadın Olarak Portresi’ni olağanüstü bir derinlikte çizdiği Kedi Gözü romanı, Suna Güler’in çevirisiyle Doğan Kitap’tan çıktı.

    ​Elaine Risley, retrospektif sergisinin açılışı için gittiği Toronto’da geçmişiyle yüz yüze geliyor.  Acılarından güç devşirdiği geçmişi karşısında şimdi: Okulda ona nasıl olması gerektiğini söyleyen kız arkadaşlarının zorbalığı, güzel, kusursuz ve hanım hanımcık olmayı öğreten kadın dergileri, ona hep sınırları gösteren ailesi... Oysa Elaine ressam olmak, dünyayı anlamlandırmak istiyor. Fırçasıyla kadınlar için çizilen bütün sınırları bozmak istiyor. Ona yapamayacağını söyleyen dünyayı karşısına almak, aşkı da bedenini de deneyip yanılarak, acı çekerek keşfetmek istiyor. 

    0
    0
    1265
  • 10-09-2023

    İdil Meşe’nin “Yara” isimli yeni şarkısı Ada Müzik etiketiyle müzikseverlerle buluştu.

    İdil Meşe, sözü ve müziği kendisine ait olan yeni şarkısı “Yara”da uzun seneler geçse de hissi taze kalan duygusal yaralara değiniyor. Yas, aşk ve ayrılık temalarında gezinen parça, kıpır kıpır ritimler ve duygulu gitarlar ile bir Akdeniz akşamını andırırken, hüznü de yumuşak bir şekilde içinde taşıyor. Umut Çetin’in Brezilya esintili gitarları ve dokunaklı synth’leri ile kurduğu ses dünyası ve düzenlemesiyle dinleyiciyle buluşan şarkıda, akustik gitarda ve gitar düzenlemesinde Özgür Çıtır, bas gitarda Ozan Kısaparmak ve perküsyonda Velican Sağun yer alıyor. Ses prodüksiyonu, mix ve mastering’i Umut Çetin tarafından yapılan şarkının vokal kaydı Şen Bakkal Stüdyosu’nda Barış Yalaz, perküsyon, gitar ve bas gitar kayıtları Ada Stüdyosu’nda Özgür Özkan Mete ve Ceren Çakar tarafından yapıldı. Can Aykal’ın koleksiyonunda bulunan ve kendisinin ekipman desteğiyle, İdil Meşe’nin vokali, Oliver Archut tarafından sınırlı sayıda üretilmiş olan C-12CG mikrofon ile kaydedildi. Kapak görseli ise Gülinler tarafından çizildi ve Alptuğ Çavuş tarafından boyutlandırıldı.

    İdil Meşe’nin “Yara” isimli yeni şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.

    İdil Meşe Konser Takvimi:
    14 Eylül - İstanbul Kahve Festivali (Rain Lab: İdil Meşe & Da Poet) - Tersane İstanbul
    15 Eylül - İstanbul Kahve Festivali (İdil Meşe // band) - Tersane İstanbul
    16 Eylül - Ankara Kült Kavaklıdere  (İdil Meşe // band)
    ​23 Eylül - Ankara Kahve Festivali (Rain Lab: İdil Meşe & Da Poet) - Bilkent Center

    0
    0
    1318
  • 10-09-2023

    Jakup Ferri’nin son dönem üretimlerinden, 59. Venedik Bienali Kosova Pavyonu, Manifesta 14 ve Kuntsmuseum Luzern’da gösterilmiş eserlerinden oluşan “Funk Your Funk” başlıklı sergi 13 Eylül – 14 Ekim tarihleri arasında Ferda Art Platform’da sanatseverlerle buluşacak.

    Gündelik hayattan sahneleri şölensel ve masalsı bir üslupla yorumlayan Jakup Ferri’nin eserlerinde özellikle müzik, dans ve spor gibi temalar ön plana çıkıyor. Sanatçı eserlerinde bir dansçının ya da jimnastikçinin beden hareketlerini, havuz başında eğlenen insanların çeşitli hâllerini, aile ve arkadaşlarla toplanılmış bir günü ya da hayvanlar, dünya dışı yaratıklar ve insanlar arasında neşeli bir ilişkiyi tasvir eden sahneleri detaylı çizimleriyle özenle kurguluyor. Çizimlerinde lineer bir perspektif yerine çoklu bir perspektif kullanan sanatçının oluştuğu sahnelerdeki karakterler her çizgisinde sanatçının özgün dilini aynı şekilde yansıtan bir evren yaratıyor.

    Sanatçının eskiz defterinde doğan bu hikâyeler dokuma ve nakış işlerinde iş birliği yaptığı Arnavut kadın zanaatkârların ellerinde hayat buluyor. Gündelik hayatın renkli bir kutlamaya dönüştüğü sergide, sanatçının tekstil ve nakış işlerinin yanı sıra tuval üzerine yağlı boya ve el dokuması halı eserlerini de yer alıyor.

    Çalışmalarına ve yaşamına Kosova ve Amsterdam’da devam eden sanatçı 9. İstanbul Bienali’nde de gösterilen video eserleri ile tanınsa da son dönem üretimlerinde tekstil ve dokuma işleri ile de ön plana çıkıyor.

    Künye:
    1. Untitled (from the Muscle Memory Series), 2023,Stitched with sewing machine on cotton 145 x 205 cm
    ​2. Funk Your Funk, 2021 - 2023 Ink & oil on linen canvas 155 x 203 cm

    0
    0
    2354
  • 10-09-2023

    Netflix'in kurucusu ve ilk CEO’su Marc Randolph’un Netflix'in bir fikirden şirkete dönüşmesinin hikâyesini anlattığı Netflix - Netflix’in Doğuşu ve İnanılmaz Serüveni, Meltem Yılmaz’ın çevirisiyle Holden Kitap’tan çıktı.

    “Bir zamanlar video kiralama mağazaları hüküm sürmekteydi. Hepsinde gecikme ücreti vardı. Video yayın akışı henüz duyulmamıştı ve DVD'lerin yaygın olarak kullanılması ancak uçan arabalar kadar olası görülüyordu. Fakat Marc'ın bir fikri vardı. İnternetten faydalanarak film kiralamak gibi basit bir fikir. Bu basit fikirden yola çıkarak Reed Hastings ve Marc Randolph birlikte Netflix’i kurdular.

    ​Şimdi 150 milyon abonesiyle Netflix’in zaferi ortada olsa da 21. yüzyılın en altüst olmuş startup’ı yola birkaç inanan ve her dönemeçte karşılaşılan bir felaketle başlamıştı. Ancak tüm bunlara rağmen Marc Randolph’un yolculuğu cesarete, azme ve kararlılığa sahip herhangi birinin dünyayı değiştirebileceğini kanıtlıyor. Karşıt görüşlerle dolu bu anlatıda Marc, akıcı bir dille iş hayatının en temel problemlerine mükemmel çözümler sunuyor: Nasıl başlanır? Yatırımcı nasıl bulunur? Şirket nasıl yönetilir? Başarısızlıkların ve hayal kırıklıklarının üstesinden nasıl gelinir? Başarıyla nasıl başa çıkılır? Başarı aslında nedir?”

    0
    0
    1641
  • 09-09-2023

    Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu, Piu Entertainment ve Zorlu PSM ortaklığıyla ve Damat & Tween desteğiyle sahneye aktarılan, Türkiye’de ilk kez sahneye uyarlanan Aşık Shakespeare, 4 Ekim’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde prömiyer yapacak.

    Uraz Kaygılaroğlu’nun William Shakespeare’e, Nezaket Erden’in Viola karakterine hayat verdiği Aşık Shakespeare’in yönetmenliğini Serdar Biliş, koreografisini Beyhan Murphy, müziklerini Tuluğ Tırpan, dekor ve ışık tasarımını Cem Yılmazer ve kostüm tasarımını ise Gamze Kuş üstleniyor. İngiliz tiyatro oyun yazarı ve senarist Tom Stoppard, Amerikalı senarist, roman ve oyun yazarı Marc Norman tarafından yazılan ve 71. Akademi Ödülleri’nde, “En İyi Senaryo”, “En İyi Film”, “En İyi Kadın Oyuncu” ve “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ödüllerini kazanan Aşık Shakespeare, aynı isimle sahneye uyarlanıyor. Oyunda Uraz Kaygılaroğlu ve Nezaket Erden’e, Şebnem Sönmez, Merve Polat, Kerem Arslanoğlu, Ceren Taşçı ve Ekrem Can Arslandağ eşlik ediyor. Oyunun özgün atmosferini yansıtmak üzere bestelenen şarkılar, müzisyen Gülinler ve oyun için bir araya gelen özel müzik grubu tarafından sahnede canlı olarak seslendirilecek.

    Tiyatrodaki pek çok kalıbı yıkan ve tiyatroyu yeniden inşa eden William Shakespeare’in 16. yüzyıl İngiltere’sinde, yeni oyunuyla kendini ispat etme çabası içindeki gençliğine ve genç bir kadının erkeklerin dünyasında sahneye çıkmak için verdiği mücadeleye odaklanan Aşık Shakespeare, Shakespeare dönemi tiyatrosuna ve yaşamına dair çağdaş bir perspektif sunuyor. Oyunda bir tiyatro kumpanyasının Shakespeare’in oyununu sahneleme sürecini, bir dizi yanlış anlaşılmayı, karmaşayı, kralları, kazaları ve aşkın en tuhaf hâllerini anlatırken Shakespeare ve Marlowe efsanesinin de altını çiziyor.

    ​4 Ekim’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde sahnelenecek Aşık Shakespeare oyununun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    6365
  • 09-09-2023

    Cem Güventürk’ün “Kendime Ulaşacağım ama Hangi Yoldan?” başlıklı ilk kişisel sergisi 16 Eylül - 30 Ekim tarihleri arasında Hope Alkazar’da sanatseverlerle buluşacak.

    Kısa ve derin hikâyeleriyle, metinle grafiğin, illüstrasyonla karikatürün, gündelik olanla derin tefekkür gerektirenin özgün bir bileşimini ortaya koyan Cem Güventürk, sergisinde yazı ve resmi bir araya getirdiği üslubu ile izleyiciye farklı bir deneyim sunmayı amaçlıyor. Serginin küratörlüğünü Banu Seyhan üstleniyor.

    “İnsan, modern dünya içinde çeşitli yollar üzerinden arzularına, hedeflerine, tutkularına kısacası özünde otantik kendine ulaşmaya çalışır. Bunu bazen bir yoga matında rahatlamaya çalışırken, bazen bir metro istasyonunda beklerken, bazen boş bir duvara bakarken ama en çok da kendini yakaladığı o mikro şaşkınlık anlarında fark eder ve yakalamaya çalışır ve bazen de bırakır.

    Kendini gerçekleştirme hâllerinde, öze ulaşma çabası hayatın en çok çözümlenmek istenen parametreleri içinde ne pahasına olursa uğraş verilen birincil amaçlarından biri. Dünyanın gailesinden, şehirlerin kalabalığından, insanların ve düşünce yumaklarının baskısından sıyrıldığımız; kendimizle, zihnimizle baş başa kaldığımız an, sanatsal bir deneyim anından başkası olamazdı. İşte bu noktada Güventürk yazı ve resmi bir araya getirdiği üslubunda; izleyiciye bazen bir sorgulama, bazen bir gülümsetme bazen de kendini bulma-kaybetme deneyimi sunma arzusuyla yola çıkıyor.

    Schopenhauer’in bu sözü tam da bizi sergi ismine sürüklüyor ‘İnsan arzu ettiği gibi yaşayabilir ama arzu ettiği gibi arzu edemez.’ Güventürk bir sanatçı olarak sanatın yegâne amaçlarından birinin işaret etmek olduğunu düşünüyor ve hep birlikte bizi kendimize ulaşmaya gayret ettiğimiz o yolda; kendimizi kaybetmemizi, arayışımızı, buluşumuzu ve değişimimizi kendine has üslubuyla işaret ediyor.”

    0
    0
    2873
  • 09-09-2023

    H. İbrahim Türkdoğan ve Fırat Kargıoğlu’nun Aydınlanma söyleminin dışında bırakılan Max Stirner üzerine merak uyandıran diyaloglarından oluşan Ben’in Terörizmi-Max Stirner Üzerine Bir Söyleşi adlı kitap, Tabiat Kitap tarafından yayımlandı.

    “Anarşizm, otoriteye karşı mücadele ediyor gibi görünse de, toplumsal düzeni değiştirmek için kolektif bir irade oluşturmanın riskini taşır”, diyen Alman filozof Max Stirner (1806-1856) mülkiyet haklarına, kapitalizme, liberalizme, hümanizme ve milliyetçiliğe karşı çıktığı gibi komünizme de karşı çıkmıştır. Başyapıtı Biricik ve Mülkiyeti (Norgunk Yayınları) H. İbrahim Türkdoğan tarafından Türkçeye kazandırılmış ve büyük alaka toplamıştı. Biricik’in egoist avukatı Max Stirner hem öğretici hem de keyif verici bir söyleşiyle yeniden gösteriyor kendini: Ben’in Terörizmi.

    “Aydınlanma projesi gerçekleşmedi, çünkü o projede Stirner’in parmağı yoktu. Gerçekleşseydi eğer (Stirner ile), yine yıkılırdı, çünkü hiçbir şey Hiç’in yıkıcı gücü karşısında ebediyen var olamaz. Her iki durumda da Stirner gülerdi, çünkü her durumda zafer onun – Hiç’in.” - H. İbrahim Türkdoğan

    0
    0
    1505
DAHA FAZLA
Geldanlage