GÜNDEM
  • 22-12-2023

    Kazım Şimşek’in “Direnç” başlıklı kişisel sergisi 5 Ocak-17 Şubat 2024 tarihleri arasında KAIROS’ta sanatseverlerle buluşacak.

    “‘Yalnız yaşayan insanların, kendi içlerinde başlayıp biten eğlenceleri vardır.’ Kalabalık yaşamları iğneleyici bir cümledir bu, büyük salonlarda kurulan uzun masaları tiye alır Oğuz Atay. Sonu gelmeyen kalabalık yemekleri; kahkahalarla bölünen, tütün dumanıyla çevrili, muhabbetin asla bitmediği ve gecenin sonunda misafirlerin kendileri gibi sofranın da kötü bir natürmorta dönüştüğü debdebeli yaşamları alaşağı eder. Öte yandan çok incelikli bir söylemdir de yalnızlığı yeniden sorgulatır bize. Kimsesiz yalnızlık başkadır, kalabalıkta yalnızlık başka; yalnız bırakılmak veya tahammülsüzlükten ötürü yalnız kalmak bambaşka…

    Kazım Şimşek’in KAIROS’ta gerçekleşen ilk kişisel sergisi ‘Direnç’ de tıpkı böyle çatallaşmış bir yol ağzında beliriyor. Eylemin kendi sınırları, onun etrafını saran gerçeklikle beraber iyiden iyiye bulanıklaşıp kendi fenomenini doğuruyor: Varsıllığın ve yoksulluğun sınırlarını belirleyen bu tragedya, varoluşun acımasızca anlamsızlaştığı bir evrene dönüşüyor. Bu evrende kendi kendini aşamamanın çaresizliği kahramanları yıkıcı olmaya iter; hedef çevre olmasına rağmen yaşanan özyıkımdır.

    Şimşek’in kurduğu sahneler, aslında bir ‘son sahne’. Kompozisyonun sağ merkezine yerleştirilen kişiler, objeler hatta ‘olaylar’ son raddesine erişmiş, perde kapanmadan tam önceki an’a işaret ediyor. Direnç; izleyicinin, ressamın ve toplumun bin bir kırık parçasına dönüşmüş bireylerin paylaştığı çaresizliğin bir kesiti. Aynı zamanda tamamen insani; kalpten gelen bir tıkırtıya kulak vermemizi istiyor: Yaşayarak hayata mı yoksa ölüme mi direniyoruz?”

    0
    0
    1436
  • 22-12-2023

    Abi Elphinstone’un okurlarını eski bir şarkının peşinde tehlikelerle dolu büyülü bir maceraya davet ettiği kitabı Gök Şarkısı, Erdem Bostan’ın çevirisiyle İthaki Çocuk’tan çıktı.

    Karlı Erkenwald Krallığı’nda balinalar buz dağlarının arasında yüzer, kurtlar tundrada avlanır, kutup ayıları buzullarda gezinir. O topraklarda yaşayan insanları bulmaksa hiç kolay değildir. Kabileler zalim bir Buz Kraliçesi tarafından tutsak edilmiş, geri kalanlarsa vahşi doğanın derinliklerine gizlenmiştir. Lanetli bir müzik kutusundan kurtulan Eska ve Erkenwald’un kaderini değiştirebilecek icatlar yapan Flint’in, neredeyse unutulmuş eski bir şarkının peşinde Sonsuz Dağların ötesine uzanan, tehlikelerle dolu büyülü macerasının hikâyesini anlatıyor.

    “Macera bir kez pençesini geçirdiğinde, onu engellemek için yapılacak pek bir şey yoktur. Özellikle de işin içinde sihir varsa...”

    0
    0
    1663
  • 21-12-2023

    ENKA Sanat, klasik müziğe getirdiği yenilikçi soluk ile uluslararası arenada adından söz ettiren piyanist AyşeDeniz Gökçin’i 25 Aralık’ta, Türkiye’nin önemli oda müziği topluluklarından biri olan Borusan Quartet’i ise 26 Aralık’ta müzikseverlerle buluşturacak.

    ENKA’da ilk kez 10 yaşında sahne alan AyşeDeniz Gökçin, gerçekleştirdiği turne kapsamında 25 Aralık’ta İstanbul’daki dinleyicileriyle bir araya gelecek. Konserde, Hollywood Bağımsız Müzik Ödülleri’nde (HIMA) En İyi Modern Beste Ödülü’nü aldığı Patterns albümünden “Kelton” dahil olmak üzere kendi bestelerinden oluşan repertuvarın yanı sıra dünya çapında ses getiren Pink Floyd aranjmanlarını da seslendirecek. Gecenin finalinde ise Cumhuriyetimizin 100. yılına özel hazırladığı bestesini çalacak.

    Borusan Quartet, 26 Aralık’taki konserinde dinleyicilere Arjantinli tango bestecisi Astor Piazzola’nın en sevilen yapıtlarından özel bir seçki sunacak. Nuevo Tango’nun yaratıcısı, başta tangolar olmak üzere aralarında konçertolar, oda müziği yapıtları ve film müzikleri de olan ve toplam 750 yapıttan oluşan bir repertuvar bırakan Piazzola, Borusan Quartet’ın konserinde bir kez daha anılacak.

    ​ENKA Oditoryumu’nda gerçekleşecek etkinliklerin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1060
  • 21-12-2023

    Gülseren Südor’un altmış yıllık sanat hayatında bireysel ve toplumsal tanıklıklarına odaklanan “Gülseren Südor: Zamanlar ve Katmanlar Arasında” retrospektif sergisi, 18 Şubat 2024 tarihine kadar Metrohan’da sanatseverlerle buluşuyor.

    İBB, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılı kapsamında, Türk resim sanatının öncü kadın sanatçılarının eserlerine yer veren sergi serilerinin ikincisi olan “Gülseren Südor: Zamanlar ve Katmanlar Arasında” retrospektif sergisi, sanatçının kişisel, özel koleksiyonlarda yer alan 170’e yakın eserini izleyicinin beğenisine sunuyor. Küratörlüğünü Telga Südor Mendi’nin üstlendiği sergi, küratöryel kurguda toplam 7 tarihsel döneme ayrılıyor. Bunlar; “1965-1970: Sanatta Yolunu Bulmak İçin Araştırma Dönemi, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Öğrencilik Yılları ve Bireysel Tarihin İlk 25 Yılı”, “1970-1975: Bir Kadın, Bir Anne, Bir Sanatçı Olarak Kendini İtalya’da Aramak, Var Etmek”, “1975-1982: İtalya’dan Dönüş, Bireysel Katmanlardan Kadın Olmayı Soyup Çıkartmak ve Topluma Karşı Adeta Bir Manifesto Haline Getirmek”, “1982-1990: Varoluşun ve Kadınlığın Kutsanması, Yakın Tarihin Gölgesinde Bir Kendini Bulma Hikayesi”, “1990-2001: Sanattaki Yolunu Bulmuş, Olgunluğunun Başlangıcında Bir Sanatçı”, “2001-2015: Sanat Yolculuğunda İç ve Çekirdek Dünyaya Bakmak”, “2015-2023: Sırça Kulede Yalınlaşma”. Sergi, aile koleksiyonu başta olmak üzere özel koleksiyonlarda yer alan orijinal eserlerden oluşan kapsamlı bir seçkiyi izleyiciyle buluşturuyor.

    ​Altmış yıllık sanat hayatında Cumhuriyetin altmış yıllık gelişimine de tanıklık etmiş Gülseren Südor, zamanın getirdikleri ve bireysel katmanlarını işliyor. Südor aynı zamanda eserlerinde kadınlık, kadın olma ve dönüşen kadınlık rollerine üzerine düşünüyor ve üretiyor. Son dönemlerinde yağlı boyanın yanında esas tutkusu olan tarama eserlere ağırlık veren sanatçı, kendine özgü neredeyse tamamen metafiziğe dönen eserleriyle izleyici karşısına çıkıyor.

    0
    0
    3385
  • 21-12-2023

    Dünya prömiyerini Tokyo Uluslararası Film Festivali’nde yapan Melisa Önel’in yeni filmi Aniden, 22 Aralık’ta vizyona girecek.

    Rotterdam Film Festivali’nde Avrupa prömiyerini yapan Aniden, ardından Vancouver Uluslararası Film Festivali’nde izleyici karşısına çıktı. Türkiye prömiyerini gerçekleştirdiği Ankara Film Festivali’nde filmin başrol oyuncuları Defne Kayalar ve Öner Erkan En İyi Oyuncu ödüllerini kazandı.

    Feminist aktivist Esmeray’ın hayatını konu alan ödüllü belgeseli Ben ve Nuri Bala ve Berlinale’de prömiyerini yapan Kumun Tadı ile tanınan Melisa Önel, Aniden’in senaryosunu Uçurtmayı Vurmasınlar’ın yazarı Feride Çiçekoğlu ile birlikte kaleme aldı. Yönetmen bu hikâyede “İnsanın kendini gerçekleştirmesi için aileden, anneden ve dolayısıyla rahimden kopması, kimi güvenli alanları yok etmesi gerekli midir, özgürlük tüm kimliklerden sıyrılmak mıdır…Aidiyet sınırlayıcı mıdır, özgürleştirici midir?” sorularına odaklandıklarını belirtiyor.

    Başrollerinde Defne Kayalar, Öner Erkan, Şerif Erol, Ayşenil Şamlıoğlu’nun yer aldığı filmde onlara Dilan Çiçek Deniz konuk oyuncu olarak eşlik ediyor. Ayrıca oyuncu kadrosunda Aysel Yıldırım, Mehmet Bilge Aslan, Esra Kızıldoğan’ın yer aldığı filmde çocuk oyuncu Su Çeper de bulunuyor.

    Aniden Film ve Vigo Film’in yapımcısı olduğu Aniden, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nden yapım desteği aldı. Türkiye-Almanya-Sırbistan ortak yapımı olan filmin yönetici yapımcılarının arasında Sinan Eczacıbaşı ve Fırat İşbecer yer alıyor.

    “Reyhan uzun yıllar Hamburg’da yaşadıktan sonra kocasıyla kısa bir süre için İstanbul’a dönmüştür. Hamburg’a geri dönüşlerinin arifesinde Reyhan koku alamadığını fark eder, doktor tetkikleri ciddi bir sağlık sorunu olabileceğini işaret ettiğinde ise Reyhan bunu kabullenmek yerine şehirdeki geçmişinin peşine düşer.”

    22 Aralık’ta vizyona girecek Aniden’in fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

    https://www.youtube.com/watch?v=DH1RIti7NIM

    0
    0
    2160
  • 21-12-2023

    2019’da başlayan “Olimpos Sergileri” serisinin üçüncüsü olan “Enteriyör” temalı grup sergisi, Taner Ceylan’ın küratörlüğünde, 8-21 Ocak 2024 tarihleri arasında, Karaköy’deki tarihi un değirmeni binasında sanatseverlerle buluşacak.

    Taner Ceylan’ın yakından takip ettiği kimi sanatçıların üretim süreçlerini sanatın temel kavramlarıyla buluşturma deneyine dayanan “Olimpos Sergileri” serisi, Ceylan’ın Olimpos’taki zeytinliğinden elde edilen gelirle ve bağımsız gönüllü desteklerle devam ediyor. Toplamda beş sergi olarak planlanan “Olimpos Sergileri”nin ilk iki edisyonunda “Portre” ve “Peyzaj” temaları ele alındı. Serinin “Enteriyör” temasını ele alan bu üçüncü sergisinde; Pelda Aytaş, Mert Acar, Vildan Hoşbak, Studio Pinprick, Sinan Çınar, Sinan Tuncay, Serdar Eğer, Kaan Fıçıcı, Enes Alba ve Can İncekara resim, heykel, fotoğraf, desen, video ve yerleştirmeleri ile yer alıyor. Tümü yeni üretim olan eserler bu sergi ile ilk kez izleyici karşısına çıkacak.

    2019’da yayımlanan “Portre” ve 2021’de yayımlanan “Peyzaj” odaklı kitaplar gibi bu yıl da “Enteriyör” temasına odaklanan bir kitap sergiye eşlik ediyor. Süreyyya Evren editörlüğünde, Vahit Tuna tasarımı ve Engin Gerçek’in eser reprodüksiyon fotoğrafları ile hazırlanan kitap için kaleme aldıkları metinlerde sanatçılar Ayşenur Şentürk, Burak Delier, Can Aytekin, Eda Gecikmez, Gurur Birsin, Handan Börüteçene, Hera Büyüktaşçıyan, Murat Morova, Özlem Yılmaz, Seçkin Pirim, Selçuk Artut, Selim Birsel ve Sinan Logie enteriyör kavramını kendi hayatlarında iz bırakan iç mekâna odaklanmış yapıtlara dair yazdıkları metinlerle ele alıyorlar. Sergiyi tamamlayan bu yayın günümüz sanatçılarının Francis Bacon’dan Henri Matisse’e, Andrew Wyeth’ten Seher Shah’a, Krzysztof Wodiczko’dan Martha Rosler’e, Nuri Kuzucan’dan Malik Aksel’e, Eduardo Chillida’dan Diego Velázquez’e, farklı zamanlarda üretim yapmış pek çok sanatçıya ait enteriyör çalışmaları hakkında düşüncelerini bir araya getiriyor. “Olimpos Sergileri III: Enteriyör” için hazırlanan kitapta ayrıca sergide eserleri yer alan sanatçılara dair Taner Ceylan’ın yazdığı metinler de bulunuyor.

    2023 itibarıyla Olimpos Akademi başlığı altında bir öğrenme programı da başlatan “Olimpos Sergileri”; her edisyonunda sanat tarihinin temel konularından birine odaklanan bir sergi ve kitap projesi olarak devam ediyor.

    Adres: Ali Paşa Değirmeni Sok. No:16 / Karaköy, İstanbul

    ​Künye:
    1. Enes Alba, Tristan in Paris, 21,0 x 29,7 cm, Eds. 3+1 AP, 2023
    2. Pelda Aytaş, İsimsiz, bez üzerine nakış ve kumaş, 20*28 cm, 2023
    3. Can İncekara, trabzan, kağıt üzerine suluboya, 74x60 cm, 2023
    4. Sinan Çınar, No.5, 42x29,7 cm, Kağıt üzeri tükenmez kalem, 2023
    5. Serdar Eğer, İsimsiz, Polyester,krom,akrilik, 55x35x20 cm, 2023

    0
    0
    2398
  • 21-12-2023

    Cihat Burak’ın 1960-1992 yılları arasında kaleme aldığı öyküleri bir araya getiren kitabı Yakutiler, Everest Yayınları’ndan çıktı.

    Yakutiler, 1992 yılında Yunus Nadi Yayımlanmamış Öykü Ödülü’nün sahibi olmuştu. Bu kitap tıpkı 1981’de okurla buluşan Cardonlar gibi, Ferit Edgü’nün deyimiyle, “Burakça” bir dünyaya açılıyor.

    “Duvar tepelerinde tarih öncesinden kalma yakutilerin kıvrandığı, melun kedilerin konağını-bahçesini kaybetmeye yüz tutmuş bir İstanbul’da devriye gezdiği, kahvelerde toplanan okumuş takımının bacaklarına sürtünerek dolaştığı bu âlemi, resimden ve mimariden de beslenen irkiltici bir

    0
    0
    1627
  • 20-12-2023

    Bu yıl %100 Müzik’in katkılarıyla 26-27-28 Nisan 2024’te Zorlu PSM’de gerçekleştirilecek Sónar İstanbul’un line-up’ında yer alacak ilk isimler açıklandı.

    Bu yıl 8. kez düzenlenecek Sónar İstanbul’un açıklanan ilk isimleri arasında Adam Beyer, Eliza Rose, Ellen Allien b2b Nene H, Marcel Dettman (live), Olof Dreijer, Ryoji Ikeda - Ultratronics (Live Set), Sevdaliza ve William Basinski yer alıyor. Avrupa’nın en prestijli müzik festivallerinden biri olarak kabul edilen Sónar, dinleyicileri müzik, yaratıcılık ve teknoloji ekseninde bir araya getiriyor. Elektronik müziğin önde gelen isimlerini bir araya getirmenin yanı sıra görkemli görsel ve işitsel performansların sergileneceği üç günlük festivalde her sene olduğu gibi Sónar+D programı da yer alacak.

    8. Sónar Istanbul için açıklanan ilk isimler arasında; modern techno’nun öncülerinden kabul edilen ve Drumcode Records’un kurucusu Adam Beyer, çağdaş elektronik dans müziğinin en yenilikçi müzisyenlerinden Japonya’nın önde gelen elektronik kompozitör ve görsel sanatçılarından Ryoji Ikeda - Ultratronics (Live Set), “Human” şarkısıyla milyonlarca dinlenmenin yanı sıra etkileyici kostümleri ve sahne duruşuyla şarkıcı ve yapımcı Sevdaliza, Berlin ve kentin simgeleri Berghain ve Hard Wax ile özdeşleşen en ikonik figürlerden biri olan ve iki solo projesi “Command” ve “The State of Art” ile beğeni toplayan usta DJ Marcel Dettman (live), BPitch Control müzik şirketinin kurucusu, Stadtkind adlı albümü Berlin şehrine adanmış olan Berlin techno sahnesinin karizmatik isimlerinden Ellen Allien ile İstanbul doğumlu akademisyen, prodüktör, DJ,  Beste Aydın veya sahne adıyla Nene H’nin baş döndürücü setlerini dinleyeceğimiz Ellen Allien b2b Nene H, klarnetçi, saksafoncu, ses ve video sanatçısı kimlikleriyle yirmi yıllık kasetlerinden oluşturduğu dört ciltlik The Disintegration Loops albümüyle tanınan William Basinski, Hamburg merkezli olarak çalışmalarını sürdüren ve elektronik tınıları tekno ve breakbeat dokunuşlarıyla harmanlayarak DJ Stingray, Zenker Brothers, Polychain ve daha pek çok kişiyle birlikte çalan DJ Mell G, kardeşi Karin Dreijer ile birlikte oluşturduğu elektronik müzik ikilisi Knife’ın üyesi olarak tanınan İsveçli DJ ve yapımcı Olof Dreijer, müzik tutkusunu yazma tutkusuyla birleştiren ve ruhunun en derin kısımlarını müzik aracılığıyla aktarabilen bir hikâye anlatıcısı, DJ ve müzik yapımcı Eliza Rose ve Afrika müziği ile batı sahnesi arasında müzikal geçişler yaratarak kendi vizyonunu taşıyan sesini yaratırken müzik endüstrisinde çeşitliliğin güçlü bir elçisi hâline gelen Hyenah yer alıyor.

    ​Sónar Istanbul 2024 hakkında ayrıntılı bilgiye buradan, biletlerine ise buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1496
  • 20-12-2023

    Bihrat Mavitan’ın heykel sergisi 6 Ocak 2024 tarihine kadar Arnavutköy Galeri Selvin’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Bihrat Mavitan bir düş gezginidir ve kendine özgü ironisiyle gerçekleri gösterirken bizleri düş yolculuğuna çıkarıyor.

    Kendi ifadesiyle ‘Sanatımda heykel bir düşün peşi sıra gelir. Bu düş bir figürdür. Bu figüre kendimi yakıştırıyorsam da bu figür kimliksizdir. Benim düşlediğim her kişi oluverir. Bilmedik ya da çok bildik bir mekânda dolaşıverirler. Bilmedik veya çok bildik bir mekâna doluşuverirler ve o noktada hareket son bulur. Kadrajıyla, kaidesiyle, sunuluşuyla artık benimdir. Yeni figür yeni mekânını aramak ve yerleşmek için karşıma gelir, hep karşımda dururlar. Hiç ben onların onlar benim arkamıza geçmeyiz, hep yüz yüze bakarız. Hiç 'keşke' dedirtmezler bana.

    Sanatın sanat için olduğuna inanırım. ‘Ars Gratia Artis’ Bu yeni yapılacakların ana fikridir. Eskiz hazırdır. Bence malumdur. Şaşkınlığa, sürprize, hayrete gerek yoktur, yeterli ısrar yeteneği hizaya getirir. Tevazu gerekmez. Yaparsam iyi yaparım kuralına uyarım. Kendi beğenim çalışma ısrarımı oluşturur. Hep bir sonraki heykelimi merak ederim. Buradan anlaşılıyordur, heykel bir sonraki yapacağımın ilk aşamasıdır.

    Ve özgeçmişini de şöyle atfediyor.

    Akademiliyim. Öyle kalmakta ısrarlıyım. Sihirim burada saklıdır. Heykel bölümündenim, onun için resim yapmaktayım. Bilinenin aksine her heykelci biraz ressam, biraz mimar, rüyayı üç boyutlu görebilen sanatçıdır. Her rüyanın resmi yapılabilir. Her resmin de heykeli. Gerisi tıraştır. Ama, heykel ‘Tıraş’ değildir, zor iştir. Heykel gölgesi düşen bir öyküdür. Önüne gelen de yapamaz. Yapsa da olmaz. Yaldırlaşır.”

    0
    0
    1059
  • 20-12-2023

    Berkay Ateş’in kaleme aldığı ve oynadığı, rejisini Yiğit Sertdemir’in üstlendiği Tiyatro D22’nin yeni oyunu Uykusuz Bir Rüya, Salim, 4 Ocak 2024’te Alan Kadıköy’de prömiyer yapacak.

    Bu yıl 10’uncu yılını kutlayan Tiyatro D22’nin yeni oyununda Berkay Ateş, izleyenleri çok da yabancı olmadığı bir dünyaya sürükleyecek. Ailesi tarafından amcasının kebapçı dükkanında çalışmak üzere Adana’dan İstanbul’a gönderilen Salim’in başına gelenlerin anlatacak.

    Salim; Adana’da ailesi ile yaşarken, İstanbul’a amcasının yanına gönderilir. Amcasının kebapçı dükkanında çalışırken, şahit oldukları onu geri dönüşü olmayan bir yola sürükler. Çocukluğundan bu yana en çok bildiği duygu olan çaresizlikle tekrar baş başa kalan Salim’e kaderi bir oyun daha oynamıştır. Salim de izleyiciye sorar: Keşke mi daha zordur kader mi?

    Uykusuz Bir Rüya, Salim oyunun 4 Ocak 2024’te Alan Kadıköy’de gerçekleşecek prömiyerinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    3329
DAHA FAZLA
Geldanlage