GÜNDEM
  • 08-01-2024

    Zorlu PSM’nin PSM Loves Summer by %100 Müzik konser serisi bu yıl da dünyaca ünlü isimleri müzikseverlerle bir araya getirecek. 1 Haziran’da Kerala Dust ile başlayacak olan konser serisinde BADBADNOTGOOD 5 Haziran’da, Blonde Redhead 8 Haziran’da, Black Pumas 2 Temmuz’da, Blondshell 13 Ağustos’ta ve Fontaines DC 20 Ağustos’ta sahne alacak.

    PSM Loves Summer by %100 Müzik serisinin üçüncü edisyonu, elektronik müzikten post punk’a kadar uzanan dünya müzik sahnesinin yıldız isimlerini dinleyicilerle buluşturacak. Londra şehrinin karakteristiğini müziklerine yansıtıp elektronik müziği geleneksel müzikle harmanlayarak yepyeni bir boyuta taşıyan, “Nevada”, “The Chain”, “Medea” gibi ikonikleşmiş şarkıların sahibi Kerala Dust, müziğin türler arası bir doğaçlama alanı olduğunu savunarak türlerin sınırlarını aşan, hip hop’u caz’a, rock’ı sinematik bir evrene taşıyan Kanadalı topluluk BADBADNOTGOOD, geçtiğimiz Eylül ayında çıkardıkları Sit Down for Dinner’ın dünya turnesine çıkan ve albümde yer alan “Snowman” ile kısa sürede geniş bir hayran kitlesi edinen Kazu Makino ve İtalyan ikiz kardeşler Simone ve Amedeo Pace’den oluşan sevilen rock üçlüsü Blonde Redhead, 2017’de hızlı bir çıkış yakalayarak psikedelik soul ve R&B’nin simgesi hâline gelen, “Colors”, “Black Moon Rising”, “Fire’”şarkılarıyla milyonlarca dinlenmeye ulaşan Black Pumas, 2000’li yılların başında New York’un kaotik atmosferinde yetişerek Patti Smith, Joy Division ve Velvet Underground gibi müzisyenlerin etkisinde “Olympus”, “Kiss City” ve “Veronica Mars” gibi hitleriyle melankolik ve aynı zamanda hareketli melodilerini müzikseverlerle buluşturan Blondshell ve 2014 yılında Grian Chatten, Carlos O'Connell, Conor Curley, Conor Deegan III ve Tom Coll tarafından Dublin’de kurulan ve geçen sene çıkardıkları Skinty Fia albümlerinde yer alan neredeyse tüm şarkıları milyonlarca dinlemeye ulaşan BRIT ödülleri sahibi İrlandalı post-punk grubu Fontaines D.C., PSM Loves Summer by %100 Müzik konser serisinde sahne alacak ilk isimler oldu.

    ​PSM Loves Summer By %100 Müzik konser biletlerine Passo üzerinden ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1366
  • 08-01-2024

    Ferda Art Platform, Esra Karaduman’ın “Preasure” başlıklı ikinci kişisel sergisi ile Tulu Bayar’ın “İzler” başlıklı kişisel sergisini 10 Ocak-3 Şubat tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Geleneksel Sanatlar eğitimi alan Esra Karaduman eğitiminde minyatür sanatı üzerinde yoğunlaşmış olsa da minyatürden ödünç aldığı teknik bilgiyi güncel sanatın dili ile sentezleyerek kendine özgü melez eserler yaratıyor. İngilizce’de baskı (pressure) ve zevk (pleasure) kelimelerinin karışımından oluşan “Preasure” ismini taşıyan sergi tıpkı sanatçının doğu ve batı sanatı arasında gezinen eserleri gibi iki kavramı da içinde barındırıyor. Şimdiye kadar üretmediği kadar büyük boyutlarda çalışan sanatçı sergide hem kendisinin hem de disiplinler arası çalışmalarının sınırlarını zorluyor. Eserlerinde doğa, kadın ve cinsellik konularına değinen sanatçı, kendi hayat hikâyesi üzerinden yarattığı kırılgan olduğu kadar güçlü imgelerinin metaforik anlamları üzerinden nesne ve objelerin eşit derecede hikâyede görünür olduğu bir anlatı oluşturuyor. Sergide Esra Karaduman’ın kâğıt işlerinin yanı sıra cinsellikten ziyade daha çok tinsel bir erotizmi çağrıştıran murakka eserlerini de yer alıyor. “Preasure” sergisinin metnini Zeynep Ugan kaleme aldı.

    Bucknell Universitesi Güzel Sanatsal Fakültesi Bölüm Başkanı Türk kökenli Amerikalı sanatçı Tulu Bayar uzun bir aradan sonra “İzler” sergisiyle Türkiye’de yeniden izleyici karşısına çıkıyor. Sanatçı “İzler” sergisinde görsel olarak hayatının iki farklı yarısını temsil eden doğu ve batı paradigmasını yapıtlarıyla bir araya getiriyor. Sanatçı bir göçmen olarak kendisini hem ABD’de hem de Türkiye’de “öteki” hissetme hâlini, aynı anda iki tarihsel ve coğrafi süreklilik içinde var olma durumunu inceler ve görselleştirir. Bayar’ın çok disiplinli pratiği, fotoğraf, video, çizim, heykel ve enstalasyonu kapsayarak, çeşitlilik, göçmen deneyimi, melez kimlikler ve öteki olma gibi karmaşık bir şekilde iç içe geçmiş unsurların kesişimlerini yansıtıyor. Sanatçı yaratıcı sürecine, kurtarılmış görüntüler, kişisel fotoğraf arşivleri, fotoğraf filmleri, eski çizimler, haritalar, geri dönüştürülmüş tekstiller ve kültürel eşyaları bir araya getirerek başlıyor ve bunlara yeni bir yaşam katıyor. Bu birleşimin insan varoluşunun mozaiği andıran yapısına bir metafor olarak hizmet ediyor. Parçaların bir araya gelerek tutarlı bir bütün oluşturduğu bir durumu simgeliyor.

    Esra Karaduman’ın “Preasure” başlıklı ikinci kişisel sergisi Ferda Art Platform Ana Salon’da, Tulu Bayar’ın “İzler” başlıklı kişisel sergisi ise Ferda Art Platform Proje Alanı’nda 10 Ocak-3 Şubat tarihleri arasında ziyaret edilebilir.

    Künye:
    1. Esra Karaduman, Kaldığımız Yerden, 2023, Doğal kağıt üzerine guaj, mürekkep, suluboya ve gerçek altın, 100 x 140 cm
    2. Esra Karaduman, Kalp Kalbe Karşı, 2023,Kök boya ile renklendirilmiş doğal kağıt üzerine guaj, mürekkepi suluboya ve gerçek altın, 100x70 cm
    3. Tulu Bayar,Izler47
    ​4. Tulu Bayar, Baglantilar

    0
    0
    1339
  • 08-01-2024

    Arp sanatçısı Şirin Pancaroğlu, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen Türk Arpı Projesi ile arp çalgısına özel bir nota koleksiyonunu hayata geçirdi.

    Türk Arpı Projesi kapsamında üretilen yayınlar ve bu yayınların arkasındaki metodoloji, Türk Müziği geleneğinin estetik ve müzikal karakteristiğini dünyaya duyurabilmek ve söz konusu kültürel mirası sahiplenebilmek açısından uygulanabilir bir model teşkil ediyor. Projenin tarihsel arka planında, tarihi 11. yüzyıla dayanan bir arp türü olan “çeng” yer alıyor.

    Proje kapsamında; evrensel nota edisyonu normlarıyla uyumlu bir nota koleksiyonu, icra ve eğitim çalışmaları içerisinde yazılı, işitsel ve görsel materyaller dünya çapında erişime açıldı. 24 nota kitabından oluşan bu koleksiyon 2023 yılında İngiltere’de yayımlandı. Koleksiyonda yer alan eserler dünyanın dört bir yanından arp sanatçıları tarafından icra ediliyor, videoları da sosyal medya hesaplarından paylaşıyorlar. İskoç, Japon ve Hollandalı arpistler video serisinin başlangıcını oluşturuyor. Yayımlanan eserlerin bir bölümü de 2024 yılının ağustos ayında Singapur’da yapılması planlanan Rave Harps International Prestige Awards yarışmasının repertuarına dahil edilecek.

    ​Türk Arpı Projesi, 11.-14. yüzyıllar arasında Türkiye coğrafyasında var olmuş bir arp türü olan “çeng”in Türk Müziği içerisindeki estetik ve müzikal ruhunu, onun modern bir versiyonu olan arp çalgısı ile yaşatıyor. Türk Arpı Projesi bu bakımdan müzik geleneğimizden eksilmiş bir değeri geri kazandırabilmeyi, icra edilen eserleri arp üzerinden dünyaya aktararak adeta çengin hatırasını yaşatabilmeyi amaçlıyor. Kadim eserlerden günümüze değin, makam ve usul zemininde bestelenmiş eserlerden oluşan nota koleksiyonunda aynı zamanda Şirin Pancaroğlu’nun da kaleme aldığı eserler de bulunuyor. Sanatçı, koleksiyonda yer alan eserlerini Türk Müziği çalgılarının da katılımıyla kaydederek, “Alaim-i Sema” adını verdiği bir seri içerisinde tekliler olarak Kalan etiketiyle dinleyicilerle buluşturuyor. Projenin çıktıları itibariyle elde edilen gelirin bir bölümü deprem bölgesine aktarılacak olup, koleksiyonda yer alacak olan 25. kitap tümüyle açık erişime sunulması planlanıyor.

    0
    0
    1559
  • 08-01-2024

    Abby Hanlon’ın yazacak hiçbir şeyi olmadığını düşünen çocuklar için eğlenceli ipuçları fısıldayan kitabı Bu Hikâyeyi Ben Yazdım, Gülüzar Yıldırım’ın çevirisiyle Uyurgezer Kitap’tan çıktı.

    5 yaş ve üzeri okurlara hitap eden kitap; özgüven, okul yaşamı ve kendini ifade etmenin yaratıcı yollarına odaklanan hikâyesini, neşeli çizimlerle renklendiriyor. Kitap, yazma serüveninin başındaki minik yazarlara verilmiş esin dolu bir hikâye anlatıyor.

    ​Ralf’in sınıf arkadaşları hikâye yazmaya bayılıyor. Öğretmenlerine göre hikâyeler, her an her yerde bulunabilir. Evde, okulda, sokakta... Oysa Ralf, yazmayı bir türlü beceremiyor. Ama bir an; parkta, solucan Bacaksız’la geçirdiği sıra dışı günü hatırlayınca, işin rengi değişecek gibi görünüyor.

    0
    0
    1523
  • 07-01-2024

    Lübnan kökenli Fransız müzisyen İbrahim Maalouf, yeni müzikal projesi T.O.M.A’nın turnesi kapsamında, Epifoni organizasyonuyla, 25 Mayıs akşamı Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda müzikseverlerle buluşacak.

    Dünyaca ünlü trompetçi İbrahim Maalouf, 17 albüm ve bir Grammy adaylığının ardından yeni ve son derece yenilikçi bir müzikal projeyle geri dönüyor. Açılımı “Michel Ange’ın Trompetleri” olan T.O.M.A; felsefi, tarihi ve müzikal açılardan dinleyiciyi folklor ve modernliğin bir araya geldiği bir dünyaya götürüyor. Caz, rap, dünya ve Orta Doğu müziği türleri arasında gezinen sound’uyla ve kendine has tarzıyla dikkatleri üstüne çeken İbrahim Maalouf, 25 Mayıs akşamı İstanbul’daki hayranları ile bir araya gelecek.

    Müzik kariyerine klasik müzik eğitimiyle başlayan İbrahim Maalouf, henüz 20 yaşındayken birçok uluslararası klasik müzik yarışmasını kazandı. 2000’lerin başında pop, caz ve dünya müzik sahnelerinin önemli isimleri arasında giren virtüöz, yayımladığı birçok tekli ve albümle listelerin başında yer aldı. Sting, Salif Keita, Amadou & Mariam, Lhasa de Sela gibi pek çok ünlü isimle aynı sahneyi paylaşan Maalouf, 2007’den bu yana yayımladığı sayısız albümde prodüktör, besteci ve aranjörlük gibi rolleri de üstlendi. Maalouf, tüm bunların yanı sıra birçok film müziği albümü de besteledi. Trompetçi Nassim Maalouf’un ve piyanist Nada Maalouf'un oğlu, yazar Amin Maalouf'un yeğeni olan İbrahim Maalouf, geleneksel üç sübaplı trompet yerine babası Nassim Maalouf’un icat ettiği çeyrek tonların çalınmasına imkân veren dört sübaplı trompeti çalıyor.

    ​25 Mayıs akşamı saat 21.00’de Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda gerçekleşecek İbrahim Maalouf konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2049
  • 07-01-2024

    İstanbul Modern Kadın Sanatçılar Fonu aracılığıyla müze koleksiyonuna dahil edilen yapıtlardan oluşan “Hep Buradayız” sergisine paralel söyleşi serisi, 10 Ocak’ta gerçekleşecek “Bellek Üzerine Çalışmalar” başlıklı söyleşiyle devam ediyor.

    Bank of America’nın sponsorluğunu üstlendiği “Hep Buradayız” başlıklı sergide yapıtlarıyla yer alan Sibel Horada ve Ayça Telgeren’in konuşmacı olarak katılacağı “Bellek Üzerine Çalışmalar” başlıklı söyleşi, 10 Ocak’ta düzenlenecek. Türkiye’deki kadın sanatçıların üretimlerini desteklemek, bilinirliğini artırmak ve temsillerini güçlendirmek amacıyla kurulan İstanbul Modern Kadın Sanatçılar Fonu’nun desteğiyle koleksiyona dahil edilen yapıtlardan oluşan “Hep Buradayız” sergisine paralel son söyleşi Bellek Üzerine Çalışmalar”, serginin asistan küratörlüğünü üstlenen Melodi Gülbaba moderatörlüğünde gerçekleşecek. Söyleşide, sergide yapıtları yer alan sanatçılardan Sibel Horada ve Ayça Telgeren, çalışmalarında bellek kavramına kişisel ve toplumsal açıdan nasıl yaklaştıklarını, sanat pratikleri ve sergide yer alan yapıtları üzerinden aktaracak.

    “Bellek Üzerine Çalışmalar”
    Tarih: 10 Ocak Çarşamba
    Saat: 18.00 
    Mekân: İstanbul Modern Oditoryum
    Moderatör: Melodi Gülbaba
    ​Konuşmacılar: Sibel Horada, Ayça Telgeren

    0
    0
    1308
  • 07-01-2024

    Dirimart, sanatçı Ebru Uygun’un 2016–2023 yılları arasındaki üretimlerinin ve bu süreçte pratiğindeki dönüşümlerin incelendiği Ebru Uygun: Wet Light 2023 – The Sky a Silver 2020 – Cloud in a Raindrop 2017 – Random Process 2016 başlıklı kitabı okurla buluşturdu.

    Sanat yazarı ve eleştirmeni Murat Alat ile bağımsız küratör ve yazar Jesi Khadivi’nin yazılarıyla Türkçe-İngilizce çift dilli olarak yayımlanan kitap, sanatçıya dair kapsamlı bir çalışma sunuyor. Kitabın çevirisini Liz Erçevik Amado, Öznur Karakaş yaparken, kitabın editörlüğünü Levent Özmen ve Bahar Ahu Sağın, tasarımını ise Ali Emre Doğramacı üstlendi.

    Kitap, Ebru Uygun’un boyadığı tuvalleri şeritler hâlinde yırtıp onları başka bir tuval üzerinde yeni bir dizilişle bir araya getirdiği, formu bozarak yeni formlar yarattığı erken dönem pratiğinden uzaklaşarak formu mümkün olduğunca terk ettiği, odağını malzemenin kendisine bıraktığı 2016 yılı sonrası üretimlerini merkezine alıyor. Uygun’un tuval üzerine belirli bir rastlantısallıkla serpilmiş boya, alçı çimento gibi yapı malzemeleri kullanarak ürettiği eserleri inceleyen katalog, sanatçının doğa, zaman, hafıza ve mekân konularıyla ilişkisine de ışık tutuyor.

    Murat Alat: “Uygun’un çalışmaları önce izleyiciyi baktığı şeye yabancılaştırır, sonra da onu içine çekip kendi hercümercine dahil eder, ona yaşamın neşesini tattırır. Bu noktada yabancılaşılan artık söz konusu resim değil, gündelik akışı içindeki sıradan dünyadır.”

    Ebru Uygun: Wet Light 2023 – The Sky a Silver 2020 – Cloud in a Raindrop 2017 – Random Process 2016 başlıklı kitabın detaylarını info@dirimart.com adresi üzerinden öğrenebilirsiniz.

    0
    0
    1271
  • 06-01-2024

    Başrollerinde Altın Küre ve Oscar ödüllü oyuncu Nicolas Cage ve Julianne Nicholson’ın yer aldığı, Kristoffer Borgli imzalı Rüya Senaryo, 26 Ocak’ta vizyona girecek.

    İlgi Manyağı (Sick of Myself) filmiyle dikkatleri üzerine çeken Kristoffer Borgli’nin yönettiği, korku, komedi, fantezi ve bilimkurguyu birleştiren ve Nicholas Cage’i başrolüne taşıyan Rüya Senaryo’da MidsommarHereditary vBeau Is Afraid gibi filmlerle tanınan ünlü yönetmen Ari Aster yapımcı olarak görev alıyor. Rüya Senaryo, hemen hemen herkesin bir anda tuhaf bir şöhret kazanabildiği ve aynı hızla tanınmazlığa geri döndüğü ya da kötü bir şöhrete dönüşebildiği modern yaşamın kolektif bilincini alaycı bir yaklaşımla ele alıyor. Nicolas Cage’in Paul Matthews karakterine hayat verdiği film, sıradan bir adamın hayatının milyonlarca yabancının kendisini rüyalarında görmeye başlamasıyla altüst oluşunu eğlenceli bir dille anlatıyor.

    “Bir koca, baba, başarısız bir üniversite profesörü olan Paul Matthews, başkalarının rüyalarında rastgele görünmeye başladıktan sonra dünyanın en ünlü insanı olur. Önce kızının, sonra eski bir kız arkadaşının, ardından öğrencilerinin, sonra da neredeyse gezegendeki herkesin rüyasına giren Paul, kendini en çılgın hayallerinin bile ötesinde tanınan, kutlanan ve arzulanan biri olarak bulur. Ancak gece gösterileri kabusa dönüştüğünde, Paul yeni kazandığı bu şöhreti doğru yönlendirmeyi öğrenmek zorunda kalır.”

    Ülkemizdeki dağıtımını TME Films’in üstlendiği Rüya Senaryo, 26 Ocak’ta vizyonda olacak. Filmin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

    https://www.youtube.com/watch?v=-04_Nd1Q-Y8

    0
    0
    1988
  • 06-01-2024

    Merve Morkoç’un “Bu Biraz Leke Bırakabilir” başlıklı sergisi 20 Ocak tarihine kadar Martch Art Project’in Pera lokasyonunda sanatseverlerle buluşuyor.

    “‘Bu biraz leke bırakabilir’; bedenin statik, değişmeyen bir fiziksel varlık olduğu geleneksel görüşü aksine onun tüm kişisel ve çevresel olaylara tepki olarak dönüşüm ve değişim yeteneğine sahip olduğu yaklaşımı üzerine gidiyor. İnsan yaşamının ve içinde yaşadığımız koşulların doğası gereği belirsiz ve çeşitli kırılganlık biçimlerine açık olduğu, hayatlarımızın istikrarsızlık, öngörülemezlik, zarar ve sıkıntı potansiyeliyle uyum içinde sürüyor olması bu sergideki çalışmaların en büyük birleşim noktası.”
    Merve Morkoç

    Merve Morkoç’un “Bu Biraz Leke Bırakabilir” sergisini 20 Ocak tarihine kadar pazar ve pazartesi hariç her gün 12.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    1411
  • 06-01-2024

    Ayhan Geçgin’in Uzun Yürüyüş kitabındakine benzer bir coğrafyada geçen yeni romanı  Dünyalararasında, Metis Yayınları’ndan çıktı.

    Dünyalararasında için kıyamet sonrası bir dünyanın mesafeli dili ve uzlaşmaz üslubuyla yazılmış kısa ama yoğun bir edebi-felsefi metin deniyor. Sert iklimde dondurularak muhafaza edilmiş bir an, yazının imkânları ile geriliyor, çekiliyor, doku ve boyut değiştiriyor: Soyut ve saydam bir hâle gelirken içinde buzullaşmış, tortulaşmış, fosilleşmiş birtakım şeyler, anılar, kırımlar, hayatiyetler de açığa çıkıyor.

    Kitaptan:

    “Gece, soğuk, bir kaya kovuğu.
    Gece soğukta bir kaya kovuğuna sığınmışım. Öyle diyorum. Gözlerimi açıyorum, bakışlarım yıldızlarla parıl parıl gece göğüyle karşılaşıyor. Bir kuyunun dibinden bakar gibi bakıyorum, ters dönmüş bir uçurumun kenarından yukarıya bakıyorum. Parıltılara dönüşmüş sessizlik, uğulduyor. Kim bakıyor? Ben. Orada yatan, gözlerini ışıltılı göğe diken biri var, o zaman bu benim. Sonra, yoo diyorum, ben değilim, bakan ben değilim, tam tersine milyonlarca göz bebeği bana bakıyor. Bu dağların, kayaların, soğuktan çıtırdayan taşların, buza kesmiş kuru çalıların, hışırtıların, uzaklardan gelen ulumaların arasında kendimi görüyorum. Kim bu? Bu benim, bu ben değilim. Yoksa, diye aklımdan geçiyor, burada mı doğdum, bu kaya kovuğunun dibinde az önce mi doğdum? Birazdan mışıl mışıl yeniden uykuya dalacağım. Ben, hayır, o. Bir bebek gibi uyuyacak. Mışıl mışıl değil, tetikte. Hiçbir şey bilmiyorum artık, gerçekten bir bebek...”

    0
    0
    1432
DAHA FAZLA
Geldanlage