
Norveçli yazar, aktris Linn Skåber’in gençlerle gençliğe dair yaptığı röportajlardan hazırladığı kitabı Genç Olmak – Monologlar, Lisa Aisato’nun çizimleri, Ayşe Erbulak’ın çevirisiyle Eksik Parça Yayınları’ndan çıktı.
Skåber, gençlere sivilcelerinden barışa ve kayba kadar pek çok konuda sorular sordu. Bu röportajlardan aldığı cevaplarla, ergenlik dönemini akılda kalıcı ve etkileyici şekilde yakalayan, gençlerin bakış açısından kurgusal monologlardan oluşan bu kitabı yazdı.
Ergenlik heyecan verici, güzel ve eğlencelidir. Bazen de hem zor hem tuhaftır. Çocukluk ve yetişkinlik arasındasınızdır. Başkalarıyla bir arada ama yalnız. Ebeveynler kenarda durur ama deneseler de pek bir şey anlamazlar. Skåber’in hazırladığı bu kitap anlaşılır, eğlenceli ve içten diliyle herkese hitap ediyor.
Linn Skåber: “Elbette, tüm ergenliğimi kucaklamayı başaramadım, nasıl başarabilirdim ki? Ben bir yetişkinim ve asla bu gizli topluluğun gerçek bir parçası olamam. Ama onlara yakın oldum, bana açıldılar ve yeni döşenmiş odalarında hayatın nasıl olduğuna dair bir dizi güzel, sıcak, komik ve hüzünlü hikâye dinledim.”
GOSS grubunun Olası Kazalar isimli ilk albümünün ilk şarkısı “Yok Olsun Ardından” yayımlandı.
Gözde Oktaş ve Serkan Serter’den oluşan GOSS, “Yok Olsun Ardından” şarkısında kişinin aldatıldığını fark ettiği ve karşındakiyle yüzleştiği bu karanlık gecede yıkılan güven, pişmanlık ve bir kopuş hikâyesini anlatıyor. Parçadaki agresif vokaller bir yandan bu duruma isyan ederken, diğer yandan hüzne boğduran duygusal vokal ve gitarlar ile kişinin arada kaldığı duygusal çıkmaza dikkat çekiyor. Synth-pop, dark pop, new wave ve elektronik rock müzik türlerinden esinlenen grup, ilk albümü Olası Kazalar’ı yıl boyu tekliler yayımladıktan sonra 2024 yılı sonbaharında dinleyicilerle buluşturacak.
Tansiyonu yükselten karanlık synth bas tonları, reverb’lü derin gitarlar ve sürükleyici hikâye anlatıcılığı ile GOSS’un yeni dönemine işaret eden “Yok Olsun Ardından” şarkısının söz ve müziği GOSS’a ait. Şarkının prodüksiyon, mix ve mastering’i Yaşar Görkem Arslan imzası taşıyor. Saygın Ayyıldız tarafından çekilen fotoğraflarda, styling Yusufcan Dursun, saç Aykut Akkoç ve makyaj tasarımı ise Gözde Duman tarafından gerçekleştirildi.
GOSS’un yeni teklisi “Yok Olsun Ardından”ı buradan dinleyebilirsiniz.
Künye:
Söz & Müzik: GOSS (Gözde Oktaş, Serkan Serter)
Prodüksiyon: Yaşar Görkem Arslan
Mix & Mastering: Yaşar Görkem Arslan
Artwork: Serkan Serter
Fotoğraf: Saygın Ayyıldız
Fotoğraf Asistanları: Betül Serter, Aksel Köseoğlu, Nazlı Aydın
Styling: Yusufcan Dursun
Makyaj Sanatçısı: Gözde Duman
Saç Sanatçısı: Aykut Akkoç
Visualizer: Serkan Serter
Management: Özkan Boyoğlu
Label: GOSS Music
Dag Solstad külliyatının en önemli parçalarından birini oluşturan Bjørn Hansen üçlemesinin son kitabı Bjørn Hansen’e Dair Üçüncü ve Son Roman, Banu Gürsaler Syvertsen’in çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.
On Birinci Roman, On Sekizinci Kitap’ta hayatını kökünden değiştirecek bir planı uygulamaya koyarken, 17. Roman’da ise yıllardır görmediği oğluyla yeniden iletişim kurmaya çalışırken izlediğimiz Bjørn Hansen artık yaşlı bir adamdır ve Oslo’nun yoksul bir mahallesindeki küçük dairesinde tek başına yaşamaktadır. Fakat ölmüş anne ve babasıyla hayali konuşmalar yaparak ölüme hazırlandığı günlerin akışı davetsiz bir misafir yüzünden beklenmedik bir yön alacaktır: Gelini yıllar sonra Bjørn Hansen’in kapısını çalmış, üniversiteye başlayacak torunu Wiggo’yu dedesinin evinde kalması için yanında getirmiştir.
“Solstad okurlarına alçakgönüllü, neşeli, mükemmel bir roman sunuyor. Kendine özgü bir ars moriendi, ölme sanatı üzerine küçük bir kitap.” - Dagbladet
Volkswagen Arena, “Her Şey Bir Arenada” mottosuyla 10. yılında da dolu bir programla katılımcılarıyla buluşmaya devam ediyor.
2023 boyunca dev konserlerden etkileyici oyunculuk performanslarına, ulusal ve uluslararası basketbol turnuvalarından dünya çapında Espor şampiyonalarına kadar birçok farklı etkinlikte; 60 farklı organizatörle iş birliği içinde, 120’ye yakın etkinlikte, 100’e yakın sanatçıyı ve 250 bini aşkın misafiri ağırlayan Volkswagen Arena ocak ayında da yeni içeriklere ev sahipliği yapacak. Geçtiğimiz sene boyunca; 6 yıllık aranın ardından yeniden Türkiye’ye gelen bas gitar dehası Marcus Miller, dünyanın en büyük üniversiteler arası VALORANT turnuvası olan Red Bull Campus Clutch’ın Dünya Finali, biletleri hızla tükenen yerli alternatif rock müziğin öne çıkan temsilcilerinden Mor ve Ötesi’nin ili konseri, 2018 yılından bu yana kapalı gişe izleyicilerle buluşan KREK Tiyatro’nun Dünyada Karşılaşmış Gibi oyunun 100. performansı, Fazıl Say’ın usta tiyatro sanatçısı Genco Erkal ve farklı ses rengiyle dikkatleri her zaman üzerine çeken Cem Adrian’ı sahnesinde ağırladığı geleneksel hâle gelen yıl sonu konserleri başta olmak üzere pek çok özel performans Volkswagen Arena’da katılımcılarla buluştu.
1999 yılında çıkardıkları ilk stüdyo albümleri Eski Köprünün Altında ile rock müziğe yeni bir soluk getiren, yıllar içinde Belki Alışman Lazım, Seni Kendime Sakladım, En Güzel Günüm Gecem, Darmaduman gibi çok dinlenen albümlere imza atan, Türkçe rock dünyasının en köklü ekiplerinden Duman, 13 Ocak’ta (bu akşam) Event 34 organizasyonu ve +1 sunumu ile Volkswagen Arena’da sahne alacak.
Protest tavrı, parlak sesi ve hisli vokaliyle söylediği şarkıları, yankılandığı festivaller ve remiks versiyonları aracılığıyla uzun yıllardır dünyada da geniş yankı bulan sahnelerin efsane ismi Selda Bağcan’ın senfoni ile rock müziğin birleşimini sunduğu klasikleşmiş konsepti Senforock, New Generation Entertainment organizasyonu ile 28 Ocak Pazar akşamı Volkswagen Arena’da müzikseverlerle buluşacak.
KREK Tiyatro’nun Afife Jale ödüllü oyunu Dünyada Karşılaşmış Gibi beşinci sezonunda da Volkswagen Arena’da izleyici karşısına çıkacak. Yönetmen koltuğunda KREK’in kurucusu Berkun Oya’nın oturduğu; Alican Yücesoy, Defne Kayalar, Fatih Artman, Okan Yalabık, Öner Erkan, Serkan Keskin ve Settar Tanrıöğen’in rol aldığı Dünyada Karşılaşmış Gibi sıra dışı sahne tasarımı ve zekice işlenmiş senaryosuyla, Pozitif iş birliği ile 30 ve 31 Ocak tarihlerinde Volkswagen Arena’da sahnelenecek.
Volkswagen Arena’da gerçekleşecek etkinliklerle ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Metin Alper Kurt’un “Zaman Aralıkları” başlıklı kişisel sergisi 25 Ocak-24 Şubat tarihleri arasında x-ist’te sanatseverlerle buluşacak.
“Zaman Aralıkları” sergisi kişisel ve derinlikli bir zaman formunun yansımalarını izleyiciye sunuyor. Öznel deneyimlerin ve iç dünyanın şekillendirdiği zaman dilimleri, kendi içlerinde parçalı ama aynı zamanda bütünsel zaman yapılarını oluşturan sergi; zaman, içsel ve yaşamsal dinamiklerdeki donmuş anları vurgulayan biçimsel bir hat taşıyor. Her zaman diliminin örgüsü, o anın vurgusunu belirliyor. Hareketsizlik dönemlerinin imajları, bırakma, kayma, açılma, katlanma, es verme gibi çeşitli biçimlerde ortaya çıkıyor. Sergide mermer, donmuş bir zaman tasvirini sunarken, iç ve dış dünyanın durumlarını yansıtıyor. Mermer bloklardan yontulan bu heykeller, şiirsel ve kristal bir zamanın öğelerini taşıyarak, aralıkların toplamını ifade ediyor.
Mark Changizi’nin insan becerilerinin kökenlerini araştırdığı, dil ve müziğin evrimsel açıklamasını yaptığı ve insan konuşmasının doğanın seslerini kullanmak için tasarlandığını gösterdiği çalışması Doğayı Dizginlemek, Ozan Karakaş’ın çevirisiyle Alfa Yayınları’ndan çıktı.
“Dil ve Müzik Nasıl Doğayı Taklit Ederek Kuyruksuz Maymunu İnsana Dönüştürdü?” alt başlığına sahip kitap, hangi dil olursa olsun, konuşmamızın çok açık bir şekilde doğanın seslerine dayandığını gösteriyor.
“Bilimsel fikir birliği, insan konuşmasını anlama yeteneğimizin yüzbinlerce yılda geliştiği yönündedir. Daha yürümeden konuşmaları anlamayı öğreniyoruz ve çok büyük miktarda bilgiyi sadece duyarak sorunsuz bir şekilde özümseyebiliyoruz. Çocuklar okumayı çok küçük yaşta öğrenirler ve bilgileri, işittiklerinden çok daha hızlı bir şekilde okuyarak özümseyebilirler. Oysa okumak için gelişmediğimizi biliyoruz çünkü yazı sadece birkaç bin yaşında.”
Can Kazaz’ın ve Gök isimli yeni albümü Universal Music Türkiye etiketiyle yayımlandı.
2022 yılında yayımladığı ve Toprak albümüyle dinleyicilerin beğenisini kazanan sanatçı, şimdi de yeni albümü ve Gök ile dileyicilerin karşısına çıkıyor. Kazaz’ın kendine has tarzını yansıtan yeni albümünde sekiz şarkı yer alıyor.
Can Kazaz’ın yeni albümü ve Gök’ü buradan dinleyebilirsiniz.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından hayat geçirilen İstanbul Tiyatro Festivali’nin 2024 ve 2025’te düzenlenecek 28. ve 29. edisyonları yönetmen, oyuncu ve akademisyen Prof. Dr. Mehmet Birkiye küratörlüğünde gerçekleştirilecek.
“Köklü Kent Oyuncuları” geleneğinin önemli temsilcilerinden biri olan, kariyeri boyunca birçok oyunun yönetmenliğini üstlenen hem İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda hem de kuruculuğunu üstlendiği İstanbul Aydın Üniversitesi Drama ve Oyunculuk Bölümü’nde akademik alana önemli katkılar sunan Mehmet Birkiye, iki yıl süreyle İstanbul Tiyatro Festivali’nin küratörlüğünü üstlenecek. 28. İstanbul Tiyatro Festivali, Aygaz, Entek, Opet, Tüpraş sponsorluğunda Ekim-Kasım 2024’te tiyatroseverlerle buluşacak.
Mehmet Birkiye, yeni göreviyle ilgili şunları söyledi: “İstanbul Tiyatro Festivali dünya tiyatrosuna açılan bir kapıdır. Birçok tiyatrocu bu kapıdan geçerek dünya tiyatrosuyla tanıştı. En azından kendim için bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Şimdi bu kapıyı açık tutmakta benim de katkımın olacağını düşünmek, heyecan verici bir sorumluluk. Umarım tiyatrocularımızı ve seyircilerimizi bu kapıdan geçirerek dünya tiyatrosunun güzellikleriyle buluşturabiliriz.”
2022 yılında İstanbul Tiyatro Festivali’nin programı yeni bir yapıyla şekillendirildi ve bu yıldan itibaren festival programının, sahne sanatları alanından bir küratör eşliğinde gerçekleştirilmesine karar verildi. İstanbul Tiyatro Festivali’nin ilk küratörü Işıl Kasapoğlu oldu; 2022 ve 2023 yıllarında Kasapoğlu’nun küratörlük görevini üstlendiği 26. ve 27. İstanbul Tiyatro Festivali, festival için tasarlanan özel projeleri, özgün metinleri ve farklı yaklaşımlar sunan birçok yeni yapımı izleyicilerle buluşturdu.
BKM’nin yapımcılığını üstlendiği, Uğur Yücel’in rol aldığı Neyzen, ocak ve şubat aylarında Türkiye’nin farklı şehirlerinde tiyatroseverlerle buluşacak.
Uğraş Güneş’in kaleme aldığı, Can Yücel’in yönetmenliğini üstlendiği Neyzen oyunu Neyzen Tevfik’in hayat hikâyesini, dünyasını, dostlarını anekdotlar, hicivler ve şiirler ile anlatıyor. Geçtiğimiz sezondan beri kapalı gişe devam eden oyun, 18 Ocak’ta İstanbul’da, ardından sırasıyla Ankara, Antalya, İzmir, Adana, Gaziantep, Diyarbakır ve Van’da sahnelenecek.
Program:
18 Ocak Perşembe - İstanbul CKM
19 Ocak Cuma - Ankara Meb Şura
24 Ocak Çarşamba - Antalya AKM Aspendos Salonu
26 Ocak Cuma - İzmir Suat Taşer Sahnesi
2 Şubat Cuma - Adana 01 Burda Pgm Sahnesi
3 Şubat Cumartesi - Gaziantep Şahinbey Kongre Merkezi
5 Şubat Pazartesi - Diyarbakır Sezai Karakoç Kültür Merkezi
6 Şubat Salı - Van Evliya Çelebi Uygulama Oteli
16 Şubat Cuma - Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi
Begüm Mütevellioğlu’nun “Duvar, Geçit, Bahçe” başlıklı kişisel sergisi 12 Ocak-2 Mart tarihleri arasında Simbart Projects’te sanatseverlerle buluşuyor.
“Duvar, Geçit, Bahçe” sergisi, mekân tarafından şekillendirilen kimlik kavramı etrafında zihinde bir zamana ait anımsamanın parlama ve sönümleme akışını mekânın katılığında birleştiren ortak varoluş biçiminin izlerini sürüyor. Duvar mekândaki bir boşlukla oluşturulan kapalı bir imgesel kurgu belirtirken, geçit insanlığın birbiriyle ilişki kurduğu geçirgen bir alanı, bahçe ise arzulanan ancak ulaşılamayan bir manzaranın izlerini barındırıyor. Sergi, Begüm Mütevellioğlu’nun temas ettiği mekânsal olguları beden, hafıza mekânı ve toplumsal mekân üzerinden yorumlayarak anılara dayanan bu referansları görsel bir iletişim biçimine dönüştürmeyi amaçlıyor.
Sanatçı, mekân ve figürün ilişkisini ele alırken figürü mekân tarafından ikincil konuma düşüren bir yaklaşım izliyor, figür mekâna boyun eğiyor ve onun tarafından şekillendiriliyor. Bu sergideki resimlerinde de sanatçı, yine mekân ve figür ilişkisi içinde renge, ışığa, sabah güneşine, yaz mevsimine, yarı gölge hâline, kurumsallaşmanın getirdiği mecburiyetlere, insan hayatında eksilttiği sükunete, özgürlüğe ve geçmişe duyulan özleme vurgu yapıyor. Mütevellioğlu, yaşam ve üretim alanlarını resimlerinde yansıtarak, zaman zaman dahil olunan veya fiziksel olarak bulunulmayan ancak aidiyet hissi uyandıran mekânlarda, içselleştirilen düzeni ve kişide yarattığı huzuru resimlerine aktarmayı hedefliyor. “Duvar, Geçit, Bahçe” sergisi sanatçının izin günlerinde yaptığı seyahatlerden yola çıkarak, zihninde ışıklı köşelere yerleştirdiği anılarını resmettiği eserlerinde bir çiftin geçitlerden ve bahçelerden geçerek çıktığı ama hep yarı gölgede kaldığı bir yolculuğu izliyor.