
Borusan Contemporary, Amerikalı multidisipliner sanatçı Doug Aitken’in Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “İçimdeki Şehir”i, 14 Eylül 2024 - 17 Ağustos 2025 tarihleri arasında Perili Köşk’te sanatseverlerle buluşturacak.
Jérôme Sans küratörlüğünde gerçekleşen Doug Aitken monografisi “İçimdeki Şehir”, sanatçının 2007-2024 yıllarını kapsayan yapıtları ile ziyaretçileri mekâna özgü bir yolculuğa çıkarırken, modern yaşamın olağanüstü bir izdüşümünü sunuyor. Sergiye, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan bir seçki sunan “Ebedi Prelüt” sergisi eşlik edecek. Müzenin yeni alımlarının da yer aldığı sergi, uluslararası çağdaş sanatın önde gelen isimlerinin güncel yapıtlarını Dr. Necmi Sönmez küratörlüğünde bir araya getiriyor.
Doug Aitken, modern yaşamın ve hiperbağlantılılığın karmaşıklıklarını ve çelişkilerini, neoliberal küreselleşmiş toplumdaki özgürlüğün anlamını ve bunun bireylerin izolasyonu üzerindeki olası etkilerini ele alıyor. Bu kavramsal yolculuğun bir özeti niteliğindeki monografik sergisi “İçimdeki Şehir”, sanatçının 2007’den 2024’e kadar uzanan üretimlerinden bir seçki sunuyor. Aitken’in geniş yelpazedeki sanatsal pratiğini, farklı disiplinlerle bir araya getirdiği sergi, ziyaretçileri pasif bir gözlemciden öteye geçerek, kentlerin dokusu ve ritmiyle olduğu gibi içinde bulundukları mekânla da etkileşime girmeye davet ediyor. Özellikle şehirleri merkeze alan çalışmalar, günümüzün aşırı bağlantılı dünyasının durumunu ve paradoksal izolasyonunu araştırıyor. Hareket ile hareketsizlik, aşırı hız ile yavaşlık, bağlantı ile yalnızlık arasında yer alan bu çalışmalar, kentsel, fiziksel, dijital ve duygusal ortamlarında insan hareketliliğini sorguluyor. Yalnızlıktan, genişleyen mega şehirlerin muazzam kütlesi ve sınırsız dijital okyanus içindeki silinmeden bahseden sergi, insanlığın yönünü sorgulayarak günümüz iletişim, bağlantı kurma, algılama ve varoluş biçimlerine yanıt veriyor. Doug Aitken, günümüzün eşsiz hızlı temposuyla yaşarken, hızlı teknolojik ilerleme ve değişen kentsel manzaralar içinde yön bulabilmenin zorluklarına dikkat çekiyor.
“İçimdeki Şehir” ile eş zamanlı olarak Perili Köşk’te izleyiciyle buluşacak olan, Borusan Contemporary Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan bir seçki sunan “Ebedi Prelüt” sergisi ise ziyaretçileri mekânın girişinden terasına, bir kedinin meraklı adımlarıyla keşfe çıkmaya davet ediyor. Serginin her adımında neon heykeller, video yerleştirmeleri, müdahale edilmiş fotoğraflar ve kavramsal çalışmalar ile sunulan görsel deneyim, izleyicilere sanatın farklı boyutlarını derinlemesine inceleme fırsatı veriyor. Uluslararası çağdaş sanatın önde gelen isimlerinin eserlerini bir araya getiren sergi, önemli bir bölümü ilk kez gösterilecek olan, farklı dijital tekniklerle üretilmiş çalışmalardan oluşuyor.
Künye:
1. Modern Figures GEP 2018 Stefan Altenburger
2. "Ebedi Prelüt" Rick Silva
İstanbul Modern, Japon sanatçı Chiharu Shiota’nın “Chiharu Shiota: Dünyalar Arasında” başlıklı sergisini 6 Eylül’den (bugün) itibaren sanatseverlerle buluşuyor.
İstanbul Modern Şef Küratörü Öykü Özsoy Sağnak ve Asistan Küratör Yazın Öztürk tarafından hazırlanan “Chiharu Shiota: Dünyalar Arasında” başlıklı sergi, sanatçının performans, video, yerleştirme ve resim gibi çeşitli ifade biçimlerinde sıklıkla kullandığı hafıza, varoluş, göç, yolculuk ve insan deneyimi gibi konulara odaklanıyor. Chiharu Shiota’nın İstanbul Modern için özel olarak ürettiği geniş ölçekli bir yerleştirmenin yer aldığı sergi; Japan Foundation ortaklığı, Japonya Büyükelçiliği ile Japonya İstanbul Başkonsolosluğu iş birliği ve Arnica’nın desteğiyle düzenleniyor.
Shiota, sergiye de adını veren Dünyalar Arasında başlıklı büyük ölçekli yerleştirmesini, Asya ve Avrupa’nın kesişiminde bulunan İstanbul’un konumundan yola çıkarak üretiyor. Japonya’yı 2015 yılında Venedik Bienali’nde temsil eden Chiharu Shiota’nın İstanbul Modern’de sergilenecek yerleştirmesi, sanatçının kişisel ve kolektif hafızayla ilişkilendirdiği bireysel hikâyeleri keşfetme fırsatı sunuyor.
“Chiharu Shiota: Dünyalar Arasında” sergisini, 6 Eylül 2024-20 Nisan 2025 tarihleri arasında İstanbul Modern’de ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1-6. Dünyalar Arasında, 2024, Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz
7. Sonsuz Hat, 2024 Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, Koç Holding Enerji Grubu Şirketleri Aygaz, Entek, Opet ve Tüpraş sponsorluğunda 22 Ekim - 19 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek 28. İstanbul Tiyatro Festivali’nin programı belli oldu.
2022 yılında küratörlü bir yapıya geçen İstanbul Tiyatro Festivali, Mehmet Birkiye’nin küratörlük döneminin ilk yılında, 5 uluslararası, 14 yerli oyundan oluşan bir programla tiyatroseverlerle buluşacak. Festivalin biletleri 13 Eylül Cuma günü satışa çıkacak. Şahika Tekand, Ebru Nihan Celkan, Yiğit Sertdemir, Özen Yula, Levent Tülek, Kerem Kurdoğlu, Tuğçe Tuna, Engin Hepileri, Nagehan Gürkan, Elif Temuçin, Halil Babür, Güray Dinçol, Ümit Erlim, Başak, Kıvılcım Ertanoğlu, Michael Önder, Selin Şenköken imzalı yapımlar prömiyerlerini festivalde yaparak izleyicilerin beğenisine sunulacak. Festivalde bu yıl ayrıca, Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülü ve İKSV Genç Sanatçı Fonu’yla desteklenen üç yeni yerli oyun sahnelenecek. Festival, İstanbul’un iki yakasında; Alan Kadıköy, Arter Karbon, Cemal Reşit Rey Konser Salonu, DasDas, Erdem Otopark, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi, Metrohan, Hope Alkazar, Maximum UNIQ Hall, Üsküdar Tekel Sahnesi ve Zorlu PSM olmak üzere 11 farklı mekânda gerçekleşecek. 28. İstanbul Tiyatro Festivali Onur Ödülü ise tiyatro oyuncusu ve eğitmeni Müjdat Gezen’e sunuldu.
Festival, bu yıl da dünya tiyatrosunun çarpıcı örneklerini izleyiciyle bir araya getirecek. Özellikle sıra dışı Shakespeare yorumlarının öne çıktığı programda Almanya, Fransa, Romanya, Sırbistan ve Japonya’dan eserler yer alacak. Festivale her gelişi büyük heyecan yaratan topluluk Schaubühne Berlin, on yılın ardından yönetmen Thomas Ostermeier’in yönetiminde, yıldız oyuncu Lars Eidinger’in başrolünde oynadığı III. Richard; festival izleyicisinin geçmiş yıllardan hatırlayacağı bir başka büyük yönetmen Declan Donnellan, Marin Sorescu Ulusal Tiyatrosu ile birlikte sahneye koyduğu Hamlet ve tüm dünyada izleyicileri derinden etkileyen Nikita Milivojević ise Sırbistan Ulusal Tiyatrosu oyuncularıyla sahneye koyduğu gerçeküstü bir Macbeth ile festivalde olacak. Dünyanın en köklü tiyatrosu kabul edilen Comédie-Française ilk Türkiye ziyaretini, dünyanın en önemli tiyatro festivallerinden Avignon Festivali’nin direktörü Tiago Rodrigues’in yönettiği Hekabe, Hekabe Değil isimli oyunla 28. İstanbul Tiyatro Festivali’nde yapacak. Ayrıca festival, Japonya-Türkiye diplomatik ilişkilerinin 100. yılı kutlamaları vesilesiyle Japon butoh dansının büyük ustası Ushio Amagatsu’yu, topluluğu Sankai Juku’nun Utsushi başlıklı gösterisiyle ilk defa ülkemizde ağırlayacak. Festival, açılışını 22 Ekim’de Müfettişler ile yapacak. Tiyatro İN yapımı, Melih Cevdet Anday imzalı oyun Müfettişler’in yönetmenliğini Engin Hepileri üstleniyor. Aslıhan Gürbüz, Erkan Kolçak Köstendil, Kadir Çermik ve Burak Altay’ın rol aldığı oyunun müzikleri ise Kenan Doğulu imzası taşıyor.
28. İstanbul Tiyatro Festivali’nin detaylı programına buradan ulaşabilirsiniz. Festival biletleri Lale Kart üyeleri için indirimli ön satış döneminin ardından, 13 Eylül Cuma günü 10.30’dan itibaren Passo üzerinden satışa çıkacak.
28. İstanbul Tiyatro Festivali Programı:
Açılış Oyunu: Müfettişler
22 Ekim Salı 20.00 / UNIQ Hall
23 Ekim Çarşamba 20.00 / UNIQ Hall
Loop
23 Ekim Çarşamba 20.00 / Alan Kadıköy
24 Ekim Perşembe 20.00 / Alan Kadıköy
Utsushi
24 Ekim Perşembe 20.00 / Zorlu PSM Turkcell Sahnesi
25 Ekim Cuma 20.00 / Zorlu PSM Turkcell Sahnesi
Gece Diyarı
26 Ekim Cumartesi 20.00 / Alan Kadıköy
27 Ekim Pazar 20.00 / Alan Kadıköy
Nora (Bir Bebek Evi)
30 Ekim Çarşamba 20.00 / Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi
31 Ekim Perşembe 20.00 / Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi
Savaş ve Barış I. Bölüm
31 Ekim Perşembe 15.00 | 20.00 / Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi
Hekabe, Hekabe Değil
2 Kasım Cumartesi 20.00 / Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi
3 Kasım Pazar 18.00 / Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi
Dans Salgını
2 Kasım Cumartesi 20.00 / Arter Karbon
3 Kasım Pazar 15.00 | 18.00 / Arter Karbon
Martı Mıyım?
4 Kasım Pazartesi 20.00 / Alan Kadıköy
5 Kasım Salı 20.00 / Alan Kadıköy
Linçler ve Dudaklar
6 Kasım Çarşamba 20.00 / Üsküdar Tekel Sahnesi
7 Kasım Perşembe 20.00 / Üsküdar Tekel Sahnesi
Hamlet
7 Kasım Perşembe 20.00 / DasDas
8 Kasım Cuma 20.00 / DasDas
İstanbul Mon Amour | Senden Bana Hayır Gelmez Güzel İstanbul
8 Kasım Cuma 11.00 – 14.15 | 12.15 – 15.30 | 13.00 – 16.15 | 14.15 – 17.30 / Metrohan – Hope Alkazar – Erdem Otopark
9 Kasım Cumartesi 11.00 – 14.15 | 12.15 – 15.30 | 13.00 – 16.15 | 14.15 – 17.30 / Metrohan – Hope Alkazar – Erdem Otopark
Haberci
9 Kasım Cumartesi 20.00 / Üsküdar Tekel Sahnesi
10 Kasım Pazar 15.00 / Üsküdar Tekel Sahnesi
Macbeth
12 Kasım Salı 20.00 / Cemal Reşit Rey Konser Salonu
13 Kasım Çarşamba 20.00 / Cemal Reşit Rey Konser Salonu
Bagajdaki Balta
12 Kasım Salı 20.00 / Alan Kadıköy
13 Kasım Çarşamba 20.00 / Alan Kadıköy
Yalnız
13 Kasım Çarşamba 20.00 / Üsküdar Tekel Sahnesi
14 Kasım Perşembe 20.00 / Üsküdar Tekel Sahnesi
Medea - Materıal
16 Kasım Cumartesi 20.00 / Üsküdar Tekel Sahnesi
Ölüyor Mu Ne?
16 Kasım Cumartesi 20.00 / Alan Kadıköy
17 Kasım Pazar 15.00 / Alan Kadıköy
III. Rıchard
18 Kasım Pazartesi 20.00 / Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi
19 Kasım Salı 20.00 / Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi
Temeli 1970’li yılların sonlarında atılan Dr. Şükrü Bozluolcay Koleksiyonu’ndan yola çıkarak tasarlanan tematik sergi “İçinde Bir Bağ”, 27 Eylül - 21 Aralık tarihleri arasında Bozlu Art Project Mongeri Binası’nda sanatseverlerle buluşacak.
İbrahim Cansızoğlu’nun küratörlüğünü üstlendiği “İçinde Bir Bağ” başlıklı koleksiyon sergisi, bir araya getirdiği kırkı aşkın eserle, sanatçılar arasındaki karşılıklı aktarımları ve türler arası geçişkenlikleri ele alıyor. Sergi, ismini Burhan Uygur’un bir otoportre çalışmasında yer alan “İçimde bu hayata karşı bir bağ varsa yine bu hayata karşı hilesiz ve hurdasız bir çözümü ispat içindir.” cümlesinden alıyor. Sergi, koleksiyonda yer alan sergilenmemiş eserlerin yanı sıra sergi için üretilen çalışmaları da izleyiciye sunuyor. Sergide yer alan sanatçılar arasında; Şemsi Arel, İlgen Arzık, İlhan Berk, Cihat Burak, Server Demirtaş, Abidin Dino, İsmet Doğan, Evren Erol, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Can Göknil, Mehmet Güleryüz, Bahriyeli İsmail Hakkı, Demet Kaya, Komet, Zühtü Müridoğlu, Meliha Sözeri ve Burhan Uygur bulunuyor.
“İçinde Bir Bağ”, Türkiye sanat tarihinde kendine özgü tarzlarıyla öne çıkan, geliştirdikleri estetik anlayışla akımların ve kategorilerin sınırlarını aşındıran sanatçıların eserlerinden oluşan bir seçki sunuyor. Yansıma ve yansıtma mekanizmaları hem fiziksel hem de psikolojik metaforlar olarak sergideki eserleri birbirine bağlayan temel aksları teşkil ediyor. Sanatçıların kendi imgelerini kâğıda veya ahşaba yansıtarak kurguladıkları otoportreler, insana has özellikleri primatlar dışında en çok yansıttığına inanılan türlerden biri olan evcil kediler, insan ve hayvan bedenlerini oluşturan uzuvları akışkan biçimlerde yeniden organize eden kompozisyonlar serginin takip ettiği izlekler arasında yer alıyor. Sergi, benlik algısının oluşumunda insanın diğer canlılar ve nesnelerle kurduğu ilişkilerin rolü teması etrafında şekilleniyor.
Geç dönem Osmanlı resminden güncel yapıtlara uzanan ve Türkiye sanat tarihindeki dönüm noktalarını bütüncül bir yaklaşımla kapsayan Dr. Şükrü Bozluolcay Koleksiyonu, belirli aralıklarla düzenlenecek tematik sergilerle yeniden izleyicilerle buluşuyor. Koleksiyon, 2022 yılında Dr. Özlem İnay Erten küratörlüğünde gerçekleşen ve kronolojik bir yöntemle hazırlanan “Hayal Fanusu” başlıklı serginin ardından tematik bakış açılarıyla düzenlenen bir dizi sergiyle izleyicilerle buluşmaya devam ediyor.
Künye:
1. Komet, İsimsiz, Tuval üzerine yağlı boya, 70 x 100 cm
2. Mehmet Güleryüz, Yatakta Kedi, 1980, Tuval üzerine desen, 104 x 85 cm
3. Burhan Uygur, Otoportre, Kâğıt üzerine karışık teknik, 22 x 16,5 cm
4. Cihat Burak, İsimsiz, 1992, Kâğıt üzerine baskı, 48 x 33 cm
5. İlhan Berk, İsimsiz, 1985 Kâğıt üzerine guaj ve pastel, 28 x 20 cm
Michel Butor’un Ortaçağ'dan günümüze Batı resminde yazının çeşitli biçim ve işlevlerini tasvir ettiği ve imgelerin sunduğu estetik deneyimin sadece görsel olmadığını vurguladığı çalışması Resimde Kelimeler, Kağan Kahveci’nin çevirisiyle Ketebe Yayınları’ndan çıktı.
“Batı resminde kelimeler? Soruyu sorar sormaz, sayısız miktarda olduklarını, ama sanki pek incelenmediklerini fark ederiz. İlginç bir körleşmedir bu, çünkü bu kelimelerin varlığı aslında edebiyat ve sanatlar arasına eğitimimizin diktiği temel duvarı yıkar.
Doğrusu tüm resim deneyimimiz dikkate değer ölçüde söze dayalıdır. Tabloları asla tek başlarına görmeyiz, bakışımız asla saf bir bakış değildir. Eserlerden bahsedildiğini duyarız, sanat eleştirileri okuruz; en son üretimler söz konusu olduğunda bile bakışımız bir yorumlar halesiyle tamamen çevrelenmiş, hazırlanmıştır.”
2019 yılında Londra’da kurulan İngiliz indie rock grubu bar italia, ilk İstanbul konserini 12 Eylül gecesi Blind sahnesinde verecek.
Nina Cristante (vokal), Sam Fenton (vokal, gitar) ve Jezmi Tarik Fehmi’den (vokal, gitar) oluşan üçlü, henüz beş yıllık kariyerlerine rağmen kısa sürede Glastonbury, Roskilde, Mad Cool, Rock en seine, Festival Corona gibi önemli festivallerde sahne aldı. Yeni ve enerjik tarzlarıyla dikkat çeken grup, ismini Soho’daki bar italia adlı kafeden alıyor.
bar italia, The Face dergisi tarafından “izlenmesi gereken yeni bir hareket” ve The Times tarafından “2023'te dikkat edilmesi gereken bir numaralı yükselen yıldız” olarak gösterildi. Geçtiğimiz yıl yayımlanan The Twits albümünü, Avrupa ve Kuzey Amerika tur tarihleriyle destekleyen ekip, Fransız kültür dergisi Les Inrocks yılın en iyi albümleri listesinde iki albümleriyle birlikte ilk 10’da yer almayı başardı.
12 Eylül Perşembe günü saat 22.00’de Blind’da gerçekleşecek bar italia konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
KAIROS, üçüncü yılında, temsil ettiği ve yol arkadaşlığı yaptığı sanatçıları bir araya getiren “3” başlıklı sergiyi 14 - 28 Eylül tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
“3” başlıklı sergide; Alptekin Soy, Can Akgümüş, Can İncekara, Ecem Yüksel, Elif Özen, Gamze Yalçın, Gurur Birsin, Gülnihal Yıldız, İbrahim Özsözgün, İlhan Sayın, İrina Lunkova, Kazım Şimşek, Leyli Rashidirauf, Murat Balcı, Onur Hastürk, Sezer Arıcı, Serdar Eğer, Seval Şener, ŞANT, Uğur Güler ve Ümmühan Yörük’ün eserleri yer alıyor.
“Üç, birçok kültürde, felsefi düşünce ve bilgi sisteminde önemli bir rakamsal kavramdır. Üçlü birlikler, triadlar ve yapılar, bir bütünün tamamlanmış veya dengeli olduğunu ifade eder. Ayrıca üç sayısı, zaman, uzay ve hareketin temsilcisi olarak da düşünülebilir. Antik Yunan alfabesinde bu rakama karşılık gelen gama sembolü, değişim, dönüşüm veya evrimi ifade ederken özellikle bir şeyin bir durumdan diğerine geçişini veya dönüşümünü simgeler.”
“3” sergisini, 14 - 28 Eylül tarihleri arasında pazar ve pazartesi hariç her gün 12.00 - 19.00 saatlerinde ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Ecem Yüksel, ALt-treptow 2024 80x100cm Oil on canvas
2. Alptekin Soy, Elleri Üzerinde Genç Jimnastikçi 2024 35x50 cm Kağıt üzeri guaj
3. Kazım Şimşek, Kapan 2024 Acrylic on canvas
4. ŞANT, The observer effect 2024 101x76cm oil on linen
Günışığı Kitaplığı’nın her branştan ve düzeyden öğretmenler, kütüphaneciler ve eğitim yöneticilerini edebiyatla buluşturduğu 17. Eğitimde Edebiyat Semineri, 12 Ekim 2024 Cumartesi günü İstanbul’da düzenlenecek.
Eğitimciler bu yıl da öğrencileri edebiyatla buluşturmanın yeni ve yaratıcı yollarını keşfetmek için FMV Işık Okulları Nişantaşı yerleşkesinde bir araya gelecek. Seminerin bu yılki açılış konuşmasını akademisyen, filozof Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, kapanış konuşmasını da yazar, şair Murathan Mungan yapacak.
Günışığı Kitaplığı Genel Yayın Yönetmeni, yazar Mine Soysal’ın konuğu, çağdaş edebiyatımızın ödüllü yazarlarından, eğitimci Yavuz Ekinci olacak. İstanbul Bilgi Üniversitesi Sanat ve Kültür Yönetimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Serhan Ada, Sabancı Üniversitesi Eğitim Reformu Girişimi (ERG) Direktörü Buket Sönmez, Boğaziçi Üniversitesi öğretim görevlisi, su uzmanı Dr. Akgün İlhan ve çağdaş edebiyatımızın sevilen genç kuşak yazarlarından Tolga Gümüşay, özgün içerikler sunacaklar. Kahramanmaraş, Bursa ve İstanbul'dan 4 öğretmen, öğrencileriyle gerçekleştirdikleri yaratıcı okuma uygulamalarını meslektaşlarına aktaracak, yeni ve etkili yollar örnekleyecekler. Zeynep Cemali Öykü Yarışması'nın 2024 kazananları da seminer kapsamında düzenlenecek törenle ödüllerini edebiyatçıların elinden alacak. Yarışmanın proje başkanı, editör Dr. Müren Beykan, 6, 7 ve 8. sınıfların katıldığı yarışmanın 14. yılını değerlendirecek ve "macera" temalı öykülerin yansımalarını aktaracak.
Seminere katılmak için kayıt formuna buradan ulaşabilirsiniz.
PROGRAM
09.00 Kayıt ve ikram
10.00 Açılış
10.15 Prof. Dr. İOANNA KUÇURADİ Açılış Konuşması
10.30 BUKET SÖNMEZ Yeni Müfredat 101
10.55 Yaratıcı Okuma Uygulamaları
11.25 Kahve molası
12.00 Yaratıcı Okuma Uygulamaları
12.30 Dr. AKGÜN İLHAN Çocuklarla ve Gençlerle Su Yönetimi
12.45 Söyleşi - MİNE SOYSAL, YAVUZ EKİNCİ Abluka Altında Edebiyat
13.30 Öğle yemeği
14.30 Doç. Dr. SERHAN ADA Kültür Sanat Dünyamızda Yeni Bir Okur Hayali
14.50 TOLGA GÜMÜŞAY Okul Sıralarında Ceplerine Edebiyat Doldurmak
15.15 ZEYNEP CEMALİ ÖYKÜ YARIŞMASI 2024 ÖDÜL TÖRENİ
Dr. MÜREN BEYKAN Yarışmanın 2024 Yılı Sonuçları
15.30 MURATHAN MUNGAN Kapanış Konuşması
İş Sanat’ın, genç müzisyenlerin kariyerlerine destek olmak ve sahne deneyimi kazandırmak amacıyla düzenlediği Parlayan Yıldızlar’ın 2024-2025 sezonu için başvurular başladı.
2002 yılından bugüne 123 genç müzisyenin yer aldığı Parlayan Yıldızlar’ın yeni sezonunun başvuruları 16 Eylül 2024 Pazartesi gününe kadar devam ediyor. Adayların YouTube, Vimeo gibi dijital platformlara yükledikleri performans videolarının linklerini içeren başvuru formu ile İş Sanat’ın resmi internet sitesinden başvuru yapması gerekiyor. 12-13 Ekim 2024 tarihlerinde İş Kuleleri Salonu’nda seçmelere katılacak adayların arasından seçilen genç müzisyenler İş Sanat’ın kasım ayında başlayacak 25. sezonunda konser verme imkânı bulacak. Detaylı bilgi ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.
Mustafa Boğa’nın “Displaced Memories” başlıklı kişisel sergisi 13 Eylül - 19 Ekim tarihleri arasında Gülden Bostancı Galeri’de sanatseverlerle buluşacak.
“Gündelik hayata ait malzemeler geçen yüz yılın ortasından itibaren tarih yazımı açısından arşiv malzemesi değeri taşıyor. Resmî arşiv malzemelerinin yanı sıra sözlü tarih çalışmaları ve görsel kayıtlar başta olmak üzere kaynaklar çeşitlenmeye devam ediyor. Sadece imtiyazlıların değil sıradan insanların hayatlarına dair her türlü belge farklı var oluşlara tanıklık etmemizi sağlıyor. Tarih yazımındaki bu paradigma değişikliği güncel sanata da yansıyor. Gündelik hayata dair her şey arşiv malzemesi olarak kullanılırken atipik sahneler çoğu zaman görünmez kılınan öznelerin varlığını hatırlatıyor. Objektif-subjektif, gerçek-kurgu, orijinal-yapay arasında salınan görüntüler güncel sanata ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Dikotomik yaklaşımlar kırılıyor; gündelik imgeleri bir araya getiren arşivler sanatsal yaklaşımları demokratikleştiriyor.
Walter Benjamin, fotoğrafın ve sinemanın salt egemenlerin çıkarlarını yansıtan araçlar olmadığını, bu araçların aynı zamanda sıradan insanların tarihsel özneler olarak varlığını gösterme potansiyeli taşıdığını söyler. Belki de bu güdüyle Hal Foster’ın belirttiği gibi, güncel sanat alanında bir “arşiv itkisi”yle karşı karşıyayız. Foster arşiv sanatının, üretim sonrası olduğu kadar üretim öncesi olduğunu da vurgular ve sanatçıların mutlak köklerden ziyade belirsiz izlerle ilgilendiklerini, tamamlanmamış başlangıçlara ve projelere yöneldiklerini söyler. Güncel sanat içindeki bu eğilimler arşive duyulan ilgiyi artırıyor; tarihin kayıp yüzlerini gün yüzüne çıkarıyor.
Pratiğinde aile tarihinden ve doğup büyüdüğü coğrafyanın kültürel yapısından yola çıkan ve buradaki çatışmalı öğelerin kimliğinde bıraktığı izlere yer veren Mustafa Boğa, arşivi güncel sanatın ifade biçimlerine dönüştürerek etkin bir şekilde kullanıyor. Sanatçı video, performans, fotoğraf, yerleştirme, nakış gibi farklı mecralarda üretim yapıyor. Yerinden Edilmiş Hatıralar sergisinde yer alan işlerde de gördüğümüz gibi, malzemeler ve temalar izleyici ile sanatçı arasında serbest bir diyalog kurulmasına elveriyor. Fotoğrafların sahibi kim? Fotoğraftakiler kim? Hangi coğrafyada ve zamandalar? Bu sorular izleyicide merak uyandırırken görüntüler hafızamızdaki kayıtlarla kolaylıkla uyumlanıyor. Portakal örneğinde olduğu gibi, bir taraftan oldukça kişisel görünen imgeler diğer taraftan anonimleşip izleyiciyle kolaylıkla ilişkileniyor ve bakanı içine çekiyor. Böylece hikâyeler saçaklanıyor, yayılıyor, çoğalıyor ve nihayetinde kendi hikâye(leri)mizle ilişkileniyor. Zihnimizde formların sesleri yankılanıyor; ağzımızda tatları hissediyoruz: Çaydanlıkta kaynayan su sesi, neşeli bir doğum günü masasından yükselen kahkahalar, bir öpüşmeden kalan ıslaklık…”
Yıldız Öztürk
Künye:
1. Mustafa Boğa 'Dancers' Freehand Machine Embroidery, 2024 Dimensions- w85 x h48 cm
2. Mustafa Boğa 'Oliver' Freehand Machine Embroidery, 2024 Dimensions- w54 x h70 cm
3. Mustafa Boğa 'Mirror Selfie' Freehand Machine Embroidery, 2024 Dimensions- w52 x h84 cm