GÜNDEM
  • 27-09-2016

    Sanatçı ve müzisyen Can Bonomo’nun, Uluslararası KısaKes Film Festivali kapsamında düzenlenen resim sergisi “Anachronismus” bugün açılıyor!

    Bu sene galaksi konseptiyle gerçekleşecek festivale zaman kavramıyla alay ettiği resimleri ile katılan Bonomo, ilk kişisel sergisini geçtiğimiz  yıl Ekim ayında The Marmara Pera’da açmıştı. Sade Kolektif tarafından düzenlenen yeni sergisi ise 30 Eylül tarihine kadar Ortaköy Yetimhanesi’nde ziyarete açık olacak.

    0
    0
    5594
  • 27-09-2016

    Gazeteci-yazar Svetlana Aleksiyeviç’in kitabı İkinci El Zaman – Kızıl İnsanın Sonu Kafka Kitap tarafından yayımlandı. Sabri Gürses çevirisiyle yayımlanan kitapta yazar, Sovyetler Birliği’nin dağılışı ve yeni bir Rusya’nın ortaya çıkışı üzerine senfonik bir sözlü tarih çalışması yapıyor.

    2015 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen yazarın “yeni bir edebi tür” yarattığı belirtilmiş, eserleri de “duyguların ve ruhun bir tarihi” sözcükleriyle betimlenmişti. Aleksiyeviç bu çalışmasında, Rusya’da sıradan insanların geçirdikleri son otuz yılı anlatarak okura Sovyetler Birliği’nin çöküş döneminde ve çöküşün ardından ortaya çıkan yeni Rusya’da yaşamanın nasıl bir tecrübe olduğunu gösteriyor.

    El Zaman – Kızıl İnsanın Sonu

    Svetlana Aleksiyeviç

    Çev.: Sabri Gürses

    Kafka Kitap

    29 TL

    0
    0
    2008
  • 27-09-2016

    Ressam Fulya Çetin’in kişisel sergisi “Geceden Karanlık” 30 Eylül tarihinde Sanatorium’da açılıyor!

    Yağlıboya resim ve video yerleştirmeleriyle toplumun en büyük diktası olan erkek hegemonyasının nasıl meşrulaştırıldığı ve desteklendiğinin altını çizen sanatçı, kadının bu sistem içerisindeki mücadelesini görünür kılan eserlere imza atıyor.

    Erkek şiddetine karşılık yaşamak için öldürmek zorunda kalan kadın mahkumların hikayelerinden esinlenerek bir kutlamaya ait imgeleri sessiz bir mateme dönüştüren Çetin’in sergisi “Geceden Karanlık”, 5 Kasım tarihine kadar Sanatorium’da görülebilecek.

    0
    0
    3768
  • 27-09-2016

    İllüstratör Ali Benice’nin toplu konutlardaki yaşamı ele aldığı Neki, Editura etiketiyle raflardaki yerini aldı. Hiciv sanatını ustalıkla kullanan Benice, toplu konutları eleştirirken bir yandan da toplumun sitelere kapanmış yaşam tarzını eleştiriyor.

    İtiraf edelim, hiçbirimiz İstanbul’un nerede bittiğinden tam olarak emin değiliz ve il sınırı tabelaları pek bir şey ifade etmiyor. Bu başı sonu belirsiz şehrin alçakgönüllü komşusuyla arasındaki gayriresmî sınıra, kimseye çaktırmadan bir toplu konut kurulmuştu. Gudubet binaların ne yaptığını bilmeyen sakinlerinin sakin hayatlar sürdürebilmesi, kulağa pek olası gelmiyor olmalı.

    “Büyümüş de küçülmüş bir ukalanın, düşen maskesinin ardındakileri görün! Çocukluğunu yaşamayı reddeden, zaten fırsatını da yakalayamamış bir veledin acıklı çırpınışlarına tanık olun! Somurtan, meyve vermeyen bencil ağaçlara bir göz atın ve feyz alın! Kalem ve kâğıt en iyi tedavidir! İçinizdeki sıkıntının gözlerinin içine bakmak istemiyorsanız, bu veledin düştüğü tuzaktan sakının. Tabletlerinizden şaşmayın!”

    Neki
    Ali Benice
    Editura


    0
    0
    2610
  • 26-09-2016

    Mine Söğüt’ün Pınar Kür’le yaptığı uzun bir sohbetin kitabı olan Aşkın Sonu Cinayettir- Pınar Kür ile Hayat ve Edebiyat, Sırma Köksal’ın editörlüğünde Can Yayınları etiketiyle yayımlandı.

    Bir kadın yazarın dünyasını başka bir kadın yazar rehberliğinde ziyaret etme niteliğinde bir kitap.

    “Aşkın o zamanki tanımı neydi sizin için?”

    “İnsan gençken aşkın tanımını yapmayı düşünmüyor ki, yaşıyor sadece ve biraz aptalca. Aşkın tanımını yapmak için onu birkaç kez yaşamak, yaşın da kırka gelmesi gerekiyor galiba. Gençken derin sandığın duygular aslında epeyce yüzeysel. Olanakların sınırsız, vaktin sonsuz sanıyorsun… Daha doğrusu pek düşünmüyorsun, hayatın bir sürü son içerdiğini aklına getirmiyorsun.

    Gene de, o zaman bilincinde değildim tabii, ileriki yıllarda yaptığım analizler sonucu anladım ki, aşk benim için her zaman mutluluktan çok mutsuzluğu içermiş. En mutlu olduğumu sandığım anlarda hep mutsuzluğu beklemişim. Son diye bir şeyi aklıma getirmediğim zaman bile bilinçaltımda bir yerde hazırlanıyormuşum sona.

    0
    0
    2873
  • 26-09-2016

    Türk rock müziğin önemli gruplarından Peyk, yeni klibi Paydos’u yayımladı. Özge Metin, Olcay Bozkurt ve Ozan Murat’un konuk müzisyen olarak yapımında yer aldığı şarkının kayıt aşamasında Serdar Öztop ve Ferhat Fidan imzası bulunuyor. Mikslerini de Serdar Öztop’un yaptığı şarkı grubun YouTube sayfasından paylaşıldı.

    Kurulduğu 1991 yılından bugüne, müziği ticari kaygıların ötesinde gören grup, yakında yayımlayacakları dört şarkı öncesi 1 Ekim’de Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde saat 20.00’da sahne alacak. Peyk, 15 Ekim’de Antalya MASK Ethnic Fun sahnesinde dinleyicisiyle buluşacak.

    https://www.youtube.com/watch?v=A_W0rz0sVe4

    0
    0
    2183
  • 26-09-2016

    SALT Araştırma ekibi ile restoratör, arkeolog ve arkeometrist Gülgün Derviş’in yürüteceği amatör arşivcilik atölyesi 1 Ekim’de SALT Galata’da düzenlenecek.

    11:00-17:00 saatleri arasında gerçekleştirilecek atölyede araştırma ekibinin kullandığı uygulamalar üzerinden arşiv kavramı ve amatör arşivcilik çalışmaları ele alınacak. Belge ve kaynak türleri, kişisel olanaklarla koruma ve saklama yöntemleri, sınıflama, tanımlama ve erişim aşamalarının inceleneceği etkinlik ücretsizdir. Türkçe düzenlenecek atölyede katılım amatör olarak arşivcilikle ilgilenen 20 kişiyle sınırlıdır.

    Atölye Programı:

    11.00-11.20 Amatör arşivcilik nedir?

    11.20-12.00 SALT Araştırma turu

    12.00-12.30 Belge ve kaynak türleri

    12.30-13.00 Koruma ve saklama

    13.00-13.30 Sınıflama, tanımlama ve erişim

    13.30-14.15 Ara

    14.15-17.00 Gruplar hâlinde malzeme değerlendirme ve uygulama

    0
    0
    2628
  • 26-09-2016

    Merkezi Brüksel olan Avrupa Homeros Şiir ve Sanat Madalyası Ödül Kurulu, ulusal ve uluslararası değeri kabul edilmiş şairlere verilen Avrupa Homeros Şiir ve Sanat Madalyası Ödülü’nü bu yıl şairimiz Ataol Behramoğlu'na armağan etti.


    Kurul, Behramoğlu’na hitaben: "Kurulumuz için siz seçkin bir Türk şair ve çevirmeni, aynı zamanda uluslararası değerde büyük bir yazarsınız; çalışmalarınızda hümanizm ve sanatsal bağımsızlık görmekteyiz" sözlerini söyledi.

    Ödül, Ataol Behramoğlu’na 28 Eylül’de Şişli Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı salonunda düzenlenecek bir törenle Avrupa Homeros Şiir ve Sanat Madalyası Ödül Kurulu Başkanı, şair-yazar Dariusz Lebioda tarafından takdim edilecek.

    0
    0
    10491
  • 26-09-2016

    İçinde Antalya geçen filmlere destek olmak üzere başlatılan senaryo yarışması Antalya Film Destek Fonu artık Antalya sevdalısı Sümer Tilmaç’ın adı ile anılacak. Antalya şehrindeki film üretimini arttırmak ve Antalya’yı Türkiye ve dünya film endüstrisinin önemli merkezlerinden birine dönüştürmek amacıyla düzenlenen 100 bin TL ödüllü yarışma bölümünün bundan böyle ismi “Sümer Tilmaç Antalya Film Destek Fonu” olacak.


    Ayrıca iki sene önce evinde geçirdiği kaza sebebiyle komaya giren Kenan Işık’a da Yıldırım Önal Anı Ödülü’nün verileceği açıklandı. 1970’li yıllarda kazandığı ve maddi güçlükler sebebiyle rehineciye bırakmak zorunda kaldığı Yardımcı Erkek Oyuncu Altın Portakal Ödülü’nü geri alamadan yaşamını yitiren Yıldırım Önal’ın emaneti olan ödül, 1999 senesinden beri her sene bir sanatçıya devrediliyor. Yarışma dışı özel ödüllerden olan Yıldırım Önal Anı Ödülü’nü Işık’ın ailesine Mehmet Aslantuğ teslim edecek. Geçtiğimiz sene ödülü emanet alan isim Tijen Par olmuştu.

    0
    0
    2309
  • 26-09-2016

    Sanatçı Katherine Behar’ın 8 Eylül’de Pera Müzesi’nde açılan “Veri Girişi” sergisi kapsamında, aynı isimle düzenlediği performans 16 Ekim tarihine kadar devam edecek.  Sergi boyunca belirli günlerde izlenebilecek performans, koreograf ve sanatçı Aslı Bostancı ve Melih Kıraç tarafından gerçekleştiriliyor.

    Sergi, insan ve teknolojinin hali hazırda karmaşık olan bir arada yaşama yollarını dijital işgücü bağlamında konu ediyor. Veri Girişi performansında ise bir dansçı klavye tuşlarından oluşan bir kapsül formu ile iletişim kuruyor ve dansçının mücadelesi ayrıntılar yoluyla vücutlarımızı verinin içine yerleştiriyor.

    İnsan ve makine arasındaki dayanışma noktalarını arayan ve bu bağlantılarda ırk, toplumsal cinsiyet ve sınıf dinamiklerinin izini süren Behar, veriyi hem ölçüm biçimi hem de teknolojik bir meta olarak tekrar ele alıyor.

    Performansın izlenebileceği gün ve saatler:

    30 Eylül Cuma: 19:00 - 21:00

    2 Ekim Pazar: 16:00 - 18:00

    7 Ekim Cuma: 19:00 - 21:00

    8 Ekim Cumartesi: 16:00 - 18:00

    14 Ekim Cuma: 19:00 - 21:00

    16 Ekim Pazar: 16:00 - 18:00

    0
    0
    1631
DAHA FAZLA
Geldanlage