
Doğan Gürbüz’ün İstanbul’un martılarına ve çocukların kararlılığına adadığı kitabı Bisküvi Kutusundaki Martı, Can Çocuk tarafından yayımlandı.
Kaçan Uykuların Peşinden, Sahi Benim Annem Hangisi?, Fare Adlı Kedi, Acayip Bir Hediye adlı kitaplarıyla tanıdığımız Doğan Gündüz, bir martının hayatını kurtarmak için çırpınan bir çocuğun yetişkinler dünyasına bakışını ve kendi iç dünyasındaki salınımları anlatıyor.
İranlı sanatçı Vaghar Aghaei’nin desenleriyle renklenen Bisküvi Kutusundaki Martı, 8 yaş ve üstü tüm çocuklar için raflarda yerini aldı.
“Sesinde ufacık bir merhamet yoktu. Böyle acımasız, huysuz bir insanla daha önce hiç karşılaşmamıştım. Ne diyeceğimi, nasıl davranacağımı şaşırdım. ‘İyi ki leşleri, çöpleri yiyorlar, böylece hastalık saçan mikroplar olmuyor,’ diyebilirdim. ‘Hıh, gece gündüz gürültü yapıyorlarmış; martıların yaşadığı yerde o evlerin, çatıların işi ne? Asıl biz onların kafalarını şişiriyoruz,’ diyebilirdim. Ama hiçbirini diyemedim. Kızdığım, alındığım, üzüldüğüm zamanlarda olduğu gibi dilim tutuldu. Zaten martı denizde canını kurtarmak için çırpınırken bütün bunları tartışmak bence çok saçmaydı. Konuşmak yerine, martıya yardım etmek için bir şeyler yapmak gerekiyordu.” (Kitaptan)
Bisküvi Kutusundaki Martı
Doğan Gürbüz’ün
Can Çocuk
Victor Hugo’nun kült eseri Notre Dame’ın Kamburu’ndan uyarlanan Quasimodo Musical Kumbara görsel sanatlar kapsamında 10 Aralık Cuma günü Caddebostan Kültür Merkezi’nde ilk defa seyirci karşısında olacak.
Oyunda çirkin kambur kilise zangoçu Quasimodo'nun semtte yaşayan çingene kızı Esmeralda’ya olan aşkı anlatılıyor. Din, aşk ve insan doğasının çatışmasının işlendiği oyun müzikal ve romantik bir üslupla sahneleniyor. 10 Aralık 2016’da Caddebostan Kültür Merkezinde sahnelenecek oyun öncesinde İzmir, Kocaeli, Sakarya, Aydın, Adana ve Kayseri’de de gösterilecek. Ayrıntılı program ve biletler biletix’te.
Afşin Kum’un akıl, dil, uygarlık, hayatın doğası ve boşlukta anlam arayışımız üzerine çarpıcı bir düşünce deneyi niteliğindeki ilk romanı Sıcak Kafa, April etiketiyle yayımlandı.
Dünyayı pençesine almış bir delilik salgını. Konuşma yoluyla, zihinden zihne bulaşarak yayılan bir hastalık. Yıkılmanın eşiğine gelmiş uygarlık...
Vaktiyle bu amansız hastalık üzerine çalışmış eski dilbilimci Murat Siyavuş, umutsuzluk içinde annesinin evine sığınmıştır. Acımasız bir devlet kurumunun peşine düştüğünü öğrenince, evden çıkıp hayata karışmak ve salgının dönüştürdüğü dünyayla yüzleşmek zorunda kalır.
Sıcak Kafa
Afşin Kum
April
Nejat Uygur’un uzun yıllar oynadığı Marko Paşa oyunu Süheyl&Behzat Uygur Tiyatrosu yeni yorumuyla müzikal olarak sahneleniyor.12 Kasım-11 Aralık arasında İstanbul ve Ankara’nın çeşiti sahnelerinde gösterilecek.
Franz Von Schöntan ve Gustav Kadelburg tarafından yazılan oyunun yönetmenliği Uğur Babürhan üstleniyor. 1920’li yılların sonunda İstanbul’da geçen oyunda despot bir paşa ve ailesinin köşküne iç güveysi damat olarak alınan Hayrullah’ın eğlenceli hikayesi anlatılıyor. Başrollerinde Uygur kardeşler Emine Ün, Uğur Babürhan gibi isimlerin yer aldığı oyun Profilo AVM, KKM Gazanfer Özcan Sahnesi, Kentpark AVM Moral sahne’de gösterilecek. Biletler ve ayrıntılı program biletixte.
Giray Kemer’in şehrin rutinini, boşluğu, vakit öldürmeyi, yerine bir şey koyamamayı anlattığı kitabı Ses Veriyorum, İletişim Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Gri Ankara’ya bakan bir terasta sürekli bir şeyler içip hasbihâl eden iki arkadaş, Burak ve Avukat. Neden yan yana duruyorlar? Birlikte susmanın, birlikte içmenin ve birlikte anlamanın garip yarenliği onlarınki. Yazar, kırık bir aşk hikâyesini ilginç bir arkadaşlıkla doldurarak geçiştirmeyi, unutmayı, şehri ve yaşanmışlıkları geride bırakmayı anlatıyor.
“Tüm bunlar aklımdan geçerken yüzümde beliren istemsiz gülümsemeyi fark ettim. Bu çocuğu ne kadar sevdiğimi düşündüm. Bir de terasın üzerinden Meclis’e doğru uçan kırlangıçları. Acaba göç mevsimleri miydi? Hiç de bilmem ki. Sonra ihaneti, yakalanmayı, ayrılığı…” (Kitaptan)
Ses Veriyorum
Giray Kemer
İletişim Yayınları
Görsel: milad safabakhsh
New Age müziğin tanınmış isimlerinden Kitaro özel orkestrası eşliğinde 29 Nisan 2017’de Zorlu Performans Sanatları Merkezinde, 30 Nisan 2017’de Congresium Ankara’da sahne almaya hazırlanıyor.
Vangelis, Yanni gibi önemli müzisyenlerle karşılaştırılan Kitaro doğunun etnik müziğini elektronik ezgilerle birleştirmesiyle biliniyor. The Silk Road belgeselinin tema müziğiyle ülkemizde geniş kitlelerce bilinen Kitaro’nun konser biletleri biletix’de.
Danimarkalı yazar Helle Helle’nin minimalist tarzda kaleme aldığı romanı Bu, Şimdiki Zaman Kipinde Yazılmalıydı, Pinhan Yayıncılık etiketiyle yayımlandı.
Hem hiçbir şeyin olmadığı, hem de çok şeyin anlatıldığı, ihtişamı içinde saklı roman, yepyeni bir edebiyat keşfi.
"Bu kadar genç olmamıza dayanamıyorum. Fazla genciz biz."
Ne için fazla genciz?"
Her şey için. Şu yaptığımız şeyler için de fazla genciz. Tek yaptığımız şey bu güzel günlerin sonunun gelmesini beklemek." (Kitaptan)
Bu, Şimdiki Zaman Kipinde Yazılmalıydı
Helle Helle
Çev.: Sadi Tekelioğlu
Pinhan Yayıncılık
Görsel: David Furniss
MaNga grubunun yanı sıra solo çalışmalarıyla da tanınan Ferman Akgül, iki hafta aralıklarla Çarşamba günleri Karaköy Verde’de sahne alacak.
Verde’nin Chill Out Çarşamba geceleri kapsamında sahneye çıkacak olan Ferman Akgül, kendi şarkılarının yanında yerli ve yabancı şarkılarından oluşan bir repertuvarla sahne alıyor. Aynı zamanda interaktif bir program olan gösteri sırasında dinleyicilerden birer cümle alıp bu cümlelerden doğaçlama şarkı sözleri yaratarak söylediği gösteride dinleyici olmak için rezervasyon almak gerekiyor.
12. yaşına ulaşan Chill Out Festival’in önümüzdeki yıl gerçekleşeceği tarih belli oldu. Life Park’ta gerçekleşecek festivalin tarihleri 20 ve 21 Mayıs olarak açıklandı.
Kendi özgün duruşu kadar, katılımcılarında hem eğlence hem de bir aradalık hissi uyandıran festival, geçtiğimiz yaz sezonunun da açılışını yapmıştı. Henüz line-up’ı belli olmasa da yazın müzikal başlangıcını dolu dizgin yapacağına şüphe olmayan festivalin, aynı zamanda kültür sanat etkinlikleriyle de zengin bir içerik sunacağı kesin.
Çağdaş sanatın genç yeteneklerine görünürlük sağlamayı amaçlayan Mixer, sanatseverleri kasım ayında iki ayrı sergiyle buluşturuyor.
Sanatçı Meltem Şahin’in sanat felsefesinin kavramlarını animasyon ve optik oyuncaklar kullanarak aktardığı ilk kişisel sergisi “Negative Pleasure” 1 Kasım-3 Aralık tarihleri arasında pazar ve pazartesi günleri hariç her gün 11:00-19:00 saatleri arasında görülebilecek.
Sanatçı Murat Han Er’in, açık ve kapalı olmayı insan psikolojisi ve çevresellik üzerinden ele alan ve ilk kişisel sergisi olma özelliği taşıyan “İç Yüzey”i ise bugün açılıyor! Sanatçının güneşbaskı tekniğiyle oluşturduğu; ışığa maruz kalan eserlerin insan psikolojisini teşhir ettiği sergi de “Negative Pleasure” gibi 3 Aralık tarihine kadar Mixer’de ziyaret edilebilecek.
Eser: Meltem Şahin-, Negative-Pleasure, vinyl zoetrope