
Sanatçı Mehmet Tekin’in “İçerisi” adını verdiği üçüncü kişisel sergisi, 10 Mart’ta Ankara Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Galerisi’nde açılıyor.
Öktem&Aykut Galeri ile Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı iş birliğiyle gerçekleşecek ikinci sergi olan seçkide sanatçı, geçen yılki “Hareket” sergisinde kaldığı yerden devam ediyor. Tuvali çok uzamlı bir sahne olarak kurgulayan Tekin, bu defa insanlarını somut bir uzama yerleştiriyor.
Geç Modernite döneminin genç kitlelerinin saklanma ve savunma ihtiyacı ile çekildikleri dar mekânlarda yaşanan acıları görünür kılan sergi “İçerisi”, 31 Mart tarihine kadar Ankara Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Galerisi’nde ziyarete açık olacak.
Paris’te yaşayan İsrailli şarkıcı Riff Cohen 18 ve 19 Nisan tarihlerinde salon İKSV’de performans gerçekleştirecek. Şarkıları birçok kez Türkçe’ ye uyarlanan sanatçı son olarak 2015 yılında çıkardığı A la menthe albümüyle dinleyici karşısına çıkmıştı.
2012’de yayımladığı ilk albümü A Paris ile müzik dünyasına hızlı bir giriş yapan müzisyenin Spotify’da en çok dinlendiği ilk üç şehir İstanbul, Ankara ve İzmir olarak belirlendi. Shazam üzerinden 100 binin üzerinde aranarak Türkiye konumunda rekor kıran Riff Cohen, İstanbullu dinleyicileriyle buluşmaya hazırlanıyor. 18-19 Nisan tarihlerinde gerçekleşecek konserinin biletleri biletix ve etkinlik gişesinde.
Ödüllü romancı ve çocuk kitapları yazarı Kyo Maclear’in yazdığı Değişimsever Bay Flux, Virginia Wolf ya da Kurda Dönüşen Kardeşim ve Kaşal adlı ödüllü üç resimli eser, hep kitap etiketiyle çocuk okuyucularla buluştu.
Çizimlerini Matte Stephens’in yaptığı Değişimsever Bay Flux’ta değişikliği hiç sevmeyen, daha doğrusu tek düze ailesiyle yaşadığı için değişikliğin ne olduğunu bilmeyen Martin ile bir gün gürültülü eski minibüsüyle çıkagelen değişikliğe bayılan Bay Flux’un beklenmedik arkadaşlığı anlatılıyor.
Isabelle Arsenault’un resimlediği Virginia Wolf ya da “Kurda Dönüşen Kardeşim”de ise yazar Virginia Woolf ile ablası ressam Vanessa Bell’den esinlenerek kız kardeşliğin hikâyesi anlatılıyor. Virginia Woolf, bir sabah bir kurt kadar huysuz uyanır ve garip davranmaya başlar. Vanessa ise ablasını bu huysuz ruh halinden çıkarmak için çok çabalar fakat ne yaparsa yapsın işe yaramaz. Ablası Virginia, ona hayalindeki yer Bloomsberry’den bahsedince Vanessa evi Bloomsberry’ye dönüştürmek için kolları sıvar ve başarılı da olur.
Çizimlerini Isabelle Arsenault’un yaptığı Kaşal ise annesi bir kaşık, babası bir çatal olan ve her ikisine de benzeyen Kaşal’ın hikâyesini anlatıyor. Ne kaşık ne de çatal olduğu için kimse onu kullanmak istemiyor. Ta ki bir gün çatal bıçağın nasıl kullanılacağını umursamayan bir şey mutfağa gelene kadar. Kaşal, farklı olmayı övgüyle anlatan bir hikâye.
Aslı Erdoğan'ın Hayatın Sessizliğinde kitabındaki on üç düzyazı şiirleriyle, Laleper Aytek’in Paris’te çektiği yirmi üç fotoğraf “Kendi içinden de geçip gitti mi uzaklara?” başlıklı sergide bir araya geliyor.
10 Mart- 12 Nisan tarihleri arasında İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde görülebilecek sergi iki sanatçının kişisel dünyaları arasında beklenmedik bir buluşmanın sonucu olarak tanıtılıyor.
“Laleper Aytek, uzun süredir Aslı Erdoğan’ın, anıları canlandıran, kafa karıştırıcı, şiirsel ve okurlarına anlam ve simgelerin çokluğunu sorgulatan eserlerinden etkilenmekteydi. Söylemek istediğini sürekli okurlarının yorumuna bırakan bir yazı biçimi. Fotoğraf sanatçısının bir kaç yıldır sanatsal çalışmaları ve sergileri kapsamında üzerinde çalıştığı bir yaklaşım.
Laleper Aytek, ilk kez 2005 yılında okuduğu ve Fransa’da henüz yayınlanmayan Hayatın Sessizliğinde kitabında bu atmosferi keşfeder.
Laleper Aytek 2016 yılında, Paris sokaklarında, fotoğraf ve metinleri buluşturma fikri üzerine düşünmeye başladı. Kış mevsiminde bile aydınlığın ve karanlığın bin bir tonunu barındıran Paris’in ışığından etkilenen Laleper Aytek, anlam ve imge arayışında bakışlarını bu kente yönlendirdi. İşte o zaman gezinti ve araştırmaları fotoğrafçıya Aslı Erdoğan’ın metinlerini ve bu metinlerin yarattığı atmosferi hatırlattı : Sorgulamaların, arayışların ve duyguların benzersizliği.”
Sanatçı Mert Diner’in “Diğer Taraf / Other Side” adını verdiği yeni sergisi Versus Art Project ev sahipliğinde açıldı.
Sanatçı; siyah ve tonlarının, organik formların ve geniş alanların egemen olduğu soyut tuvallerden oluşan sergide, her bir tuvalinde aynı plastik probleme farklı açılardan yaklaşıyor. Sanatçının resimlerinde farklı derinlik etkileri matlık, saydamlık, çizgi, gölge, boşluk ve doluluğun dağılımları ile çeşitlenirken, serginin bütünü, görünenin ardında saklı olan görünmez için bir aralık bırakıyor.
Sanatçının doğanın ürettiği olasılık düzlemine dahil olduğu sergisi “Diğer Taraf”, 8 Nisan tarihine kadar Versus Art Project’te görülebilecek.
Ethio-jazz’ın öncüsü olarak anılan Etiyopyalı müzisyen Mulatu Astatke, Red Bull Music Academy Night kapsamında 1 Nisan’da Babylon’da sahne alacak. Ülkesinin yöresel müziğine Latin ve caz enstrümanlarını dahil eden Astatke, dinleyenlere özgün bir konser performansı yaşatacak.
Dünyaca ünlü Berklee müzik okulunun ilk Afrikalı öğrencisi olan usta müzisyen Avrupa’dan Amerika’ya pek çok sahnede performans gösterdi. 1960’lar boyunca etnik Etiyopya müziğini klasik Caz enstrümanları tumba ve bongo kullanarak çalan deneyimli müzisyenin parçaları Jim Jarmush tarafından da filmlerinde kullanılmıştı. 1 Nisan Cumartesi akşamı Babylon sahnesinde gerçekleşecek konserinin biletlerini biletix ve etkinlik gişelerinden temin edebilirsiniz.
Mehmet Açar’ın hastane metaforu üzerinden sistem, birey ve özgürlük kavramlarını tartıştığı romanı Kayıp Hasta, Doğan Kitap etiketiyle yayımlandı.
Bir reklam ajansında metin yazarı olarak çalışan Ali Z. bir gün kendini akıllı bir hastanenin hasta kabul odasında bulur. Bu hastaneye niye geldiğini ya da çağrıldığını bilmemekte, dahası dosyası ve sırt çantası kayıp olduğu için hastaneden çıkışı da mümkün olamamaktadır. Ali Z. hastaneye geldiği andan itibaren geçen süreyi hatırlamamaktadır ve günlerce hastanede tutulur. Sistem adı verilen yapay zekâ tüm hastanenin kontrolünü elinde tutmaktadır. Ali Z hastanede koluna takılan bileklik sayesinde sistem tarafından yönlendirilir ve hiçbir hareketine iradesi hakim değildir. Sistem ve ona bağlı doktorların amacı bireyin hafızasını ve rüyalarını kontrol ederek sisteme uygun bireyler oluşturmak. Ali Z. hastanenin “bilinçaltı”, “hafıza” “rüya merkezi” vs. adlar verilen katlarında dolaşırken birbirinden ilginç karakterle karşılaşır. Ama sorularına bir türlü cevap bulamaz. Dışarıda olmadığı kadar aktif hale gelen cinsel yaşamı dahil, her şey bir garip bilinmezlik içindedir... Bu hastaneden çıkış yoktur!
Coralie Saudo'nun özgün metni ve Kris Di Giacomo'nun stilize çizimleriyle dikkat çeken, baba ve çocuk rollerini ters yüz eden Babam Uyumak Bilmiyor, Uçan Balık Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Yazar, karanlıktan korkan okurların yolunu aydınlatmaya çalışıyor ve yatağın yolunu unutan çocuklara o yolu tekrar hatırlatıyor. Kitap bir yandan gece, karanlık gibi korkuları mizahi bir şekilde işliyor, diğer yandan baba ve çocuk arasındaki ilişkiyi pekiştiriyor.
“Benim babam koskocaman, hem de çok güçlü bir adam. Ama küçücük bir kusuru var. Geceleri uyumak bilmiyor. Evet, yanlış okumadınız, bir türlü uyumak bilmiyor.
Yatma vakti gelince, bizim evde her akşam aynı tiyatro sahneleniyor: önce çılgın bir kovalamaca başlıyor, babam tavuk gibi kaçıyor! Sonrasında, onu sakinleştirmek için hikâye anlatıp uyumasına yardımcı olmak da haliyle bana kalıyor!
Ah babam, canım babam, bugünlük bu kadar hikâye yeter. Haydi, şimdi doğru yatağına!”
Yeni açılıp kısa sürede çok ilgi toplayan kültür sanat mekanı Toy İstanbul’da uygulamalı atölye serisi başlıyor. Etkili şarkı sözü yazmanın uygulamalı olarak işleneceği Harun Tekin ile şarkı yazarlığı atölyesi 29 Nisan’da gerçekleşecek.
Yerli sahnenin sevilen alternatif rock grubu Mor ve Ötesi’nin solisti olan Harun Tekin’in gerçekleştireceği atölye ‘’İyi şarkı nedir?’’ sorusu ile başlayacak. İlerleyen haftalarda şarkı yazmanın inceliklerine değinileceği atölyeye katılacak kişilerde, amatör şarkı yazarı olmak ya da bir müzik enstrümanına temel seviyede hakim olmak şartı aranıyor. Başvurular için burayı ziyaret edebilirsiniz.
Edebiyat eleştirmeni Ahmet Ergenç ve tiyatro yönetmeni Saim Güveloğlu, edebi bir metni sahneleme metnine dönüştürmenin yöntemlerini anlatacakları bir atölye düzenleyecekler.
Beş hafta sürecek olan bu atölyede tiyatro ve edebiyat ilişkisi bağlamında bir metin yaratmanın, metni dönüştürmenin yöntemleri yazar, dramaturg ve oyuncularla birlikte araştırılacak. Atölye süresince Sait Faik, Sevim Burak, Oğuz Atay, Latife Tekin, Bilge Karasu, Tezer Özlü, Lale Müldür, Murat Özyaşar, Hüseyin Kıran, Mine Söğüt ve Birgül Oğuz gibi yazarların metinleri incelenecek.
Cihangir Akademi’de 18 Mart -15 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek atölyede edebi metinlerin politikası, ideolojisi, üslubu, tarihsel ve kültürel bağlamları ve yarattıkları ‘okurluk halleri’, Ahmet Ergenç’le birlikte yakından incelenecek. Devamında, katılımcılar tarafından üretilecek metinlerin sahneleme denemeleri, yönetmen Saim Güveloğlu’yla birlikte yapılacak.
Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: cihangirakademi@gmail.com ve 0544 669 80 57.
Görsel: lucia eggenhoffer