17 AĞUSTOS, ÇARŞAMBA, 2016

Güzel Kadınları Çerçevelemek

Türkiye'nin önemli fotoğraf koleksiyonerlerinden Tony Ventura ile duvarları siyah beyaz kadın figürleri ile dolu evinde fotoğrafın içimizde merak uyandıran öğeleri ve estetik üzerine hoş bir sohbet gerçekleştirdik. Sanatla ilgilenmeye başladığı dönemlerden fotoğraf ilgisine, takip ettiği sanatçılardan koleksiyonuna kadar birçok konu konuştuk.

Güzel Kadınları Çerçevelemek

Okuyucularımızın sizi tanıması açısından, bize biraz sanatla olan ilişkinizden bahseder misiniz? Sanatın hangi dalları ile ilgileniyorsunuz? Bu ilgi tam olarak ne zaman başladı? 

Oldukça geriye, 80’li yıllara gitmem lazım. Aslında koleksiyon anlamında sanatla olan ilişkim üç evrede oluştu. Fotoğraftan evvel oryantalist tablo koleksiyonum vardı, bunları 2000'li yılların başında ve birtanesi hariç olmak üzere sattım. İkinci evre, oryantalist tablonun çağdaş yansıması olduğunu düşündüğüm fotoğrafa ilgimin doğduğu dönemdir. Bu dönemde tek ortak teması kullanılan medyanın fotoğraf olduğu geniş çaplı bir koleksiyona başladım. Beş sene evvel, evimde fotoğrafların yerini değiştirirken bazılarını yatak odama astım ve yerleştirirken aldığım bu 10-15 tane fotoğrafın ortak bir konusu olduğunu gördüm. O günden sonra da sadece nü siyah beyaz fotoğraf koleksiyonu yapmaya bilinçli olarak karar verdim. Beni bu seçimimde etkileyen başka bir olay da 2012’de Sothebys'in "A Show of Hands" adlı, Anthony Hopkins'e benzerliği ile tanınan fotoğrafçı, filantropist ve sanat koleksiyoneri Henry Buhl'un siyah beyaz, el temalı koleksiyonunun müzayedesidir. Bu müzayede beni çok etkiledi ve koleksiyonumu yeniden gözden geçirerek siyah beyaz fotoğrafa yönelmeme sebep oldu.

Peki neden fotoğraf?

Fotoğraf bir virüs’tür. Ayrıca benim karakterime de uygun bir mecra olduğunu düşünüyorum. Örneğin fotoğrafta neredeyse kaçınılmaz bir şey olan edisyon olayına özellikle Doğu toplumları pek sıcak bakmaz. Bir imajı paylaşmaktan ziyade sadece onlarda olmasını tercih ederler. Ben öyle değilim. Farklı bir açıdan bakıyorum, örneğin edisyon olan bir işi çok nadiren kaçırıyorsunuz, ben bunu bir avantaj olarak görüyorum. Tabloda bir şey kaçırdığınız zaman onun benzerini kolay bulamazsınız. Aynı fotoğrafı, biraz da sabrederseniz, ya galerilerde ya da müzayedelerde bulabiliyorsunuz.

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Hep siyah beyaz mı?

Ayrılamadığım birkaç tane renkli fotoğraf var, onun dışında hepsi siyah-beyaz.

Fotoğrafın boyutu hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Çağdaş sanatta herkes mümkün olduğu kadar büyük, devasa fotoğraf alıyor, benim koleksiyonumda ise ebat çok daha küçüktür. Aslında bakarsanız küçük ebatlı işleri daha samimi buluyorum. Geçenlerde Japon Yamamoto diye bir fotoğrafçının minicik bir fotoğrafını aldım, koleksiyonun en beğendiğim parçalarından biri oldu.

Fotoğraf sanatının tarihçesi hakkında bizi biraz bilgilendirebilir misiniz? Fotoğrafın icadı çağdaş sanatta yeni bir çığır açtı, kavramsal sanatın da doğmasına bir anlamda sebep oldu

Fotoğraf 1840/50’lerde ortaya çıktı ve bu dönemde empresyonizmin doğması kesenlikle tesadüf değil. Fotoğrafın icadından sonra, yapılan tabloların daha gerçekçisi fotoğraf ile verilebildiğinden, bu durum sanatçıları farklı bir şey yapmaya teşvik etti. Değişik bir şeyler yapma arzusuyla avantgarde, modern, çağdaş dediğimiz akımlar oluştu.

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Fotoğrafta bir akım izliyor musunuz? Tarzınızı nasıl tanımlarsınız?  

Siyah beyaz, kadın ağırlıklı, nü. Ben çağdaş sanattan ziyade güzel sanatlara yöneldim. Kavramsal sanata uzak olduğumu düşünüyorum, yabancı kalıyorum ona karşı. Figür seviyorum, güzel şeyleri, estetiği seviyorum, gayet tabii kadınları sevmek lazım :) Vaktim olduğu için de çok gezme fırsatı buluyorum. Dünyanın birçok yerindeki sergileri, müzayedeleri, hem güncel hem eski fotoğrafları takip ediyorum.

Çağdaş sanatçıların büyük bir kısmı özgün olamayabiliyor; neticede bir sanatçı için en zor evre, özgün kalmayı başarmaktır. Bu durum zaman içinde daha eski fotoğraflara yönelmeye mecbur bıraktı beni. Callahan'ın 1925’lerde çektiği ve burada gördüğünüz çok soyut bir fotoğraf. Sanatçı çoğunlukla eşini model olarak kullanıyor, bu da eşinin arkadan çekilmiş çıplak bir fotoğrafı ama uzaktan bir dala benzetebilirsiniz. Bir fotoğrafı gördüğümde, "dejavu" hissini  yaşamak, bunu ben daha evvel görmüştüm demek istemediğim için mecburi daha eskilere yöneliyorum. Bu demek değildir ki çağdaş fotoğrafta yenilikler olamaz. Mesela Thomas Ruff'un nude serisi vardır, kesinlikle koleksiyonuma katmak isterim.

Hafif buğulu, müthiştir Thomas Ruff'un o serisi, benim de favorilerim arasındadır. 

O fotoğraflar kolay bulunmuyor ama onları zaman içinde almak istiyorum. Dilek listemin en başındalar.

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Bir fotoğrafa bakarken hangi kriterler sizin için önemli? 

Estetik.

Fotoğrafta da aynı resimdeki gibi kompozisyon, perspektif ve kurgu ne kadar önemli?

Çok mühim. Kabul etmek gerek ki, fotoğrafta da her şey yüzyıllar öncesinden yerleşmiş olan çeşitli görsel temellere dayalı.

Bir yerde okumuştum "Çektiğiniz fotoğraf karesinin içinde olan değil dışında bıraktıklarınız önemlidir diye". Siz ne düşünüyorsunuz? 

Ben güzel kadınları içine sığdırmaya çalışıyorum genelde. :)

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Çok önemli moda fotoğrafçıları sonradan sanat fotoğrafçısı olabiliyor, buna birçok örnek var dünyada değil mi?  

Benim üç büyükler dediğim Penn, Avedon, Newton var. Fotoğraf sanatı dünyasında çok önemlidirler ve değerleri yüksektir. Penn 1960’ların başında kilolu kadınların çıplak fotoğraflarını çekti, o zamanlar tabii çok tepki yarattı, bence hâlâ bugün Penn'in en çekici serilerinden biridir. O zamanın teknik imkânlarıyla mucizeler yaratmış fotoğrafçılar bu kişiler. Boyutları 2,5 m’ye ulaşan silver gelatin fotoğrafları muhteşemdir ve bugün yapmakta zorlanırsınız.

Dünyada sevdiğiniz fotoğraf sanatçılarını sorsak?

Bu üçlünün dışında: Mapplethorpe, Horst, Weston, Callahan, Dritikol, Witkin şu anda aklıma gelenler. 

Peki Türkiye'de sizin için önemli fotoğraf sanatçıları kimler? 

Kimsenin alınmasını istemem, o yüzden Türk fotoğrafçıların isimlerini vermeyeceğim. Bir de Türkiye'de zaten fotoğraf alıcısı az, benim koleksiyonunu yaptığım temanın alıcısı daha da az. Geçenlerde bir koleksiyoner nü bir fotoğraf aldı, üç gün sonra çocuklarımın önünde ben bunu asamayacağım diyerek geri getirmiş, toplumumuzda insanların ne yazık ki blokajları var.

Fotoğrafta edisyonu anlatır mısınız? En fazla kaç edisyon olmalı? Birinci edisyon olması ne kadar önemli? 

Benim için edisyon numarasının pek önemi yok, mühim olan edisyonun kalmaması. Ölmüş birçok sanatçının edisyon sayısı yok, mesela Callahan'ın bendeki fotoğrafını ele alırsak, araştırdığınızda görüyorsunuz ki dünyada değişik zamanlarda çekilmiş, bazen kailtesi daha iyi, bazen daha kötü olan 50-60 tane benzeri var. Bu beni rahatsız etmiyor. Moriyama’yı düşündüğümüzde, açık edisyon işleri var. Yamamoto’yu ele alırsak, 40’a kadar çıkabiliyor. Fakat bu örneklerde, edisyon sayısı sanat pratikleri ile uyum içinde.

Ama çağdaş sanatçılarda bazen bu sayı abartılmıyor mu?

Shirin Neshat'ın bazı fotoğrafları 250 edisyon, bu türler benim için pahalı kartpostal sınıfına giriyorlar. Türkiye'de edisyonları kısıtlı tutmak lazım, çünkü koleksiyoneri çok az. 

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Edisyonların bitmiş olması fotoğrafın değerini arttırmıyor mu?

Benim için önemli olan o değil. Aynı kişiyi birçok kişinin beğendiğini gösterir. Ben bu işi değerlenmesi için yapmıyorum, bugüne kadar fotoğraflarımı hiç satmadım. Edisyonun bitmiş olması, o fotoğrafın benim gibi insanlar tarafından beğenilmiş olduğunun ispatıdır. Ben edisyonda sahtecilik yapıldığını düşünmüyorum, düşünmek de istemiyorum.

Ben de profesyonel sanatçı veya galerilerin gereken ahlaki çerçeve içinde çalıştıklarını düşünüyorum.

Doğru. Çünkü aksi yapıldığında ve duyulduğu zaman hem o galerinin, hem de sanatçının kariyeri biter. Bunu önlemek için ben size bir tavsiyede bulunayım: En kolayı, sadece ölmüş fotoğrafçıların işlerini alın! ;) 

Olmaz öyle! :) Sonra genç sanatçılarımız ne yapar? Onları desteklememiz lazım.

Ben bunları diyorum, ama kendim de uygulamıyorum neticede. Türkiye’deki aklınıza gelecek birçok genç fotoğrafçının işini almışımdır bugüne kadar.

Sizce halkımızı bu konuda bilinçlendirmek için ne yapmak lazım? 

Sanat tamamıyla ekonomik gelişmeyle paralel gider, bir ülke ne kadar refah içindeyse sanatı o kadar ileriye gidiyor. Ayrıca devletlerin de buna destek vermesi, teşvik etmesi lazım.

Bu sene Contemporary İstanbul’da "Collectors Choice" projesi altında fotoğraflarınız sergilenecek sanırım. 

Fotoğrafların fotoğrafını gösterecekler. Ben de ayrıca paralel etkinlik olarak koleksiyonumdan bir kurgu sergileyeceğim, aşağı yukarı 50-60 parça olacak.

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Bu seçimleri kim yapacak?

Ahmet Elhan ve Karoly Aliotti bana yardımcı olacaklar. Aslında yardımcı olmaktan öte, orada küratörlüğü görüyorsunuz. Karoly bana hiç karışmamam gerektiğini söyledi, bunu başta idrak edememiştim ama zaman geçtikçe benim için ne kadar zor olacağını anladım.

Sizi anlayabiliyorum, çünkü koleksiyoner kendi seçkisini oluştururken bir anlamda küratörlük yapıyor.

Kesinlikle. Zaten ben onları kendi kafama göre bir kurguyla seçmişim. Ayrıca seçmek vazgeçmek demektir, ben hiç birinden vazgeçmek istemiyorum ki! Beğenmeseydim, bunları kaldırırdım. Orada Karoly ile ufak tefek tartışmalarımız olacak. :)

Hangi fotoğraf fuarlarını takip ediyorsunuz? Paris Photo bu işin Mekke'si sanırım?

Paris Photo olmazsa olmaz, fakat benim şahsi bir sorunum var. Sağ olsun kızım bir torunumu Paris Photo'nun diğerini de Photo London'un yapıldığı zamanda doğurdu. Her sene doğum günlerinde çelişki yaşamak durumundayım artık! Amsterdam'da Unseen takip ettiğim bir fuardır, fırsat buldukça giderim. Haziran başında daha çok Magnum tarzı dokümanter fotoğrafların olduğu Fransa'daki Arles fotoğraf festivali kaçırılmaması gereken bir fuardır. Arles, dünyanın en enteresan yerlerinden biri, o dönemde bütün şehir bir sergiye dönüşüyor. Fotoğraf dünyasında tanımak isteyeceğiniz tüm küratör, galerici, koleksiyoner, müze müdürü ve fotoğrafçılara rastlayabileceğiniz, çok besleyici bir ortam.

Hangi fotoğraf dergilerini önerirsiniz?

Türkiye'den İz'i alsınlar, Photo var, British Photography var, fotoğraf teknikleri ile ilgili çok kitap var ama fotoğrafla ilgili çok yayın yok. Ben çoğunlukla Fransız yayınları takip ediyorum. Geniş Açı diye çok kapsamlı bir dergi çıkıyordu yıllar evvel; maalesef kapandı. Fakat eski sayıları çok besleyici ve halen bütün olarak alınabiliyor. Ayrıca Nazif Topçuoğlu’nun da “Fotoğraf Ölmedi Ama Tuhaf Kokuyor” ve “Fotoğraflar Gösterir Ama Vermez” adında, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan ve çok öğretici kitapları vardır, onları da herkese öneririm.

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Dünya sanat piyasasında fotoğraf artık çok önemli bir yer aldı ve bu önem her geçen gün artıyor, Türkiye bu perspektifte nerede sizce? 

Türkiye hâlâ çok saygı duyduğum eski nesil dokümanter Magnum tarzı fotoğrafta direniyor, bu direnç son senelerde azalsa da hâlâ etkin. Birçok yetenekli, artistik kabiliyetli genç var, maalesef problem her galerinin sadece bir ya da iki tane fotoğraf sanatçısı ile seçimini limitlemesi, çünkü satamıyorlar. Elipsis Galeri'nin Türkiye'ye fotoğrafı yaymak açısından büyük bir katkısı oldu, o yüzden gönlümdeki yeri bir ayrıdır.

Bu tip galerilerin tabii kapanması değil, tam tersine açılması gerekir. İnşallah o oluşumlar olur Türkiye'de. Geçen Aralık ayından beri Bebeköy'de Türk genç fotoğraf sanatçılarına sergiler yapıyoruz, bu bir sosyal sorumluluk projesi olarak başladı ve sanatseverlerden gelen ilgiyle devam ediyor. Daha önce evlerine fotoğraf almamış kişiler bu sanata ilgi duymaya başladı. Fotoğrafın ulaşılabilirlik özelliği var, çağdaş sanat koleksiyonuna başlamak isteyen gençler yağlı boya bir resim alamıyor ama beğendiği bir fotoğrafı alabiliyor. 

Kesinlikle haklısınız ilgi var. Fiyatlar daha ulaşılabilir olduğu için genç fotoğrafçıların işleri satılıyor, ama çok zor bir mücadele veriyorlar. Türkiye'de fotoğraf çekerek yaşamını sürdürebilen sanatçı çok az. 

İstanbul'da bir fotoğraf müzesinin oluşumu hakkında ne düşünürsünüz? 

Türkiye çok enteresan bir şekilde sunduğunuz zaman, bazı şeyleri kabul edebiliyor. Kadırga'da Atatürk zamanından, Osmanlı devrinden fotoğrafların olduğu bir müze vardı, Gültekin Çizgen yapmıştı, sonra niye kapandı bilmiyorum. Büyük bir arşivleri vardı.

Salt'ın arşivi de çok iyi sanırım. 

Evet çok iyi ama Salt'ın arşivini göremiyorsunuz ki? Kutular veya dolaplar içinde duruyor. Öğrenciler bir tez yaptığında veya ilgi alanınıza giriyorsa araştırıyorsunuz. 

Dünyada satılan en pahalı fotoğraf rekoru Avustralyalı Amerikan fotoğrafçı Peter Lik'e ait. Sanatçının üzerinde çok polemik yapılan Phantom adlı fotoğrafı 2014 yılında 6.5 milyon dolara alıcı buldu. Bu rekorun ondan önceki sahibi ise, 2011'de 4.3 milyon dolara satılan Alman sanatçı Andreas Gursky'nin Rhein II adlı çalışmasıydı. Marlborough reklamlarından tanıdığımız Richard Prince, Cindy Sherman gibi sanatçılar ise eserleri 1 milyon dolar üzerine satan fotoğraf sanatçıları listesindeler.

Bunlar zirve noktalara ulaşan, bir avuç insan. Onlar da çağdaş sanat spekülasyonunun içine girmiş insanlar, fotoğraflar… O kadar çok fotoğraf sanatçısı var ki, 20 sene sonra kimlerin kalacağı belli değil. Siz 20 sene öncesine ait bir Türk müzayede kataloğu karıştırın, isimlerin dörtte üçünü tanımazsınız. Zaman içinde bunlar eleniyor. Ben çok pahalı fotoğrafları almıyorum, mümkün olduğu kadar spekülatif olmamaya çalışıyorum, beğendiğim şeyleri alıyorum.

Magnum fotoğrafçısı olarak bir Ara Güler mi var bizden? 

Ara Güler tam Magnum değildir, Associate’dir. Dokümanter fotoğrafçılığın Türkiye'den en yetenekli ve kıymetli temsilcisidir. Seneler önce görmüştüm, inanılmaz, muhteşem bir arşivi var. Artık fotoğraf çekmeme gerek yok diyor, çünkü gerçekten basılmamış on binlerce negatifi var, bizim bildiğimiz belki fotoğraflarından sadece 100 tanesidir.

©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Siz genç nesile, fotoğraf sanatı koleksiyonerliğine başlamak için neler önerirsiniz?

Her evin bir duvarı var, bu duvarları doldurmak için onlara cazip gelen, hoşlarına giden uygun bütçeli fotoğraflardan başlamalarını öneririm.

Bir konu seçmelerini önerir misiniz? Siz koleksiyonerliğinizin üçüncü evresinde kendi kalbinize hitab eden bir konu bulmuşsunuz. 

Buna kilometre diyoruz! :) Siz de yaptığınız röportajlarda görmüşsünüzdür, kendi içinde benimki kadar homojen olan bir koleksiyon zor. Bu beni yansıtıyor ve olabilecek milyonlarca doğrulardan sadece birtanesi.  

En son aldığınız fotoğraf neydi? Bu eserde farklı bulduğunuz şey neydi?

Japon Yamamoto diye bir fotoğrafçının minicik bir fotoğrafını aldım. Minicik boyutuna rağmen verdiği güçlü his bu fotoğrafı farklı kılıyor.

Tek bir konuya odaklı, bu kadar geniş bir koleksiyona sahip olunca, yeni bir eserin ilginizi çekmesi güçleşiyordur sanırım.

Emin olun hiç güçleşmiyor. :) Benim dilek listem o kadar kalabalık ki, torunlarım bile devam edebilir. Kızım fotoğraf sanatı ile ilgileniyor. Ona bazen kendi tabirimle uzun vadeli, müzeye ödünç verir resim veriyorum. Onların da benden sonra bu tutkuyu devam ettireceklerini umuyorum.

0
10051
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle