27 EKİM, PERŞEMBE, 2016

Çağdaş Hikayeler Sanatçılarıyla Sohbet-2

Sanatı Maslak semalarına taşımaya devam eden 42 Maslak Art!SPACE Gallery, 16 Ağustos tarihi itibariyle Çağla Cabaoğlu Gallery’nin "Çağdaş Hikayeler” sergisini ağırlamaya başladı. Birbirinden yetenekli sanatçıları sanatseverlerle buluşturan sergi; sanatçıların tarihsel, kültürel, mitolojik, lirik ve/veya politik temalarla ilişkilerini/ilgilerini ortaya koymayı amaçlıyor.

Çağdaş Hikayeler Sanatçılarıyla Sohbet-2

Farklı yaş, cinsiyet, etnisite ve kültür gruplarından gelen ve farklı medium’larla iş üreten sanatçıları aynı çatı altında buluşturan "Çağdaş Hikayeler” sergisi 16 Kasım tarihine dek ziyaret edilebilecek. Sergide yer alan sanatçılarla sohbetimizin ikinci serisini yayımlıyoruz. Bu yazıdaki konuklarımız: Hasan Araptarlı, Hüseyin Arda, Necip Baykara, Rengin Altınalmaz, Rüchan Şahinoğlu, Serpil Kapar, Uğur Çakı, Varol Topaç ve Beyza Boynudelik.

1-Sanat pratiğinizi kısaca nasıl tanımlarsınız?

2-Sanatçıların tarihsel, kültürel, mitolojik, lirik ve/veya politik temalarla ilişkilerini/ilgilerini ortaya koymayı amaçlayan "Çağdaş Hikayeler” sergisine hangi çalışmalarınızla katıldınız?

3-Önümüzdeki dönem projeleriniz arasında neler var?

Hasan Araptarlı

1) Fotoğraf benim için insana dokunmaktır. Hikayesine dair ipuçları aramak, nerden gelip nereye gittiğini merak etmek… Modern toplum sisteminin arızaları, çelişkileri, yarattığı yeni insan modeli çalışmalarımdaki temel konulardır.

2) Sergiye Myanmar İnle Lake’te çektiğim, kanosunun üzerinde tek ayağı üzerinde durmuş diğeriyle de kürek çekerek yavaş yavaş ilerleyen bir balıkçı ve İtalya Catania Balık Pazarı’nda çektiğim, pul ayıklayan balıkçı fotoğraflarıyla katıldım.

3) Ekim ayında 1,5 yıldır üzerinde çalıştığım; Myanmar, Kamboçya ve Malezya’da su üzerinde yaşayan toplulukların fotoğraflarından oluşan Water World kitabım piyasaya çıkıyor. Kasım ayında da Çağla Cabaoğlu Gallery’de aynı projenin sergisi olacak. İstanbul’la ilgili bir diğer projemin de çekimlerine devam ediyorum. Bu projenin de kitabı ve sergisi 2017 sonuna doğru gerçekleşecek.

Hüseyin Arda

1) Sanatın çeşitli dalları ile ilgiliyim. Heykel ve resmin yanı sıra kavramsal sanat çalışmalarım ve şehir enstalasyonlarım oldu. Bütün bu dallardaki çalışmalarıma halen devam ediyorum. Farklı ülkelerde (şu anda Almanya ve Türkiye) aynı zamanda çalışmak, üretmek ve sergilemek hoşuma gidiyor. Bu durum sanat hayatıma, motivasyon ve zenginlik katıyor.

2) Sergiye iki eserimle katıldım; Bull isimli büyük ve küçük boğa heykeli.

3) Önümüzdeki dönemde Berlin'de yeni bir atölye, sergi ve eğitim merkezi açmayı planlıyorum. Bir de kendi küratörlüğümde Kapadokya'da da KSKM (Kapadokya Sanat ve Kültür Merkezi) ile işbirliğinde “Traces/İzler” adı altında bir uluslararası Sanat ve Heykel sempozyumu, organize edeceğim. İstanbul'daki atölyemde de çalışmalarıma devam ediyorum ve yeni eserler tasarlayıp üretiyorum.

Necip Baykara

1) Çocukluk yıllarımdan itibaren ilgilenmeye başladığım fotoğrafçılığa başlama nedenim, "an"ı yakalama ve hapsetme güdüsüydü. O yüzden hâlâ kurgusuz ve plansız, kentlerin sinerjisinden ilham alarak, yalnızca bulunulan "an"daki o görüntüye tanıklık ederek fotoğraf çekiyorum. Fotoğraf çekerken amacım, tanıdık uzamları, tanıdık olmayan kadrajlarla yeniden sunmak. Figüratif düzeyde yalın ve yapısallığı barındıran fotoğraflarımda hikayeyi izleyiciye bırakıp, herkesin kendi hikayesini bulmasını amaçlıyorum.

2) Bu sergiye içerdikleri felsefenin karşıtlığı nedeniyle seçtiğim iki fotoğrafımla katıldım. İlki renkli ve yaşamsallık barındıran, Bangkok'ta bölgenin Budizm inancına ait önemli kutsal alanlardan Wat Pho yakınında çektiğim Temple ve ikincisi de siyah-beyaz, renk ve yaşamsallık barındırmayan, Los Angeles'ta Amerikan kültürünün parçası olan bir eğlence park dışından çektiğim Life isimli fotoğrafım.

3) Yeni fotoğraflar, yeni sergiler ve "Sanat Bilimi" doktora bitirme tezimi tamamlamak.

Rengin Altınalmaz

1) Sanatla uğraşmak aslında var olmanın pratiği benim için. Bu tamamen içgüdüsel bir durum. Bir şeyler üretme isteği varolduğum sürece hep vardı bende. Çalışmalarımda yelpazem gerek tema olsun gerekse malzeme açısından çeşitlilik gösteriyor. Bu bazen figür, bazen doğa, bazen kent hatta bazen tamamen soyut işler olabiliyor. Kavramsal çalışmalarım da başka bir kategori. Malzeme konusunda da sürekli değişim halindeyim. Pentür, kolaj, dijital yanı sıra son dönem işlerimde cam ve kumlar ağırlıkta. Bir dönem seramik ve heykel çalışmalarına da ağırlık vermiştim. Yeni malzemeler deneyimlemek beni heyecanlandırıyor. Aynı zamanda grafik tasarımcısı olmamın da şu anki resmimde katkısı var. İşlerimde komposizyon ve espas çok önemli benim için.

2) Sergide İstanbul isimli çalışmam var. İstanbul serisine, doktora yaptığım dönemde bize verilen bir proje ile başladım. Haydarpaşa Garı ile ilgili çalışmalar yapmamız gerekiyordu. O projemde eski ve yeni Haydarpaşa Garı görsellerinden yola çıkarak karışık teknikte kolaj komposizyonlar yaptım. Ortaya çıkan çalışmalar bana yeni bir alan açtı. İstanbul’a, yani içinde yaşadığım bu şehre daha farklı bir gözle bakmaya başladım. İdealize edilmiş komposizyonların İstanbul’u anlatamayacağını hissettim. Çünkü İstanbul, tarihi ve doğal güzelliklerinin yanında aslında sürekli değişen bir şehirdi. İstanbul yeni ve eskinin bir arada olduğu, çok kalabalık, zamanın üzerinden hızla geçtiği çok güzel ama bir o kadar da yorucu bir şehirdi. İstanbul’u tüm bu ögeleri içinde barındıran bir komposizyon olarak anlatmaya çalıştım.

3) Yaptığım ve yapacağım her iş her zaman sanatsal pratiğimi etkileyecektir. Ben hiçbir zaman kendini tekrar eden bir insan olmadım. Hayat değişiyorsa eser de değişmeli ve gelişmeli diye düşünüyorum. Daima yeni malzemeler ve imgeler arayışında olmak beni dinamik tutuyor. Beni heyecanlandıran konular ve malzemeleri keşfettiğim sürece üretmeye devam edeceğim.

Rüchan Şahinoğlu

1) 1996 yılından bu yana Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli kentlerinden İstanbul’daki kendi adresime kent manzarası kartpostalları göndermekteyim, yıllara yayılan bu uzun soluklu performansımın temelindeki içsel yalnızlığı ve varoluş oyununu Dışarda serisinde resimlerle ifade ediyorum. Çektiğim yüzlerce kent fotoğrafını harmanlayarak özgün kent görünümleri elde ederken, artık herhangi bir yer olmayan, yalnızca zihinsel kurguların ürünü olan kent imgelerine dönüşen yeni manzaralar oluşturmaya çalışıyorum.

2) “Çağdaş Hikayeler” sergisine yukarıda da bahsettiğim Dışarda serisinden 1.40x2.00 cm boyutlarında iki çalışmamla katıldım. İşlerimde, yersiz, aidiyetsiz kent görünümlerinde bir yandan kentleşme ve modernleşme sürecinde insan ruhunun yalnızlaşmasının derin soyut izlerini ve atmosferini, öte yandan sanal ortamların soğuk yüzeyselliğini bulmak mümkün. Kentte yaşamın ve varoluşun değişen anlamları ve biçimleri, manzaralarımın önemli bir boyutunu oluşturuyor.

Fotografik görüntüyü temel alan resimler olarak, bir yandan da fotoğrafın yoğun varlığıyla çevrili dünyamızda görsel olanın hâlâ haz verip veremeyeceğini izleyiciye sorgululatmaya çalışmaktayım.

3) 30 Eylül’de Hollanda Groningen’de, Gallery Sign’da açılacak olan “Parhhesia” başlıklı sergiye yeni yapıtlar ürettim. Gelecekte izlenebilecek olan yeni işlerimi de bir yandan üretmeye başladım.

Serpil Kapar

1) Toplumsal cinsiyet ve roller, sosyal ortam içinde yaşarken kaçınılmaz olarak yüzleşilen konular ve doğal olarak tam da sanatın alanı içindeler. Varlığımı devam ettirme sürecinde sanatı aracı olarak kullanıyorum ya da sanatsal yaratım süreci yaşamımın kendisi diyebilirim. Böylelikle işlerimin hem öznesi hem nesnesi durumuna geliyorum. Bu şekilde okuyorum kendimi ve üretimlerimi…

2) Sergiye iki çalışma ile katıldım. Her ikisi de kumaş, ip, boya ve elyaf ile oluşturuldu. İç içe geçmiş kadın bedenlerini kollektif bir kimlik havuzu gibi tasvir ettim. Çalışma akışı içinde bir ruh haritasına dönüştü. Bu da işi daha okunur hale getirdi. Harita bütünde ve parçada kendini en yalın haliyle anlatmaya çalıştı. Diğer çalışma ile kendime ve dolayısıyla bütün kadınlara içini istediği gibi ya da yaşadığı gibi doldurabilecekleri kapalı mektuplar gönderdim.

3) Son çalışmalarımda tekstil ve boyanın yanına metal ve kilin teknik olanakları da dahil oldu, galiba sentez bir tekniğe doğru evriliyorum. Tekstil ve boyanın olduğu metal heykel işler olacak. Pentür resimler yaptım uzun yıllar, boyanın lirik hallerini de seviyorum. Ama kumaş ve lifi de seviyorum. 2010 yılı sonrası başlayan tekstil işler ile daha net konuşmaya başladığımı bu konuşulanların ise okunası olmasını istediğimi gördüm. Özel dünyamın sadece bana ait olmadığı, kimlik ve benlik anlamında ortak bir dilin temsiliyeti olduğunu farkettim. Şimdi buradayım ve bunu anlatmayı seçiyorum daha sonra nerede olacağını bilmiyorum, yaşam üretime paralel…

Bu tür projeler sanatçıyı bireysel alanından çıkarıp, ortak aklın ve estetik duyumların çarpıştığı dinamik bir arenaya taşıyor. "Çağdaş Hikayeler”in tam da zamanında bir müdahale projesi gibi geliştiğini, birlik ve beraberlik ihtiyacından doğan doğru bir proje olduğunu düşünüyorum. Çağla Cabaoğlu Art Gallery, Fırat Arapoğlu ve emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Uğur Çakı

1) Multidisipliner bir sanat anlayışıyla çalışmak, üretmek ve başarmak.

2) Bu sergiye Aircraft isimli metal hurdalardan dönüştürdüğüm çalışmamla katıldım.

3) Önümüzdeki dönemde dünyaya açılıyoruz Miamı New York ve daha birçok dünya şehrinde sergilerimiz olacak.

Varol Topaç

1) Anadolu kültüründen besleniyorum özellikle. Birçok mitolojide güneş olgusuna çeşitli anlamlar yüklenmiştir. Güneş heykelleri yapıyorum seri olarak; Anadolu Güneşi, Medeniyet Güneşi vb. Bu seri heykellerim dünyanın birçok ülkesinde meydanlarda yerlerini aldılar. Çalışmalarımda doğaya, yaşama ve insana ait değerlere gönderme yapmayı amaçlıyorum. Son dönem çalışmalarımda da, yaşamsal ritmi, dinamizmi ve hareketi vurgulamak için kinetik uygulamalara yer veriyorum. Deneysel çalışma süreci ve sürekli yeniyi arıyor olmak beni motive ediyor. Malzeme konusunda geleneksel düşünmüyorum. İşlerimde kendime bir problem oluşturuyorum ve bunu çözme süreci yaşıyorum. 1) Anadolu kültüründen besleniyorum özellikle. Birçok mitolojide güneş olgusuna çeşitli anlamlar yüklenmiştir. Güneş heykelleri yapıyorum seri olarak; Anadolu Güneşi, Medeniyet Güneşi vb. Bu seri heykellerim dünyanın birçok ülkesinde meydanlarda yerlerini aldılar. Çalışmalarımda doğaya, yaşama ve insana ait değerlere gönderme yapmayı amaçlıyorum. Son dönem çalışmalarımda da, yaşamsal ritmi, dinamizmi ve hareketi vurgulamak için kinetik uygulamalara yer veriyorum. Deneysel çalışma süreci ve sürekli yeniyi arıyor olmak beni motive ediyor. Malzeme konusunda geleneksel düşünmüyorum. İşlerimde kendime bir problem oluşturuyorum ve bunu çözme süreci yaşıyorum. Böyle bakınca benim için her şey malzeme. Doğa sanatı, çevresel sanat uygulamalarımda kendimi daha özgür hissediyorum.

2-"Çağdaş Hikayeler" sergisine Değişken Yapı ve Bir-lik isimli kinetik çalışmalarımla katıldım.

3- 5 Ekim 2016’da Expo 2016 Antalya'da "Doğanın Ritmi" adını verdiğim kinetik çalışmalarımdan oluşan kişisel sergim oldu. Contemporary İstanbul'da Büyük Efes Sanat Koleksiyonu'nda yeni tasarladığım kinetik bir çalışmamla yer alacağım. Ayrıca 2017 bahar aylarında İzmir'de gerçekleştireceğimiz Uluslararası Doğa Sanatı "Global Nomadic Art" projesinin  direktörlüğünü yapıyorum.

Beyza Boynudelik

1) Sanat pratiğim, çoğunlukla pentür üretimini baz alan, ancak konular dahilinde başka malzemeler ile de şekillenebilen ve diğer disiplinlerle de eklemlenerek gelişen esnek bir yapıya sahip. Bugünün imkânlarından da faydalanarak yeni denemeler yaptığım, araştırmayı sürdürdüğüm ve tek bir malzeme, konu ve bağlama takılıp kalmadığım sürecimi önemsiyor ve heyecanla deneyimliyorum.

2) “Çağdaş Hikayeler” sergisinde şu an En Büyük Hayalim adlı işim sergilenmekte. Yine çevresinden bir nevi kopuk, ama aslında iletişim kurmak isteyen, kostümlü bir tek figürümün olduğu, diğer yandan da fotografik imge-boya imge ilişkisini tekrar irdelediğim bir yakın dönem resmim bu.

3) Önümde dahil olduğum birkaç ayrı proje var- ki bir tanesi de tasarımla ilgili. Tasarım, kendi disiplinimden çok ayrı bir deneyim alanı benim için. O yüzden heyecanlıyım. Onun dışındaki diğer projeler, dahil olduğum küratoryal sergiler. Öte yandan atölyemde yeni resim, gravür ve karışık teknik işlerimi üretmeye devam edeceğim. 

0
1540
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle