23 ARALIK, ÇARŞAMBA, 2015

Aynası Koleksiyonudur Kişinin, Lafa Bakılmaz

Hukukçu ve Art International Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali Bakanay, sanat dünyasını çok iyi tanıyan, sanata ve sanatçıya saygı duyan genç ve vizyoner bir koleksiyoner. Taşıdığı her unvanı kendine yakıştıran ender kişilerden. Koleksiyonunu bize tanıtırken onun dünyasına da sanki bir büyüteç ile yakından bakıyoruz. 

Aynası Koleksiyonudur Kişinin, Lafa Bakılmaz

Mükemmelliyetçi olurken eğlenmek kolay değildir, derinliği algılayıp hafife alabilmek de. Eserlerin merceği de bu noktada birleşmiş sanki. Mehmet Ali Bakanay “Mantıklı bir aşk bu” diyor; gerçekten de seçtiği sanatçıların eserlerinde somut, yoğun, düşündüren ama keyifli bir duygu harmonisi var. Koleksiyonerliği büyük bir bakış açısı olarak benimseyerek, bir tutku, özen ve dikkatle yapıyor. Dürtülere kapılırken sürekliliğin perspektifini kaybetmiyor. Bir sanatçının işini alırken, o sanatçının kişisel sanat serüvenine, üretme sürekliliğine, kendini yenilemesine, işine karşı gösterdiği tutkuya ve ciddiyete önem veriyor. Türkiye'nin sanat dünyasında yükselmesi için sanatçılarının arkasında duracak, vizyonu geniş koleksiyonerlere ve etkin bir sisteme ihtiyacı olduğunu vurguluyor. “İyi sanatçı, fikrini dışavurumdaki ustalığı ve benzersizliği ile zamanın ötesine geçebilendir ve sanatı kaliteli yapan budur” diyor.

Ne zaman resim koleksiyonu yapmaya başladınız? 

Küçük yaşlarımdan beri sevdiğim sanatçıların resim, desen ve baskılarını alırdım. Ya da bunları ailemden hediye almalarını talep ederdim. Tabii daha ileri yaşlarda, bu durum yerini daha bilinçli toplamaya bıraktı. Yani 2005 sonrasında daha ciddi bir alım söz konusu oldu.

Tutkuyla önemli sanat eserleri toplamış genç bir koleksiyoner olarak ne gibi değerlere önem veriyorsunuz?   

En önem verdiğim değer sanatçının yaptığı işe saygısı. Alacağım eser kadar sanatçıya da yoğunlaşıyorum. Dolayısıyla bir sanatçının işini alırken, o sanatçının kişisel sanat serüvenine, üretme sürekliliğine, kendini yenilemesine, işine karşı gösterdiği tutkuya ve ciddiyete bakıyorum. 

  • Necla Rüzgar - Rehearsal of Paradise
  • Necla Rüzgar - Çalıntı Müze

Necla Rüzgar - Çalıntı Müze

Koleksiyoner olmanıza etken neydi sizce? Sizi teşvik eden birisi oldu mu?

Sanata düşkünlüğüm diyebilirim. Koleksiyoner olmasam sanatçı olmak isterdim herhalde. Teşvik eden birisi ise, evet oldu anneannem.

Anneannenizle sanat ile ilgili güzel bir anınızı paylaşır mısınız bizimle?

İlk sanat eserim, daha çocukluk yaşlarımda anneannemin bana Fransa'daki müzayededen hediye olarak aldığı, Abidin Dino'nun İstanbul serisinden küçük bir mürekkep çalışmasıydı.

Küçük yaşta anneanneniz hem sizi teşvik etmiş hem de ilgili olduğunuzu sezmiş demek ki…

Evet, o hep benim sanatçı bir ruhumun olduğuna inandı ve sanatçı olmamı çok istedi. Başarılı geçen okul yıllarımda beni sanatın bir tarafından tutmaya yönlendirdi. Sesim kötüydü, korodan ilk ben atılmıştım ama güzel resim yapardım hatta hatırı sayılır ödüllerim de var. Hep çok heyecanlanırdı bu başarılarımla. Sanırım onun benimle ilgili ilk hayal kırıklığı hukuk okumaya karar verdiğim zaman oldu.

O zamanlar müzayedelere gider miydiniz siz de?

Evet giderdim ve çok heyecanlanırdım. Belli bir hoşluğu da vardı şimdikilerden çok farklı olarak.

  • Hera Büyüktaşçıyan - enstelasyon- video
  • Hera Büyüktaşçıyan - enstelasyon- video
  • Hera Büyüktaşçıyan - enstelasyon- video

Hera Büyüktaşçıyan - enstelasyon- video

Şimdi müzayede evleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sanat eserlerinin fiyatlandırmalarında bazen haksızlık olduğunu görüyoruz. Masterlar için değil ama yaşayan, güncel ve genç sanatçıların işlerinde daha çok bu duruma rastlanıyor. Bazen de ikinci el satışlarda sanatçıların hakları verilmiyor. Doğru işletildiklerinde bu müesseseler sanat ahlakının oluşumu ve özellikle arşiv açısından çok önemliler. Türkiye'de müzayede evleri açısından iyi ve kötü örneklere rastlamak mümkün. 

Bir sanat eseri alırken kararınızı kendiniz mi verirsiniz?

Çoğunlukla kendim karar veririm. Ama bilmediğim bir sanatçı ise danışır, araştırırım mutlaka.

Sanat eseri satın almanızın en önemli nedeni ne? Sadece yatırım için aldığınız sanat eseri oldu mu?

Aslında bu sorunun cevabı zor. Kendimi mutlu etmek, sahip olmak gibi bir ruh hali galiba bu.

Yatırım amacıyla henüz bir eser almadım. Ama karşı da değilim alanlara. Sadece bu amaç beni temsil etmiyor. Ama aldığım çoğu eser, yatırım amacıyla alınmış birçok eserden daha değerli şu an. 

Zaman, piyasa ve sanat tarihi açısından da doğru seçimler yaptığınızı doğruluyor demek. Siz titiz ve meraklı bir kişisiniz, ön araştırma yaptığınızı tahmin ediyorum, doğru mu?

Ön araştırma mutlaka yaparım. Mesela ilk zamanlarda sanat eseri alırken beğeni daha ön plandaydı. Tabii ki sadece beğeniyle ilerlediğinizde ortaya daha yüzeysel bir durum çıkıyor. Koleksiyonum artık kendi içinde bir bütünlüğü ve derinliği olan bir koleksiyona dönüştü. Bu da ancak araştırma, görme ve okuma ile oluyor.

Koleksiyonunuz herhangi bir tema etrafında yoğunlaşıyor mu?

Daha çok kavramsal eserlere ilgi duyuyorum. Genelde diptik işleri toplamaya gayret ediyorum. Son zamanlarda dualite temasını koleksiyonumda öne çıkartıyorum. 

Neden dualite ilginizi çekiyor? 

Hiçbir nedeni yok ya da çok nedeni var. Aslında bir süre sonra topladıklarımın hep aynı tema üzerinde yoğunlaştığının farkına vardım, kısacası ortaya çıkışı istemsiz oldu bu konunun. Bana göre bir koleksiyoner ya kendini toplar ya da kendi olmadığını. Sanıyorum benim de nedenim bu ikilemden biri.

“Koleksiyoner olmasam sanatçı olurdum” dediniz, koleksiyonerlik de zaten yaratıcı bir iş değil mi? Peki Türkiye'de koleksiyonerlik ne noktaya doğru gidiyor? Pazarın sağlıklı büyümesi için neler yapmak lazım sizce

Evet, koleksiyonerlik yaratıcılık ister. Sanat eserleri edinmek ile koleksiyonerlik arasında oldukça büyük farklar var. Sanat bilincinin tam olarak oturmadığını düşünüyorum. Türkiye'de koleksiyoner sayısı her geçen gün artıyor. Tabii bu sayının kaçının vizyoner kaçının yatırım amaçlı koleksiyoner olduğu tartışılır. Koleksiyoner sayısının artması Türk sanatının uluslararası platformda tanınırlığı açısından da çok şey katıyor. Zira koleksiyoner sayısının artması sanat pazarının büyümesini sağlıyor, bu da oldukça olumlu bir şey. Charles Saatchi’nin "Young British Artist" sanatçılarını dünya çapında tanıtması ya da Peggy Guggenheim’in Amerikan soyut ekspresyonizminin bir parçası olmasını örnek vermek isterim burada. Umarım Türkiye'de de böyle döneme damgasını vurabilecek vizyoner koleksiyonerler çıkar.

Fahrettin Orenli - Grown up Pinokyo

Fahrettin Orenli - Grown up Pinokyo

“Sanatın yatırım olması beni rahatsız etmiyor” dediniz, bu konudaki görüşlerinizi biraz daha açsak?

Sanatın bir yatırım aracı olduğu ve hatta iyi bir yatırım aracı olduğu kanıtlanmış bir gerçek.  Dolayısıyla bir koleksiyonerin sanata yatırım aracı olarak bakmadığını söylemesi fazlasıyla “naif” kalacaktır. O nedenle üstünde konuşulması gereken konu, nasıl bir sanata yatırım yaptığınızdır. Bir koleksiyonerin vizyonunu belirleyecek olan alana hâkimiyetinidir. Çünkü sanat tarihini yönlendiren sanatçılar, herkese ve her şeye rağmen inançla üreten sanatçılardır. Ve o sanatçıları bugüne taşıyan da onlara inanma riskini alan sanat koruyucuları, hamileri ya da koleksiyonerlerdir. Onun için mutlaka koleksiyonerin yaptığı koleksiyonda kendi kişisel vizyonunu oluşturması lazım. Kişinin yeni sanat kuramlarını takip etmesi gereklidir. Çünkü sanatın değişimini anlamak ve takip etmek geniş ve sürekli güncellenen bir vizyona sahip olmakla ancak mümkündür. Türkiye'deki kurumsal koleksiyonlar bu bağlamda oldukça önemli ve öncü adımlar attı. Umarım bu gelişim bireysel koleksiyonlara da yansır ve koleksiyonların birbirlerine benzemesinin önüne geçilir.

Sizinle Elgiz Müzesi’nde genç koleksiyonerler sergisi yapmıştık. Bir koleksiyoner olarak bize koleksiyonunuzu eviniz veya iş yerinizin dışında paylaşmanın sizin ve toplum açısından faydalarını anlatabilir misiniz? 

Evet, yurt dışında hem de Türkiye'de karma sergilerde koleksiyonumdan eserler yer aldı.

Bir kere böylelikle sanatçıya hakkını teslim etmiş olduğuma inanıyorum ve bunun sanata olduğu kadar sanatçıya da saygının yerine getirilmesi açısından iyi bir fırsat olduğunu biliyorum. Zaten sanatın izleyiciyle buluşması kadar doğal hiçbir şey olamaz. Koleksiyoner de bu sürece vesile oluyor böylece. Tabii doğru projelerde ve doğru karma sergilerin içinde yer almak, yani seçicilik ve empati önemli.

Çok sık sanat seyahati ediyorsunuz, sık sık bienal ve sergileri geziyorsunuz. Bu durum neler katıyor bu size? En son hangi fuara gittiniz? 

Görmek oldukça önemli. Zamanın ruhunu yakalayabilmek, ortaya çıkan eserleri değerlendirme fırsatı veriyor insana. Böylece kötü ile iyiyi, ticari ile dürüstü ayırt edebiliyor, bilinçleniyorsunuz. Sanat fuarlarını gezmeyi artık pek sevmiyorum. En son Frieze Art Fair'a gitmiştim.

Neden soğudunuz fuarlardan? Görülen işlerin tekrar olmaya başlaması ve ticari olduklarından dolayı mı? 

Öncelikle yoruluyorum, bu durum bende "alışveriş merkezi etkisi" yapıyor. Evet, ticari işlerin öne çıktığını, satılabilirliğin ana etken olduğunu görüyoruz zaten. Onun için fuarların uyduları, non-profit sergiler ya da fuar döneminde galerilerin yaptığı solo sergiler daha ilgimi çeker oldu.

Mehmet Ali Bakanay

Mehmet Ali Bakanay

Yıllar içinde zevkinizin değiştiğini gördünüz mü? Aldığınıza pişman olduğunuz eser oldu mu?

Risk almayı seven biri olarak hatalarım elbette oldu bu süreçte. Bence zevkte bir kas, geliştikçe gelişiyor. Bazılarında ise bir türlü gelişemiyor orası tabii ayrı konu (gülüyor).

Yeni genç koleksiyonerlere neler önerirsiniz? 

Sanat endüstrisinin spekülasyonlara çok açık bir piyasa olduğu için dikkatli olmaları, piyasanın rüzgarına kapılmamaya ve trendlerin tuzağına düşmemeye dikkat etmeleri gerekir. Koleksiyon yapan kişinin mutlaka kişisel vizyonunu oluşturması ve yeni sanat kuramlarını takip etmesi lazım. Çünkü sanatın değişimini anlamak, takip etmek ancak geniş ve sürekli güncellenen bir vizyona sahip olmakla mümkün. Bu vizyonu yakalamadan geleceğin yakalanamayacağını, dolayısıyla da doğru yatırım yapılamayacağını düşünüyorum.

Sanat piyasası regüle edilmeyen piyasalardan, özellikle modern dönemin yani bugün yaşamayan sanatçıların eserlerini satın alırken çok dikkat etmek gerekiyor. Bu piyasayı iyi tanıyan bir koleksiyoner ve hukukçu olarak sanata yeni ilgi duyan kişilere galeriden veya müzayede evlerinden eser satın alırken dikkat etmeleri gereken birkaç önemli tavsiyede bulunur musunuz

Eser alırken sertifikasını almaları çok önemli. Sertifika bir eserin tapusu gibidir. Edisyonlu işlerde kaç edisyonlu bir iş ve kaçıncı edisyonunu edindiğiniz önemli. Yine eserin faturası ve özgünlük belgesi olmazsa olmazları bu işin. 

Sanatla ilgili bir sahtekarlık söz konusu olduğunda, sahte eser satışından tutun, gereken sigortanın yeterli yapılmaması veye ödenmemesi gibi kişilerin gidebilecekleri sadece bu konu ile uğraşan hukuk büroları mevcut mu ülkemizde? 

Maalesef hayır. Ama genel hukuk nosyonu aslında durumu ele almaya yeterli. Sanatçısı, koleksiyoneri yahut sanat kurumları ile hak arama ve hakkını bilme hususlarında bilinçlenmemiz oldukça gerekli ve önemli. Bildiğim kadarıyla, ortağı olduğum hukuk ofisi, uluslararası barolar birliğinin sanat departmanı tek üyesidir. 

En son aldığınız sanat eseri nedir? Bunu almanıza ne sebep oldu? 

Volkan Aslan'ın bir işi. Kendisini ve sanatını seviyorum.

Ayşe Pınar Akalın ve Mehmet Ali Bakanay

Ayşe Pınar Akalın ve Mehmet Ali Bakanay

Kısa sorular soracağım, seçmek zorunda kalsanız figüratif mi soyut mu?

Figüratif 

Resim mi fotoğraf mı?  

Resim 

Kalp mi, beyin mi?  

Kalp

İlk görüşte aşk mı, araştırma mı?  

Mantıklı bir aşk

Zevk mi, yatırım mı? 

Zevk

Modern mi, çağdaş mı

Modern 

Son sorum. Bu soruyu bütün koleksiyonerlere soruyorum. Sizin için bir sanat eserinde kalite nedir? 

Bence bir sanat eserindeki kalite, sanatçısının fikrini dışavurumdaki ustalığı ve benzersizliği ile zamanın ötesine geçebilmiş olmasıdır.

0
4650
4
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle