15 MART, ÇARŞAMBA, 2017

Sarkis: Yerleştirme Sanatının İkonu

Zamana ve onun içinde dönüşerek varolmaya karşı yüksek bir hassasiyet besleyen Sarkis tıpkı arkeolojik bir kazı yapar gibi tüm belleğini ve yerleştirmelerinin ruhunu bir araya getiriyor. Bellek, mekân ve zaman Sarkis’in üzerinde çalıştığı temel problematikler ve o, bu olguları yüksek derecede özgün metaforlar üreterek kişiselleştirip izleyiciyi açık ve çok yönlü bir okumaya davet ediyor. 

Sarkis: Yerleştirme Sanatının İkonu

1964 yılından beri yaşamını Paris’te sürdüren Sarkis, yerleştirme sanatının ikonu olarak itham edebileceğimiz Türkiye’nin öncü çağdaş sanatçılarından biri. Resimle başladığı sanat hayatına heykelin yanı sıra işitsel ve görsel enstalasyonlar gibi formları ekleyen sanatçının eserleri, aralarında Louvre Müzesi (Fransa), MOMAC (İsviçre), Guggenheim Museum (ABD), Fondazione MAXXI (İtalya), Musée d’Art Contemporain (Fransa) ve Centre Georges Pompidou’nun da  (Fransa) bulunduğu birçok sanat kurumunda sergilendi. Quand les Attitudes deviennent Formes (Kunsthalle Bern, 1969), DOCUMENTA VI (Kassel, 1977), DOCUMENTA VII (Kassel, 1982), Sidney, Şangay, Sao Paulo, Moskova, İstanbul Bienalleri ve 56. Venedik Bienali (Türkiye Pavyonu, 2015) Sarkis’in önemli sergileri arasında yer alıyor.

Bellek, mekân ve zaman Sarkis’in üzerinde çalıştığı temel problematikler. Bu kavramlar modern ve sonrası dönemde sıkça ele alınan konular haline gelse de Sarkis bu olgular ve aralarındaki ilişkiler üzerine yüksek derecede özgün metaforlar üreterek onları kişiselleştiriyor ve izleyiciyi açık ve çok yönlü bir okumaya davet ediyor. 

  • 2015, RESPIRO Biennale de Venise, Pavillon de la Turquie a
  • 2015, RESPIRO Biennale de Venise, Pavillon de la Turquie b
  • 2015, Sarkis With Paradjanov
  • 2015, Mon Atelier 19380
  • 2016, Les révélations de Sarkis l’effaceur
  • 2014, LES PÔLES DES AIMANTS
  • 2013-2014, The Red Queen
  • 2012, Trésor de Mémoire
  • 2012, Passages croisés en or
  • 2012, Ballads

2012, Ballads

Sarkis, resimle ilk ilişkisinin meşhur Sarı Kasap olan babasının etlerini sararken bir mecmuada gördüğü Munch’un Çığlık resminin fotoğrafıyla başlamasını, Akademi yıllarını, Paris’e gidişini, 1986’da İstanbul’da gerçekleştirdiği "Çaylak Sokak" sergisini, "Izdırap Hazinesi" kavramını, çalışma disiplinini, biriktirme ve sürekli yaşatma tutkusunu; devamlı yenilenen yerleştirmeleri, yıllardır biriktirdiği ve yaşattığı nesneleri, vitrayları ve neonlarla donattığı sergileriyle karşıtlıklar ve dönüşümlerle dolu bir atmosferde bizlere sunuyor. Sergilerini kurarken hem kendi belleğini destekleyen hem de alışılmışın dışında kendi belleği olan objeleri bir araya getirerek majör cümleler kuruyor. Zamana ve onun içinde dönüşerek varolmaya karşı yüksek bir hassasiyet besleyen Sarkis tıpkı arkeolojik bir kazı yapar gibi tüm belleğini ve yerleştirmelerinin ruhunu bir araya getiriyor ve her defasında izleyici üzerinde doyurucu bir etki bırakarak kendi çok özel anılarıyla bağlantılı olan belleğini imgeleştiriyor. 

Sarkis’in yapıtları son derece güncel ama aynı zamanda sanat ve kültür tarihinden referansları da barındırıyor. Bence Sarkis yapıtlarının izleyicisine nüfuz etmesi için, insanoğlunun varoluşsal bir özelliğini kopyalıyor. Beyni bir mıknatıs gibi düşünürsek eğer bir bireyin doğumundan varolduğu ana dek biriktirdiği ve yüklendiği enformasyonun toplamı sonucu karar alma, değerlendirme, düşünme ve davranma eylemleri, günlük bağlamda, anlık ve istemsiz olarak açığa çıkıyor diyebiliriz. Sarkis yapıtlarını üretirken, insan yapısının bilinçsiz/istemsiz/kendiliğinden olan bu özelliğini; tam tersine, bilinçli ve istemli olarak ele alıyor ve ortaya çıkardığı eser/kalıt bir nevi insanlık tarihinin izlerini taşıyor. Netice itibarıyla Sarkis üretimini gerçekleştirdiği eserin hem varolan bilincine artı bir referans katmış oluyor hem de izleyici kendi ve ortak toplumsal belleğin/enformasyonun süzgeciyle okumasını yapıyor. Bu, bir anlamda yapıta bakan kişinin sahip olduğu birikimin deşifrasyonuyla sorgulamaya başlaması anlamına geliyor çünkü karşısında durduğu eser, varoluşunun taşıdığı bir özelliğin şifrelerini kırarak onu kendine dahil ediyor.

  • 1970, Mekkano + Goudron
  • 1975, BLACKOUT 8
  • 1979, CRISE
  • 1979, DER BLACKOUT IST VOLLER SCHWARZER
  • 2017 Mirror 
  • 2017 Mirror 
  • 2017 Mirror 
  • 1989, II Biennale d’Istanbul
  • 1993, Ouverture
  • 1995, Das Licht des Blitzes, Der Lärm des Donners

İlk bakışta mesafeli görünen işleri aslında her insanın kendi geçmişine baktığında çocukluğuna duyduğu özlem ve buruk bir mutluluk hissini taşıyor gibi. Bir katmanlılık hali olarak bellek ve değer kavramının ön plana çıktığını görüyoruz. Sarkis’in sergilerinde bizleri oluşturan deneyim, anı ve geleneklere verilen önem; ışık, ses, renk, nefes ve ritimle objelerde günümüze taşınıyor. Engellemeler, baskılar, umutsuzluk ve mutsuzlukların üzerine gidip onları tersine çevirmek, bir nevi Sarkis’in üretiminde yola çıktığı parolası gibi. Değerleri korumak ve kültürüne sahip çıkmak günümüzde unutulan bir kavrama dönüşmeye başlamışken Sarkis insanlığın arşivini tutuyor. Onun işleri tıpkı NASA'nın bir gün gelişmiş bir uygarlık tarafından keşfedilip sırf burada biz de vardık diyebilmek umuduyla kim olduğumuza, neler hissettiğimize ve yaptığımız müziklere dair 1977 yılında uzaya fırlatılmış olan dünya ve insanlık tarihine dair kodlamaları içeren Voyager Altın Plakları gibi... (The sounds of earth)

Sarkis’in atölyesinin insanlık tarihinin izlerini taşıyan bir müze gibi olduğunu biliyoruz fakat aynı zamanda müzenin korumacı, sabitleyici ve pasifize eden etkisini reddeden yaşayan canlı bir organizma gibi olduğunu da görüyoruz. Sergileri de bu canlı organizmanın uzantıları gibi adeta. Sanatçı sergilerini kurarken içinde bulunduğu mekânın koşullarına karşı büyük bir duyarlılık ve farkındalıkla yaklaşıyor; mekânın ışığı, tınısı, sıcaklığı hatta içinde bulunduğu kültür, yerleştirmelerini yorumlamasındaki önemli duraklar. Genelde salt yapıtların kendisinden ziyade onları diğer hangi eserlerle birlikte nasıl sunduğu, bir araya getirerek vurgulamak istediği düşünce, oluşturduğu anlam ve sergi alanının kendisini tıpkı bir sahneymişçesine dahil ederek yapay ya da doğal ışığın öncülüğünde ortaya çıkan teatral ve duygu yüklü mekân, serginin kendisini oluşturuyor. Mimarinin etkisini de ön plana çıkartmayı seven Sarkis, mekânlar ve seperasyonların birbirleriyle yatay ilişkisi, merdiven ve asansör gibi dikey sirkülasyon elemanlarını da gözeterek adeta kendi şehrini her defasında yeniden kurguluyor. Bir şehrin gündüzlerinin yanı sıra gece olunca kendine has bambaşka özellikler kazanıp başkalaşım geçirmesi gibi Sarkis’in sergileri de sergilendiği mekânın ziyaret saatleri dışında ışık veya ses kullanımı gibi unsurların iziyle yaşamaya devam ediyor. Yerleştirmelerini, seçtiği mekânların özelliklerine göre her defasında yeniden yorumlayarak onlara ömür katıyor ve aynı eserlerin üstlerine yeni anlamlar ekleyerek onları evrimleştiriyor. Sarkis’in yaşayan ve yaşlanmayan sanatı için kullandığı formülün onu insanlık tarihinin imgelemle ilgili olan kültür ve sanat alanında sonsuzluğa taşıyacağına dair hiçbir şüphe yok.

  • 1980, Réserves Sans Retour
  • 1983, Electra
  • 1985, Little Sparta & Kriegsschatz (Ian Hamilton Finlay – Sarkis)
  • 1988, Sous le soleil
  • 1989, Le Forgeron en masque de Sarkis en rouge et vert regarde l’Atelier de Antoine Wiertz
  • 1989, Les Magiciens de la Terre
  • 1989, Ma Chambre de la Rue Krutenau en Satellite et 103 Aquarelles
  • 1991, Paysage (brûlé)
  • 1995, L’arrivée des images et L’envolée d’Agra à Verdun
  • 1996, Vingt quatre ans après quelques secondes

1996, Vingt quatre ans après quelques secondes

Sarkis (d. 1938) eğitimini İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi’nde ta­mamladı, ilk sergisini ise 1960 yılında İstanbul Sanat Galerisi’nde açtı. Kariyeri boyunca farklı mecralarla çalışan Sarkis, 1960’ların sonundan beri yerleştirme sanatının bir ikonu haline geldi. Sanatçının eserleri, aralarında Centre Georges Pompidou, Paris; Guggenheim Müzesi, New York; Musée d’Art Moderne de la Ville de Paris, Paris; Kunst-und- Austellungshalle, Bonn; Louv­re Müzesi, Paris; Bode Müzesi, Berlin; Fondazione MAXXI, Roma ve Kunsthalle Düsseldorf’un bulunduğu birçok kurumda sergilendi. ''When Attitudes Become Form'', Kunsthalle Bern, 1969; documenta VI, documenta VII, Kassel, 1977, 1982; ile Sidney, Şangay, Sao Paulo, Moskova ve İstanbul Bienalleri Sarkis’in katıldığı önemli sergiler arasında yer almaktadır. Sarkis’in son dö­nem kişisel sergileri ve grup sergileri arasında, ''Sarkis avec Paradjanov'', Villa Empain – Fondation Boghossian, Brüksel, 2016; ''Il Grido'', Galerie Nathalie Obadia, Brüksel, 2016; ''Istanbul. Passion, Joy, Fury'', Fondazione MAXXI, Roma, 2015; Tuzlu Su, 14. İstanbul Bienali, 2015; ''Respiro'', 56. Venedik Bienali Türkiye Pavyonu, 2015; ''Armenity'', 56. Venedik Bienali Ermenistan Pavyonu grup sergisi, 2015; ''Sarkis – Cage/Ryoanji'' Interpretation, ARTER, Istanbul, 2013; ''Ballads'', Boijmans van Beuningen Müzesi, Roterdam, 2012 sayılabilir. Sanatçı, 1986’da Maçka Sanat Galerisinde ''Çaylak Sokak'' sergisini yapmıştır. Sarkis’in işleri pek çok müze ve özel koleksiyonda yer almaktadır.

*Ayna, Dirimart, 2017 sergi kataloğu                 
* Site, İstanbul Modern, 2009 sergi kataloğu 
* Bellek ve Sonsuz, Sarkis Külliyatı Üzerine, 2017            
* http://www.sarkis.fr/

0
2220
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle