26 EKİM, PAZARTESİ, 2026

Kişisel Tarihin Nasıl Saklandığı, Dönüştüğü ve Hatırlandığı Üzerine

Dilara Altınkepçe Arslan ile kişisel arşiv, hafıza ve unutma kavramları etrafında şekillenen yeni sergisi “Env. No. 26.004.511” üzerine sohbet ettik.

title_image

“Env. No. 26.004.511” 22 Ekim–20 Aralık 2026 tarihleri arasında Nelumbo Studios’ta izleyiciyle buluşuyor. Nil Nuhoğlu küratörlüğünde gerçekleşen sergi, sanatçı Dilara Altınkepçe Arslan’ın biriktirme pratiğini bir tür kazı ve arşivleme süreci olarak ele alırken, kişisel tarihin nasıl saklandığı, dönüştüğü ve yeniden hatırlandığı üzerine bir araştırma alanı kuruyor.

“Env. No. 26.004.511” sergisi nasıl ortaya çıktı ve oluştu?

Başlangıçta bu sergi, içinde bulunduğumuz dönemde topluma sirayet etmiş kanıksama, unutma (hatta hiç aklında tutmama), boşvermişlik gibi durumlar etrafında filizlendi. Üzerine bir süre çalıştık ve sonrasında fark ettim ki çevremde beni rahatsız eden bu durumlar aslında benim hayatımda da söz konusu. Sonrasında unutmayın, önemseyin diye çevreye nutuk atmak yerine sorumluluk alıp önce kendimde bu durumları masaya yatırmam gerektiğini fark ettim. Böylelikle sergi bireysel bir anlatıya dönüştü.

Sergi hangi düşünsel altyapı üzerine şekilleniyor?

Gerçekçilik serginin ana çatısını oluşturuyor ancak analitik bir gerçekçilikten ziyade tıpkı yaşam gibi biriken, akışkan ve iyi-kötü arasındaki o geniş yelpazeyi tamamıyla kabul eden bir doğallık olarak ifade etmem daha iyi olur.

Sergi adını nereden alıyor?

Serginin ismi müze gibi kamu kurumlarının arşivlerinde kullandığı envanter numaralarından geliyor. Sergi hazırlık dönemimde öncelikle kimle muhatap olduğumu bilmem için bugüne kadar birikmiş tüm fotoğraf, nesne, sözlü hikâye gibi unsurları toplayıp sonrasında hatırladığım anıların duygularını ve bu duyguların dürüstlüğünü yeniden sorguladım. Bu süreç neredeyse bir kazı çalışması gibi oldukça sistemli ilerledi. Bir süre sonra bu araştırma ve biriktirme süreci, serginin biçimsel yapısına dönüştü ve sergiyi müze konseptinde kurguladık. Envanter numaralarındaki sayıların ilk bölümü envantere giriş yılını, ikinci bölümü koleksiyon numarasını, üçüncü bölümü ise nesnenin numarasını belirtiyor. Bu sebepten serginin adı aslına uygun bir biçimde Env.No.26.004.511 oldu.

Sergi kapsamındaki üretim pratiklerin neler? 

Sergide ana malzeme olarak yine ham pamuk kumaş üzerine iplik kullandım. Ancak bu sefer bugüne kadar ürettiğim kumaş üzerine nakış işlerim ve enstalasyonlarımda kullandığım diğer teknikler ile metal işçiliği dahil pek çok pratiği birleştirdiğim yeni bir işim var. Ayrıca yine bu sergide ilk defa hareket etkileşimli bir ses enstalasyonum bulunuyor.

Bu sergide hangi işlerini göreceğiz?

Serginin girişinde hareket etkileşimli bir ses enstalasyonu var. İlk bölümde sizi bir fotoğraf duvarı karşılayacak. Yaşamıma ait fotoğrafların kompozisyonlarını uzun zamandır üzerinde çalıştığım petrogliflerle yeniden kurgulayıp bir anlatı akışı oluşturmaya çalıştım. İkinci bölümde “Dilara’nın Defteri” adında bir not defteriyle karşılaşacaksınız. Serginin üçüncü bölümünde bir arada yaşamak üzerine daha önce üretmiş olduğum serilerden yeni işler bulunuyor. Bu işler muhtemelen sergide tanıdık gelecek tek kısım olabilir. Son bölümde ise “manyak” adı verilen bir giysi türüyle karşılaşacaksınız. Ayrıca serginin sonunda konsepte dahil olarak bir müzeshop bulunuyor.

Bu seçki özelinde daha önce görmediğimiz bir yönün, üretim şeklin karşımıza çıkıyor mu?

Üretimlerimde uzunca bir süre katmanlı ve görece örtük anlatımlar vardı. Bu sergide ise biraz daha açık iletişim kuruyorum diyebilirim. Ayrıca ilk defa yaşam ve toplum gibi geniş kavramlar yerine kendimi özne olarak kullandığım bir üretim biçimi deneyimledim. Daha önce görmediğiniz bir yön henüz oluştu mu bilmiyorum ama bu sergi birey olarak kendimi ve buna doğrudan bağlantılı olan yaşamı ve toplumu başka yönlerden görmemi sağladı, bu yüzden de evet yeni bir yön başladı diyebilirim.

  1. 1
  2. 2
  3. 3

“Env. No. 26.004.511” ile izleyiciye geçirmek istediğin ne?

Her ne kadar değişmiş gibi görünse de bu serginin konusu halen çıkış noktam ile aynı; topluma sirayet etmiş kanıksama, boşverme, unutma gibi kavramlar. “Env. No. 26.004.511”de izleyiciye her şeyden önce dönüp kendimize bakmak, belki biraz kazmak ve anıları gerçekçi bir biçimde yeniden dosyalamak gibi pratiklerin bu kavramların çözümü olabileceğini öneriyorum. Bu öneri, içinde sonradan insani olarak adlandırılan bazı huyları bir kenara koyup en nötr ve doğal halin kabulüyle yaşamına yeniden dönüp bakmayı barındırıyor.

Geldanlage